Tarihte Bu Ay - Temmuz 2017

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Temmuz ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Başbağlar Katliamı (5 Temmuz 1993)

Mürtet Selman Rüştinin yazdığı, Müslümanların kutsalına hakaret olan kitabına karşı, dünyadaki bütün Müslümanlardan gelen tepkilerden dolayı, ortam kitleler açısından çok gergindi. Tepkileri görmezlikten gelen ve ateist olan Aziz Nesin, Selman Rüştinin bu kitabını tercüme ederek Aydınlık gazetesinde yayınlamayı denedi. Birçok yerde Müslümanlar sokaklara akın etti. Tepkilerini gösterdiler. Türkiye`de o günlerde gündemi oluşturmak, yönlendirmek, biri diğeri ile flört halinde olan içerdeki ve dışarıdaki kirli şebekelerin elbirliği ile oluyordu. Aziz Nesin`e karşı bu tepkiler henüz sıcaklığını koruyorken, Sivas`ta dönemin valisi birçok yazar-çizerle beraber, Aziz Nesini de Pir Sultan Abdal şenlikleri kapsamında Sivas`a davet etti. Müslüman halk sokağa indi ve etkinliğin yapılacağı madımak otelinin etrafını sardı. Olayların asıl organizatörleri olan kirli şebekeler ateşi daha da alevlendirdi. Neticede otel ateşe verildi ikisi otel çalışanı, biri göstericilerden olmak üzere otuz altı kişi hayatını kaybetti. Halkları kendilerine göre dizayn etmeye çalışan içerideki ve dışarıdaki kirli şebekelerin kafalarındaki senaryo henüz bitmemişti. Çünkü rant sağlayacakları kaosun devamı için burada öldürülenlerin intikamı gerekiyordu. Bunun için mütedeyyin bilinen bazı insanlar katledilmeliydi. En uygun yer olarak da, Başbağlar köyünü seçtiler. Tetikçilik için ihaleyi PKK çetelerine verdiler. Akşam ezanı henüz bitmemişti ki köy basıldı ve imam esir alınarak ezan susturuldu. Bütün Köylüleri meydanda topladılar. Bir buçuk saate yakın örgüt propagandası yaptılar. Tıpkı darbecilerin adalet anlayışı gibi hani bir sağcıyı idam ederlerken akabinde bir solcuyu idam ederek maksat adaleti sağlıyorlardı ya bunlar da Sivas`ta öldürülen otuz üç kişiye karşılık otuz üç kişiyi kurşuna dizdiler. O gece Başbağlar karalar bağladı, kan ağladı şehadet müjdesiyle rabbine rücu` etti. Tıpkı mazlum Susa gibi.

Irak`ta Türk Askerinin Başına Çuval Geçirildi (6 Temmuz 2003)

ABD ve aveneleri Irak`ı işgal edince birçok ülke bu işgalden nemalanmak için burada karargâh kurdu. Türkiye de Irak`ta yerleşik Türkmenleri idare etmek ve durumdan vazife çıkarmak için Süleymaniye`deki Türk Konsolosluğunda adeta askeri bir karargâh kurmuştu. Büyük şeytan ABD bunu görmüyor değildi, hatta bu durumu onaylıyordu. ABD, Türkiye`den Adana İncirlik Hava Üssü`nün savaş uçaklarına açılmasını istedi. TBMM tarafından bu teklif reddedilince ABD kaşlarını çattı ve bu redde sevinmediğini ilan etti. ABD askerleri Süleymaniye`de kurulmuş olan Türk devleti karargâhına operasyon düzenlediler. Aralarında biri binbaşı olmak üzere 11 askerin başına çuval geçirerek esir aldılar. Olay kasıtlı olarak Cuma günü gerçekleştirildi ve Pazartesiye kadar hiçbir işlem yapılamadı.

Terör Şebekesi Filistin`e saldırdı (7 Temmuz 2014)

HAMAS liderlerine suikast düzenlemek, Gazze şeridinde hayatı felç etmek, Filistin direnişinin askeri alt yapısını bitirmek için terör şebekesi İsrail saldırı başlattı. Halkı korkutmak için havadan broşürler atıldı.

Bosna`da Sırpların Srebrenica Katliamı (11 TEMMUZ 1995)

1995 yılında 11 ve 22 Temmuz tarihleri arasında Sırp Cumhuriyet Ordusu ve paramiliter Akrep birlikleri tarafından gerçekleştirilen katliamda 8 bin 373 Müslüman öldürüldü. Henüz 2012 yılında toplu mezarlarda bulunan katliam kurbanlarından 6 bin 838 tanesinin kimliği tespit edilebildi. 2013 yılının Temmuz ayında 6 bin 66 kurbanın cenazesi Potocari mezarlığında defnedildi. 9 Temmuz 2015`te Avrupa Parlamentosu (AP) ve ABD Kongresi Srebrenitsa Katliamı`nı soykırım olarak tanıdı.

6 Temmuz 1995`te Sırplar kasabayı ele geçirmek için ‘Krivaya 95` operasyonunu başlattı. Sırplar, BM Barış Gücü`ndeki Hollanda askerlerinin gözetleme mevzilerine saldırdı ve 30 kadar Hollanda askerini rehin aldı. Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa`ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında Müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, sorumlu Hollandalı komutan Thom Karremans tarafından reddedildi. Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna`daki BM Barış Gücü`nün Hollandalı generalinden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Esir alınan BM askerlerine karşılık olarak bölgede Müslümanların bulunduğu mülteci kampındakiler Mladiç`e teslim edildi. Daha sonra ortaya çıkan bir video kasetinde Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri yer alacaktı. Hollanda askerleri geri çekildikten sonra Sırplar, 11 Temmuz`da kasabaya girdi ve katliama başladı. Kasabadaki mülteciler içindeki çocuklar dahil tüm erkekler öldürüldü. Sonradan tanınmamaları için öldürülenlerin cesetleri yakıldı. Katliamın komutanlarından biri olan Ratko Mladiç 2011`de yakalanmasından bu yana Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi`nde yargılanıyor. Sırbistan Cumhuriyeti eski cumhurbaşkanı Radovan Karadziç ise 24 Mart 2016`da ‘Srebrenitsa`da soykırım işlemek`, ‘savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar`dan suçlu bulundu ve 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Hizbullah ve Terör Şebekesi Savaşı (12 Temmuz 2006)

Terör şebekesi, sessizliğin hâkim olduğu bir anda Gazze`ye saldırdı ve aynı aileden sekiz kişiyi şehit etmekle beraber etrafa tehditler savurdu. Bu tehditlerin muhataplarının başında Lübnan Hizbullah`ı yer alıyordu. Hizbullah, kudurmuş olan terör şebekesinden erken davrandı ve 12 Temmuz 2006`da terör yuvasına operasyon düzenledi. Hizbullah, bu operasyonda iki terör militanını esir alıp sekizini öldürerek etkisiz hale getirince savaş patlak verdi. Bir anda bölgeyi şiddetli bir savaş ateşi sardı. Savaş uzadıkça terör yuvası yenilgiyi tadıyordu. Bunun üzerine terör yuvası ateşkesi kabul etti. Yaptığı saldırılara son verdi. Bu savaş, otuz üç gün devam etti. Bu savaşta terör şebekesi israil`in 160 askeri etkisiz hale getirildi, 4119 sivil ve 450 askeri yaralandı. 330 bin Yahudi işgal topraklarından çıkmak zorunda kaldı. Bir uçak ve dört helikopter düşürüldü. Savaştaki yenilgiyi kabul eden terörün askeri elebaşı istifa etmek zorunda kaldı. Daha sonra esir olan askerlerin cesetleri, israil zindanlarında olan esir Müslümanlarla takas edilerek israil`e iade edildi.

Zilan Katliamı (13 Temmuz 1930)

Yaşadıkları coğrafyanın asli toplumu olan Kürtler, Osmanlının yıkılışı ile beraber İslam`a ve Müslümanlara yapılan saldırılara karşı cepheden cepheye koşmuştur. Bütün Müslümanlarda olduğu gibi beraberlik ve birliktelikleri ırk kardeşliğine değil, İslam kardeşliğine dayanıyordu. Gerek birinci Dünya savaşı ve gerekse önceki haçlılara karşı yapılan bütün savaşlarda şehit olan askerlerin birçoğunun memleketleri farklıdır. Ne zaman ki laik cumhuriyet kuruldu, hemen akabinde ırkçı faşizan faaliyetler başladı. Bundan sonra namlular Kürt halkının üzerine dönmeye başladı. Örf ve adetleri yok sayıldı. Asimile edilmeye çalışıldı. Irkları ve milliyetleri inkâr edildi. Ve daha neler…..

Bu baskılara karşı Ağrı`da bir direniş başladı. Zaten imha ve sindirme için bir bahane arayan Kemalist Sistemin Ordusu, büyük çapta bir askeri harekât başlattı. Uçaklarla Ağrı ve çevresi, özelikle Zilan Deresi bombalandı. Çocuk ihtiyar, kadın, genç demeden kimi yakaladılarsa öldürdüler. Kırk dört köy ateşe verildi. Hayvanları ahırlarında telef ettiler. Yakaladıkları insanları Zilan Deresine topladılar. Kısa mesafeden ateş edilerek hepsi katledildi. Sadece Zilan Katliamında, resmi belgelere göre on beş bin insan katledildi. Katledilen cesetler kurda kuşa yem edildi. Genelkurmay başkanlığı talimat verdi.” Ayaklanmaya katılan bütün köyler bombalanacak ve yakılacaktır” dendi.

FETO Askeri Darbe Girişimi (15 Temmuz 2016)

Türkiye`de, Yatsı namazından hemen sonra, yıllardır devletin ve uluslararası güçlerin destek ve imkânları ile beslenen FETÖ Askeri Darbesi ile karşı kaşıya kaldı. Tayip Erdoğan`ın kayıp olduğu havası estirilmeye çalışıldı. Zaman ilerledikçe girişimin tehlike ve sarsıntıları görülmeye başlandı. Erdoğan, telefondan canlı yayına bağlanıp halkı meydanlara çağırdı. Yıllardır bu gurubun elinden çeken ve Fetullah Güleni en iyi tanıyan Hüda Par, tehlikenin boyutlarını tahmin ederek, kendi çevresini direnişe çağırdı. Halk bir anda sokaklara döküldü. Yavaş yavaş darbeciler teslim alınmaya başlandı. Darbe engellendi. Yıllardır halka kan kusturan elebaşları bir bir yakalandı. Darbe 240 can aldı.1535 kişi yaralandı.

Adeviye`de Katliam (27 Temmuz 2013)

Seçim ile başa gelen Mursi iktidarını askeri darbeye karşı korumaya çalışan halk Adeviye meydanında bir araya geldi. Batılı müsteşriklerin desteğini arkasına alan askeri cunta tüm dünyanın gözleri önünde kameralara karşı canlı yayında halka ateş açtı. Birkaç saat içerisinde yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Beş bine yakın kişi yaralandı. Göstericiler canlı canlı ateşe verildi. Daha sonraki yıllarda, halkın vekilleri ve halkın seçtikleri idam cezasına çarptırıldılar.

İstanbul`da Sivillere Vahşi Saldırı (29 Temmuz 2008)

İstanbul Güngören`de araç trafiğine kapalı cadde üzerinde çöp kutularına yerleştirilen parça tesirli 2 bombanın 10 dakika arayla patlatılması sonucu 17 kişi öldü, 154 kişi de yaralandı. Patlamadan sonra çevreye dağılan kopmuş insan parçaları ve yaralıların çığlıkları olay yerini savaş alanına dönüştürdü. Dikat çekici olan taraf olayın gerçekleştiği sokağın isminin olaydan sonra çok gündem edilmesiydi. “Adnan Menderes çıkmazı” bununla adeta Tayyip Erdoğan`a mesaj veriliyordu.

Mehmet Şakir Direkçi / İnzar Dergisi – Temmuz 2017 (154. Sayı)
 


 
28-07-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.