Tarihte Bu Ay - Nisan 2017

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Nisan ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
YGS` de Şifreleme İle Yolsuzluk İddiaları (3 Nisan 2011)

Mart ayında bir milyon yedi yüz öğrenci YGS sınavına girdi. Daha sonra devletin kurumlarındaki kirli ellerin şifreleme yöntemiyle kendilerine yakın öğrencileri kazandırtacakları bir şifreleme yöntemi tespit edildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, ÖSYM Başkanı Ali Demir açıklamalar yaparak yaptıkları araştırmalarla tatmin olduklarını ve böyle bir yolsuzluğun olmadığını ve bu yönde her hangi bir şüphenin kalmadığını açıkladılar. Ama yıllar sonra şüphelerin kalkmadığı ortaya çıktı.

Irak`ta Kanlı Bir Gün (04 Nisan 2010)

Irak`ı işgal eden küfür şebekeleri, Müslümanları birbirine kırdırmak için, necis planlarını devreye koydular. O pis hedeflerinden biri de Müslümanlar arasında mezhep çatışması çıkarmaktı. Bu kirli tezgâh Irak`ta birçok cana mal oldu. 04 Nisan 2010 günü Irak`ta bir Sünni köyünü basan silahlı kişiler üç evden yirmi beş kişiyi öldürdüler. Bu cinayet Şiilerin adına hep gündemde tutuldu. Akabinde sanki yapılan katliamın intikamı alınıyormuş gibi bir hava içinde, 24 Nisan 2010`da Bağdat`ta Şii Müslümanların yoğunlukta olduğu alanlar hedef alınarak bombalar patlatıldı. Neticesinde 67 kişi öldü. 121 kişi yaralandı.

Kardeş kavgasının kazananı olmaz. Bu çatışmalara asıl sevinen Müslümanların malını talan ve yurtlarını işgal eden küfür şebekeleridir. Zira bu kardeşlerin binlerce ittihat ettikleri nokta olmakla beraber, çatışmalara sevinen ve tezgâhlayan küfür cenahıyla hiçbir ittifak noktası yoktur.

Medeniyetler İttifakı Toplantısı (6 Nisan 2009)

Dinler arası diyalogun diğer ayağı olan medeniyetler ittifakının toplantısı İstanbul`da yapıldı. Söz konusu toplantıya kısa bir süre önce Peygambere hakaret karikatürü ile İslam dünyasının tepkisini çeken Danimarka`nın başbakanı da katıldı. Bu kirli toplantı ve diyaloglar neticesinde Antalya, Hatay ve Mardin gibi illerde dinler arası diyalog bahçeleri kuruldu. Bu bahçelerde Camii, Kilise, Havra yan yana yapıldı. Yağışlı havalarda Cuma namazına gelen Müslümanlar, camide yer olmadığı ve havalar yağışlı olduğu gerekçesi ile Kilisede namaz kılmaya yönlendirildi. Ardından müftülerin yumuşak açıklamaları ve fitne fesat medyasının yaldızlı cümleleri aldı başını gitti.

Dicle Üniversitesinde BDP Hırçınlığı (10 Nisan 2013)

Diyarbakır`da Bilge Gençlik Kulübü, Rektörlükten izin alarak Dicle Üniversitesinde İlahiyatçı Yazar Mehmet Göktaş hocanın da davetli olduğu bir Kutlu Doğum programı düzenledi.” Bizden izin almadan program yapamazsınız” diyen BDP, gençlerinin eline taş sopa ve satır vererek sağa dola saldırttı. Programı sabote etmek için ellerinden geleni yapmaktan geri durmadı. Kutlu Doğum programı tasarlandığı gibi yapıldı. BDP programı engellemekten aciz kalınca, araya devlet girdi. Devletin saldıran tarafları sorgulaması gerekirken, olayla alakalı olarak Bilge Gençlik Kulübü üyeleri hakkında yargı süreci başlattı. Saldıran taraf BDP, saldırılan taraf Bilge Gençlik Kulübü… Serbest kalan BDP yandaşları, ceza alan bilge Gençlik Kulübü… Herhalde çözüm süreci çözümsüz olmasın diyedir.

Hizbullah`ın Nusaybin Dosyasına Ceza (22 Nisan 2005)

İslami faaliyetlerde bulunmak, laikliği yıkıp, yerine Şeriat düzenini kurmak suçlaması ile 10 yıl yargılanan 22 Nusaybinli Müslüman`ın yargılandığı dosya inceleme bitmeden sonuçlandı. Mahkeme heyeti on yıl tutuklu yargıladığı şahısların, mahkeme tutanaklarının önemli bir kısmını okumadan onayladı. Çünkü eğer mahkeme günü saat 24 00`ü geçseydi, uzun tutukluluk süresinden tutuklular tahliye olacaktı.

Söz konusu olan mahkeme heyetindeki birçok hâkim ve savcı, bu gün yargıda terör örgütü kurma ve terör örgütüne üye olma şüphesi ile tutuklu.

Verilen kararla, Kaan Aktaş, Mehmet Salih Aslan, Abdurrahim Haşimi Güneş, Hayrettin Demir, Abdurrahman Orhan, Şeyhmus Uğur, Sait Özbey, Adnan Aktaş, Mehmet Kadri Can, İbrahim Güler, Mehmet Şerif Bayındır, Zeki Şinegu, Selami Sevim, Mehmet Ziya Gümüş, Hayrettin Şayık, Selman Dil, Ömer Saruhan, Mehmet Mansur Demir, Mehmet Beşir Demir, Mahmut Avcı ve Asım Şinegu`ya Müebbete çevrilen İdam cezası verildi. Tutuklulardan beşi suçun isnat edildiği tarihte küçük oldukları için daha önce dosyaları tefrik edilerek çocuk mahkemesine gönderilmişti.

Enfal Katliamı Son buldu (23 Nisan 1989)

İran-Irak kardeş savaşından geri duran Kürtler, savaşın bitiminde, katliamlarla yüz yüze kaldı. Savaştan hemen sonra tam yetki ile yetkilendirilen Saddam`ın yeğeni Ali Hasan Mecit 29 Mart 1987 den 23 Nisan 1988`e kadar Kürtlere yönelik bomba ve kimyasalla saldırı düzenledi. Bu saldırılarda yüz binlerce Kürt katledildi. Dünya müstekbirleri olayları Irak`ın iç meselesi diyerek geçiştirdi.

Sadullah Polat Ve Maşallah Yavuzun Şahadeti (23 Nisan 1993)

Küfür barbarlıktır. Küfrün çeteleri satanist ruhludurlar. Küfrün çeteleri yarasa karakterli, utanmaz ruhludurlar. Sadullah henüz yirmi yaşlarında ve henüz altı aylık evliydi. Helal kazanç için ekinini biçmek için tarlaya gitmişti. Aynı traktörde gül yüzlü bir başka can daha vardı: Maşallah Yavuz… O henüz on dört yaşındaydı. Yaşıtları belki de o zamanlar parklarda oyun oynuyordu. O ise tarlaya çalışmaya gitmişti. Mürtet çeteler sanki aşılması çok güç bir cepheymiş gibi uzun uzadıya pusu planları düşündüler, tartıştılar. Kalleş mi kalleş, arlanmaz mı arlanmaz kararlar verdiler. Kararda bu iki canın infazı vardı. Neden mi? Müminlerin safında oldukları için. Ve kalleşler uzun namlulu silahlarla tarlanın etrafını sarıp bu iki güzel genci taradılar. İki can yere yığıldı. Adeta Kürdistan`ın halini, mazlumiyetleri ile yere kapanarak, yani şahadet secdesine vararak Rabbe arz ettiler.

Selahaddin-i Eyyubi`nin Torunları, Peygamber Sevgisi İçin Meydanlara Aktılar (24 Nisan 2010)

Peygamber sevdalıları Platformu öncülüğünde düzenlenen Kutlu Doğum etkinliklerine yoğun bir şekilde ilgi gösteren çevre il ve ilçelerdeki halk Diyarbakır istasyon meydanına akın etti. Bu etkinlikler bir bayram havası içinde sevgi seli gibi diğer kardeş illerin de meydanlarına aktı. Batman, Bingöl Siirt, Van, Urfa ve diğer birçok il ve ilçe aynı şekilde meydanları salâvat ve tekbirlerle doldurdu. Meydanları dolduran kalabalıklar Diyarbakır`ın arkasında kıyam ederek, peygamber sevgisine adeta selam durdu. Yüz binlerin bu şekilde peygamber sevgisi için meydanlara akması dünyada bir ilkti.

TSK Gece Yarısı Muhtıra Yayınladı (27 Nisan 2007)

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, gelmiş bütün hükümetler TSK`nin yan bakışlarına hedef olmamak için attıkları adımlarına çok dikkat etmek zorundaydılar. Hükümetler, belki iktidar oluyorlardı ama muktedir olamıyorlardı. Bu sefer muhafazakâr söylemleri ile ön plana çıkan AK Parti iktidar olmuştu. TSK, AK Parti`den rahatsızlığını, zamansız yaptığı açıklamalarla dile getiriyordu. Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti, eşi başörtülü olan Abdullah Gül`ü aday gösterince ve bunda ısrar edince ipler tamamen koptu. Buna mukabil TSK, halkın düzenlediği Kutlu Doğum etkinliklerinden kestiği birkaç kare, kopardığı gazete küpürlerinden, çektiği Kuran Kursu fotoğraflarından bir dosya oluşturup, “laiklik çok yakın bir tehlike ile karşı karşıyadır” yaygarası kopardı. Buna mukabil özelde hükümete, genelde bütün Müslümanlara gözdağı olacak bir muhtıra yayınladı. Muhtırada özellikle sayılan tehlikelere karşı TSK`nın üzerine düşeni yapmaktan çekinmeyeceği dile getiriliyordu. Bu bildiri tarihte “E-Muhtıra” veya “27 Nisan Muhtırası” olarak yerini aldı.

İslami Camialara Operasyon (28 Nisan 2009)

Devletin bütün kurumlarına yerleşen FETÖ mensupları kendilerine bağlı olmayan bütün İslami camiaları tasfiye etme operasyonlarına hız verdiler. Daha önce kumpaslarla sürdürdükleri bu operasyonları artık delillere ihtiyaç duymaksızın sürdürmeye başladılar. Bu kapsamda, Hizbullah, Vasat ve Kaplancı Müslümanlara yönelik on dört ilde operasyon yapıldı. Şantajcı ve montajcı zihniyet, Müslümanları kirli söylemler ve montaj delillerle, farklı ve asılsız isnatlarla suçlamak için bütün imkânlarını seferber etti. Malatya, Elazığ, Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Bingöl, Gaziantep, Adıyaman, Adana, Adıyaman, Maraş, Urfa ve Osmaniye`de yapılan eş zamanlı operasyonlarda, 154 kişi gözaltına alındı.

Rüstem Şayık`ın Şahadeti (30 Nisan 1992)

Henüz on yedi yaşındaydı. İstanbul`a gitmişti. Ama bölge kaynıyordu. Kaynayan kazanın içinde kavrulan, ehli imandı. Üretilen mürtet örgüt, Müslümanlara karşı amansız bir saldırı furyası başlatmıştı. Haklı bir savunma refleksine giren Müslümanların şahadet kervanı yola çıkmıştı. Bu mücadelenin aktif kahramanlarından olan baba şehit Hacı Musa Şayık, İstanbul`da olan oğluna telefon açar. Şahadet için bölgeye gelmesini ister. Rüstem bölgeye gelir. Mürtet örgüt Müslümanların evine roket ve kaleşnikovlarla saldırıyordu. Rüstem amcasının evindeydi. Sokakta gördüğü şüpheli iki kişiye yaklaştı. Bu kişiler samimi davranır ve Rüstem`e “dayı bizi tanımadın mı? Biz akrabayız” diye seslenirler. Rüstem şüpheli hareketlerini görünce, buralarda bulunuş sebebini sorup, geri dönmek için sırtını onlara dönünce, silahlarına sarılıp ateş ederler. On yedi yaşındaki taptaze bir gül, henüz baharındaki Rüstem, yere yığılır. Nusaybin`den, Diyarbakır Dicle üniversitesi hastanesine kaldırıldı. Burada Ruhunu rabbine teslim etti. Babasının bir dava arkadaşı şehidin kendilerine verilmesini istedi. Şehit Hacı Musa bunu kabul edince, Rüstem Diyarbakır Yeniköy mezarlığına defnedildi.

Mehmet Şakir Direkçi / İnzar Dergisi – Nisan 2017 (151. Sayı)



 
28-04-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.