Tarihte Bu Ay - Nisan 2015

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Nisan ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Salim Fidancı’nın Şahadeti (03 Nisan 1992)

Peygamberin (a.s) sahabesi, kendisiyle tanışır tanışmaz hiç zaman kaybetmeden gördükleri cennetin yolunu diğer insanlara götürmenin ve göstermenin telaşıyla hemen yola koyulurlardı ya… İşte o sahabe anlayışını yaşatanlardan biriydi Salim. Fakir bir ailenin çocuğu olarak doğan Salim’in okul okuma imkânı olmadı. Ama genç yaşında İslam cemaatiyle tanışan Salim, okumasını kendi imkânlarıyla öyle bir geliştirdi ki, bazen radyolara yayınlamak üzere mektuplar gönderirdi. Çobanlık yaparken kitap okudu, inşaatlarda ve farklı işlerde çalışırken kitap okudu. Okuduklarını gençlere tebliğ etti. Kısa zamanda köyün birçok genci etrafında toplandı.

Yılların ilerlemesiyle Kürdistan’daki İslami hareket kendini hissettirmeye başlayınca mürtet örgütün saldırıları başladı. İslami Cemaat kendi manevi şahsında izzeti İslam’ın müdafaasına girdi.

Diğer Müslümanlar gibi, Salim de bu karşı duruşta üzerine düşeni yapmaktan çekinmedi

Namazlarını genelde cemaatle camide kılardı. Mürtet örgütün gerçekleştirdiği suikastlar sonucu çok sevdiği dava arkadaşı Hacı Biçer Şehit edilince, Salim için hayatın anlamı farklılaştı ve çok üzülüyordu.

Tarihler 3 Nisan 1992’yi gösteriyordu. Ramazan ayıydı. Bölgenin her tarafından şahadet ve katliam haberleri gelmeye başlamıştı. Silvan da bu karışıklıktan nasibini almıştı. Salim mukabelesini okumuş, gittiği camiden dönüyordu. Onu yalnız gören bir grup Pkk’li taş, sopa ve bıçaklarla saldırmaya başladı. Karşılık vermeye çalıştıysa da nafile. Salim adeta barbarlar tarafından linç edilmeye çalışıldı. Çevredeki esnaflar tarafından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’a sevk edildi. Yolda ruhuna Allaha teslim etti.

Ekrem Uludağ’ın Şahadeti (04 Nisan 1994)

İslami cemaatin tebliği henüz küçük yaşlarda kendisine ulaştı. Elifbasını boynuna alarak camiye koştu. Namaz kılmaya baladı. Gün geçtikçe İslami bilgisi gelişti. Cemaat saflarında aktif olarak çalışmaya başladı. Diğer bütün Kürtler gibi Pkk’nin barbarlığından çekinen ailesi kendisi ile problem yaşamaya başladı. Evden ayrılmak zorunda kaldı. Henüz on beş yaşındaydı. Ondan yaşça büyük olan arkadaşları onun bu fedakârlıklarına hayrandı. Cemaat terbiyesi ile yaşamını şekillendiren Ekrem’den kimse rahatsız olmadı. Mürtetler bu güzel gence birkaç defa saldırı düzenledi ama her defasında Allah’ın yardımıyla zarar görmeden kurtuldu. Çok çalışkan bir öğrenci olan Ekrem, her dönem takdir aldı.

Henüz on beş yaşında olan bu güzel genci mürtetler şehit edemedi. Ama İslam cemaatinin çalışmalarını hazmedemeyen haset çeteleri, bu güzel genci silahlarla kurşun yağmuruna tuttular. Ekrem Ruhunu Rabbine teslim etti.

Sadullah ve Maşallah’ın Şahadeti (26 Nisan 1993)

Gözü dönmüş canilerin hedeflerinde kendileri gibi düşünmeyen herkes vardı. Bayan veya erkek, yaşlı veya çocuk olmanın hiçbir önemi Yoktu. Halkı korku ile sindirmek için her şeyi kendilerine meşru görüyorlardı.

Geçim derdinde olan fakir köylüler sabahleyin traktörün römorkuna binmiş tarlalarına gidiyorlardı. Mürtet örgüt pusu kurdu. Pusuya yaklaşan traktöre doğru kurşunlar yağmaya başlayınca, henüz on beş yaşında bir kız olan maşallah ve yeni evlenen Sadullah olay yerinde ruhlarını teslim ederlerken, traktörde bulunan üç kişi daha ağır yaralandı.

Camiden Çıkan Müslümanlar Gözaltına Alındı (30 Nisan 1999)

Hizbullah cemaatine karşı ülke genelinde başlatılan tutuklamalar kapsamında Elazığ’da Nurullahpaşa Camiinde yatsı namazından çıkan altı kişi Hizbullah mensubu olduğu gerekçesi ile yakalandı. Tutuklanan Kişiler işkencelerden geçirildikten sonra zindana atıldı.

Felluce Direnişi (Nisan 2004)

ABD kendi yetiştirdiği ve daha önce kendilerinden emir alarak birçok insanı katleden kullanım miadı dolan, Saddam Hüseyin’ i bahane ederek Irak’ı işgal etti. ABD’li askerlerin Irak’a girmesi, beraberinde can, mal ve namus talanını getirdi. Bu durumdan korunmak isteyen Irak’ın Felluce kenti, sivil bir yönetimle şehri korumaya başladı. Şehrin Güvenliği sağlandı. Bunu hazmedemeyen ABD conileri, Felluce şehrini havadan bombalamaya başladı. ABD conilerinin şehre girişini protesto eden sivil halkın üzerine ateş açıldı. Yüzlerce insan öldürüldü. Camiler bombalandı. Şehir hastaneleri bombalandı. Şehir adeta bir harabeye çevrildi. ABD’nin bütün ağır silah ve gücüne rağmen şehir düşmedi ve direnen halk teslim olmadı. Bundan sonra ikinci Felluce harekâtı başladı ki, adeta şehir karış karış havadan bombalandı. Toplu öldürücü fosforlu silahlar kullanıldı. Sonuç on binlerce katledilmiş, her yaştan insan ve harabeye dönmüş bir şehir. Dünya sadece gazete manşetlerinden ve ABD’nin cımbızladığı karelerlerle televizyon ekranlarından seyretti.

Cevher Dudayev’in Şahadeti (21 Nisan 1996)

Şehit Cevher, henüz Küçük yaşlarda 850 bin Çeçenle beraber Ruslar tarafından sürgüne gönderildi. Elverişsiz hava şartlarından bu sürgüne gönderilenlerin yarısından fazlası hayatını kaybetti. Kıtlık ve yoksulluk, hayatının bir parçasıydı Cevherin. Bu sürgün 13 yıl sonra, yani Stalin’in ölümüyle son buldu.

Okuldan sonra mühendis pilot olarak Rus ordusunda görev aldı. Kendisine gösterdiği başarılardan dolayı, 14 madalya verildi. Kafkasya’daki halk direnişleri başlayınca “ben halkımın üzerine bomba yağdırmam” diyerek, ordu tarafından verilen emri reddetti. Rus ordusundan ayrıldı. Memleketine gelip Çeçen direnişine katıldı. Kısa sürede en ön saflardaki yerini aldı. İslami ilmini geliştirdi.

En büyük başarılarından biri, farklı düşünen Çeçenleri aynı direniş saffında toparlamayı başardı. Çeçenler bağımsızlıklarını ilan ettiler. Dudayev ülkenin cumhurbaşkanı seçildi. 21 Nisan 1996’da Rusların ve kendisine istihbari bilgi sağlayan diğer emperyalist güçlerin kalleş bir suikastı sonucu şehit edildi.

Hac İbadeti İfası Sırasında İzdiham (09 Nisan 1998)

Mina’da şeytan taşlama sırasında yaşanan izdiham sonucu 107 hacı hakka ruhunu teslim etti. Başta birkaç yaşlı haccı düştü. Düşen hacıları gören yakındaki bazı hacılar da panikleyince izdiham meydana
geldi.

Müslümanlarla Mücadele Müfettişleri Göreve Başladı (02 Nisan1998)

MGK’a toplantısı sonucu bir dizi karar alınarak, Anasol-d hükümetine, uygulaması için talimat verildi. Hükümet verilen talimatları uygulamak için hemen işe başladı. Bu talimatların gereği olarak, çok sayıda müfettiş yurt geneline gönderildi. Müfettişlerin ana çalışma merkezi doğu ve güneydoğu seçildi. Sadece Diyarbakır’a yedi müfettiş gönderildi. Bunların görevi okullardaki, İslami konuşan kişileri tespit edip rapor etmekti. Bu kapsamda camiler Kur’an kursları ve birçok kurum kuruluş sıkı denetim altına alındı. Öyle ki birçok kişi artık korkarak namazını terk eder hale geldi. Bu kapsamda Diyarbakır valisi Nafız Çamlıbel medyaya şöyle konuşuyordu “cumhuriyetin ilkeleri sonuna kadar yaşatılmalıdır”

Diyarbakır’da Hizbullah’a Operasyon (01 Nisan 2000)

Diyarbakır Askeriyesi ve özel harekât timleri işbirliği ile çevre köylere Hizbullah cemaatinin seven ve mensuplarına yönelik büyük bir operasyon başlatıldı. İşkencelerden geçirilmek üzere 28 kişi gözaltına alındı. Yakalananlar üzerinde yapay suçlar dizilerek sansasyonel haber olarak medyaya servis edildi. Medya kıyametler koparırcasına manipüle haberleri çarşaf çarşaf verdi. İşin acı tarafı diğer Müslüman camialar da bu haberlerin velvelesinde kalarak Hizbullah’ı değerlendirmeye başladı.

Bitlis’te Hizbullah’a Operasyon (04 Nisan 2000)

Türkiye’nin her tarafında Hizbullah cemaatine karşı başlatılan kesintisiz operasyonlar kapsamında Bitlis’te de bir operasyon yapıldı. Operasyonda 13 kişi işkenceden geçirilmek ve yıllarca zindanda bırakılmak üzere gözaltına alındı. Suçlama için en ağır delil camilerde Kuran dersi vermek, Hz peygamberin hayatını anlatmaktı.

Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Nisan 2015 (127. Sayı)
 


 
21-04-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.