Tarihte Bu Ay - Mayıs 2017

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Mayıs ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Felluce Direnişi (1 Mayıs 2004)

Irak`ı işgal eden ABD, Felluce`ye bir türlü giremiyordu. Mukteda Es-Sadr etrafında kenetlenen Mehdi Ordusu, ABD canilerinin önünde adeta kale gibi duruyordu. Birçok silah ganimet olarak alındı. ABD diktatöryası havadan şehri bombaladı. Fosforlu mermiler kullandı. Ama bir türlü ilerlemeyi sağlayamayınca, 1 Mayıs 2004`te ABD askeri kesin olarak Felluce`den geri çekildi. Felluce direnişi Irak halkının halini dünyaya duyurmada iyi bir başarı elde etti. Felluce direnişi ABD`nin “Irak işgali tamamlanmıştır” demesinden sonra başlamıştır. Bugün Irak`ın çeşitli bölgelerinde doğan çocukların fiziksel bozuklukların, o gün kullanılan kimyasal içerikli silahların etkisinden olduğu anlaşılmıştır. ABD fitnesi silahla alamayacağı İslam beldeleri için şeytani desiselere tekrardan sarılmak zorunda kalmıştır.

Mecburi iskân kanunu (5 Mayıs 1932)

Şeyh Said direnişinden sonra Kürtlere dönük asimile politika ve baskılar hızlanmaya başladı. Buna dönük mecburi iskân kanunu çıkarıldı. Bölgeden bin dört yüz kişi batıdaki illere sürüldü. Onların çıktıkları köylere Bulgaristan`dan, Doğruca`dan, Kıbrıs`tan ve Kafkasya`dan gelen Türk soydaşlar yerleştirildi.

Bu kanun çıkmadan önce bölgeye dönük bir rapor hazırlandı. Sözkonusu rapora göre Türk ırkının efendi olma düsturu vardı. TC.`de, aynı ırkın, kafa gönül ve dil birliğine sahip çocukları olarak gördüğü Türkleri yüceltme ülküsü vardı. Buna göre Türk kültüründen uzak kalmışların, ülkedeki farklı yerlere yerleştirilerek Türk kültürünü benimsetmek gerekir. Türkiye cumhuriyetinde Türküm diyen herkesin bu Türklüğü belli olmalıydı. İçişleri bakanı yardımcısı tasarıyı teklif ederken şöyle konuşuyordu. “ “Bu kanun tek dille konuşan, bir düşünen, aynı hissi taşıyan bir memleket yapacaktır” diyerek meclisten yoğun alkış almıştı.

Yüksekova`da Mustazaf Der Başkan Yardımcısı Ubeydullah Durna Şehid Edildi (5 Mayıs 2011)


Ubeydullah Durna, 5 Mayıs 2011 Perşembe günü Mustazaf-Der Yüksekova Şubesi`nin PKK/BDP yandaşları tarafından yakılmasını engellemek için mücadele verdiği esnada uğradığı silahlı saldırı sonucu şehid oldu. Ubeydullah Durna, 05. 02. 1981 yılında Hakkâri`nin Yüksekova (Gewer) ilçesine bağlı Aksu (Gagewran) Köyü`nde dünyaya geldi. Köy okulunda eğitim hayatına başlayan Ubeydullah, küçük yaşında sahip olduğu hareketlilik ve çalışkanlığı ile dikkatleri üzerine çekti. Askerlikten sonra Yüksekova`ya dönen Ubeydullah, köy camisinde Kur`an eğitimi almaya başladı. Daha sonra ailenin isteği üzerine İstanbul`a çalışmaya gitti. Yaklaşık iki sene çalıştıktan sonra Yüksekova`ya dönen ve akabinde evlenen Ubeydullah, İslamî camia içindeki çalışmalarına ağırlık vererek kendisini yetiştirmeye çalıştı. İki çocuk babası olan Ubeydullah, biri 6 yaşında Şehadet isimli kız, biri de 4 yaşında Hattab isimli erkek çocuğu bulunuyor. Evliliğinden sonra ayrı bir eve taşınan Ubeydullah Durna, İslamî çalışmalarına ağırlık verdi, geçimini sağlamak için de, inşaatlarda çalışmaya başladı. İş hayatında sahip olduğu ahlak ile yanında bulunan insanların dikkatini çeken Ubeydullah, her zaman işini sağlam yapan ve sözünün arkasında duran biri olarak tanındı.

Mustazaf Der Kapatıldı (11 Mayıs 2012)


Yargıtay, Mustazaf-Der`in kapatılmasına yönelik yerel mahkemenin verdiği kararı onadı.

2008 yılında Konya Mustazaf-Der şubesine yapılan baskın sonucu çeşitli iddialar ve suçlamalarla gözaltına alınan sanıklar hakkında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.

Dava sonucu sanıklar serbest kaldı ancak savcının istemi sonucu Adana`da devam eden dava sonuçlanmadan Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesinde de Genel Merkez hakkında bir kapatma davası açılması kararı verildi.

Kapatmaya derneğin "sadece" Hizbullah tutukluları ve ailelerine yardım ettiği iddiası gerekçe kılındı. Dernek yöneticileri bu iddiayı yalanlayan delilleri ve yardım edilen kişiler listesini mahkemeye sunmalarına rağmen mahkeme dernek hakkında kapatma kararı verdi. Yargıtay da yerel mahkemenin bu kararını onadı.

Konu ile ilgili derneğin resmi sitesinden yapılan açıklamada, "Sosyal, kültürel ve özellikle ekonomik yönden mağdur ve mahrum bırakılmış olan halkımızın toplumsal bir silkinişle yeniden kalkınması ve inşası yolunda faaliyetler yürüten derneğimiz, hukuk cinayeti olarak nitelendirilebilecek bir kararla kapatılmıştır. Tamamen haksız ve hukuksuz bir şekilde verilen/onanan kapatma kararına ilişkin şubelerimizin katılım göstereceği istişare toplantısının ardından, verilen kararla ilgili bilgilendirme ve basın açıklaması yapılacaktır" denildi.

Reyhanlı Patlaması (11 Mayıs 2013)

Hatay`ın Reyhanlı ilçesinde, en işlek caddede iki ayrı patlama meydana geldi. Bombalı araçlarla yapılan saldırılarda 40 kişi hayatını kayıp etti. 29`u ağır olmak üzere 100 kişi yaralandı. Devlet patlamanın sebebinin, PKK ile masaya oturma sürecini baltalamaya yönelik olduğunu açıkladı.

Birinci Agıri Başkaldırısı (16 Mayıs 1926)

Masa başında çizilen haritalarla ve uğrunda binlerce insanın kanın dökülmesinden sonra kurulan yeni devletlere bölüştürülen Kürtler, bu bölüştürmeden paysız bırakılmakla beraber üzerindeki baskı ve asimile politikalarının sonu gelmedi. Gördükleri baskılar sonucu direniş göstermeye başladılar. Bunlardan biri olan Agıri direnişi, Şeyh Sait direnişinden sonra başlamış ama devletin katliamları ile neticelenmiştir.

DGM`ler Kaldırıldı (21 Mayıs 2004)

Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM), Türk hukuk sistemine ilk kez 1961 Anayasası`na 1973 yılında eklenen bir maddeyle girmiş, 1982 Anayasası`nda yeniden getirilmiştir. 2004 yılında konuyla ilgili Anayasa değişikliği teklifinin TBMM tarafından kabul edilmesiyle, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır. Önceden bu mahkemelerin görev alanına giren davalar, belirli ağır ceza mahkemelerinin görev alanına alınmıştır.

Kozakçıoğlu İntihar Etti (23 Mayıs 2013)

Lüks bir villada yaşayan bir devrin karanlık meselelerinin sır küpü, orta katta yalnız kaldığı bir anda beylik silahı ile intihar ettiği söylendi. Üst katta olan eşi silah sesini duymadığını iddia etti.

Kozakçıoğlu bir devrin çatık kaşlı jandarması olan devletin en yakın hizmetkârlarından biriydi. Kürtlere kan kusturulduğu bir dönemin bölgede çalışan vali, sonra da olağanüstü bölge valiliğini yaptı.

Batman`da Katliam Gibi Eylem (25 Mayıs 1995)

PKK, göbek bağıyla bağlı olduğu kirli şebekelerden damarlarına aldığı kanla kendisinden başka bölgede hiç kimseye hayat hakkı tanımayacağını her yerde dile getiriyor ve fırsat buldukça da kör yılan gibi saldırıyordu. İslami kesim şiddete karşı haklı bir savunmaya girdi. Bölgede, özellikle bölge halkının zarar göreceği kirli savaş başladı. Bu savaştan rant sağlama çabasına giren kirli odaklar, bütün kirli oyunlarını periyodik olarak devreye koymaya başladılar. Bu necis planlarından biri de 25 Mayıs`ta Batman`da gerçekleştirildi. Halkı sindirmek için, özellikle Hizbullah`a yakınlığıyla bilinen kişilerin toplandığı, Batman`a yakın köylerin dolmuş durağı, maddi imkânları düşük tabla üstünde sebze satanların yeri olan bu noktada, yani Batman Hürriyet mahallesi imam hatip yakını demiryolu geçidi olarak meşhur olan burada büyük bir gürültü ile piknik tüpünden yapılmış bomba patlatıldı. Çevre can pazarına döndü. Mazlumların ceset parçaları havada uçuştu. 11 kişi orada can verdi. Yirmi beş kişi ağır yaralı olarak Batman ve Diyarbakır`daki hastanelere sevk edildi. Olayın faili olarak ilk akla gelen, bu tür katliamlarda imzası olan PKK örgütü oldu. Aynı şekilde kendisinin sorumlu tutulduğunu bildiği halde, katliamın faili olmadığını söylemedi. Adeta, benim yapacağımı başkası önümden aldı pozisyonuna girdi. Olayın üzerinden yıllar geçti. Bazı gazeteciler dönemin Batman valisi Salih Şarman`la olayı konuştu. Salih Şarman, olayın failini yakaladıklarını, ancak yakalanan failin mit elemanı olduğu anlaşılınca serbest bırakıldığını söyledi. Devletin korumakla görevli olduğu halk devletin eliyle öldürülüyordu. Sebep, iki taraf arasındaki çatışmayı kızıştırmak ve OHAL`i uzatmakmış.

Olayın ertesi günü, dönemin OHAL valisi Ünal Erkan Batman`a geldi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Beşiktaş`ın rozetlerini çocuklara dağıtmaya çalışıyordu. Olayla ilgili İHA muhabiri olan gazeteci soru sordu. “Sayın valim olayı kim gerçekleştirmiş olabilir?” Önemi yokmuş edasıyla “Kim yaptığını bilmiyor musunuz?” diye cevap verdi. Olay hakkında hala soruşturma açılmış değil.

27 Mayıs Darbesi (27 MAYIS 1960)

Türk Silahlı Kuvvetleri adına Millî Birlik Komitesi, Türkiye`de yönetimi üstlendi. 27 Mayıs Darbesi olarak anılan süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet feshedildi ve her türlü siyasi faaliyet yasaklandı. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan Yassıada yargılamalarından sonra idam edildiler.

Gezi Olayları Başladı (27 Mayıs 2013)

İktidara karşı fırsat kollayan kesimler, Taksim`deki yayalaştırma çalışmaları neticesinde, kesilen birkaç ağacı bahane ederek, sokaklara döküldü. Olaylar yavaş yavaş mecrasından çıkınca, polis müdahale etti. Eylemcilerin çadırları yerlerinden sökülüp atıldı. Bu kovalamaca günlerce devam etti. İşin asıl finansörü olan kesimler olayları diğer şehirlere de taşımaya başladılar. Eylemciler polisten kaçarken ellerindeki bira şişeleri ile ayakkabı ile girdikleri camiyi darmadağın ettiler. Olaylar amacına ulaşamayınca kalabalıklar tekrar kalıbına çekildi. Daha sonra olayın iç yüzü ortaya çıkınca meselenin üç beş ağaç meselesi olmadığı ortaya çıktı.

İstanbul`un Fethi (29 Mayıs 1453)

Bizans İmparatorluğu´nun başkenti olan İstanbul‚ Fatih Sultan Mehmet tarafından 53 gün süren bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453´te fethedilmiştir. Tarihin çeşitli dönemlerinde birçok devletler tarafından 28 defa kuşatılmalara karşı koyan İstanbul´un aşılması güç olan ünlü surları‚ 29 Mayıs 1453 tarihinde aşılmış ve İstanbul fethedilmiştir.

İstanbul`un Fethi`nin, dünya tarihinde birçok etkileri olmuştur:

 Fetihle birlikte Bizans İmparatorluğu tarihe karışmıştır.

 Bizans´ın fethiyle‚ orta çağ kapanıp‚ yeni çağ başlamıştır.

 Bundan böyle Sultan Mehmet‚ Fatih Sultan Mehmet olarak anılacaktır.

 Osmanlı Devleti‚ İmparatorluk olma yolunda önemli bir adım atmıştır.


 Geçmişte Bizans İmparatorluğu´nun egemen olduğu yerlerde ve çok daha fazlasında‚ 30 Ekim 1918 yılında yıkılışına kadar geçen 600 küsur yıl gibi uzun bir süre, Osmanlı İmparatorluğu egemen olacaktır.

Mavi Marmara Gemisine Saldırı (30 Mayıs 2010)

İHH ve Özgür Kudüs Hareketi tarafından organize edilen Gazze`ye yardım filosuna otuz ülkeden aktivist katıldı. Mavi Marmara Gemisiyle Akdeniz sularına indiler. Gemi henüz uluslararası sulardayken Terör Şebekesinin hava saldırısına uğradı. Helikopterlerden indirme yapıldı. Bütün dünyanın gözü önünde, caniliğini canlı yayında gösterdi. Dokuz kişiyi yakın mesafeden ateş ederek şehit etti. Dünyanın birçok yerinde özellikle Türkiye`de, Müslüman halklar meydanlara döküldü. Terör şebekesine binlerce lanet yağdırıldı. İktidarın baskısıyla terör şebekesi üç yıl sonra özür diledi ve şehit ailelerine tazminat ödemeyi kabul etmek zorunda kaldı.

Mehmet Şakir Direkçi / İnzar Dergisi – Mayıs 2017 (152. Sayı)
 


 
28-05-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.