Tarihte Bu Ay - Mart 2015

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Mart ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Halil Avcı Ve Lazım’ın Şahadeti (Mart 2002)

Cemaat mensupları yangından can kurtarma acelesi ve telaşı ile İslami Daveti her eve ulaştırmaya çalıştı. Bilinçli olarak kirli bir sürece sürüklenen Kürt gençlerini bu bataktan kurtarmak için adeta zamanla yarış gerekliydi. Bu davetten yeni nasiplenen Nusaybinli Halil ve Lazım adlı iki genç, İslam’la birbirlerini çok sevmiş ve beraber hicret etmişlerdi. Halil henüz on sekiz yaşında, Lazım on altı yaşındaydı bu yeni ve taze filizlerin yarına, yani insanlığın geleceğine büyük umutları vardı. İslami çalışmaları yapan bütün Müslümanları birinci düşman hedefine koyan mürtet örgüt, bu iki gence kumpas kurarak onları kaçırdı. Günlerce işkence edildi. Daha sonra feci bir şekilde şehit edilerek o mübarek bedenlerini, kirli elleriyle çöp alanına attılar. Güvenlik olmadığı için Halil’in ailesi taziyeyi Batman’da yapmak zorunda kaldı. Taziye Batman’da devam ederken, barbar örgüt yandaşları, şehidin babasının evlerini yaktılar. Taziye için Batman’a giden aile, muhacir olarak burada kalmak zorunda kaldı. Sıkıntılarla boğuşan baba akli dengesini kaybetti. Bu sorunlar üst üste binince bekâr olan Ablası kansere yakalanarak vefat etti.

Hizbullah’a Operasyon (30 Mart 199)

Diyarbakır polisi, Hizbullah cemaatine karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Havadan ve karadan, iki yüz elli ayrı noktadan yapılan operasyona, iki bin polis katıldı. Doküman dedikleri 800 sayfa ele geçirildi. 462 Cemaat mensubu işkenceden geçirilmek üzere gözaltına alındı. 162 kişi tutuklandı. Serbest bırakılanlar, sonradan tekrar tutuklandı. Operasyondan sonra emniyet, cemaatle ilgili olarak yaptığı açıklamada; ”Hizbullah cemaati bölgede bir Kürt İslam devleti kurmayı hedeflediği” vurgulandı. Emniyet PKK ve Hizbullah’ın gizli bir ittifak içinde olduğunu yorumlayarak, bunu halka kabul ettirmeye çalışıyordu. O günden bugüne on altı yıl geçti. PKK’nın Hizbullah’a karşı saldırıları bitmedi. Ama gerek Türk polisi ve gerekse Türk askerinin defalarca PKK ile görüştükleri belgelendi.

Şeyh Ahmet Yasin’in Şahadeti (22 Mart 2004)

Üç yaşında babasını kaybetti. On bir yaşındayken diğer Filistinli çocuklar gibi Siyonist zulmü ile tanıştı. On beş yaşındayken bir yüzme esnasında kafa üstü düştü. Boyun kemiği kırıldı. Hayatının geriye kalan kısmını felçli geçirdi.

Ahmet Yasin, eğitim için gittiği Ezher’de İhvan-ı Müslimin hareketiyle tanıştı. Cemal Abdunasır tarafından örgüte üye olma suçlamasıyla yakalandı. Serbest bırakıldıktan sonra Filistin’deki İhvan yapılanmasının öncülüğünü yaptı. 1984’te Siyonistler tarafından arkadaşları ile beraber yakalandı. 13 yıl hapse mahkûm edildi. 1985’te Filistinliler ile yapılan bir esir değişiminde serbest bırakıldı. Ceza evinden çıktıktan sonra Filistin direnişine öncülük edecek olan Hamas’ı kurdu. Hamas, 1987’de başlattığı intifada ile adı dünyanın her tarafından duyulmaya başlandı. 1989’da direnişi durdurmak için şeyh Ahmet Yasin tekrar tutuklandı. Şeyh Ahmet, çıkarıldığı mahkemeyi meşru görmediğini beyan ederek ifade vermedi. Siyonist mahkeme, Şeyh Ahmed’e ömür boyu ceza verdi.

1997’de yakalanan bir İsrailli ajana karşı pazarlık yapılarak tekrar serbest bırakıldı. İsmail Heniyye ile beraber bir ziyarette iken Siyonist uçakların saldırısına maruz kaldılar. Ama ikisi de kurtuldu.

Şeyh Ahmet Yasin 22 Mart 2004’te sabah namazına giderken işgalcilerin apaçilerden fırlattığı füzelere hedef oldu. 67 yaşındaki asırlık direniş çınarının felçli vücudu parçalanarak şahadetle Rabbine yürüdü.

Abdullah Özdemir’in Şehadeti (05 Mart 1993)

Dicle üniversitesi fizik bölümünde okuyordu. Ailesinin durumu iyi olmasına rağmen sade ve mütevazı bir hayat yaşıyordu. Cami çocuklarına Kur’an dersi veriyordu. Dersine verdiği önem, şu ifadesinde kendisini gösteriyordu. ”Eğer gelmezsem biliniz ki ya yakalanmışım ya da şehit olmuşum.” Ders verdiği çocukların ailesini ziyaret ederdi.

Çok sevdiği arkadaşı Abdulcelil ile beraber dışarıya çıkmışlardı. Onları fark eden haset çeteleri bu iki güzel canı kurşun yağmuruna tuttular. Abdullah ve Abdulcelil oracıkta teslimi ruh ederek şahadetle rablerine yükseldiler.

Mola Arif Keser’in Şahadeti (06 Mart 2002)

1965 Muş doğumlu olan Molla Arif, ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula başladı. Ama babasının isteği üzerine okulu bırakıp medrese eğitimine yöneldi. 19 yaşında medrese ilmini bitirdi. Yine babasının isteği üzerine askerlikten sonra bir bakkal dükkânı açarak Gaziantep’e yerleşti. Bu esnada halkın fıkıh meseleleriyle ilgilendi. 1991’de cemaatle tanıştı. İslami tebliğini daha da yoğunlaştırarak esnaflar üzerine özel bir çalışma yaptı. PKK’nin çatışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde mürtet örgüt, onu defalarca tehdit etti. 1994’te PKK’nin saldırısına maruz kaldı. Çıkan kavgada yaralılar oldu. Polis tarafından yakalandı ve bir buçuk yıl zindanda kaldı. Zindanı bir medreseye çevirdi, ilmini derinleştirdi.

Seri ve akıcı bir hitabeti vardı. Cesur ve uyanık bir dava eriydi. 2002’de Adana’da polis evine baskın düzenledi. Polisin sıktığı kurşunlarla rabbine yükseldi

Hatip Dağ’ın şehadeti (06 Mart 2002)

Mardin’in Mazıdağı ilçesinden olup tahsilini burada tamamlamıştır. Diyanet görevlisi olarak çalışmaya başlayınca Mardin’e taşındı. Gençlerin İslami eğitimi için uğraşır, ihtiyaçları ile ilgilenirdi. Tanıdığı esnafları ziyaret eder İslami tebliğini her fırsatta yapardı. Öğrencilere hele hele İmam hatip öğrencilerine özel bir alaka gösterir, onlarla olan çalışmasını ihmal etmezdi. İhlas ve samimiyetin şahsında anlam bulduğu bir davetçiydi. PKK’nin saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde İslami cemaatin merkezine yakın çalıştı. Korkmadı ve çalışmaktan yılmadı. 1995’te bir aya yakın gözaltında kalarak ağır işkencelerden geçirildi. Uzun gözaltı sürecinden sonra tutuklanarak zindana atıldı. Bir yıl zindanda kaldı. Bırakıldıktan sonra, memurluktan atıldığı için bundan sonra bütün vaktini İslami çalışmalara ayırdı. İslami hizmet için uzun süre hicretlerde, ailesinden uzak kalmak zorunda kaldı. Operasyonlar ve baskılar ağırlaştı yoğunlaştı. Ama Hatib Abe’de bir gevşeme ve çekilme olmadı.

Cemaatsel çalışmalar için Adana’ya gitti. Güvenlik amacı, dava için daha önce randevulaştığı arkadaşı randevu yerine gelmeyince, dostu olan Molla Arif’in evine gitti. Ancak Molla Arif’in evi polis gözetimindeydi. Eve girmeye çalışan polislerle çıkan çatışmada Hatib Dağ ve Molla Arif şehit oldu.

Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Mart 2015 (126. Sayı)
 


 
16-03-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.