Tarihte Bu Ay - Kasım 2015

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Kasım ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Kirli İlişkileri Deşifre Eden Susurluk Kazası Meydana Geldi (3 Kasım 1996)

Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen trafik Kazasında Abdullah Çatlı, İstanbul Emniyet eski müdürü Hüseyin Kocadağ ve güzellik yarışmalarına katılan bir bayan öldü. Kaza geçiren kişilerin üzerinde ve arabanın içinde çeşitli suikastlarda kullanılan birçok silah ve devlet-mafya-aşiret ilişkilerini deşifre eden dokümanlar ortaya çıktı.

Birleşmiş milletler Filistin’in Bölünme Planını kabul etti (29 Kasım 1947)

Birinci dünya savaşından sonra Filistin toprakları İngilizlerin mandasına verilmişti. Planlanan proje neticesinde Yahudilerin terör eylemleri başladı. Öte yandan yerleşik halkın karşı direnişi de gün geçtikçe şiddetleniyordu. BM Filistin özel komitesinin kendilerine sunduğu, İngiliz mandasının kaldırılması ve iki devletli Kudüs sınırlarının çizilmesi planını kabul etti. Plan şu dört maddeden oluşuyordu
Plan şunları içeriyordu:

-En geç 1 Ocak 1948’e kadar Arap ve Yahudi Devletlerinin kurulması;

-Filistin’in sekiz parçaya bölünmesi: üç parça  Arap Devleti’ne, üç parça Yahudi Devleti’ne tahsis edilerek Yahudi bölgesinin içindeki Yafa kentinde bir Arap yerleşim bölgesi oluşturulması

-Bölümlerden Kudüs kısmının Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi tarafından uluslararası bir yönetim biçimi ile idare edilmesi.

Bundan sonra batı Yahudilerin sırtını sıvazlamaya başladı. Yahudi terörünün kan fışkıran katliamları Filistin topraklarının her tarafında görülmeye başlandı.

Arap Tarihinin En Çirkin Görüşmelerinden biri Gerçekleştirildi (19 Kasım 1978)

Yahudi terörü ile İsrail-Arap savaşlarının sürdüğü ve Müslüman halkın Yahudi terörünü kabul etmediği bir anda, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat Kudüs’e Yahudilerle görüşmeye gitti. Onlarla Camp David Sözleşmesini yaptı. Bu israil terörünü kabul etme manasına geliyordu. Üç gizli görüşme gerçekleşti.

Abdullah Azamın Şehadeti (24 Kasım 1989)

Afgan cihadındaki mücahitler arsındaki ittihadı sağlamak için çok çaba sarf eden Abdullah Azzam, Üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmıştı. Usul-ü fıkıh alanında uzmandı. Afgan cihadında önemli oranda etkisi vardı. Cepheden cepheye koştu. 24 Kasım 1989 Cuma namazına iki oğluyla beraber giderken arabalarına yerleştirilen 20 kilo TNT patlatıldı. Büyük bir patlama oldu. Abdullah Azzam iki oğluyla beraber şehadet mertebesine yükseldi.

PKK Kendisi gibi Düşünmeyen Kürtlere Hayat Hakkı Tanımıyordu (24 Kasım 1989)

Nasıl kurulduğu şaibelerle dolu Marksist Leninist örgüt PKK, Kürdistan’da cirit atıyordu. Bir ahtapot gibi halkın üzerine çökerek kendisi gibi düşünmeyenleri anında infaz ediyordu. 9 Kasım 1989’da Batman’ın Bekirhan beldesinde dokuz, 24 Kasım 1989’da yüksekova İkiyaka Köyü’nde yirmi bir, 15 Kasım 1989’da Şirvan’da üç, 7 Kasım 1992’de Cizre’de yedi, 10 Kasım 1992’de Hani’de dokuz, 14 Kasım 1992’de Bismil’in Bademli Köyü’nde üç, 15 Kasım 1992’de Iğdır Ortaalişan’da dört, 19 Kasım 1992’de Aydınlı Köyü’nde üç, 6 Kasım 1993’te Muş Yenikent’te dört kişi Marksist örgüte muhalif düşündükleri için öldürüldüler. Öldürülenlerin tamamı Kürt’tü. 7 Kasım 1993’te Cizre Yatılı Bölge Okulu basılarak üç küçük öğrenci, 8 Kasım1993 Uludere İnceler Köyü’nde beş, 22 Kasım 1993 Bingöl Yedisu’da beş, 27 Kasım 1993’de Ahlat’ta dört kişi bu terörist mürted örgüt tarafından kurşuna dizilerek katledildi.

Hüseyin Arıc’ın Şehadeti (7 Kasım 1993)

Müslüman Kürt halkına yönelik büyük bir projenin tohumları ekiliyordu Kürdistan’ın edep kokan topraklarına. Bu tehlikenin farkında olan Müslümanlar, hiç zaman kaybetmeden izzetle İslâm’ın müdafaasına durdular. Bu izzetli Müslümanlardan biri de şehit Hüseyin Arıc idi. Hüseyin Arıc Hizbullah cemaatinin saflarına katıldı. Ailesine ve köylülerine sünetullah gereği İslâmi tebliği yapmaya başladı. Şartlar onu hicrete zorladı. Selam kesmeler, ambargolar Hüseyin’in beklemediği durumlar değildi. Ama her şeye rağmen mücadele alanına tekrar tekrar dönmeler. Şehidin köye gittiği bir zamanda mürted örgütün çeteleri dört koldan köyü sarar ve Hüseyin’i şehit ederler

Abdulkadir Selçuk’un Şehadeti (9 Kasım1993)

Henüz 22 yaşındaydı. Muhammedi davetin âşık davetçilerindendi. İslâm’ı sevmeyenlerin hedefi haline gelmişti. İslâmi davetini Hizbullah cemaatinin saflarında sürdürüyordu. Hain şebekeler onu şehit etmek için önünde pusu kurdular. Abdulkadir kaldığı evden çıkarken pusunun üzerine geldi. Dört el ateşe hedef kalan Abdulkadir yere secdeye kapanarak şehit oldu.

Terör Şebekesi Erdoğan’a Hizbullah’ı Sordu (26 Kasım 2010)

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, 2010 da Başbakan olarak Lübnan’ı ziyaret etti. Ziyareti esnasında israil terör şebekesinin yaptığı çocuk katliamlarını dile getirdi. Terör Şebekesinin Gazetesi Jerusalem Post gazetesi, duruma tepki göstererek başbakanın neden Hizbullah’ın israillileri öldürmelerini dile getirmediğini okuyucularına şikâyet etti

İstanbul’da İntihar Saldırıları (15 Kasım 2003)

İstanbul’da Neve Şalom Sinagogu ve Bet İsrael Sinagoguna Bomba yüklü araçlarla intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 28 kişi ölürken, 300 kişi yaralandı. Beş gün sonra İngiliz konsolosluğuna ve HSBC bankası genel merkezine bomba yüklü araçlarla iki intihar saldırısı daha gerçekleştirildi. Bu eylemde 30 kişi öldü.450 kişi yaralandı. Eylemcilerden ikisi Bingöllüydü. Saldırıyı El kaideye bağlı, Ebu Hafs El Mısri Tugayları Üstlendi. Emniyetin basınla paylaştığı bilgiye göre, saldırıların tamamını on kişilik bir ekip gerçekleştirdi.

Wikileaks Belgelerinin Açıklanması (29 Kasım 2010 )

ABD’nin dünyada iki yüz yetmiş civarında elçiliği vardır. Bu elçiliklerin ABD ile olan yazışmalarını Wikileaks adlı internet sitesi ele geçirerek yayınladı. Dünya medyasının gündemine bomba gibi düşen haber adeta deprem etkisi yaptı. ABD elçilikleri; yakın tarihte geçmiş savaşlardan bugüne kadar olan durum, iktidarların, zenginlerin, görebildikleri bütün kesimlerin meziyetlerini, zaaflarını, temayüllerini hâsıl-ı kelam bütün durumlarını rapor etmişlerdi. Belgelerin nasıl sızdırıldığı veya ne amaçla sızdırıldığı tabii ki çok önemli ve sorgulanması gereken bir konu. Ama kesin ve net olan şu gerçek ortaya çıktı ki; ABD’nin bütün ülkelerdeki elçilikleri, adeta birer casus yuvası gibi çalışıyor ve işbirlikçileriyle sürekli diyalog halindedirler. İşin ilginç ve dikkat çekici yönlerinden biri şu ki; ülkelerdeki muhalefetler veya zıt kutuplar birbirlerinin zaaflarını gördüklerinde olabildiğine haykırarak halkın karşısında dile getirirler. Ama burada kimse kimseyi dikkat çekici bir şekilde eleştirmedi ve bu konuyu dile getirmedi. Kanaatimizce birçok kesimin kirli çamaşırı olduğu için kimse fazla karıştırmaya yanaşmadı.

 Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Kasım 2015 (134. Sayı)
 
23-11-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.