Tarihte Bu Ay - Eylül 2016

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Eylül ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Aylan Kürdi’nin Minik Cesedi Sahile Vurdu: (01 Eylül 2015)

Fitne, fesat odaklarının Suriye’de meydana getirdikleri tahribat sonucu memleketleri harabeye dönen birçok Suriyeli yurtlarından göç etmek zorunda kaldı. Kaçak yollardan başka ülkelere giden bu mazlumların birçoğunun sonu elim bir şekilde ölümle neticelendi.

Bu elim durumu tadanlardan sadece bir grup olan Aylan Kürdi ve ailesinin bindiği kaçak bot Yunanistan adalarına gitmeye çalışırken battı. On iki kişinin can verdiği kazadan ancak iki yaşında olan Aylan Kürdi’nin minik bedeni kıyıya vurunca haberdar olunabildi

Kazada, Galip (3) ile kardeşi Aylan Kürdi (2), anneleri Zahin Kürdi (27), İnas Macit Hellu (18), 1,5 yaşındaki Zeynep Cafer ile ikizi Abdullah Cafer, 9 aylık Hasal Zekeriye, Zehra Muhsin (23), Emel El Cenabi (42), Haydar Zeinb Ahmet Habi (11) ve kardeşi Ahmet Habi (7) ile 11 yaşındaki Tahara Cumburiy can verdi.

Vatanlarını tarumar eden zalimlerin umurunda bile değildi.

Abdulkadir Özcan’ın Şahadeti (16 EYLÜL 1993)

1974 Diyarbakır doğumlu olan Abdulkadir Özcan, henüz küçük yaşlarda İslami mücadelenin saflarında yer aldı. Mürted örgütün bütün saldırılarına rağmen cesareti kırılmadı. Henüz 16-17 yaşlarındaydı ama İslami çalışmaları birçok kesimin gözüne batmıştı. Mürtedler Abdulkadir’i şehit etmek için çok uğraştılar ama başaramadılar. Sonunda ihale nifak şebekelerine kaldı. Pusu kuruldu. Arkadan sıkılan hain kurşunla şehit edildi.

Hacı Muhammed Can’ın Şahadeti (21 Eylül 1992)

1931 Nusaybin doğumlu olan Hacı Muhammed Can, temiz fıtratlı ve inancını yaşayan biriydi. Bölgeye palazlanan mürted örgüt, kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımıyordu. Bu düşünce ile İslami kesimlerin üstündeki baskısını artırınca, Hacı Muhammed’in gayretine dokundu. Bundan sonra İslami mücadelenin saflarına katıldı. 21 Eylül 1992 yılında kurulan pusuda kurşun yağmuruna tutularak şehit edildi.

Zeytinburnu’nda Çeçenlere Suikast(16 Eylül 2011)

Daha önce Çeçen ordusunda görev yapan üç mücahit İstanbul Seyitnizam’da uğradıkları silahlı saldırı sonucu şehit oldu. Rus ajanlar Türkiye de daha önce buna benzer birkaç eylem gerçekleştirmiş ve failleri yakalanmamıştı. Bu olayda Rüstem Alkamov, Zarberk Amerov ve Museyev Berkat şehit oldu.

 Suriye helikopteri düşürüldü (17 Eylül 2013)

Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Suriye helikopteri Türk savaş uçakları tarafından düşürüldü. Hükümet düşürmeyi belirlenen şartların ihlali sonucu gerçekleştiğini vurguladı.

Derin Devlet İtiraflarda Bulundu (22 Eylül 2010)

Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, Özel Harp Dairesi`ni anlattı. Yirmibeşoğlu ; “Özel Harp’te bir kural vardır; halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs’ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela” dedi.

Aynı şekilde, emekli Korgeneral Altay Tokat Güneydoğu’da görev yaptığı zaman, bölgeye atanan memur ve hâkimlerin ‘işlerini ciddiye alıp hizaya girmeleri” için evlerinin yakınına birkaç bomba attırdığını’ söyledi.

Ömer Muhtar Libya’da Şehit Edildi (14 Eylül 1931)

İslam topraklarını işgal ederek sömürge haline getirmeye çalışan Batılı Emperyalist zorbalar, girdikleri her coğrafyada İslami direnişle karşılaşıyorlardı. Bu karşı direnişlerin en ihtişamlılarından biri olan Libya direnişinin önde gelen medrese âlimi, Ömer Muhtar, uzun bir mücadeleden sonra 11 Eylül 1931’de çatışma anında İtalyanlara esir düştü. İki gün sonra göstermelik bir mahkemeye çıkarıldı. İdam kararı verilerek şehit edildi.

BM Raporu Yok Hükmündedir (6 Eylül 2011)

Terör şebekesi uluslararası sularda dokuz Türkiyeli Müslüman’ı, yakın mesafeden uzun namlulu silahlarla, hunharca şehit etti. Müslümanlar sokaklara döküldü. Hükümet ciddiyetle üzerinde durdu. Neticede BM bir rapor yayımladı. Raporda Terör şebekesinin orantısız ve şehitlere yakın mesafeden ateş edildiği söylenmekle beraber Gazze’deki ablukanın meşruiyeti savunuldu. BM’nin Müslümanlara karşı olan kini bir kez daha raporlara yansıdı. Başbakan ve Cumhurbaşkanı tepkilerini dile getirdiler. Başbakan``Cenevre kararı çok açık ve net ortada, BM Güvenlik Konseyi`nde çıkan karar çok açık ve net ortada. Zaten şu anda açıklananın da bizim açımızdan herhangi bir kıymeti harbiyesi yok`` diye değerlendirdi. İki gün sonra Cumhurbaşkanı da; ``Açıkçası bizim için yok hükmündedir`` açıklamasında bulundu.

Katliamı PKK’ya Ergenekon Yaptırdı: (17-18 Eylül 2010)

PKK eylemsizlik kararı almıştı. Hakkâri’nin Geçitli Köyü yıllarca korucu olmamak için direndiler. Köylülerin içinde olduğu minibüs mayına çarptı ve dokuz kişi can verdi. Olay yerinde JİTEM’e ait olduğu iddia edilen bir çanta bulundu. Valilik çanta da iki adet anti tank mayını olduğunu açıkladı.

Daha sonra PKK bu olayı üstlendi. Örgütün karakterini iyi bilenlerden biri olan Kemal Burkay Ergenekon’un olayı PKK ye yaptırdığını iddia etti.

Oslo Ses Kayıtları İnternette Yayınlandı (13 Eylül 2011)

Norveç’in Oslo Kentinde uzun bir süre PKK ve MİT gizli görüşüyordu. Bu görüşmelerden Tayyip Erdoğan’a çelme takmak isteyen birileri görüşmeleri deşifre etti. Önce sessiz kalındı. Ardından, Başbakan ve Cumhurbaşkanı görüşmeyi kendileri değil devlet yaptığını beyan etti. 18 Eylül’de Abdullah Gül, bu yapılan görüşme ile alakalı olarak “Cumhurbaşkanı Gül, MİT ile terör örgütü PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşmeye ilişkin, ``İstihbarat teşkilatımızın, Türkiye`nin en önemli meselesi olan böyle bir konuyla uğraşıyor olması, bunun içinde olmasından daha tabii bir şey olamaz. Amaç terörü bitirmektir. Terörü bitirmenin bütün yöntemleri bir strateji çerçevesi içerisinde yürütülür. İstihbarat teşkilatı da bu çerçevede üstüne düşeni yapar`` dedi.

Sabra ve Şatilla Katliamı (16 Eylül 1982)

Filistin halkını şiddetle dize getireceğini dile getiren terörist Şaron, terör devletinin elebaşılığına getirilmişti. Şaron kendisini destekleyenlerin beklentilerini yerine getirmek için katliam sahası aradı. Sabra ve Şatilla kamplarında kalan mazlum Filistin halkını gözüne aldı.

Lübnan’ın güney kesiminin bir kısmı Siyonistlerce işgal edilmiş ve o zaman işgalcilerin elebaşı Şaron’du daha sonra Şaron terör devletinin elebaşlığına getirilince Lübnan’daki Sabra ve Şatilla kamplarında FKÖ’nün üyelerinin kaldığını duyurdu. Terör devletinin elebaşı, bu işi Hıristiyan falanjistlere ihale etmek istedi. Bunun için önce istihbaratı tarafından falanj milislerin lideri Beşir Cemayel bombalı bir saldırı sonucu öldürüldü. Olayın hemen akabinde İsrail falanj milislerle temasa geçti ve hayali faillerden intikam almanın rotası olarak Sabra ve Şatilla kamplarını gösterdi. israil tankları kamplara doğru ilerlerken olayı fotoğraflamak isteyen bir Birleşmiş Milletler yetkilisi öldürüldü. Kampa saldıracak olan saldırganlar için güvenli bir koridor açıldı. Tam dolduruşa getirilen Hıristiyan falanjistler, Elie Hobeike elebaşlığında bu koridordan ilerleyerek, Sabra ve Şatilla kampına girdiler. Gözü dönmüş caniler, çoğunluğu çocuk ve kadın olan bu savunmasız insanları, kurşun yağmuruna tuttular. Olayda resmi verilere göre tam 991 kişi hayatını kaybetti. Öyle hunharca katledilmişlerdi ki, sadece 328 kişinin kimliği tespit edilebilmişti.

Olayın birinci sorumlusu, organizatörü ve tetikleyicisi olan terör devleti, bütün dünya ile alay edercesine utanmaz utanmaz cevaplar veriyordu. Güya terör olan Şaron’un, bu işten sorumlu değil de ufaktan bir ihmali olmuştur. Dünyada kutuplarda sıkışan balinaların hakkını, sokakta yaralı kedinin tedavisi için etrafı velveleye veren demokrat emperyalist güçlerin gıkı bile çıkmadı. Bu ve benzeri katliamlar defalarca tekrarlanmasına rağmen.

Mehmet Şakir Direkçi / İnzar Dergisi – Eylül 2016 (144. Sayı)
 
23-09-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.