Tarihte Bu Ay - Ekim 2016

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Ekim ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Suriye Kan Gölüne Döndü (1 Ekim 2012)

1 Ekim 2012’de çıkan çatışmalarda, Esad askerlerinin düzenledikleri operasyonlarda 135 kişi katledildi. Ölenlerden on kişinin boğazı kesilmiş olarak bulundu. 5 Ekim 2012’de rejim güçleri dört bin kişi ile Kudsiye’yi kuşattı. Yedi bin kişiyi gözaltına aldı. 11 Ekim 2012’de Şam’da evlerin arasında büyük bir patlama oldu, birçok kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce insan yaralandı.17 Ekim 2012’de uçaklar, Halep’te Nur el-Şüheda Camisi’nde namaz kılan Müslümanların üzerine bomba yağdırdı. Saldırıda onlarca kişi hayatını kaybetti, birçok kişi yaralandı. 26 Ekim 2012’de Şam’da bomba yüklü araç patlatıldı. Patlamada onlarca kişi hayatını kaybetti. Aynı gün ülkede kırk kişi öldürüldü.

Hicri Yılbaşı (Miladi:622)

Hicri Yılbaşı 2016 1 Ekim, Cumartesi akşam başlıyor ve 2 Ekim Pazar akşamı bitiyor. Kameri olarak 1 Muharrem 1438’e girdiğimiz Hicri Yılbaşı Miladi takvim’e göre 2 Ekim 2016 Pazar gününe denk geliyor.
Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği tarihe, seneye “Hicrî Yıl” denir. Hicret olayının yaşandığı tarih Hz. Ömer (RA) zamanında Müslümanlarca tarihin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Burada, ayın hareketi esas tutulduğu için buna, “Hicrî-Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” de denir.

Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî tarihler gibi 12 ay esasına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Hicri Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce.

Selahaddin Eyyubî’nin Kudüs’ü Fethetmesi (2 Ekim 1187)

 Selahaddin Eyyubi, yaklaşık 200 yıl esir kalan Kudüs’ü 1187 yılında Hittin Savaşında haçlıların elinden geri almayı başardı. Kudüs halkına en iyi şekilde muamelede bulundu. Kübbetü`s Sahra’nın üstündeki haç işaretini kaldırttı. Şehrin restore edilmesine, mimarisine ve yenilenmesine çok önem verdi. Mübarek Mescid-i Aksa’ya Nureddin Zengi`nin hazırlamış olduğu minberi koydurttu. Selahattin Eyyubi’nin vefatından sonra Fransızlar kral Federik zamanında Kudüs’ü tekrar ele geçirdiler. İngilizlerin elinde 11 yıl boyunca kaldı. 1244 yılında sultan Necmettin Eyyub tarafından tekrar Müslümanlar tarafından geri alındı. 1243 ile 1244 yılları arasında Moğollar saldırıda bulundular ve şehri aldılar. Fakat Memlukler 1259 yılında Ayn Calut savaşında Seyfettin Kutz ve Zahir Bibars önderliğinde Moğolları yendiler. Ve 1517 yılına kadar Filistin Kudüs dâhil Mısır ve Şam’a hâkim olan Memluklerin hâkimiyetinde kaldı.

Fahrettin Çelik’in Şehadeti (5 Ekim 1992)

Âlim bir babanın çocuğu olarak 1969’da dünyaya gelen Fahrettin Çelik ilk tedrisatını babasından alır. Babası fahri imam olduğu için imamlık için kısa bir zamanda yörenin birçok köyüne gitmiştir. Bu durum şehidin fıtratında önemli etkiler yapar. İmam Hatip’i yatılı olarak okudu, bunun yanında medrese ilmini epey ilerletti. Henüz okul sıralarında iken İslami çalışmalara başladı. Güreşte derecesi olan şehid, atletizmde zamanla yarışıyordu.

Evlendikten sonra Batman’ın İpragaz semtine yerleşti. İmanın elde ateş olduğu bir dönemde Batman’ın her köşesinde Ömer gibi kükredi. Fakir ve mütevazı bir hayat yaşayan şehit, bir gün karanlık çökmek üzereyken bahçe kapısının tepesindeki harcı döküyordu. Çok yorulmuştu. Onun bu uğraşlı halini gören mürtetler, uzun namlulu silahlarla saldırdılar. Şehit kapısının önünde yorgun bir halde kanlar içinde Rabbine rücû etti.

Hizbullah Arşivi İçin Uyarı (06 Ekim 2009 )

Beykoz operasyonundan sonra devletin eline geçen Hizbullah arşivi, mahkemelerin bile bilmediği yerlerde sır gibi saklı tutuldu. Hizbullah tutukluları ve avukatları, arşivin halka açıklanmasını istemelerine rağmen kulak asan olmadı. Emniyette yoğun bir şekilde yerleşen Pensilvanya uzantılarından endişelenen Hizbullah dosyaları avukatları, mahkemeye uyarıda bulundular. Söz konusu uyarıda; CD ve Hard diskler üzerinde oynama yapılabileceği, böyle bir endişenin önüne geçmek için, acilen arşivin mahkeme denetimine alınmasını talep ettiler.
 
Yasin Börü ve Arkadaşları Şehid Edildi (6-8 Ekim 2014)

Devlet ile uzun bir süredir çözüm süreci adı alında masaya oturan PKK bölgeyi teslim almışlığın sersemliği ile bölgedeki Müslüman camiaları kökten silmenin hesaplarını yapıyordu. Bu kin ve nefret ile örgütten gelen talimatı HDP ve DBP dillendirdi. Kobani olayları bahane edilerek bir sersemliği yaşayan çetelerini sokaklara saldı, halkı galeyana getirdi. Yasin Börü ve arkadaşlarının da aralarında olduğu onlarca Müslüman hunharca şehit edildi. Olaylarda yakalanan birçok kişi kandırılan Suriyeli gençti. Bu olaylarda bölge kan gölüne döndüğü gibi şehirler de talan edildi. Belediyeler karargâh olarak kullanıldı. Devlet olaylara sadece seyirci kaldı.

Hamas ve Terörist israil Esir Takasında Anlaştı (11 Ekim 2011)

Uzun süredir terör şebekesinin bir elemanı HAMAS’ın elinde esir bulunuyordu. Aynı Şekilde binlerce mücahit Müslüman da terör şebekesinin zindanlarında bulunuyor. Almanya ve Mısır’ın arabuluculuğuyla esirlerin karşılıklı olarak serbest bırakılması antlaşmasına varıldı. Buna göre israil askeri Gilad Şalit’e karşılık bin Filistinli esir serbest bırakıldı. Filistinliler sevinçten sokağa döküldüler. Filistin Başbakan’ı İsmail Heniyye, bunun bir başarı olduğunu belirtti.

Kerbela Olayı (11Ekim)

Muaviyenin oğlu I. Yezidin halifeliğini ilan etmesi üzerine, Kûfe şehri halkı buna karşı gelmiş ve Hz. Hüseyini halife yapmak üzere Kûfe’ye çağırmışlardı.

Yezidin halifeliğine karşı çıkan Hz. Hüseyin, akraba ve yarenleriyle birlikte Kûfe’ye gitmek için Medine’den hareket etti. Yezid, Kûfe ve Basra valisi Ubeydullahı, Hüseyinle, Onu izleyenleri cezalandırmakla görevlendirdi. Ubeydullah da, Irak’a doğru ilerleyen Hüseyinle beraberindekilerin üzerine Rey valisi atadığı Ömer bin Sa’d’ı gönderdi.

Hüseyin ve beraberindekiler, burada Ömer bin Sadin 4000 kişilik ordusuyla karşılaştılar. Hüseyin, Ömer bin Sa’d’a Kûfe’lilerin çağırışı üzerine geldiğini açıkladı. Ancak Kûfe’liler istemezse geri dönecekti. Ömer, Hüseyinin isteğini Ubeydullah’a bildirdi. Ubeydullah Hüseyni katletmeye kararlıydı. Ubeydullahın buyruğu,Ömer bin Sa’d’a 9 Muharrem günü ulaşmıştı.

Ertesi gün, 10 Muharrem 780 tarihinde, Hüseyin konakladıkları çadırların arasına çukurlar kazdırdı. Beraberindekileri savaş düzenine soktu. Kadınlar ve çocuklarla helalleşti. Sonra atına binip Ömer bin Sa’d’ın saflarına doğru ilerledi. İyi niyetli ve samimi konuşması hiçbir etki yapmadı. Ömer bin Sa’d Ubeydullah’tan korkuyordu. Böylece, teke tek çarpışma başladı. Teke tek çarpışmada Ömer’in adamları çok kayıp verdiler. Durumu gören Ömer Bin Sa’d toplu saldırı emrini verdi. Sayıca az olan Hüseyin tarafı yiğitçe dayandıysa da, çok geçmeden birkaç kişi kaldı. En sonunda 33 mızrak ve 34 kılıç yarası alan Hüseyin ve 72 yareni şehit düşmüştü.

Abdusselam İrtem’in Şehadeti (18 Ekim 1993)

Sıkı bir zulüm cenderesinden geçen Bilad-ı Selahaddin’i, şehadetin kan kokusu sardı. Şehadet taptaze gençleri ya sessiz ve tenha bir sokakta ya da zifiri karanlık bir mahzende alır götürürdü Rabb’ul âlemine.

Gençliğinin baharında İslami davetle şereflenen Abdüsselam, Urfa’nın Hilvan ilçesinde doğmuştu. Gönlü zengin, maddi olarak fakir ve muhacir bir hal ile kazandığı Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi’ni okumaya çalışıyordu. Açlık ve yokluk, elbise ve ayakkabılarının yırtıklığı onu yarına beslediği güçlü umutlarından koparamıyordu. İslami davet onun en zengin varlığı ve öz benliği olmuştu. İslam’ın cenk meydanlarında ön saflardaydı. İslami çalışmalar içinde olan Şehit Abdusselam, gözaltına alındı. Günlerce acımasız işkencelere maruz kaldı. Sonunda karanlık mahzenden nurlu ve ikram yurdu olan ahirette Rabbine kavuştu.

Bilge Kral “Aliya İzzetbegoviç’’  (19 Ekim 2003)

Gençlik yıllarında Bosna’daki Mladi Müslüman (Müslüman kardeşler )örgütü üyesi idi. Komünist Yugoslavya zamanında İslamcılık suçlamasıyla dört yıl hapis yattı. 1983 yılında yayınlanan İslam Manifestosu adlı eserinden dolayı 14 yıla mahkûm edildi ve 5 yıl daha hapis yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra Aliya İzzetbegoviç de Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti’nde Demokratik Eylem Partisi (SDA) adı verilen bir siyasi parti kurdu. Bu parti Bosna-Hersek`te 5 Aralık 1990`da gerçekleştirilen genel seçimleri kazanarak lideri Aliya İzetbegoviç cumhurbaşkanı oldu.1992 bağımsızlık sonrası yaşanan Sırp işgali döneminde de ülkesini kurtarabilmek için büyük çaba harcadı. Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç 19 Ekim 2003’te vefat etti. Yazarlık yönü de olduğu için kendisi ‘’Bilge Kral’’ lakabı ile tanınmıştır. Hayatı boyunca Bosna Müslümanları için mücadele etmiştir. Rabbim  cennetle mükâfatlandırsın.

PKK Çeteleri Cengiz Tiryaki`yi Şehit Etti (20 Ekim 2014)

Kobani olayları bahane edilerek, bölgenin her tarafında Müslümanlara yönelik saldırı furyası başlatıldı. Bingöl’de Hüda par Üyesi Cengiz Tiryaki evinde kaleşnikoflarla tarandı. Hastanede rabbine kavuşan Cengiz Tiryaki binlerce seveni tarafından tekbirlerle ebediyete uğurlandı.

Recep Güneşin Şehadeti (21 Ekim 1993)

Her biri müminlere yapılan vahşi saldırıların şahidi oldular. Peygamber daveti şahıslarında adım adım ruh buldu. Aslen Bingöllü olan Şehit Recep, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesini okuyordu. Amed ve Amed Fakultesi, onun için İslam Cemaati’nin saflarında davetin bazen Mekke’si, bazen Medine’si oluyordu. Bu durum mürtetlerin ve nifak şebekelerinin gözüne batıyordu. Buldukları ilk fırsatta satır ve sopalarla Recep’e saldırdılar. Recep aldığı ağır darbelerle bir gün sonra Rabbine rücû etti.

BM’nin Kuruluşu (24 Ekim 1945)

Birleşmiş Milletler (United Nations) tabiri ilk olarak Franklin D. Roosevelt tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik ülkeler için kullanılmıştır.

Birleşmiş Milletler fikri 1943 yılında Moskova, Tahran ve Kahire`de müttefiklerin toplantıları sırasında çıkmış olup Fransa, Çin, Birleşik Krallık, ABD, SSCB`nin temsilciliğiyle oluşmuştur.

25 Nisan 1945`de 50 ülkenin temsilcileri, San Francisco Konferansı`nda bir araya gelerek 111 maddeden oluşan antlaşmaya son şeklini verdiler. Antlaşma, 25 Haziran 1945`te oybirliği ile kabul edildi ve ertesi gün imzalandı. 24 Ekim 1945`de Güvenlik Konseyi`nin beş daimi üyesinin yanı sıra imza sahibi öteki devletlerin çoğunluğunun da onaylamasıyla antlaşma yürürlüğe girdi ve Birleşmiş Milletler kuruldu. BM insanlığa acı, gözyaşı ve buhranlardan başka bir şey vermemiş. Böylelikle insanlığın yeni bir Dünya düzenine olan ihtiyacı da zahir olmuştur.

Muhammed Nur’un Şehadeti (27 Ekim 1992)

Allah’ım! Bir Sen bilirsin bir de Sen’in dinini yaşamaya çalışan bu mümin taife. Kan, talan, sürgün ve zindanlar... Tespihin taneleri gibi, biri diğerinin tamamlayıcısı… 1973 doğumlu olan Muhammed Nur, bölgenin olağan durumlarından biri olan fakirliğin etkisiyle ailesi için henüz küçük yaşlarda çalışmaya başladı. Bununla beraber Müslüman camianın saflarında Allah’ın dini için harıl harıl çalışıyordu.

Bir grup askeri tim, Muhammed Nur’u şüpheli olarak durdurmaya çalışınca çatışma çıktı. Muhammed Nur yaralı olarak yakalandı. Ancak arabada yaralarına parmak ve kalem batırılarak feci şekilde eziyet edildi. Hastanede de yeterli tedaviyi görmedi. Takdir-i ilahi bu olay şehadetle neticelendi ve Muhammed Nur şehid oldu.

Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Ekim 2016 (145. Sayı)
 
25-10-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.