Tarihte Bu Ay - Aralık 2016

İnzar - Tarihte Bu Ay
Tarihte bu ay... Aralık ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Siirt’e Seçim Sonuçları İptal Edildi (2 Aralık 2003)

28 Şubat kararlarının devamı olarak R.Tayip Erdoğan’a Siirt’te okuduğu bir şiir gerekçesi ile cezaevine atıldı. Kendisine seçilme yasağı getirilmişti. Yasal olarak yasaklılık süresi bitmişti, ama seçim de geçmişti. Ancak AKP Siirt’te ki seçim sonuçlarına itiraz etti. Çünkü seçim sandıklarından biri kırılmış, iki yere de sandık kurulmamıştı. YSK itirazı oy birliği ile kabul etti. Erdoğan burada milletvekili adayı oldu. Kendisine Siirt’ten meclis yolu açılmış oldu.

Muhammed Ata Zengin’in Şehadeti (3 Aralık 1991)

Mürtet örgüt Kürtlerin arasına azmış bir ur gibi yayılıyordu. Örgüt kendisi gibi düşünmeyen bütün yapılara acımasızca saldırıyordu. Bu dönemde Kürd beldelerinden cenaze görmeyen yer kalmadı dense yerinde olur. Örgüt büyük bir kinle Hizbullah cemaatine baskı uyguluyordu. Cemaatin bütün uyarılarına rağmen, PKK, Hizbullahi Müslümanlara da namluyu doğrultu. Sık sık şahadet haberleri gelmeye başladı. Hizbullah cemaati birçok kanaldan PKK’yi uyardı. Uyarılarla bu Örgütün durmayacağını anlayan Hizbullah cemaati, istişareler sonucu nefs-i müdafaa refleksi sergileme kararı aldı. Bu kapsamda ilk olarak PKK’nin bölge sorumlularından olan ve şehit edilen Müslümanların kanında eli olan Mihail Bayru’nun infaz kararını verdi. On dokuz yaşında aktif bir İslam davetçisi ve üniversite öğrencisi olan Muhammed Ata, Hezex’te, Mihail Bayru’yu işyerinde infaz etti. Devlet timleri, panzerlerle olay yerinden uzaklaşmaya çalışan Muhammed Ata’yıinfaz ettiler. Muhammed Ata panzerlerden açılan kurşunlarla şahadetle şereflenerek Rabbine yükseldi.

Kur’an Kursu Yönetmeliğine Tepki (5 Aralık 2003)

28 Şubat kararları ile Müslümanlar adeta parya muamelesi görüyorlardı. Kur’an Kursları hemen hemen tamamen yasaklanmıştı. Hükümet bu sıkıntıları gidermek için yönetmelik değişikliği yapınca, CHP buna şiddetle karşı çıktı. Bunu günlerce irtica tehlikesi olarak göstererek medyada gündem yaptılar.


Filistin İntifadasının Başlaması: (7 Aralık 1987)


1948’de Filistin’in gasp edilen toraklarında, Batılı güçlerin yoğun destek ve çabasıyla oluşturulan Siyonist terör oluşumuna karşı, bizzat İmam Hasan El-Benna’nın talimatlarıyla İhvan-ı Müslimin Cemaati mensupları, Yahudi işgaline Mısır’dan gelerek karşı koydular. Bu mücahitler bir yandan savaşarak mücadelelerini sürdürürken, öte yandan tebliğ çalışmalarını örgütlü bir şekilde sürdürüyordu. Çalışmalar kısa bir zaman zarfında, geniş bir taban bularak yayıldı, aynı zamanda bu çalışmalar HAMAS’ın oluşum aşamasını da başlatmış oluyordu. Filistin’deki İhvan-ı Müslimin’in kanadı olan HAMAS Şeyh Ahmet Yasin, Abdülaziz Rantisi ve Muhammed Taha tarafından kuruldu.

Öte yandan terör devleti, Filistin halkına zulmediyor, her gün yeni katliamlara imza atıyordu. Bütün dünyanın gözü önünde Sabra ve Şatilla katliamı gerçekleştirildi. Gün geçtikçe zulümlerine bir yenisini ekliyordu. 8 Aralık 1987’de bir Yahudi kamyoneti Cebeliye Mülteci Kampında yaşayan Filistinli işçileri taşıyan araca kasıtlı olarak çarparak dört kişinin ölümüne ve dokuz kişinin yaralanmasına sebebiyet verdi. Yaralılar Filistin Şifa Hastanesine kaldırıldı. Örgütlenmesini sağlam temellere oturtan HAMAS’ın da talimatlarıyla halk hastanenin önünde toplandı. HAMAS’ın mensubu öğrenciler bu organizasyonu sağlıyordu. Bu tepki dalga dalga halkın arasında yayıldı. İşte burada İntifada başladı. Yani, ezilen, işkence gören, sürgün edilen, zorla evlerinden ve yurtlarından çıkarılan, en ağır katliamlara maruz kalan Filistin halkının topyekûn israil terörüne karşı bir başkaldırısı olan intifada başladı…

Kawa Militanları Öldürüldü (12 Aralık 1980)

Türk ve Suriye istihbaratının yardımıyla PKK Suriye’de eylem gerçekleştirdi. Suriye’nin Kamışlı ilçesinin bir köyünde bir araya gelen Kawa örgütünün bütün yönetici kadrosu olan on beş kişi katledildi. Bu olay Kürd ulusalcısı olan Kawa örgütünün çökertilmesine yol açtı.

Güney Kürdistan İngiliz Sömürgesine Karşı Direniş Başlattı (16 Aralık 1925)

Şeyh Mahmut Berzenci, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru çalkantılı bir politik süreç yaşadı. Bağımsız bir Kürdistan hep hedefinde oldu. İngilizlerin Kerkük ve çevresinin işgalinden sonra, Kürd önde gelenlerinin imzaladığı bir bağımsızlık muhtırasını İngilizlere sundu. İngilizler Berzenci’yi desteklediklerini ilan ettiler. Ancak dünya dengelerinin değişmesi ve İngilizlerin Kürdlere bir sömürge muamelesi yapmaya yeltenmesi sonucu Berzenci hareketi, İngilizlere karşı halk direnişini başlattı.

Şehid Abdurrahman Bakır (17 Aralık 1993)

Aşkla, şevkle cami çocuklarının arasına oturup Kuran’ı öğretiyordu. Sizin o halinize bakan peygamberi hatırlardı. Ashabını hatırlardı. Düşmanınız Ebu Cehilleri, Velit bin Muğireleri andırırdı. Henüz on dokuz yaşındaydın. Diyarbakır’da sade bir hayatın vardı. Ama o sade hayatın hülyalarında cennetin tohumları filizleniyordu. Derin fitne odakları o gencecik yaşında acımadan pusu kurdular ve seni kalleşçe şehit ettiler, elleri kurusun.

SSCB Afganistan’ı İşgal Etti (24 Aralık 1979)

SSCB 1978 yılında Afganistan ile imzaladığı Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasına dayanarak 24 Aralık 1979’da Afganistan’ı işgal etti. Binlerce Rus askeri ve savaş malzemesi Kabil havaalanına indirildi. Nisan 1988’de, Birleşmiş Milletler’in girişimiyle Cenevre’de imzalanan Cenevre Anlaşması sonrasında, 15 Mayıs itibarıyla Sovyet güçlerinin ülkeden çekiliş süreci başladı. Şubat 1989’da Sovyet güçlerinin çekilişi sona erdi. Savaş sonrası Sovyet güçleri bölgede 14.453(resmi olarak açıklanan rakam) ölü bıraktı, ayrıca 451 uçağını yitirdi. Günümüzde ise NATO destekli ABD tarafından Afganistan kontrol edilmeye çalışılmaktadır.

Libya Bağımsız Oldu (24 Aralık 1951)

İtalyanlar tarafından 1911 yılında işgal edilen Libya 24 Aralık 1951’de Birleşmiş Milletlerin kararı ile bağımsızlığına kavuştu. Ömer Muhtar liderliğindeki Libya’lı mücahitler İtalyanlara karşı verdikleri bağımsızlık mücadelesi ile meşhur olmuşlardı.

Şehid Resul Ekinci (18 Aralık 1994)

1972 yılında Diyarbakır’ın Ayşık köyünde doğmuştur. Muhammedî davet yeniden filizlendi Kürdistan’ın çorak topraklarında. Bir güneş doğdu. Karanlıklar dağıldıkça nura koşarak gelen erler coştu. Sahabevarî bir metotla.

İslam daveti ile tanışan Şehit Resul’ün hayatı tamamen değişti. Adeta ayetler Resul’ün şahsında ete kemiğe büründü. İnsanlığın bu nura ihtiyacı vardır. Bunun kimseye zararı olmazsa gerektir. Ama gel gör ki bu Muhammedî sünnet gene tecelli etti. Hakkı sevmeyen korkunun kulları Resul’ü döndürmek için mal mülk teklif ettiler ama nafile. Bu sevdaya malın mülkün kıyasını yapanlar hep yanıldılar ve hep yanılacaklar. Eziyet etmeye başladılar. Resul davasından caymadı. İftiralarla şikâyet edilerek zindana attılar. Bu sevda, bu iman daha da nurlanarak neşesini buluyordu Resul’ün şahsında. Bütün bunlar olmayınca feci bir şekilde şehit ettikten sonra pamuk balyasına bağlayarak Nehrin dibine attılar. O pak beden dört gün nehirde kaldı. 4 gün sonra çıkarılan Sehid Resul 18 Aralık 1994`e Karakilis köyünde defnedilir. Ve pâk haliyle Rabbine döndü. Bir Resul Rabbine gitti ama arkasından yüzlerce Resul safta yerlerini alıp sıra bekledi.

Terör Şebekesi Katliam Yaptı (27 Aralık 2008)

Hamas’ın polis eğitim merkezine uçaklarla saldıran terör şebekesi, birkaç saniyede Eğitim Alanında olan 140 Hamas polisini katletti. Terör saldırısı ile 60 savaş uçağı, dökme kurşun adıyla saldırıları günlerce devam etti. Yüzlerce Filistinli katledildi.

Roboski Katliamı (28 Aralık 2011)

Cumhuriyet tarihinden beri Kürt halkına karşı, devletin bağırsaklarındaki faşizan zehir kısa aralıklarla zamansız olarak Kürtlerin üzerine boşalıyor. 28 Aralık 2011 Türk hava kuvvetleri Şırnak Uludere ilçesi Roboski köylülerinin üzerine bomba yağdırdı. Sınırdan kaçak geçirdikleri mazot, sigara Çay gibi eşyalarla geçimlerini sağlıyorlardı. Bu işlerle uğraşan bir köylü kafilesi sınırdan dönerlerken, Türk jetlerine hedef olup dakikalarca bombalandı. 35 kişiden mucize eseri tek kişi kurtulabildi.

Olaydan sonra PKK kandan taraftar devşirme telaşına girdi. Dış mihraklar fitneyi körüklemeyi bir fırsat belledi. Devlet halktan özür dileyeceğine basit gerekçelerin arkasına sığınarak olayın mağdurlarını para ve maddi imkânlarla susturmaya ve olayı örtbas etmeye çalıştı. İçişleri bakanı bu katliama rağmen adeta halkla alay ediyordu. Bülent Arınç özür beklemenin yanlış olduğunu söyledi. Avrupa basını kasıtlı bir saldırıdır der gibi manşet attı. TBMM araştırma komisyonu kuruldu.  Netice kasıt yok dendi. HÜDA Par olay hakkında detaylı bir rapor hazırladı. Devlet sağır kaldı. BDP olayı Avrupa insan hakları mahkemesine taşıdı.  Halk BDP taraftarlığına mecbur edildi. Ölen mazlumlar, yetim kalan çocuklar kimsenin umurunda değildi.

Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Aralık  2016 (147. Sayı)
 
26-12-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.