Suud-İsrail Normalleşmesi İran`a Armağandır

İnzar / Çeviri Makaleler
Yönetici klik içinde hâkim olan görüşe göre Filistinlilerin davası artık onlar için kaygı duyulması gereken önemli bir konu değil. Bilakis kafaları çok çeşitli iç meseleleriyle meşgul. Suudiler bu konudaki görüşlerine son şeklini vermeden önce muhtemelen Filistinlilerin kendilerini suçlayacak bir yöntem geliştirecekler. Filistinlilerin kendilerinin davalarını sattıklarını ve kendi kaderlerine kendilerinin boyun eğdiğini ileri sürecekler. Ulusal projeyi `çözüm` olarak gerçekleştirmeye çalışan yetkilileri işaret edeceklerdir.
Suudi Arabistan, İsrail ile resmi ve aleni diplomatik, güvenlik ve ekonomik ilişkiler kurmanın eşiğindedir. Bu beklediğimizden de önce gerçekleşiyor. 

Suudi Arabistan`da Prens Muhammed bin Salman liderliğindeki yönetici klik kararını verdi. Tarihsel olarak çoğu Arap ülkesinin İsrail ile resmi ilişkiler kurmasını önlemiş olan bu grup artık böyle bir konumda bulunmuyor. 

Krallık, hiç utanç duymadan bu yönde hareket etmeye başladı. Arap kamuoyunun genel perspektifinden bakılınca İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi artık yüzkarası ve tabu olmaktan çıkıyor. 

Yönetici klik içinde hâkim olan görüşe göre Filistinlilerin davası artık onlar için kaygı duyulması gereken önemli bir konu değil. Bilakis kafaları çok çeşitli iç meseleleriyle meşgul. Suudiler bu konudaki görüşlerine son şeklini vermeden önce muhtemelen Filistinlilerin kendilerini suçlayacak bir yöntem geliştirecekler. Filistinlilerin kendilerinin davalarını sattıklarını ve kendi kaderlerine kendilerinin boyun eğdiğini ileri sürecekler. Ulusal projeyi `çözüm` olarak gerçekleştirmeye çalışan yetkilileri işaret edeceklerdir. 

Dahası Suudi`nin fiili yöneticisi Muhammed bin Salman ülke içindeki hırslı programlarını icra etmek için Amerikan desteğine ihtiyacı olduğunu ve şimdilik Washington`a giden yolun da Tel Aviv`den geçtiğini biliyor. 

Diğer Arap ülkeleri de doğal olarak İsrail ile ilişkilerini normalleştirdiler. Ama Suudi Arabistan`ın yaşadığı ikilem daha farklıdır. Çünkü Suudi Arabistan`a göre bu proje belirgin bir stratejik plana yaslanmıyor, aksine alternatiflerin zayıf olmasından dolayı ortaya çıkan bir projedir. Başka bir ifadeyle, bu proje, bölgesel politikalarda defalarca tekrarlanan yenilgilerle ve İran ile yeterince ilgilenememiş olmasından dolayı Suudi Arabistan`a dayatılıyor. 

Riskler çok yüksek; Suudi yetkililer kendilerini yüzbinlerce Sünni Müslümanın ve Arap`ın temsilcisi olarak konuşan kimseler olarak görüyorlar. Ancak geçmişte birçok kez yaptıkları gibi bu konumlarının kendilerini imtiyazlı kıldığını düşünmemeliler. Suudi yetkililer bu şekilde kibirle hareket ettiklerinde İslam`ın ortaya çıktığı, iki kutsal mescidin bulunduğu ve Müslümanların saygı duymalarının avantajını kullanmaktadırlar. 

Bu değişimin ilk işaretleri Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas`ın iki hafta önce Riyad`a çağrılarak Trump`ın herhangi bir tartışma yaşanmadan İsraillilerle var olan ihtilafı sonlandırma planına uyması gerektiğinin sızdırılmasıyla ortaya çıktı. Bu şartlar altında hayır dediği için Abbas`ın da sempati kazandığı ve rıza gösterseydi bile bunun bir anlamının olmayacağı ortaya çıkmış oldu. 

Bu yaklaşım ancak İsraillilerin şüphelerini ortadan kaldırmaktadır ancak bedeli çok ağır bir zafer olduğu da ortadadır. Çünkü sıradan insanların zihinlerindekini değiştirecek değildir. (Mısır, 40 yıl önce ilişkilerini normalleştirdi ama bu normalleşme yalnızca resmi düzeyde oldu. Çünkü kamuoyunun İsrail itirazı hiç değişmedi. Aynı şey 25 yıl önce ilişkilerini normalleştiren Ürdün için de geçerlidir.) 

Ama bunun en muhtemel sonucu da ironik biçimde İran`ı cesaretlendirmek olacaktır. Öyle olacak çünkü bölgedeki korkunç mezhepçi ihtilafta Suudi Arabistan ile İsrail`in ilişkilerinin "Sünni Müslümanlar adına" normalleşmesi Sünni Müslümanların Filistin davasından vazgeçtikleri imajının oluşmasına neden olacaktır. Çünkü öbür tarafta da kutsalları için kurbanlar vermiş olan sarsılmaz Şii Müslümanlar vardır. 

Bu, İran`a verilecek en güzel armağan, Suudi Arabistan`ın beceriksizliğini gösteren en belirgin gelişme olacaktır. 

(Çeviri Makale) Tawfiq Rabahi| İnzar Dergisi | Aralık 2017 | 159. Sayı
22-12-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.