Suriye’nin gerçek bir siyasi çözüme ihtiyacı var

İnzar / Çeviri Makaleler
Halep’in yeniden ele geçirilmesi şu an şehrin doğusundaki birkaç yerde toplanan silahlı muhaliflere karşı Suriye rejiminin önemli bir zaferi olarak görülmelidir.
Halep’in yeniden ele geçirilmesi şu an şehrin doğusundaki birkaç yerde toplanan silahlı muhaliflere karşı Suriye rejiminin önemli bir zaferi olarak görülmelidir.

Ama bu zafer, yenilgiye boğan acı bir tada sahip.

Mümkün olmayan bir zafer

Bu, güç dengelerinin daimi olarak değiştiği, herhangi bir tarafın kati surette veya geri dönülemez biçimde bastırılamadığı, çok sayıda bölgesel ve uluslararası güç arasında cereyan eden vekâlet savaşlarının devam ettirdiği bir iç savaş.

Suriye’nin sosyal dokusunun karmaşık bir yapıya sahip oluşu siyasi ihtilafların mezhepsel ve etnik bir karaktere bürünmesine neden oldu. Tek partinin yönetiminde olan bu ülkede geniş katılımlı protestolarla başlayan ayaklanma Alevi ve Sünniler arasında, Arap ve Kürtler arasında, Hıristiyan ve Müslümanlar arasında insanların kendi kendilerini kurban ettiği çirkin bir piyese döndü.

Levant’ın (Şam) hassas coğrafi konumu Suriye’yi uluslararası ve bölgesel aktörlerin kontrol ve nüfuz alanı haline getirdi. Ruslardan tutun İranlılara, Amerikalılardan tutun Körfez ülkelerine ve Türkiye’ye kadar ülke içindeki her uluslararası oyuncunun ardında kendi çıkarlarına ve hesaplarına dayanan yabancı bir sinsilik var.

Suriye’deki çatışmalar haksızlık ve baskıya karşı kendiliğinden gelişen bir devrim olarak başladı ve daha önce Tunus’ta, sonrasında da 2011’de Mısır’da başlayan gösterilerden ilham alıyordu. Ama bugün karşı karşıya kaldığımız durum bu değil.

Denkleme yeni faktörler eklenince halkın yaygınlaştırdığı gösteriler yeni bir yön çizdi ve süreç vahşice yaşanan bir iç savaşa evirildi. Özgürlük ve insan hakları için yapılan kutlu bir mücadele güç ve egemenlik için sürdürülen çirkin bir mücadeleye dönüştü.

Suriye toplumunu oluşturan dokunun etnik ve mezhebi yönü ne rejimin ne de muhaliflerin devam eden çatışmalı süreci zorla kabul ettiremediği bir sonuç doğurmaktadır.

Alevi, Hıristiyan ve dini azınlıklar Esad rejimiyle birlikte hareket ederlerken kızgın Sünni çoğunluk ise büyük oranda muhalif cephede yer aldı. Kürtler de gittikçe daha büyük oranda uluslararası destekten hoşnut olacak şekilde kendi ajandalarını oluşturmuş gözükmektedirler.

Suriye toplumunu paramparça eden bu berbat bölünmüşlük belki de bir tarafta Halep’in doğusu ve batısını birbirinden ayıran bölgede tozlu, yorgun düşmüş ve çok kederli görüntüleriyle sevdikleri için ağlayan yaşlıların yüzlerinde öte taraftan katliamdan sorumlu rejim askerlerinin yaptıklarını kutlayan coşkun kalabalıkların kutlamalarıyla en somut halini almaktadır.

Bölgenin ve bilhassa Irak ile Suriye’nin birbirleriyle örtüşen coğrafi sınırları ve birbirlerine bağlı ihtilafları sonu olmayan bir iç savaşı ve açık uçlu bir krizi haber vermektedir.

Sahadaki güç dağılımı sabit değil: bugün Halep’i geri aldıkları için sevinç gösterileri yapan Suriye rejim güçleri birkaç gün önce DAEŞ’in bölgeyi yeniden ele geçirmesi nedeniyle antik Tadmur (Palmira) şehrinden çekilmek zorunda kalmışlardı.

El Kaide ve DAEŞ gibi grupların kaostan yararlanarak etnik ve mezhebi temizlik saçan bir iklime sahip oluşları Suriye’deki bölünmeyi derinleştirmekte ve mevcut gerginliklere neden olan siyasi bölünmüşlüğü ortadan kaldıracak bir çözüm sunmamaktadır.

Mezhep ve etnik farklılıklardan kaynaklanan politik ayrılıkların yabancı müdahalesiyle teşvik edildiği Irak ile ilgili en önemli ders herhangi bir karışıklığın silah zoruyla bastırılamayacağı gerçeğidir. Her çatışma yeni bir çatışmayı doğurmakta ve sonu olmayan yıkımlar yaşanmasına neden olmaktadır.

Uçurumun kenarından uzaklaşmak

Bu savaşın kazananı veya kaybedeni yok. Bu, kimsenin daimi olarak kendi lehine döndürebileceği sonu olmayan bir çatışma. Bu da Suriye’deki çatışmaları iki seçenekten oluşan bir sonuçla okumamız gerektiğini göstermektedir:

Şurada veya burada kısmi başarılar kazanmış olsa da rejim silahlı muhalefeti yenecek gibi görünmediğinden ve muhalefet de Esad’ı devirip yerini almada başarısız olduğundan iç savaşı sürdürmeye devam edebilirler.

Belirli uluslararası güçler, bilhassa ve öncelikle Amerikalılar ve İsrailliler çatışmayı süresiz biçimde uzatmak istedikleri ve savaşı Arapların, İranlıların, Türklerin ve Rusların da dâhil olacağı yıpratıcı bir savaşa döndürmek istediklerinden dolayı rejim ve muhalefet daimi olarak kapana kıstırılacaklarından dolayı alevler yükseltilmeye devam edecek.

Alternatif, bu nihilist ve yıkıcı, kazanan-kaybeden mantığından kurtulmak ve bunun yerine siyasi bir çözüm peşinde olmaktır. Bunun için yapılması gereken, gücü adil biçimde bölüştürmek ve ülkenin tehlike altındaki birliğini ve hâkimiyetini koruma altına almaya dayalı ciddi bir reform sürecine başlamaktır.

Gerçek şu ki Esad artık ülkeyi devrimden önce yaptığı gibi Baas Partisinin, ordunun ve istihbaratının demir yumruğuyla yönetemeyecek. Ülke topraklarının önemli bir bölümü onun kontrolünde değil. Üç milyon Suriyeli mülteci oldu. Milyonlarca insan ülke içerisinde mülteci konumuna düştü ve Sünniler arasında onun rejimine olan kızgınlık ve itiraz sürekli olarak artmaktadır.

Siyasi bir çözüm peşinde koşmak oldukça zahmetli bir iş görülebilir. Ama bu çözüm en azından daha az pahalıya mal olacaktır. Ve böylesi bir çözüm tüm tarafların büyük bir sabır, akıl ve cesaret göstermesiyle sağlanır.

Aynı ülkede yaşayan erkek ve kadınlar arasında kahramanlık, onur ve aslında zafer de bulunmaz. Onlara karşı kaç zafer elde ederse etsin Esad silahlı muhalefeti yok edemez, muhalefet de ne kadar güçlü ittifaklar kurarsa kursun Esad’ı alt edemez.

Dipsiz ölüm kuyusundan ve bu büyük yıkımdan kurtulmanın tek yolu işin içinde olan Rusların, İranlıların, Türklerin ve Körfez ülkelerinin siyasi anlamda uzlaşmasıdır. İşte ancak o zaman Suriye’den artakalanı kurtarmadan söz edebiliriz.

Soumaya Ghannoushi

Middle East Monitor’de yayımlanan bu makale Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edildi.

İnzar Dergisi - Ocak 2017 (148. Sayı)
17-01-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.