Siyere ve İslam Tarihine Bakış - 33

Mehmet Zülküf Yel
Bu asil ve yüce din, bu dünyaya bakan yönü ve keyfiyeti ile bile uğrunda her türlü bedelin ödenmesini ve tam bir ihlas ile yaşam biçimi haline getirilmesini hak ediyor. İslam medeniyettir, insanlığın topyekûn özgürlük ve adalet merdiveni ile yükselmesi, yücelmesidir.
Hz. Musa`nın Kıssasından Dersler ve İbretler-12

1) Allah Azze ve Celle`nin ulûhiyet ve rububiyetini inkâr edenler, yapmış oldukları bu yanlış tercihin bedelini, hem bu dünyada hem de ahirette göreceklerdir. İnkârcılar, madden ve manen büyük bir zillet içerisindedirler. Sahip oldukları inanç ve yaşam tarzları, sorgulanmamış ve insanoğlunun fıtratını aşağılayan bir muhtevaya sahiptir. Risaletin hayatta insana biçtiği rol ve yüklediği sorumluluk, insanı yüceltmektedir. İslam, insanlara bu dünyada izzet ve mutluluğu, ahiret için ise selamet ve ebedi kurtuluşu sunmaktadır. Diğer inançlar ise, bu dünyada zillet ve hüznü, ahirette ise ebedi hüsran ve hasareti sunmaktadır. İslam`ın sunduğu hayat nizamının ahiretteki mükâfatı olmasaydı bile, bu dünyada insana kazandırdığı izzet ve şeref, bahşettiği mutluluk bile tercih sebebidir. Bu asil ve yüce din, bu dünyaya bakan yönü ve keyfiyeti ile bile uğrunda her türlü bedelin ödenmesini ve tam bir ihlas ile yaşam biçimi haline getirilmesini hak ediyor. İslam medeniyettir, insanlığın topyekûn özgürlük ve adalet merdiveni ile yükselmesi, yücelmesidir. Böyle bir nimetten mahrumiyet ise, esfele safilin çukuruna yuvarlanmadır. Tarih boyunca farklı din müntesiplerinin içerisine yuvarlandığı zillet ve günümüzdeki inkârcıların yaşam tarzı son derece ibret vericidir. Hem bireysel hem de toplumsal anlamda bu gün ortaya konan hayat nizamı, insanlık için bir ızdıraptır. Barış, özgürlük ve adalet gibi insanlığın hak ettiği kavramlar ayaklar altına alınmaktadır. Allah`ın mükerrem olarak yarattığı insanoğlu, kendi eliyle hayvanlardan daha aşağı bir derekeye daha bu dünyadayken yuvarlanmaktadır.

"Şüphesiz o buzağıyı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap, dünya hayatında iken de bir zillet erişecektir. İşte biz, iftiracıları böyle cezalandırırız." (7: 152)

2) İçerisinde bulunduğumuz durum ne kadar kötü olursa olsun, sırtımızdaki küfede bulunan günah yükü ne kadar ağır olursa olsun, Allah`ın dergâhından başka gidebileceğimiz bir adres yoktur. Şüphesiz ki Allah Azze ve Celle`nin rahmeti ve mağfireti sonsuzdur. O`nun bağışlaması Sultanlığı ile münasiptir. Yeter ki biz acziyetimiz ve edebimizle bağışlanma dilemesini bilelim.

"O kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir." (7: 153)

3) Risalet, hidayet ve rahmetin vesikası ve reçetesidir. Kim ki bu dünyada doğru yolu bulmak istiyorsa ve Allah`ın sonsuz rahmetine nail olmak istiyorsa, Rabbimizin belirlediği rotayı takip etmek zorundadır. Bu menzile baş koyanlar, Allah Azze ve Celle`nin eman ve himayesindedirler. Rablerinden korkanlar ve şeriatına kayıtsız şartsız itaat edenler, şüphesiz ki kurtuluşa ermişlerdir. Allah`ın kanunları rahmet ve necat sefinesidir. Gönül gözü ile hakikat arayışında olanlar, şüphesiz ki kendilerine sarkıtılan ilahi rahmeti görüp şakirlerden olur. Ama kalp gözleri hakikate ve hidayete kör olanlar ise risaletin hazinelerinden ve bereketinden istifade edemez.

“Musa`nın öfkesi geçince levhaları aldı. Onlardaki yazıda, ancak Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve rahmet vardı.” (7: 154)

4) Hayatın her anı imtihanlarla doludur ve imtihanlar son nefese kadar devam eder. Sınamaların şekli değişebilir ama imtihan gerçeği asla değişmez. Bu itibarla hayatta karşılaştığımız her olayı, hayat kitabının satır aralarını iyi okumak gerekir. Bazen toplumlar topyekûn imtihanlardan geçebilirler. Bazen de bir toplum içerisinde bazılarının yapmış olduğu kötü tasarruflar yüzünden tüm toplum bunların neticelerinden etkilenebilir. Müslümanlar, hayrın celbi ve mefsedetin def`i noktasında, bireysellikten kesinlikle kurtulmalıdırlar. İslam`da bireylere rol biçilirken, bir yandan bireyler tek tek olarak düşünülürken, diğer taraftan tüm bireyler bir bütün olarak kabul edilirler. Toplum içerisinde fitne ve fesat çıkaran bireyler, maddi ve manevi sonuçları itibariyle toplumun diğer fertlerini de yükümlülük altına sokar. Bir toplumun helak olması için tüm toplumun günahkâr olması gerekmez. Facirlerin çoğaldığı bir toplumda, diğerleri bu facirlere engel olmuyorlarsa veya sessiz kalıyorlarsa onlar da bu suça bir yerde ortak olmuş olurlar. Ve gelen musibet, sadece zulme ve fıska meyledenlerle sınırlı kalmaz. Her koyun kendi bacağından asılmaz. Bacağından asılan ve kokuşan koyunun çıkardığı koku herkesi etkiler.

Yine Allah`ın göndermiş olduğu imtihan vesilelerine hikmet nazarıyla bakanlar için, bu musibetler rahmete dönüşür. Her imtihan, kulu Rabbine daha fazla yaklaştırır. İmtihanın nimet ve musibetler şeklinde gelmesi neticeyi değiştirmez, bazıları her hâlükârda yüzlerini sadece Rablerine dönerler. İmtihanlar onlar için bir rahmet vesilesi olur.

"Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısın." (7: 155)

5) İslam dini sahip olduğu muhteva ile hem dünyaya hem de ahirete hitap eder. Yani İslam`ın hem madde hem de manaya dair her boyutu ile söyleyeceği bir söz vardır. Bu da Müslümanlara bir hayat felsefesi sunmaktadır. Müslümanlar hem manevi nimetlerden istifada etmeli, hem de maddi nimetlerden nasiplerini almalıdırlar. Müslümanların duruşları ve yaşantıları vasat üzeredir. Madde veya manavı terk etmek veya birisine tamamen meyletmek doğru değildir. Dualarımızda dünya ve ahiret saadeti talep ettiğimiz gibi, yaşantımızı da bu eksene oturtmalıyız. Çünkü denge sıhhat ve istikamet bu bakış açısındadır. Hayatın bu iki alanı birbirinden ayrılma kabul etmeyip beraberce bir bütün oluştururlar.

"Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük." Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır, o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekâtını verenlere ve ayetlerimize inananlara mahsus kılacağım. (7: 156)

6) Risalet ve şeriat, bütün boyutları ile insanların faydasınadır. İlahi teklif ve yasakların birçok hikmeti vardır. Bütün teklifler, madden veya manen insanların faydasını içermektedir. Aslında teklif ve yasaklar, imtihan ekseninde olduğu için hiçbir hikmeti olmasaydı bile imtihanın sırrınca bunu yapmamız gerekirdi. İmtihan olan kullar olarak, böyle bir zorunluluğumuz var. Ama Rabbimiz, lütuf ve keremi ile her şer`i teklife birçok maslahat derc etmiştir. Şer`î teklifleri yerine getiren mü`minler, imtihanı kazandıkları gibi aynı zamanda bu itaat sebebiyle Allah`ın nimetlerine nail olurlar. İlahi tekliflerin tamamı Sünetullah`a ve insan fıtratına uygundur. İnsanın eşya ile olan ilişkisinde, bu ilişkinin sıhhatinin ne şekilde olduğunu Allah şüphesiz en iyi şekilde bilmektedir. O halde akıllı kulların yapması gereken, dünyevi maslahata nail olmak ve imtihanı kazanmak için Allah`ın ipine ve hükümlerine yapışmaktır.

"Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil`de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır." (7: 157)

Mehmet Zülküf Yel / İnzar Dergisi – Haziran 2017 (153. Sayı)
 


 
23-06-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.