Siyere ve İslam Tarihine Bakış - 26

Mehmet Zülküf Yel

Firavun ve askerlerinin suda boğulmasının ardından, Hz. Musa kavmiyle beraber güven içinde yaşayacakları yere doğru yola çıktı. Ancak bu yolculuk esnasında, İsrailoğulları`nın çoğunun, imani yönden çok zayıf ve sapkınlığa meyyal olduğunu gösteren alametler ortaya çıktı.
HZ. MUSA`NIN  DAVETİ VE MÜCADELESİ – 5

Aziz ve Celil olan Allah`ın takdiri ile hak, bir kez daha batıla galip geldi. Firavun ve avanesi, her şeyin bittiğini düşündüğü bir anda Allah`ın yardımı ve  rahmeti, mustaz`afları kuşatmış ve onları selamet sahiline çıkarmıştır. Kibirleri ile sarhoş olan müstekbirlerin burnu bir kez daha yere sürtülmüştür. Kimsesizlerin sahibinin Allah(CC) olduğu hakikati, bir kez daha tecelli etti.  Hak geldi ve  yok olmaya mahkum olan batıl zail oldu.

 Firavun ve askerlerinin suda boğulmasının ardından, Hz. Musa kavmiyle beraber güven içinde yaşayacakları yere doğru yola çıktı. Ancak bu yolculuk esnasında, İsrailoğulları`nın çoğunun, imani yönden çok zayıf ve sapkınlığa meyyal olduğunu gösteren alametler ortaya çıktı. İlahi mucizeleri gözleriyle gören bu topluluk, hadisenin üzerinden fazla bir zaman geçmeden, iman ile bağdaşmayan tavır ve isteklerde bulunmaya başladılar.

Mısır halkının dini putperestlikti. Mısırlıların birçok putu vardı. Mısırda yaşadıkları süre zarfında İsrailoğulları da bu dinden etkilenmişlerdi. Her ne kadar ataları Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakub`un kendilerine yol olarak bıraktıkları tevhid dinine mensup olsalar da Allah`ı anmada zayıf oldukları için, putperest Mısırlılar`ın kültürlerinden etkilenmişler, onların bazı sapkın adet ve anlayışlarını benimsemişlerdi. İsrailoğulları`nın putperestliğe gösterdikleri bu eğilim, yolda giderlerken putperest bir kavme rastladıklarında ortaya çıktı. Hz. Musa`nın başında bulunduğu toplulukta bulunan bazı yahudiler, bu putperest kavme özendi. Allah`ın hidayet nimetini hatırlayıp şükretmeleri  ve bu sapık kavmin halinden ibret almaları gerekirken, Hz. Musa`dan kendilerine de put yapmasını istediler:

"İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa`ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir."  (Araf Suresi, 138-139)

İsrailoğullarının bu sapıkça meyli, daha sonraları da çeşitli şekillerde kendisini göstermiştir.

Hz. Musa ve kavmi Tur Dağı`na doğru yöneldiler. Hz. Musa dağda kırk gün kalacaktı. Hz. Musa acele ederek kavmini geride bıraktı ve tek başına önden gitmeye karar verdi. Yerine kardeşi Hz. Harun`u bıraktı. O da Allah`ın elçisiydi. Hz. Musa`nın Tur Dağı`nda bulunduğu esnada, Hz. Harun ona vekalet edip kavmini yönetecekti. Hz. Musa kavminden ayrılmadan önce Hz. Harun`a bazı tavsiyelerde bulundu:

"Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun`a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi."  (Araf Suresi, 142)

Hz. Musa kavminden ayrılıp tayin edilen sürede Tur Dağı`na ulaştı. Allah, orada onunla bir kez daha konuştu. Kuran`da bu olay şöyle anlatılır:

 "Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O`nunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. (Allah) "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi.

(Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol."

Biz ona Levhalar`da her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik)."  (Araf Suresi, 143-144-145)

Bu sırada İsrailoğulları içindeki bozuk akideli bazı münafıklar,  Hz. Musa`nın kavminden ayrılmasını bir fırsat bildiler. Hz. Musa`nın yokluğu, onları cesaretlendirdi.  Hz. Harun`un emirlerini de dinlemeyen İsrailoğulları, kendilerine bir put yaptılar. Tapmak ve ilah edinmek maksadıyla bir buzağı heykeli yaptılar.

"(Tura gitmesinin) Ardından Musa`nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler..."  (Araf Suresi, 148)

Bu esnada Allah, Hz. Musa`ya kavminin durumunu ve neden onlardan önce geldiğini sordu:

"Seni kavminden `çarçabuk ayrılmaya iten` nedir ey Musa?"

Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim." (Taha Suresi, 83-84)

Hz. Musa kavminin içine düştüğü durumu bilmiyordu. Allah ona, kavminin Haktan sapışını, kavmi saptıran Samiri isimli münafığın konumunu ve kendilerine buzağıdan bir put yaptığını söyledi:

 "Dedi ki: "Biz, senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Taha Suresi, 85)

Bunun ardından Hz. Musa aşağıdaki ayetlerde bildirildiği gibi, Rabbinin verdiği levhaları alarak kavmine geri döndü:

 "Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?"

Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı."

Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin ve  Musa`nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler." (Taha Suresi, 86-88)

Nefsinin esiri ve kölesi olan Samiri, otoriter bir yapıya sahip olan Hz. Musa`nın ayrılışını bir fırsat olarak görüp, Allah`ın dinine karşı olan düşmanlığını izhar etti. Samiri, içerisinde yaşamış olduğu toplumun zaafını, kıt görüşlülüğünü, cehaletini ve nankörlüğünü iyi tespit etmişti. Bu kıt görüşlü insanların, putlara olan zaafını iyi değerlendirdi. Çünkü bu topluluk sorgulamadan, aklını kullanmadan batılın peşine düşmeye son derece elverişli bir yapıya sahip idi. Samiri, onlar için bögürmesi  ve böylece  onları etkilemesi için şeytanca tasarladığı bir buzağı yaptı. Dahada ileri giderek, Hz. Musa`nın yanlış yolda olduğunu ve ilahları olan buzağıyı unuttuğunu söyledi.

Hz. Musa, denizin kenarında Firavun ve askerleri geldiğinde tek başına Allah`a olan imanını ayakta tutup kavmine nasıl hidayette yol göstermişse, burada da Samiri tek başına aynı kavme sapkınlıkta yol göstermişti. Burada, imanlı bir kişinin bir topluma ne kadar hayırlı etkisi olabileceği görülürken, aynı zamanda münafık bir kişinin de ne kadar zarar verebileceği anlaşılmaktadır.

Aslında Hz. Harun kavmini uyarmış, yanlış yola saptıklarını, fitneye düşürüldüklerini onlara anlatmıştı. Fakat buna rağmen onun sözlerine itaat etmediler.

 "Andolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)`dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti. Demişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız." (Taha Suresi, 90-91)

Hz. Musa`nın otoriter ve lider kişiliğinden çekinen İsrailolulları, Hz. Musa gibi peygamber olan Hz. Harun`a itaat etmemişler ve nasihatlerine kulak asmamışlardı. Hatta bununla da yetinmeyip onu öldürmeye yeltenmişlerdi. Hz. Musa‘yı bir peygamber olarak görmek yerine  bir lider olarak görmekteydiler. İtaatleri, bir peygambere karşı gösterilmesi gereken bir itaat değil, bir liderin himayesi altında bir araya gelme şeklinde idi. Dolayısıyla varisi olan Hz. Musa`ya karşı herhangi bir bağlılık göstermediler.

"(Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi?"

"Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?"

Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Taha Suresi, 92-93)

...(ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi.

(Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın." (Araf Suresi, 150-151)

Hz. Harun`un verdiği cevap üzerine, Hz. Musa onu bıraktı. Asıl fitneyi çıkaran ve insanların yoldan çıkmasına sebep olan Samiri`ye döndü. Yaptıklarının sebebini ona sordu. Samiri, kendisinin bunları boşuna yapmadığını ve kimsenin fark etmediği şeyleri fark ettiğini söyleyerek kendisini yüceltmeye çalıştı. Hatta elçinin izinden de bir şeyler aldığını ve nefsinin de bunu yaparken kendisine yol gösterdiğini söyledi:

"(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?"

Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."

Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha Suresi, 95-97)

Dikkat edilirse Samiri`nin fitne çıkarmasının ardındaki en büyük neden, kendisini herkesten çok daha akıllı ve ileri görüşlü olduğuna inanmasıdır. Bu kibir, "ben onların görmediklerini gördüm" şeklindeki cümlesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu büyüklük ve gurur hissi, Samiri`nin kolayca nefsinin ve şeytanın emrine girmesine ve fitne çıkarmasına neden olmuştur.

Tüm bu olayların ardından Hz. Musa, Samiri`nin başlattığı fitneye karşı iki tane önemli tedbir almıştır. Birincisi, fitnenin kaynağı olan ve insanların sapmasına sebep olan Samiri`yi kavminin içinden kovmaktır. Böylece Samiri, bir daha münafıklık yapamayacak ve fitne çıkaramayacaktır.

İkincisi ise onun oluşturduğu putu tamamen yok etmektir. Kavmin put olarak benimsediği buzağı heykeli tamamen yakılacak ve külleri de bir daha bulunmamak üzere denize serpilecektir.

Hz Musa, insanları, Allah`ı inkara yönelten etkenlere karşı çok keskin ve isabetli tedbirler almış, inkarın kökünü kazıyabilmek için çok kararlı davranmıştır.

Hz. Musa, fitne sebeplerini yok ettikten sonra da tüm kavmine ders vererek onları tevbeye ve Allah`a itaate davet etmiştir:

"Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir." (Bakara Suresi, 54)

Hz. Musa`nın bu kararlı müdahaleleri ve sözleri kavminde etkili olmuştur. İsrailoğulları, Hz. Musa`nın uyarılarına icabet ederek Rablerine tevbe etmişlerdir.  Daha sonraki dönemlerde İsrailoğulları yine Hz. Musa`ya zorluk çıkarmış ve Allah Azze ve Celle`nin emirlerini dinlememe konusunda inat etmişlerdir. Çok basit konularda bile, peygamberlerine eziyet etmekten çekinmemişlerdir.

Mehmet Zülkğf Yel / İnzar Dergisi – Eylül 2016 (144. Sayı)
 
13-09-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.