Siyere ve İslam Tarihine Bakış - 14

Mehmet Zülküf Yel
Müslüman şahsiyet, toplum içerisinde sorumlu bir aktördür. Toplum içerisinde duruşu ile kendisini belli etmeli ve topluma rengini vermeye çalışmalıdır.
HZ. LUT`UN KISSASINDAN DERSLER VE İBRETLER-3

1) Müslüman şahsiyet, toplum içerisinde sorumlu bir aktördür. Toplum içerisinde duruşu ile kendisini belli etmeli ve topluma rengini vermeye çalışmalıdır. Toplum içerisinde meydana gelen gelişmelere kayıtsız kalmaya kesinlikle ruhsat yoktur. Toplumun ıslahı ve insanların selameti için bütün imkânlar seferber edilmeli ve bu hedef için hayatımızı vakfetmemiz lazımdır. Toplumda baş gösteren ifsat hareketlerine karşı tüm gücümüz ile mücadele etmeliyiz. İmkânımız varsa elimizle mefsedetleri def etmeye çalışmalıyız. Buna gücümüz yetmiyorsa, bir yandan imkân oluşturmaya çalışırken, diğer yandan da bu münkeratı dilimizle ortadan kaldırmanın gayreti içerisinde olmalıyız. Eğer buna da gücümüz yetmiyorsa, münkerattan buğz etmeli ve her halimiz ile bunu göstermeliyiz. Duruşumuz ile münkeratın yanında olmadığımızı, münkeratı ve zulmü protesto ettiğimizi göstermemiz lazımdır.

Bir münkeratın icra edildiği yerden ayrılmalı, böylesi topluluklarla bir arada bulunmamalı ve lisan-ı halimiz ile onların bu rezil konumlarını protesto etmeliyiz.

"İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"

"Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"

“Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürülenlerden olacaksın."

“Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim." (26: 166-168)

2) Bu dünyada Allah rızası dışında inşa edilen dostlukların tamamı maddi menfaat ve çıkar içindir. İnsanlar çıkarlarını kaybetmeme uğruna birbirlerinin haksızlık ve zulümlerine göz yumarlar. Bu tavır ve duruşlarıyla lisan-ı halleri ile birbirlerini teşvik ederler. Bu dünyada menfaat uğruna bir araya gelenler, zulüm ve küfürde yardımlaşanlar, birbirlerinin sırtından zulüm ve küfrün basamaklarını tırmananlar, kıyamet gününde birbirlerinin yüzlerini yırtacaklardır. O çetin günde birbirlerine düşecekler, birbirlerini suçlayacak ve birbirlerine lanet edeceklerdir. Yani dostlukları, onların kıyameti ve felaketi olacaktır. Bu yüzden bu dünyada iken hangi toplulukta bulunduğumuza, kimleri dost ve veli edindiğimize ve kimlerle yol aldığımıza iyi bakmalıyız. Öyle arkadaşlar ve dostlar var ki, insanı cennet yolculuğuna çıkarır, öyle arkadaşlar da vardır ki, bu dünyadaki dostlukları zulüm ve zillet; ahiretteki dostlukları ise azap vesilesidir.

“Kişi sevdiği ile beraberdir” hadisi mucibince bu dünyada gönlümüz ve bedenimiz kimlerle ise yarın onlarla beraber haşrolacağız.

3) İlahi mesaj ve tevhidi bilinç ile mefkûreleri terbiye olmamış insanların bütün çabaları dünyevi menfaatleri elde etmeye yöneliktir. Özellikle yorgunluk, bedel ve yoğun bir uğraş isteyen işleri sadece dünyevi menfaat için yaparlar. Bu yüzden bedel isteyen işlerin tamamını da aynı niyetle yapıldığını zannederler. İslam davası büyük bir çaba ve bedel isteyen bir iştir. İnsanların çoğu bu işi de yorumlarken kendi mantıkları çerçevesinde bir yere oturtmaya çalışırlar. Bu kadar büyük bir çaba ve bedelin karşılığı olarak dünyevi bir hedefin amaçlandığını düşünürler. Bu saik ile davet çalışmalarına şüphe ile bakarlar. Kısacası halk diliyle, herkesi kendileri gibi bilirler. Peygamber kıssalarına baktığımız zaman, peygamberlerin muhataplarına, "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbi`dir", mesajını verdiklerini ve bu cevabın Kur`an’da defalarca yer aldığını görüyoruz. Elbette bu üslup boşuna değildir. O halde İslam davetçileri de günümüzde Allah`ın davası için ter dökerlerken,  hayatta insanların tercihlerinin etkin belirleyici unsurlarından olan maddi menfaat için bu işi yapmadıklarını mutlaka dile getirip insanları ikna etmeye çalışmalıdırlar. Davetçiler halleri ve sözleri ile topluma güven vermeye çalışmalıdırlar. Davetçi, şahsiyeti etrafında güven duvarını inşa edemez ise, vermiş olduğu mesajlar gölgede kalır ve muhataplarını etkileyemez.

Öncelikle davetçi ve toplum arasında güven zemini inşa edilmeli, akabinde de büyük fedakârlıklarla icra edilen İslam ve Kur`an hizmetinin hiçbir maddi çıkar karşılığında yapılmadığına dair toplum ikna edilmelidir.

"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

"Gelin artık, Allah`tan korkun ve bana itaat edin."

"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir." (26: 162-164)

6) Allah`ın şeriatı, bireysel ve toplumsal anlamda insan fıtratına, yapısına ve maslahatına en uygun sistemdir. Allah, insanı yarattığı için, ihtiyaçlarını en iyi bilendir. İlahi risalet, insan tabiatına tamamen uygun ve itidal üzere olan bir yaşam modeli ortaya koyar. Ve bu model temelinde kişiliklerin ve toplumların inşasını hedefler. İslam davetçileri, toplumsal yozlaşmaların önlenmesi adına fertler ve toplumlara nelerden sakınmaları gerektiğini söylerken, aynı zamanda onlar için bir alternatif olacak yol haritası ortaya koymalıdır. "Kur`an`daki karşılaştırmalı alternatif getirme metodu", davet yolunda kullanılabilecek etkin metotlardan birisidir. Bir yozlaşmaya ve münkerata itirazımız varsa, bu durumda marufu alternatif olarak ortaya koymalıyız ki, fertler ve toplumlar istikametsiz ve pusulasız kalmasın.

İnsanları yasaklarla tek başına ıslah etmeye çalışmak, eksik bir tercihtir. Bu yasaklara kaşı alternatifler ortaya koymak gerekir. İslam düşünsel yapısı itibariyle maddeyi ve manayı kuşatmış ve yaşama dair ortaya koyduğu hayat felsefesi, insanın tüm eğilimlerini reddetme üzerine değil, terbiye etme üzeredir. İnsanların ihtiyaçları ve fıtri eğilimleri görmemezlikten gelinemez; ama bu ihtiyaçların giderilesinin yolu gösterilir. İnsandaki hayvani ve şehavani dürtüler terbiye edilir. İlahi vahiyle terbiye edilmediği zaman fertler ve toplumlar için felaket olabilecek dürtüler, risalet ahlakı ile terbiye edildiği zaman yaşamı düzenlemeye vesile olan etkin bir faktör olur.  Böylelikle şahsiyetler ve toplumlar, hayatın ve eşyanın tabiatına uygun bir mecrada inşa edilir.

"Ey kavmim! İşte şunlar kızlarımdır; sizin için onlar daha temizdir. Allah`tan korkun misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu?" (Hud:78)

Hayatta boşluklara yer yoktur. Kötülüklerin yerine hemen iyilikleri ikame etmek gerekir. Öyle ki taşları, ıslahat zemininde döşenmiş bir nizam, bir hayat inşa edilebilsin.

Mehmet Zülküf Yel / İnzar Dergisi – Ağustos 2015 (131. Sayı)
 
17-08-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.