Siyere ve İslam Tarihine Bakış - 12

Mehmet Zülküf Yel
Hz. Lut`un kendisi ile aynı dönemde yaşadığı Hz. İbrahim peygamber ile bir diğer ortak noktası, kavminin sapıklık ve azgınlıklarından dolayı, hicret etmesidir. O güne kadar insanlık içerisinde eşine ve benzerine rastlanmayan, bütün lanet edicilerin lanet ettikleri sapkın cinsi ilişkilerden dolayı kavminden uzaklaşmış ve Rabbine hicret etmiştir.
HZ. LUT`UN HAYATI VE DERSLER

Kur`an-ı Kerimde bazı peygamberlerin aynı zaman diliminde, hatta bazen aynı coğrafyada yaşadıkları bizlere bildirilmektedir. Bu bağlamda olmak üzere Hz. Yakup ve oğlu Yusuf (a.s.), Hz. Musa ile kardeşi Harun (a.s.) örnek verilebilir. Yine Kuran`da Hz. İbrahim ve Hz. Lut`un da aynı dönemde ve aynı coğrafyada yaşadıkları haber verilmektedir. Tüm peygamberler risalet zincirinin halkalarıdırlar. Aynı dönemde yaşayanlar birbirlerine destek olurlar. Farklı dönemlerde yaşayanlar ise, birbirlerinin mesajını insanlara tebliğ etmişlerdir. Önce gelenler çoğu zaman sonra gelenleri müjdelemişlerdir. Hz. İbrahim ve Hz. Lut da, risalet mesajının kitlelere ulaştırılması noktasına birbirlerine yardımcı olmuşlardır.

"(İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah`ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut Suresi, 25-26)

Hz. Lut`un kendisi ile aynı dönemde yaşadığı Hz. İbrahim peygamber ile bir diğer ortak noktası, kavminin sapıklık ve azgınlıklarından dolayı, hicret etmesidir. O güne kadar insanlık içerisinde eşine ve benzerine rastlanmayan, bütün lanet edicilerin lanet ettikleri sapkın cinsi ilişkilerden dolayı kavminden uzaklaşmış ve Rabbine hicret etmiştir. Bunun mukabilinde Allah Azze ve Celle`nin azabı facirler üzerinde tecelli edince, onlar Allah`ın izni ile bu helak edici ve alçaltıcı azaptan kurtulmuşlardır.

"Lût`u da (peygamber olarak) gönderdik. Kavmine dedi ki: "Sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz?"

"Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz."

"Kavminin cevabı: "Onları (Lût`u ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış! "demelerinden başka bir şey olmadı."

"Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) çünkü o, geride kalanlardan oldu."

"Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!" ( 7:80-84)

Dersler ve ibretler:

1) Fıtratı bozulmuş ve İslam ile terbiye olmamış kişilikler, insanlıklarını yitirirler. Tamamen şehvetlerinin esiri olan bu insanların aklı dumura uğrar ve adeta muhakeme yeteneklerini yitirirler. Fazilet ve erdem namına hiçbir alamet üzerlerinde taşımazlar. Allah Azze ve Celle, insanı eşref-ül mahlûk olarak yarattıktan sonra bu insanlar esfel-i safiline yuvarlanmayı tercih ederler. Bu pozisyonda olan şahıs ve kalabalıkların tercih ve eylemleri sağlıklı değildir. Yapmış oldukları tercih ile hem kendilerini, hem de içinde yaşamış oldukları toplumları felakete sürüklerler. Şeytan ve dostları, yaradılışın kanunlarını değiştirmeyi ve kevni ayetlerin gereklerine aykırı hareket etmeyi dostlarına emreder. Bugün de yeryüzünün şeytanları yaradılışa aykırı bir yaşamı, değişik adlar altında inşa ederek isyankâr bir toplum inşa etmeyi hedeflemektedirler. Bugün de özellikle dindarlıkları ile ön plana çıkan toplumlar bu illet ve hayâsızlık ile asıl kimliklerinden uzaklaştırılmak istenmektedir. İslam davetçileri, bunların sapıklıklarını ve toplum için sebep olabilecekleri felaketleri ifşa etmeli ve bu zihniyete sahip olan sefilleri barındırmamalıdırlar. Bir toplumun felaket ve helaketine sebep olabilecek bu iğrenç zihniyete savaş açmalıdır. Hz. Lut`un kavminin başına gelenler insanlara hatırlatılmalıdır.

Özellikle Kürdistan bölgesinde bu zihniyete farklı isimler adı altında zemin hazırlanıp teşvik ediliyor. Müslüman halkımız bu rezil zihniyete ve onun hamiliğini yapan İslam düşmanlarına karşı onurluca cephe almalıdırlar. Alçakça ve rezilce fiilleri normalleştirmek isteyenlerin iğrenç yüzlerini tüm toplum nezdinde ifşa etmelidirler.

Bunun yanı sıra, bireysel ve sosyal dokuyu tehdit eden tüm eğilim ve yönelimlere karşı gereken tavır alınmalıdır. Yoksa rezil fiiller, yarın sosyal dokuyu öyle bir tahrip eder ki, halk kitleleri bunu normal olarak görme eğilimi içerisine girebilirler.

"Ne zaman ki, elçilerimiz Lut`a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine dolaştı ve "Bugün çetin bir gündür." dedi.

Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah`tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dedi." (11:77-78)

2) İslam`ın mesajı sadece soyut fikirler ve inançlarla sınırlı değildir. Tam tersine İslam`ın ilke ve prensipleri evrensel bir niteliğe sahip olup hayatın derinliklerine kadar uzanır. İslam, bireyden topluma uzanan bir mecrada tüm hayatın terbiyesini ve inşasını esas alır. İlahi mesaj hayatın her alanını, Rabbani mecrada biçimlendirmeyi esas alır. Bu yüzden ben iman ettim deyip de hayatını İslam dışı felsefe ve ideolojilerle şekillendirmek, farklı hayat nizamlarını ve yaşam stillerini talep etmek tek kelime ile aldanıştır. Çünkü risaletin maksadı, insanları dünya ve ahirette selamet sahiline çıkarmaktır. İnsan onuruna yakışır bir tarzda inşa edilmiş bir dünyada insanların temel hak ve özgürlüklerini teminat altına almaktır. İnsanların birbirlerinin kurdu olmasını önlemektir. İslam bireysel özgürlük adı altında her türlü müptezel yaşam tarzı ve ahlaksızlığı reddeder. Aslında bireyi rezillik ve sefalet çukurlarına sürükleyen ve şeytanın kölesi haline getiren ve hayatı yaşanmaz hale getiren yaşam tarzlarını büsbütün reddeder. Çünkü bu tercihte aldanış ve kölelik vardır. Bu yüzden İslam davetçileri bir toplumun inşası ve ihyasına dönük irşad faaliyetlerini yürütürken, toplumdaki ahlaki sorunları öncelikli meseleler olarak ele almalıdır. Başta uyuşturucu ve cinsel sapıklıklar olmak üzere toplumu madden ve manen etkileyen rezil fiillerle mücadele etmeyi temel hedef olarak tayin etmelidir. Bu sahanın bireyselliği diye bir şey söz konusu olamaz. Sosyal bir varlık olan insan her haliyle çevresini etkiler. Bir yandan çevrenin etkisi ile fikir düşüncesi ruhu ve kişiliği şekillenerek, diğer yandan kendisi de toplumsal değişime etki eder. Sosyal bir varlık olan insan için bireysellik ve eylemlerin tahribatının kişiselliği bir yanılgıdır. Her türlü ahlaki yozlaşma topluma sirayet eder. İslam’ın temel gayelerinden birisi de ferdi ve toplumsal ahlakı inşa etmektir. Bizler, "Ben, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim", diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Güzel ahlakı düstur edinmek de en fazla bu ümmete yakışır.

3) Mü`min, Allah`ın kevni ve kitabi ayetlerinin işaret ettiği hakikatleri ibretle müşahede etmelidir. Daha önceki kavimlerin başlarına gelenler başta olmak üzere, tarihte yaşanmış olaylardan dersler ve ibretler çıkarılmalıdır. Kur`an sürekli olarak tecrübelerden istifade etme noktasında insanlığa çağrıda bulunur. İnsanları akıllarını ve muhakeme yeteneklerini kullanmaya davet eder. İslam davetçileri bir yandan bireysel olarak bu Kur`ani çağrıya kulak verip bunun gereğini yaparlarken, aynı zamanda irşat faaliyetlerinde bunu bir davet metodu olarak kullanmalıdır. İbret veren mekânlar ve somut kalıntılar ziyaret edilmelidir. Önceki uygarlıklara ait somut kalıntılar insanın his ve düşünce dünyasını sarsar ve kalp gözünün açılmasına vesile olabilir. İbret almak için mezarlıklar ve harabeler ziyaret edilebilir.

Özellikle ortak özelliklere sahip olduğumuz ve ortak noktaları paylaştığımız insanların akıbetlerini hatırlamak daha sarsıcı olabilir. Hakikate kör olan kalp gözlerinin üzerindeki perde belki bu şekilde yırtılabilir.

"Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değildir." (11:89)

"Biz, onların şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık." (15:74)

"Gerçekten bunda, düşünen keskin anlayışlılar için ibretler vardır."(15:75)

"Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadır." (15:76)

Mehmet Zülküf Yel / İnzar Dergisi – Haziran 2015 (129. Sayı)
 


 
13-06-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.