Sisi`nin Rakiplerini Suçlaması Mısır`da İstikrarsızlığı Artırıyor

İnzar / Çeviri Makaleler
Sisi`nin bu sözleri Mısır’ın son zamanlarda sık olarak yaptığı inkâr ve olaylardan rakiplerini sorumlu tutma politikasıyla tutarlılık gösteriyor. Hükümetin bulaştığı suçları ve vahşeti itiraf edip doğru tutum almak yerine yetkililerin sürekli olarak yaptıkları şey bu hayvanca ihlallerden dolayı hep siyasi rakiplerini suçlamak oldu.
Mısır’ cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi Mısır`ın sorunları hakkında sorumluluktan kaçmak için gerçekleri saptırmaya devam ediyor.16 Mart’ta bir İtalyan gazetesine verdiği demeçte Ocak ayında işkenceyle öldürülen İtalyan yüksek lisans öğrencisi Giulio Regeni`nin kendisinin siyasi rakiplerince öldürülmüş olabileceğini söyledi. Böyle yaparak hem Mısır’ı hem de Mısır’ın İtalya ile olan ilişkilerini istikrarsızlaştırmak istediklerini ima etti.

"Bu olayın zamanlaması ilginç ve akla birçok soru getiriyor. Kargaşalı ortamdan yararlanarak bölgedeki ilişkilerimizi kötüleştirmek isteyen menfaat sahipleri mi var?" Diye soruyor Sisi.

Sisi`nin bu sözleri Mısır’ın son zamanlarda sık olarak yaptığı inkâr ve olaylardan rakiplerini sorumlu tutma politikasıyla tutarlılık gösteriyor. Hükümetin bulaştığı suçları ve vahşeti itiraf edip doğru tutum almak yerine yetkililerin sürekli olarak yaptıkları şey bu hayvanca ihlallerden dolayı hep siyasi rakiplerini suçlamak oldu.

Daha önceleri de Mısır hükümetinin yaptıkları şeyleri meşru gösterme, açıkça inkâr etme ve komplocu düşünüşleri hakkında çokça yazmıştım. Son olarak Avrupa Parlamentosunun Regeni cinayetinden sonra Mısır’ı kınayan bir karar çıkarması sonrasında Mısırlı politikacılar şu an yasaklanan İhvan-ı Müslimin’in bu kararı çıkarmaları için Avrupalı parlamenterlere rüşvet verdiğini ileri sürdüler.

Saptırma ve inkâr politikası Mısır için çok tehlikeli, çünkü hükümetin ülkenin istikrarını zayıflatan politikalardaki sorumluluğunu kabul etmesini engelliyor. Hükümet kendisini hem uluslararası komplocuların hem de yönetimini sonlandırmak isteyen yerel teşebbüslerin kurbanı olarak görmeye devam ediyor.

İroni şu ki hükümet tarafından işlenen suiistimalleri itiraf etmek muhtemelen Mısır’a uluslararası arenada iyi niyet, ülke içinde de IŞİD ve benzeri yapılara karşı savaşma gücü kazandıracak.

The Guardian gazetesi Sisi`nin İtalyan gazetesine verdiği röportajda yaptığı yorumları Avrupa parlamentosunu yatıştırmak için söylenen umutsuz sözler olarak niteledi. Açık şekilde Avrupalı liderlere yöneltilen yorumlarda Sisi hep yaptığı gibi bir kez daha "terörizm" kartını oynuyordu.

"Mısır’da yaşayan 90 milyon insan var. Bu binlerce gençten yalnızca birinin radikalleştiğini ve teröristlerce silah altına alındığını düşünün" diyordu.

Avrupalı liderlere bu şekilde çağrıda bulunmak en iyi tabirle yanılgı en kötü tabirle de sahtekârlıktır. Siyaset bilimciler uzun süreden beri Mısır’ yönetiminin otoriter politikalarının sonucu olarak Mısır’ın gittikçe radikalleştiğini ve Sisi’nin ya bunu kavramaktan uzak olduğunu ya da bunu itiraf etmede gönülsüz olduğunu gözlemlemektedirler.

Sisi`yi iktidara getiren 2013 yılındaki askeri darbe süresince Mısır`da terörizm gittikçe arttı. Önceleri az tanınan birçok grup IŞİD ile bağlantılı gruplar haline geldiler ve ülke içerisinde onlarca saldırı gerçekleştirdiler.

Bunların tümü çok trajik ama bilhassa şaşırtıcı olduğu söylenemez. Askeri otoriterliğin zalimliği bazılarını yalnızlaştırmakta, dışarıda tutmakta ve kaçınılmaz biçimde radikalleşmeye götürmektedir.

Mısır askeri yönetiminin 2013 askeri darbesinden hemen sonra muhalefet liderlerini tutuklaması, siyasi partileri yasaklaması, televizyon istasyonlarını kapatması ve protestoculara ateş etmesi ilim adamlarının Mısır’da olan bitenleri doğru yorumlaması için yeterli işaretlerdi.

O zamanlar John Esposito şöyle yazmıştı: "(Mısır) ordusunun amacı oldukça açık ve on yıllardır Mısır’da geçerli olan hükümetlerin icra tarzıyla da aynı eksende; yıldırmak için aşırı güç kullan, baskı yap, muhalefeti şiddete başvurması için kışkırt ve onlara de ki: `Bakın, size söylemiştim, onlar kuzu postu giymiş kurtlar."       
               
Bilge biri olan Şadi Hamidi de bu arada demokrasi çıtasının düşürülmesinin ve askeri yönetimin canlandırılmasının "radikallerin ideolojik iddialarına yeni bir hayat bahşedeceğini" dile getirmişti.

Profesör Halid Ebu el Fadl da darbeden iki ay sonra şöyle yazmıştı: "Değişmez ve tahmin edilemez sonuç da şu ki otoriterlik demokrasinin ve insan haklarının ulvi prensiplerine olan inançlarını kaybeden İslamcıları radikalleştirecektir."

Mısır, 2013 yazından beri güvenlik aparatını siyasi muhalefeti yok etmek için kullandı. Mısır polisi çoğu şiddet içermeyen siyasi içerikli protestolarda 2000`den fazla insanı öldürdü ve 40.000`den fazla insanı da tutukladı.

Şiddet ve İşkence Kurbanlarının Rehabilitasyonu için Nedim Merkezi adlı kuruluş Ocak ayında yayımladığı raporda yalnızca 2015 yılında polis gözetimindeyken 700 işkence davasının ve 474 ölüm davasının görüldüğünü belgeledi.

Raporun yayımlanmasından kısa süre sonra Mısırlı yetkililer bu merkezin kapatılacağını ilan ettiler. Yine Mısırlıların haklarıyla ilgilenen bu grup 2015 yılında 1800 kişinin ortadan kaybolduğunu belgeledi.

Bunlar ordunun kontrolü ele geçirmesinin ve siyaset bilimcilerin 2013 yılında olacağını söyledikleri şeylerin ve uyardıkları durumun ortaya çıkmasıdır. Sisi`nin yalnızca Regeni cinayetiyle ilgili olarak değil aynı şekilde eski cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yanlılarına yönelik olarak ülkede meydana gelen sayısız cinayete karşı gerçekleri ortaya çıkaran bir tutum takınması Mısır`ın uluslararası imajını düzeltmek için bir yere kadar faydalı bir işlev görebilir.

Ayrıca siyasi mahkûmları salıvermek ve yasaklanmış siyasi partilere eski haklarını kazandırmak da radikalizm ile baş etmeye yardımcı olabilir.

Ama böylesi cesur tavırların pek muhtemel olmadığı da görülmelidir. Böylesi bir şeffaflığın kendilerine karşı cezai kovuşturmayla sonuçlanacağına inanan birçok devlet yetkilisi var.

Yine böyle bir durumda Sisi`nin kendisi de ta siyasi kariyerinin başladığı andan itibaren Mısır’ın problemlerini kalıcı hale getirme hususunda farkındalık sahibi olmadığını göstermiş oldu.

Rania el Malki`nin son zamanlarda yaptığı bir açıklamada da belirttiği gibi Sisi sık olarak milleti için bir hediye olduğunu, harikulade bir iş yaptığını ve Mısır`ın içerisinde bulunduğu acıların yegâne sebebinin de kendi yüksek standartlarına göre yetersiz kaldıkları için Mısır halkı olduğunu söyleyip duruyor.

Sisi`den yüz seksen derecelik bir dönüş yapmaktan çok inkârı sürdürmek, muhalifleri suçlamak ve komplo teorilerine devam etmek beklenir. Maalesef gittikçe kötüleşen ekonomi içerisinde mücadele eden Mısırlılar için olan-biten hakkında muhalifleri suçlayan bir yönetimle asker ve polisin neden olduğu bu çukurdan kurtulmak zor gözükmektedir.

Muhammed El-Mısri

Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edildi.
 
28-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.