Şimdi “Ey İman Edenler!” Biz Bu Ayeti Nasıl Anlayalım?

Muhammed Şakir

“Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihad için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” 3/200 Ayetteki mânâlar taptaze, capcanlıdır. Kaynağından yeni nazil oluyor gibi; böyle hissediyor ve yakinen böyle inanıyoruz. Hâl u vaziyetimiz bunun sadık şahididir zaten…
“Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihad için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” 3/200

Ayetteki mânâlar taptaze, capcanlıdır. Kaynağından yeni nazil oluyor gibi; böyle hissediyor ve yakinen böyle inanıyoruz. Hâl u vaziyetimiz bunun sadık şahididir zaten…

Şayet biz sırf Allah rızasına talip ve sadece O’nun için yola çıkmışsak, en başta ve öncelikli olarak Allah ve din düşmanı zalimler karşısında en az onlar kadar davamızda ve gayemizde metin olduğumuzu ispat etmek durumundayız. Ama bu yetmez. “Onlar kadar gayemizde metin” oluşumuz ne yazık ki açımızdan bir başarıya işaret etmez. Ayetteki açık manayla, aslolan onları geçmemizdir. Bütün manalarıyla beraber sabırda, yine cihadın ve mücadelenin bütün zorlukları içinde sabır ve sebatta düşmanı alt etmede ve en nihayet zorlu cihad ve mücadele için her türden meşru hazırlık yapmada düşmanı geçmeliyiz.

Açıktır ki Rabbimiz, neticesi muvaffakiyet, Nusret ve saadet olan hayati derecede ciddi hazırlıklara ve meşakkatlere çağırıyor bizi. “Sabır”, “düşmanla savaşta, mücadelede sabırda sabır” ve “cihada hazırlık” emirlerinin üçünde de zorluk ve meşakkat, artı kahramanlık ve fedakârlıklar vardır. Bu emirler bu hususiyetleri ister. Her mümin gücü nisbetinde bir bedeli göze alacak, ona isteyerek razı olacak ve zamanı geldiğinde çekinmeden ödemesini bilecektir. Aynı şekilde her mümin gücü nisbetinde hiçbir fedakârlıktan da kaçınmayacaktır. Fedakârlık bedeli de içine alacak şekilde geniş bir anlamdır. Ve ondan çok daha görkemlidir.

Biz iyi biliyoruz ki, İslam düşmanı zalimler gece gündüz demeden daima bir hazırlık içindedirler. İslam dünyasının tamamı için bu hazırlıklarını (çağın bütün imkânlarından yararlanarak) daima güncelleştirmektedirler. Ülkemiz için ve hasseten Mezopotamya toprakları için de bu durum geçerli ve hatta daha yakın bir tehlike olarak gittikçe bize yaklaşmaktadır…

Buna göre biz ayet-i kerimeyi yenide okumak durumundayız. Yakın tehlikenin bertaraf edilmesi bu ayet-i kerimenin güncelleştirilmesiyle mümkün olabilir. Çünkü onda düşmanı alt etme ve ona galip gelmenin altın şifreleri bulunmaktadır. Ve yine onda cemaat, vahdet ve cihad ruhu vardır ve o bunu açık bir şekilde ders vermektedir.

Şimdi “ey iman edenler!” biz bu ayeti nasıl anlayalım? “sabır” , “sabırda yarış” ve “cihad hazırlığı”nı nasıl yorumlayalım, nasıl program ve stratejilere dönüştürelim? İşgal altındaki beldelerimize bakarak söyleyiniz, Allah’a ve O’nun aziz dini İslam’a açıktan açılmış savaşa bakarak söyleyiniz, Ümmetin rehberlerinin tek tek şehid edildiği veya maruz kaldığımız katliamlara bakarak söyleyiniz, vahdet ve ittifakımızın bozulmuş manzarasını nazar-ı itibara alarak söyleyiniz ve daha birçok maddi ve manevi hastalıklarımızı göz önünde bulundurarak söyleyiniz.

“Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve O’na karşı gelmekten sakınınız ki kurtuluşa eresiniz…”

Fiemanillah…

Muhammed Şakir / İnzar Dergisi – Şubat 2017 (149. Sayı)
 


 
24-02-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.