Şeytanın İşi Pislik: Kumar

Abdulkuddus Yalçın
Kumarda, sonu tahmin edilen işin oyun olması, kazançlı, başarılı olması veya zararlı olması arasında fark yoktur. Cambazın düşüp düşmeyeceğini, geminin batıp batmayacağını veya bir atın yarışta kazanıp kazanmayacağını tahmin edenlerin, birbirlerine para vermek için sözleşmeleri de kumar olur. Bunun içindir ki, oyun, yarış yapılmaksızın, kumarcıların isimleri veya para ile aldıkları biletlerin numaraları arasında piyango çekerek, çekilen numara sahiplerine biletlerden toplanan paraların hepsini veya bir miktarını dağıtmak kumar olur.


Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah`ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi? (Maide: 90,91) 

Abdullah bin Amr`den (radiyallahu anh) rivayet edilmiştir. Dedi ki: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem içkiyi, kumarı ve çalgıyı yasakladı." (Ebu Davud) 

Kumarın maddi ve manevi zararlarını ve ne kadar tehlikeli bir maraz olduğunu bilmek ve anlamak için bu iki ayeti kerimeyi okuyup düşünmek yeterli olup başka hiçbir açıklamaya ihtiyaç bırakmıyor. 

Evet, kısacası kumar; 
- Şeytanın işidir, 

- Pisliktir, çirkin bir iştir, 

- Helak edicidir, 

- Düşmanlık ve kin aracıdır, 

- Allah Teâlâ`dan uzaklaştırıcı bir illettir, 

- Namazdan alıkoyucu bir fitnedir. 

Bu nedenle kumar büyük günahlardandır. 

İmam Zehebî rahimehullah "El Kebair" kitabında büyük günahlardan kumarı yirminci sırada zikrederken şunları söylemiştir: Ayet-i kerimede geçen "meysir" kumardır. Hangi çeşidi olursa olsun fark etmez. O Allah Teâlâ`nın "Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin" sözü ile kendisinden nehyettiği insanların mallarını batıl ve haksız bir şekilde yemek kısmındandır ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`in şu sözü kapsamına girmektedir: "Bazı adamlar var ki Allah`ın malına (Allah Teâlâ`nın insanlara verdiği mallara) haksız yere dalarlar. İşte onlara kıyamet gününde ateş vardır." ve Sahih-i Buharî`de rivayet edilir ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim arkadaşına; `Gel seninle kumar oynayalım` derse bir sadaka versin." İşte sadece sözü kefareti veya sadakayı gerektiriyorsa kumarı bilfiil oynamak hakkında ne düşünürsün acaba? (İmam Zehebi: Büyük günahlar) 

Çoğunlukla içkiye arkadaş olan kumar, insanın gönlünde bin bir çeşit kin ve hüsran duygusu bırakır. Çünkü kumarda kaybeden kişi, gözlerinin önünde malını elinden alana ister-istemez kin besleyecektir. Malını bir ganimet olarak alıp götüren kumarcıya kaybeden adam, elbette ki kahrolacaktır. Bu işlerin yapıları gereği olarak, kin ve düşmanlığı harekete geçirmesi normaldir. Meseleye oldukça yüzeysel olarak bakan birtakım kimselerin, bu tür bir araya gelişleri; dostluk ve mutluluğun bir parçası olarak algılamaya çalışmaları boşunadır. Zira bu işler, birbirine dost olan insanları çatışma ve patlama alanlarında karşı karşıya getirmektedir. 

Allah`ı anmaktan ve namazdan alıkoymaya gelince; bunların ikisi (içki ve kumar) üzerinde düşünmeye bile gerek yoktur. İçki her şeyi unutturur. Kumar da alıkoyar. Kumarcılara göre, kumarcının aklı ile sarhoşun aklı arasında fark yoktur. Kumarcının âlemi de sarhoşun âlemi gibi, içki masalarını, kadehleri ve kumar oyununu aşmaz. (Seyyid Kutub: Fi zilal) 

Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak; adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve ortak bahis kumardır. Kolaylıkla mal çarpmak veya çarptırmak olduğu için Kur`an`da "meysir" denilen kumar, kolaylık anlamındaki "yûsr" kökünden gelmektedir. 

Sonunda para kazanılan veya kaybedilen, zar, oyun kâğıtları, piyango, spor-toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumardır. Ayet-i kerimeden açıkça anlaşılıyor ki şansa dayanan fal okları da kumar gibi haramdır. Buna göre şansa ve talihe dayanan bütün oyunlar haramdır. 

Kumar, tembelliğe sürükleyip çalışma gücünü yok eden haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü İslam dininde haram kılınmıştır. 

Yasak ve günâh olması bakımından içki ile kumar arasında hiç bir fark yoktur. Allah Teâlâ her ikisini de, yukarıda zikredilen aynı âyet-i kerime ile harâm kılmıştır 

Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. 

Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa hırsızlık yapmaktır. 

Kumar, toplumsal bir felâkettir. Dinin şiddetle yasakladığı bu yıkıcı kötülüğün pek çok aileyi sefil ve perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği heyecan ile sabahlara kadar kumar masalarından ayrılmayanlar, orada, sağlıklarını, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini bırakarak insanlıktan uzaklaşır; bir gün kazananlar başka bir gün kaybederler. 

Kumarda kaybedilen parada çoluk-çocuğun, fakirlerin hakkı vardır. Kazanılan para kesinlikle meşru değildir. 

Kumar yaygınlaştıkça toplumsal zararlar artar. 

Kumar aile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere ve neticede aile içi şiddete ve boşanmalara sebep olur. 

Kumar yüzünden, dinini, namusunu satan, her türlü kutsal değeri ayaklar altına alan pek çok kişi vardır. 

Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. İnsan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını çıkarmak için yine oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence gözü ile baktıkları unutulmamalıdır. 

Sosyal bir afet olan kumardan sakınmak kadar çevremizdeki insanları özellikle aile fertlerimizi de bundan korumak önemli bir görevdir. Kur`an`ı Kerimde aile bireylerinin zararlı kötü işlerden sakındırılıp, Allah ve Rasûlünün (sallallahu aleyhi ve sellem) istediği bir yaşantı için eğitilmesi görevi aile reislerine verilmektedir: 

"Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır." (Tahrîm: 6) 

Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilârdo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur. 

Hz. Peygamber`in (sallallahu aleyhi ve sellem) tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: "Tavla oynayan, Allah`a ve Rasûlüne âsî olmuştur" (Ebû Dâvud, İbn-u Mâce, Muvatta`, Ahmed b. Hanbel). 

"Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile abdest alıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumuna benzer" (Ahmed b. Hanbel). [Fıkıh Ansiklopedisi] 

Beşerî düzenler dahi kumar illetinin tehlikesini anlayıp kumarın; ferdi, ailevi ve toplumsal zararlarını tesbit ederek vatandaşlarını ondan kurtarmaya çalışmışlar ve bunun için kurumlar ve dernekler kurmuşlardır. Bunlardan "Yeşilay" aşağıdaki tesbitlerde bulunmuştur: 

"“Kazanç kastı ile oynanan kâr ve zararı baht ve talihe (şansa) bağlı bulunan oyun” olarak tarif edilen kumar isteyerek riske girme temelinde, kazanan ve kaybeden tarafların olduğu ve her iki tarafta da bir üretim işi olmaksızın servetin yeniden dağılımına verilen addır. Günümüzde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak sunulan, şans ve bahis oyunlarını da içine alan yaygın bir yelpazeye sahiptir. Kumar, kişiye, aileye ve topluma psikolojik, sosyolojik ve ekonomik çok büyük zararları olan bir bağımlılıktır." 

Şafii mezhebine göre aslı kumar için olan oyun, kumar dışında yani para ve mal üzerine olmadan oynandığında da haramdır. Aslı kumar için olmayan satranç ve dama gibi oyunlar Allah`ı anmaktan, namaz gibi farzlardan ve haklardan alıkoymadığı ve kumar aracı yapılmadığı müddetçe tenzihen mekruhtur. Haklardan ve farzlardan alıkoyarsa ya da ne kadar az da olsa mal üzerine olursa haram olur. 

Ebu Musa el-eş`arî radiyallahu anh`den rivayet edilmiştir. Dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim tavla ile oynarsa elini domuzun kanı ile boyamıştır." 

Hanefi ulemasına göre ne çeşit oyun olursa olsun, çayına bile olsa, bir miktar para veya mal üzerine oynanınca haram, parasız oynanırsa tahrimen mekruhtur. 

"Oyun ile vakit geçirmek, tavla, 14 taş ve benzeri oyunlar tahrimen mekruhtur. Bunlar, para ile mal ile yapılırsa kumar olur, haram olur." (Redd-ül Muhtar c.5, s.253) 

Kumarın haram olması için namaza mâni olmak, düşmanlığa sebep olmak gibi bir şart yoktur. Mesela düşmanlığa sebep olsa da, olmasa da, piyango kumardır ve her kumar da haramdır. 

Birkaç kimse, aralarında para, mal toplayarak piyango çekip, isabet etmeyenlerin, isabet edenlere mal, para vermek üzere sözleşmeleri kumardır. (Mecelle 2169) 

Kumarda, sonu tahmin edilen işin oyun olması, kazançlı, başarılı olması veya zararlı olması arasında fark yoktur. Cambazın düşüp düşmeyeceğini, geminin batıp batmayacağını veya bir atın yarışta kazanıp kazanmayacağını tahmin edenlerin, birbirlerine para vermek için sözleşmeleri de kumar olur. Bunun içindir ki, oyun, yarış yapılmaksızın, kumarcıların isimleri veya para ile aldıkları biletlerin numaraları arasında piyango çekerek, çekilen numara sahiplerine biletlerden toplanan paraların hepsini veya bir miktarını dağıtmak kumar olur. Çünkü piyangoya katılanların hepsi kendi numarasının çekileceğini ümit etmektedir. Bu tahminleri doğru çıkanlar, yanlış çıkanların önceden vermiş oldukları paralardan almaktadır. Aldıkları para ile önceden bilete verdikleri paranın farkını, tahminleri yanlış çıkanlardan almış olmaktadır. Tahminleri yanlış çıkacaklardan para toplamak güç olacağı için ve bunlar önceden belli olmadıkları için, piyangoya katılanların hepsinden, önceden bilet ücreti ismi altında para toplanmakta, tahmini doğru çıkanların vermiş oldukları, sonra kendilerine iade edilmektedir. Önceden toplanan paraların hepsini piyango sahibi almakta, bundan "aslanpayı"nı kendine ayırıp, geri kalanını tahminleri doğru çıkanlara vermektedir. 

Piyango sahibi, kumara iştirak etmese bile, harama sebep olduğu için, büyük günah işlemekte iştirak edenleri sömürmektedir. (Redd-ül Muhtar, S. Ebediyye, İ. Ahlakı) 

İslam`ın kumar ve oyunlar hakkındaki hükmü bu iken miladî yılbaşında, Hz. İsa gibi büyük bir Peygamberin viladet yıldönümünde gayr-ı Müslimlerin gayr-ı ahlakî ve gayr-ı insanî eğlencelerine ve çirkeflerine uyup Allah Teâlâ`nın bahşettiği ömür nimetini; kumar, piyango, içki ve çeşitli günah, rezalet ve melanetlerle kirletmek herhalde ve elbette Müslümanın şanından değildir. 

Müslüman kimseye yakışan, Allah`ın nimetlerine şükür ile mukabele etmektir, eğlenirken meşru` daireden çıkmamaya özen göstermektir, Allah`ı (celle celaluh) zikretmektir, yalvarıp yakarmaktır ve hatalardan, günahlardan tövbe etmektir. 

Allah Teâlâ bizi, çocuklarımızı, yakınlarımızı ve tüm Müslüman kardeşlerimizi küfrün bu tür ve her türlü oyun, fitne ve günah bataklıklarından muhafaza buyursun! Âmîn!.. 

Abdulkuddus Yalçın | İnzar Dergisi | Ocak 2018 | 160. Sayı

 
07-01-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.