Satınalma Hastalığından Kurtulmalıyız!

Mehmet Göktaş
Allah Teâla`ya kul olmaktan çekinenler ve buna yanaşmayanlar, mutlaka birilerinin kulu olmak durumundadırlar. Allah`a itaatten yüz çeviren fertler ve toplumlar mutlaka başka birilerinin emir ve komutasına girmişlerdir.
Allah Teâla`ya kul olmaktan çekinenler ve buna yanaşmayanlar, mutlaka birilerinin kulu olmak durumundadırlar. Allah`a itaatten yüz çeviren fertler ve toplumlar mutlaka başka birilerinin emir ve komutasına girmişlerdir. Ya bir zalimin, ya bir diktatörün, ya bir efsanenin, ya bir ideolojinin veya nefsinin ve şehvetinin yahut toplumun ve çevrenin emrine girmişlerdir. Bunlardan hangisinin emrine girerlerse girsinler, netice itibariyle de iblisin hâkimiyetine girmiş olurlar.

İblis bugün yeryüzünün dört bir yanında kapitalizm yoluyla hâkimiyetini sürdürmektedir.  Aslında materyalizm, kapitalizm gibi bir takım isimler bizim için her ne kadar yeni gibi görünse de, bunların işaret ettiği mefhumlar Âdem Aleyhisselam döneminden beri vardır.

Allah Azze ve Celle tâ ilk yaratılıştan itibaren kullarının bu hususta dikkatlerini çekmiş, "dünya hayatı sizi aldatmasın, dünya hayatı geçici bir meta`dır, bâki olan âhirettir..." ölçüleriyle insanları uyaragelmiştir. Yani bizden önceki bütün insanlar aynı şeylerle denenmişlerdir ve şimdi de biz deneniyoruz, bizden sonrakiler de denenecekler.

Kapitalizmi ayakta tutan en büyük dinamik, insanoğlunun zaafıdır, dünyaya olan muhabbetidir,  bir gün Allah (c.c.) ile karşılaşacağını uzak görmesidir. İnsanoğlunun dünya karşısındaki zaafı esas alınarak kapitalizmin kurumları bu zaaflar üzerine oluşturulmuştur.

İblis bizim karşımıza bugün artık bir fert olarak değil, görünür görünmez kurumlar ve sektörler olarak çıkmaktadır. İşte, İslam dini için cihad, emr-i bilma`ruf, davet ve tebliğ gibi rükünler ne kadar hayati bir öneme sahipse, iblisin hâkimiyetinin gerçekleşmesi ve sürmesi için de reklamlar öylesine bir öneme sahiptir. Eğer beşeriyetin alın terinin ne kadarının gerçek mülke ve ne kadarının da reklama gittiği ortaya konulsa gerçekten tüyler ürpertici bir manzara ile karşılaşılır.

Müslümanlar! Kapitalizmin en büyük endişesi ve gayreti, insanlara satabilmek, daha çok satabilmek, sürekli satabilmektir. Bunun için de ürettiği şeylerin tüketiminin "zaruri" olduğunu insanlara kabullendirmek kapitalizmin en büyük uğraşıdır. Sizlere bir şeyler pazarlayabilmek için üniversitelerde bunun bilimi yapılmaktadır ve Pazarlama Bölümleri oluşturulmuştur. Bir tek uğraşları vardır, sizlere bir şeyler pazarlayabilmek... Onlar için önemli olan, sizin durmadan bir şeyler satın almanızdır. Satın aldığınız şeyin sizin işinize yarayıp yaramaması onlar için önemli değildir, satın alırken borçlanmanız ve bu borç yüzünden bir takım sıkıntılara düşmeniz onlar için önemli değildir.

Sizin zaaflarınız, doyma bilmeyen gözünüz, dünyaya olan meyliniz ve iştahınız,  üniversite masalarına yatırılarak didik didik irdelenmekte, bunun üzerinde mastırlar yapılmaktadır, doktoralar yapılmaktadır bu işin profesörleri tarafından. Yine, sizin bu bitmek tükenmek bilmeyen arzu ve isteklerimiz üzerine, topraktan başka bir şeyle dolmayacak aç gözleriniz üzerine holdingler kurulmakta, tröstler oluşturulmakta.

İblisin tâ ezelde yemin ederek Allah Teâla`ya verdiği söze dikkat ederseniz, bugün insanları dünya ve dünya malına bağlama meselesinin gerçek yüzünü biraz daha net görebilirsiniz: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki muhakkak ben onlar için yeryüzünde tezyinat yapacağım (süsleyeceğim) ve hepsini azdıracağım..." (Hicr 39)

Müslümanlar! Unutmayınız ki, kapitalizmin en büyük dayanağı senin benim doyma bilmeyen gözümüzdür, bir türlü tatmine ulaşamayan nefislerimizdir, başkalarının kınamasına hiç tahammül edemeyen zayıf iradelerimizdir. Bunlar, iblis ve onun düzeniyle işbirliği içinden olan içimizdeki casuslardır, iç düşmanlardır. Bizde bu doyma bilmeyen gözler bulunduğu müddetçe, tatmin olmayan nefisler bulunduğu müddetçe, bu irade zayıflığı bulunduğu müddetçe, iblisin kapitalist hâkimiyeti sürüp gidecektir.

Müslümanlar! Sizin için şu dünyada eşya adına neyin lazım olduğunu, neyin lazım olmadığını yeniden gözden geçirmeye çağırıyoruz.

Liberalizm ve kapitalizm dininin zaruret, ihtiyaç, olmazsa olmaz diye yutturduğu eşyaların gerçekten zaruret olup olmadığını irdelemeye çağırıyoruz.

Evinizi doldurduğunuz eşyaları Allah (cc.) istediği için mi, yoksa toplum ve çevren istediği için mi aldığınızı samimice sorgulamanızı istiyoruz.

Elbette Allah Teâla`nın haram kılmadığı bir şeyi haram kılmaya kalkışmıyoruz, bu kimsenin haddine değildir.

Zaruretleri, ihtiyaçları ve olmazsa olmazları ancak vahiyden süzülen bir anlayışın vahyin talimi neticesinde oluşmuş bir mantığın tespit edip karar vereceğini bilmenizi istiyoruz.

Müslümanlar! Hayatınızı eşya ile doldurmayınız ki onların borçlarını ve taksitlerini ödemek için koşuşturmayasınız!

Sizin gönlünüzü ve beyninizi ev eşyalarının alımı, satımı, bakımı, borcu, tamiri, gösterişi, sevgisi ve üzüntüsü meşgul etmesin ki, beyniniz ve gönlünüz yüceler yücesi davamız için lazımdır. 

Müslümanlar! Yeryüzüne Allah`ın dinini hâkim kılmayı düşünmek varken, dünyanın dört bir yanında bunun mücadelesini veren müminleri düşünmek varken, üzerimize çullanan küfür karanlıklarını yarmayı düşünmek varken, müminleri düşünmek varken, mümin olmayanlara İslam`ı iletmenin yollarını düşünmek varken... Siz niçin ev eşyasını düşüneceksiniz ki?

Müslümanlar! Evinizi lüzumsuz eşya ile doldurmayınız ki, hanımınızın ve kızlarınızın ömürleri onların yıkanmasıyla, ütülenmesiyle, tamiriyle, tertibiyle, düzeniyle, silinmesiyle geçmesin.

Sizin ev halkınızın da cihad için çokça vakti olsun, ilim için çokça vakti olsun, tebliğ için çokça vakti olsun.

Unutmayınız ki her eşya yeni bir eşyayı çeker. Eve giren her eşya bakım ister, temizlik ister, temizlik maddesi ister, kısacası en kıymetli hazinemiz olan vaktimizi, yani ömrümüzü ister.

Müslümanlar! Siz her gördüğünüzü satın almak zorunda değilsiniz ve siz hiç bir şeye mecbur değilsiniz. Bunu iyi anlayınız. Unutmayınız ki satın almadığınız müddetçe güç ve kuvvet sizin elinizdedir, bütün kozlar sizin elinizdedir.

Müslümanlar! Unutmayınız ki dünya malına önem verenlerden İslam`ın heybeti çekip alınır. İnsanların en güçlüsü, dünyaya karşı zaafı en az olanlardır, dünyaya ve eşyaya satılmayan insanlardır.

Müslümanlar! Sizin sabahtan akşama kadar gerek kendi işinizde, gerek başkalarının işinde çalışmanız, evinize doldurduğunuz eşyaların bedelini, taksitlerini ödemek için midir veya evinizi eşya ile doldurmak için midir?

Allah için sade bir hayat yaşama hususunda bir birlerimize yardımcı olalım, destek olalım. Unutmayalım ki, böyle bir zamanda ve böyle bir beldede müminler varlıklarının ve vakitlerinin en büyük bölümünü İslam`a kanalize etmek, İslam için ayırmak, Allah`ın işaret buyurduğu sahalara tahsis etmek zorundadırlar. 

Müslümanlar! Eğer az satın alır ve az tüketirseniz, az çalışırsınız. Geri kalan vaktinizi de İslam`a ayırmış olursunuz. Unutmayınız ki, İslam`ın hâkimiyeti için sadece saat beşten sonralarının ve hafta sonlarının yetmediği görülmüştür.

Allah için, lüzumsuz eşyayı kapı dışarı etmeye, eve sokmamaya çağırıyoruz. Özellikle mümin bacılarımıza diyoruz ki: Kocalarınızı eşya taksitleriyle dışarının kölesi yapmayın, kocalarınızı eşya alımına zorlayarak ömürlerini başkalarına ipotek ettirmeyin, kendi ellerinizle kocalarınıza zincir vurmayın. Kocalarınızı sadece eşya taksitlerini ödemeyi düşünen, onun kaygısını taşıyan kişiler olmaya zorlamayın! Hem kendinizi ve hem de kocalarınızı Allah yoluna seferber edin! Bunun yolu da, vakitlerimizin, malımızın ve düşüncemizin büyük kısmını başka yollardan alıkoyup bu yola aktarabilmekten geçer.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Mart 2017 (150. Sayı)
                                                                                                   
05-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.