Sapanlarınızı Sapanlarımıza Atın Ey Aksa`nın Çocukları

Mehmet Gülsever
Uzun menzilli sapanlar yontun koca gövdeli ağaçlardan ey Kudüs`ün güneş tenli çocukları. Ve yıkın Aksa`yı. Yıkıntılarından taşlar devşirin. Sapanlarınıza sivrilteceğiniz taşlar koyun ve olabildiğince gerin sapanlarınızı. Ta ki yedi tepeli şehre varsın. Varsın ve Fatih`in türbesine değsin. Fetihler feshedilsin. Ta ki taşlarınızdan Anadolu ve Rumeli hisarları inşa edilsin. Ki yeni fetihler devşirilsin taşlarınızdan. Varsın Aksa taşsız kalsın, varsın Aksa taçsız kalsın. Amed`e varsın uzun menzilli taşlarınız.
Ey hüzünlü türkülerimizin demlendiği şehir…

Ey şairlerin ilham kaynağı…

Bir şehir ki gökten yere inmiş olsun.

Ve bir şehir ki oradan göğe çıkılmış olsun.

Bütün yönelişlerin Baş şehri…

Bir şehir ki içinde bütün mazlum şehirler olsun.

Bir mabed ki kubbesinde tüm dinlerin duası yükselsin.

Bir insanlık tarihi ki bir tek şehirde hayat bulsun.

Ey lanetlenmiş kavmin postalları altında inleyen Leyla!

Ey bitmişliğimizin nişanesi!

Ey tükenmişliğimizin, tökezlemişliğimizin bedeli!

Ey günah keçimiz ve ey günahlarımızın ederi…

Ey korkaklığımızın diyeti!

Ey dağılmışlığımızın tozu dumanı.

Ey Tanrının şehri!

Ey Tanrının taş kesilmiş çocukları!

Ve ey taş atan çocuklar

Taşlarınızı nereye atarsınız? Kime atarsınız? Hangi yana atarsınız? Ne diye atarsınız? Bir avuç lanetliye mi? Yanlış hedefe atıyorsunuz. Onlara atılacak taşlara yazık. Niçin atarsınız? Kim attırır size? Değer mi?

Taşlarınızı biraz da bu yana atın, şu yana atın, o yana atın.

Mesela Mekke`ye atın. Belki “Gayretullah`a” dokunur taşlarınız. Belki ebabiller bir daha sefer eyler. Tepende tepinen filleri tepelerler. “Ebrehe ve Cehil ittifakı”nı infilak ettirirler. Umulur ki Bilal bir kez daha çıkar tepesine ve yeniden ezan okur.

Ey taş atan çocuklar! Taşlarınızı Kahire`ye atın. Piramitlere değsin. Firavunlar yeniden dirilsin. Ki Musa Tur`a yeniden çıksın ve Kızıl deniz yeniden yarılsın; yeniden aşılsın. Mısır`ın zindanlarına değsin taşlarınız. Değsin ki Yusuf kıtlıklarınızı semirsin bereketli yıllar diyetine. Geleceğe dair metinler okusun. Ki rüyalarınız hayat bulsun Aksa`nın eteğinde.

Taşlarınızı Bağdat`a atın. Atın ki Selahaddin`i yazan bütün kütüphaneler yansın. Bir avunma ve avutma kahramanı ölsün. Selahaddin ölsün. Ölsün ki yeniden doğsun “Selahaddin”. Ki ar damarları çatlayan nesiller helak olsun.

Şam`a atın taşlarınızı ey Göklerin Şehri`nin çocukları. Atın ki ihanetin başkenti tutuşsun. Burada Kabil ile başlayan kardeş kavgasının ilk hikâyesi bir nihayet bulsun.

Uzun menzilli sapanlar yontun koca gövdeli ağaçlardan ey Kudüs`ün güneş tenli çocukları. Ve yıkın Aksa`yı. Yıkıntılarından taşlar devşirin. Sapanlarınıza sivrilteceğiniz taşlar koyun ve olabildiğince gerin sapanlarınızı. Ta ki yedi tepeli şehre varsın. Varsın ve Fatih`in türbesine değsin. Fetihler feshedilsin. Ta ki taşlarınızdan Anadolu ve Rumeli hisarları inşa edilsin. Ki yeni fetihler devşirilsin taşlarınızdan. Varsın Aksa taşsız kalsın, varsın Aksa taçsız kalsın.

Amed`e varsın uzun menzilli taşlarınız. Keçi Burcu`na değsin. Bir özgürlük türküsü olsun burçların mahrum çocuklarına. Bir kardeşlik selamı olsun çukurlara gömülmüş kalenin çocuklarına. Ki burnunun ucunu görebilsin ta uzak beldelere kilitlenen devler.

Düşman aksanın altını yontmadan siz yıkın. Taşlarını küçük küçük bölün ki yetsin. Başkentlerimiz adedince taş olsun. Her bir başkente bir kutsal taş atın Tanrı`nın şehrinden. Emanetiniz olsun, emanınız olsun.

Tahran`a atın bir taş. Ki İmam Cafer`e bir mektup olsun. Kayıp imam bulunsun. Gaybet-i Kübra bir nihayet bulsun Mescid-i Aksa aşkına.

Savurun taşlarınızı “baş”larımıza ki zillet kurusun. Savurun gözümüze körlüğümüze… Umulur ki Yusuf`tan bir “emanet gömlek” gibi değer gözümüze. Açar gözlerimizi. Yeniden görürüz. Ya da ebedileşsin körlüğümüz…

Fırlatın taşlarınızı İslamabad`a Kabil`e, uzak doğulara, Cakarta`ya, Asya`nın ortasına… En kara taşlarınızı toplayın Hacer`i Esved`e nispet. Ve Afrika`yı bir baştan bir başa “karalayın”.

Buhara`ya atın taşlarınızı ki ipeksi dokunuşlar olsun ilmin kalbine. Endülüs`e varsın kahırlar yüklenmiş taşlarınız. İşkence tezgâhları yeniden kurulsun. İbni Rüşd yeniden rüşdünü ispatlasın.

Atın taşlarınızı Batı`nın göğüne. İsa`yı indirin yere ki “ölülerini” yeniden diriltsin. Havarileri`ni şekva edin; O`nu öldürenlerin yeniden diriltildiğini şekva edin….

Kudüs`ten değil Vaşinton`dan kovun Siyonistleri. Atın taşlarınızı Vaşinton`a. Ki Demokrasinin yaldızları dökülsün. “Terazili Kadın”ın boyalarını Küdüs`ün sıcak güneşinde eritin. Ki foyası ortaya çıksın. Bir kefede “sapan” diğerinde “fosfor” olan bronzdan katı bir heykel olduğunu bütün dünya görsün.

Atın! Atın! Atın! Biz sizin yerinize yer, içer, uyur ve güleriz. Atın aslanlarım! Biz istemediğiniz kadar coşarız. Volkanlar kadar köpürürüz. Fırlatın taşlarınızı! Biz en güzel marşları sizin için yaparız merak etmeyin. Atın siz atın! Biz sizin için dağlar kadar öfke biriktiririz. Düşmana en hakir sözlerle meydanları inletiriz. Söz! Bütün kahramanlık hikayeleriniz bizden. Ve söz olsun! Bütün İntifada ağıtlarınız bizden. En seçkin şiirler çıkınımızda sizin için duruyor rahat atın siz. Roman kahramanlarımıza sizin adınızı verdik atın siz esmer tenli çocuklar! Siz atmadıkça bize rahat uyumak yok. Siz öldükçe biz diriliyoruz atın siz…

Mehmet Gülsever | İnzar Dergisi | Şubat 2018 | 161. Sayı 


 
23-02-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.