Ramazanı Sevinçle Karşılamak…

Abdulkadir Turan
İlahî emirlerin öğrenildiğinde şuurla yerine getirilmesine vesile olan hikmetleri vardır. O hikmetlerin bir bölümü açıktır, bir bölümü araştırmayı gerektiriyor.
İlahî emirlerin öğrenildiğinde şuurla yerine getirilmesine vesile olan hikmetleri vardır. O hikmetlerin bir bölümü açıktır, bir bölümü araştırmayı gerektiriyor. 
 
Ramazan orucu Hicri 2. Yılda, Kıble`nin Kâbe tarafına çevrilmesinden bir ay sonra, Peygamberimiz sallahu aleyhi vesellem`in Medine`ye hicretinin 18. ayının başlarında, Şaban ayında farz kılındı. 
 
Rahman ve Rahim Allah, Müslümanların önünde Ramazan`a henüz bir ay var iken emretti: 
 
“Ey îmân edenler! Oruç, sizden evvelki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı - tâ ki günahtan sakınıp takvâya eresiniz. O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidâyet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur`ân, o ayda indirilmiştir. Kim bu aya erişirse orucunu tutsun. Bu ayda hasta olan veya yolda bulunan, tutamadığı günler kadar, başka günlerde oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Tâ ki güçlük çekmeden oruç günlerinizi tamamlayın, sizi doğru yola iletmesinden dolayı Allah`ı tekbir ve tâzim edin - böylece O`nun nimetlerine şükretmiş olursunuz.” (Bakara Sûresi, 183-185)
 
Malum olduğu üzere Hicri 1438. yıldayız. Takvimde bir hata söz konusu olmazsa inşaallah 27 Mayıs Cumartesi günü 1436. Ramazan`a kavuşmuş olacağız. 
 
Yüce Yaradan`ın yılın bir kameri ayında kullarından aç ve susuz kalmalarını istemesinin nice hikmeti vardır.
 
Yüce Allah, ibadetimizin yararından müstağnidir. Bizim ibadetimiz O`nun emriyle ve O`nun rızası içindir, ibadetimizin yararı ise bizim içindir. Kastımız, yalnız O`nun rızasıdır; O`nun rızası dünya ve ahirette karşılaşacağımız faydaları beraberinde getirir. 
 
Hüccetü`l-İslam İmam-ı Gazâlî Hazretlerinin İhyâu Ulûmi`d-Dîn adlı eserinde yer verdiği iki Hadis-i Şerif`te Rasulullah salallahu aleyhi vesellem şöyle demişlerdir:  “Oruç, sabrın yarısıdır.”, “Sabır imanın yarısıdır.”
 
Aynı eserde yer alan Kudsî bir Hadis-i Şerif`e göre ise Yüce Allah, “Her hasene on mislinden yedi yüz misline kadardır. Yalnız oruç bana mahsustur. Onun ecrini ben veririm” buyurmuşlardır. 
 
Yine, Yüce Allah Zümer Sûresi`nde buyurmuştur: “Sabredenlere verilecek ecirler hesapsızdır” (Zümer Sûresi, 10) 
 
İhya`da yer alan oruç hususundaki sair Hadis-i Şerifler de müjdeler doludur: 
 
“Oruçlunun iki sevinci vardır: İftar anındaki sevinci ile Allah ile mülakat anındaki sevinci.”
 
“Cennetin bir kapısı vardır. Ona ‘Reyyan` derler. Ondan ancak oruçlular girebilir.”
 
Rasülüllah salallahü aleyhi vesellem, “Ya Aişe, cennetin kapısını çalmaya devam et” diye buyurdu. Hz. Aişe Annemiz “O ne ile ve nasıl olur ya Rasulallah?” diye sorunca Rasulullah salallahü aleyhi ve sellem “Oruçla” diye cevap verdi. 
 
Oruç, ibadetin kapısıdır. Kişi oruca başlayarak o kapıdan içeri girer, o andan sonra “Oruçlunun uykusu (dahi) ibadettir.”
 
“Allahu Teâla abid olan gençle meleklere iftihar eder ve buyurur: Ey benim için gençliğini terk edip gençliğini feda eden genç, sen benim katımda bazı meleklerim gibisin.”
 
Peygamber Efendimizin haber verdiğine göre Yüce Allah “Ey meleklerim! Bakın kulum, benim için yemesini, içmesini, şehvetini ve zevkini nasıl terk etmiştir!” diye meleklerine seslenir. 
 
Mü`min için Allah`ın iftiharına konu olmak! Bundan daha mutluluk verici ne olabilir? Bir ibadete yönelmek için bundan daha teşvik edici ne bulunabilir? 
 
İmam Gazâlî Hazretleri aktardığımız Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerifleri aktardıktan sonra orucun en mühim hikmetini şöyle izah eder: 
 
-Oruç Allah`ın düşmanı şeytanı kahretmek için vesiledir. Çünkü mel`un şeytanın insana yol bulması şehvetler cihetindedir. Şehvetler de yemekle, içmekle kuvvetlenir. Oruç, Şeytanı kahrederek ümidini keser, kapılarını kapatır ve yollarını daraltır. (İhya, cilt: 1, 6. Kitap, s. 648)
 
Şeytanın yolu daralmışsa iyiliğin yolu açıktır inşaallah. Oruç, mü`mine iyiliğin, iyilik yapmanın kapısını açar. 
 
Oruç, açlık vesilesiyle aç olanları hatırlamaya vesiledir. Oruçla yoksullar, sahipsizler, kıtlığa maruz kalanlar hatırlanır, onlara iyilik eli uzanır. Bunun için oruçta sadakaya muhtaç olanın umudu artar, sadaka verebilecek güçte olanın da eli açılır. Ramazan ayı, muhtaç için bayram öncesi bayrama dönüşür; ihtiyaç sahiplerini arayanlar için kapı olur. Paylaşım artar, fıtır sadakası sayesinde herkes veren el konumuna çıkar. 
 
Oruç tutanlar, zengin veya yoksul aynı hâl üzerinde buluşur. İkisinin de karnı açtır, ikisi de aç olmakta eşittir Ramazan`da. Fiziken aynı hâl üzerinde bulunmak, ruhen aynı hâl üzerinde olmaya vesile olur. Oruç ile ümmetin mensuplarında hissiyat ortaklığı kuvvet kazanır. Hissiyat ortaklığı, birlikte hareket etmeye vesiledir. Hacla birlikte oruç, ümmet şuurunun kaynağıdır. Ramazan, ümmetin üzerine açılmış bir çadır gibidir. Bütün ümmet Ramazan boyunca kendisini kardeşleriyle birlikte aynı çadır altında hisseder.  
 
Bir başka fazilet olarak; 
 
Ramazan, ibadette alışkanlık sürekliliğinin kesilip yeni bir evreye geçiş mevsimidir. Alışkanlık, hep olumlu bilinse de menfi bir yöne de sahiptir. Alışkanlığın sürekliliği, düz bir yolda hep aynı hızda giden sürücünün uykuya dalması gibi uyuşturur, ibadetin anlamını kaybetmemize yol açar, ibadetin şekliyle yetinmemize, özünden uzaklaşmamıza neden olur. 
 
İbadetimiz alışkanlığa dönüştüğünde şeklen icra olur ama manen açıkta kalır. Biz, alışkanlık haline gelen ibadetin şekliyle tatmin olur, özünün verdiği tadı kaçırırız.
 
Oruç değişim getirerek hayatın normal akışını keser, alışılmış düzeni bozar, bizi yeni bir hâl ile karşı karşıya getirir, yeni bir düzen için bize düşünme ve planlama imkânı verir. 
 
Bu yönüyle Ramazan, bir yenilenmedir. Ramazan`da günlük hayat yenilenir, farklılaşır. Müslüman yurduna giren bu farklılığı gözleriyle izler. 
 
Ramazan`da beden, gıda alışkanlığını değiştirerek yenilenir, Ramazan`ın tamama ermesiyle dinçleşir. 
 
Ramazan`da kalp yenilenir, boş işlerden, boş sözlerden feragat ve zikir ile meşguliyet gönlü açar, rahatlatır. 
 
Tokluk uyuşturur, açlık uyanık tutar. 
 
Ramazan`da beyin yenilenir; Ramazan öncesi için muhasebe, Ramazan sonrası için planlama yapar. 
Bütün bu yönleriyle Ramazan dünya ve ahiret saadeti için berekettir. O bereket ayı gelmeden onun bereketine hazır olmak icap eder. 
 
Ramazan, mübarektir. Onu uyku ve gaflette değil, oruç, zikir, sadaka niyetiyle ayakta ve şuurla karşılamak icap eder. 
 
Ramazan`ın bereketine inanmayanlar, Ramazan`ı haşa “öfke mevsimi” gibi tanıtmışlardır. Malum, bir zamanlar İslam aleminde Şeriat hakimdi, bunlar zoraki oruç tutardı, sonra Şeriat hukuku tatil edildi, zorbalar, Müslümanlara zorla oruç açtırmak istediler. 
 
Ramazanı “öfke mevsimi” gibi tanıtanlar, bir zamanlar zoraki oruç tutanlar ve sonraki dönemde zoraki oruç açtırmak isteyen zamanların propaganda adamlarıdır. Meseleden habersiz avam da onlara kanmakta, onların iddia ettiği gibi davranmaktadır.  
 
Ramazan, rahmet ayıdır. Müslüman, rahmet ayını neden öfkeyle karşılasın? Melekler onun için harıl harıl sevap yazarken, onun uykusu dahi ibadet hanesine kaydolurken Müslümanın yüzü neden asık olsun? 
 
Ramazan, haşa “öfke mevsimi” değil, sevinme mevsimidir. Kârı bol olan esnafın yüzü nasıl gülüyorsa şuurla oruç tutan Müslümanın yüzü de Ramazan`da öylesine gülümsemeli.  
 
Ramazan`ı cahillere “öfke mevsimi” diye tanıtanlara inat; onlara kanan cahillerin Ramazan yaklaşınca öfkeye niyetlenme alışkanlığına aykırı ve onları ıslah edici güzel bir örnek olarak Ramazan yaklaşınca gülümsemeye niyetlenmek gerek!
 
Rabbim, bizi Ramazan`ı sevinçle karşılayanlardan eylesin!
 
Abdulkadir Turan | İnzar Dergisi | Mayıs 2017 | 152. Sayı
 
05-05-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.