Ramazan’a nasıl hazırlanmalıyız?

Mehmet Şenlik
Elhamdülillah Rabbimiz bizi bir Ramazan’a daha kavuşturdu. Sonuna kadar da hakkıyla tutup ihya etmeyi bizlere nasip ve müyesser etsin. Ramazan’da nasıl bir ruh haleti ve nasıl bir hazırlık içinde olmamız gerektiği konusuna gelince öncelikle İbn Hüzeyme`nin Selman (RA)’dan naklettiği şu hadis-i şerifi dikkatlerinize arz etmek istiyorum:
“Ey iman edenler! Kötülüklerden korunasınız diye sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi oruç, size de farz kılındı. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta veyahut yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) diğer günlerde kaza eder. (Yaşlılık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara: 183-184)

Yukarıdaki ayeti kerimeler, Ramazan orucunun farziyeti ve fazileti hakkında bizlere gayet açık bilgiler vermektedir. Ancak bunların ayrıntısına girmeden Ramazan’dan nasıl istifade etmemiz gerektiği konusunda bir takım teknik bilgiler vermeye çalışacağız.

Elhamdülillah Rabbimiz bizi bir Ramazan’a daha kavuşturdu. Sonuna kadar da hakkıyla tutup ihya etmeyi bizlere nasip ve müyesser etsin. Ramazan’da nasıl bir ruh haleti ve nasıl bir hazırlık içinde olmamız gerektiği konusuna gelince öncelikle İbn Hüzeyme`nin Selman (RA)’dan naklettiği şu hadis-i şerifi dikkatlerinize arz etmek istiyorum:

“Resulullah sallallahu aleyhi vesellem bir Şaban ayının son gününde bize şöyle hitap etti: “Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı size farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı (teravih kılmayı) nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir. O, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. O, yardımlaşma ayıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur; aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da bir şey noksan olmaz.” Ashap: “Ya Resulullah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz” deyince Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle dedi: “Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda köle ve hizmetçilerinin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve cehennem ateşinden kurtarır” (et-Terğib, II, 94-95).

Şüphesiz Ramazan gelince herkes bir hazırlık içerisine giriyor. Kimi insanlar iftar sofralarını daha çok düşünürken kimileri de sevap hanelerini doldurmayı daha fazla önemsiyorlar. Hâsılı, Ramazan algısı kişilere göre değiştiği gibi neticesi ve getirisi de değişiyor. Kişiler niyetlerine ve amellerine göre ancak ondan istifade eder ve mükâfatlarını alırlar. Ancak sizler mutlaka ama mutlaka Ramazan’ı bir ganimet bilip ondan en güzel şekilde istifade etmeye çalışanlardan olunuz. Manevi kazancınızı ve hâsılatınızı daha fazla toplamak için çalışmaya bakınız. Allah’ın bir ihsan olarak bizlere verdiği nimetlerinden en güzel şekilde yararlanırken başkalarını da unutmayalım, açları ve yoksulları ihmal etmeyelim:

“Allah’ın sana verdiği nimetler içinde ahiretini ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın bir ihsan olarak sana verdiği gibi, sen de başkalarına ihsanda bulun.” (Kasas: 77)

Şu halde, Ramazan-ı Şerifte diğer zamanlardan daha ziyade âbit olalım, zahit olalım ve cömert olalım. Gönlümüzü rahat ve geniş tutalım. Müminlere karşı affedici, hoş görülü ve müsamahakâr olalım. Fakir fukaraya karşı, yoksullara ve zayıflara karşı merhametli ve şefkatli olalım. Her iftar ezanı okunmadan önce sofraya yaklaştığımızda komşuların ve özellikle yoksulların sofrasında neler hazır olabileceğini düşünelim. Sakın ha onları unutmayalım, ihmal etmeyelim. Ramazan boyu toplayacağımız şeyler fitre ve zekât değil, hayır ve hasenat olsun.

Ramazan denince ilkin aklımıza sahur, iftar, teravih ve Kur’an tilaveti gibi mefhumlar gelir. Şüphesiz bunların her birisi başlı başına birer konudur. İnşallah-u Teâlâ Ramazan-ı Şerif boyunca bütün bunları birer birer ele alıp izah etmeye çalışacağız.

Her şeyden evvel şunu belirtmemiz gerekir ki bütün bunların manası izafidir ve Ramazan’dan dolayıdır. Bunlar Ramazan’dan dolayı kıymet ve anlam kazandığı gibi, Ramazan da içinde Kadir gecesini barındırdığından ve Kadir gecesi de onda Kur’an-ı Hâkim nazil olduğundan anlam ve değer kazanmaktadırlar. Hülasa, bütün bunlar değer ve itibarlarını yüce Kur’an’dan almaktadırlar. Hepsinin özü ve aynası Kur’an’dır:

"Ramazan ayı öyle bir aydır ki insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı batıldan ayıran en açık delilleri ihtiva eden Kur’an bu ayda indirilmiştir." (Bakara: 185)

Tek anlamıyla Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Müminler, Ramazan boyunca bol bol Kur’an okumalı, karşılıklı mukabele okumalı, bilenler bilmeyenlere Kur’an dersi vermeli, bilmeyenler de ders alarak öğrenmeye çalışmalı ve hiç değilse gidip camilerde mukabele okuyanları dinlemelidirler. Kur’an’ı bilen kişi Ramazan`da en az bir kere onu hatmetmelidir. Bu, Kur’an’ın tilavetiyle alakalı ödevimizdir.

Bir de Kur’an’ın mana ve adabıyla ilgili bir ödevimiz olmalıdır. Kur’an’ı tertil ile okumak, ağlayarak veya ağlarcasına okumak… Manasını bilenlerin onu anlayarak ve üzerinde derin derin tefekkür ederek okumaları en güzelidir. Zira Kur’an, müminlerin hayat kitabıdır; onların kalbini nurlandıran, yolunu aydınlatan ve istikametlerini doğrultan bir yol haritasıdır.

Hayatına Kur’an’ı hâkim kılmayan, bütün yönleriyle Kur’an’ı yaşamayan bir fert, bir aile veya bir toplum her zaman hüsran ve buhran içindedir. İçinde Kur’an`dan bir şey bulunmayan bir kalp, virane olmuş yıkık dökük ev gibidir. Yanında Kur’an’dan bir şey bulunmayan insanda hayır yoktur: “Sen ya Kur’an’ı öğrenen ya da öğreten ol! Sakın ha üçüncüsü olma!” (Müslim)

O halde Kur’an ayı olan bu Ramazan-ı Şerifte yeniden gönlümüzü, hanemizi Kur’an’a açalım. Cebrail aleyhisselam ile Peygamberimiz aleyhisselamın aralarında okudukları mukabele (birinin okuyup diğerinin takip etmesi) geleneğini ihya etmeye çalışalım. Her zaman bu şekilde Kur’an’ı okumak mendub ise de Ramazan’da müstehap bir sünnettir.

Toplumsal hayatta da Ramazan’ın müminler nezdinde ayrı bir anlamı ve farklı bir etkisi vardır. Bu ayın yaklaşmasıyla birlikte hazırlıklara başlanır. Ramazan boyunca harcanacak şeylerin, yemeklerin malzemeleri önceden tedarik edilir. Evlerde genel temizlik yapılır. Büyük camilerin minarelerine mahya denilen "Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan" gibi ışıklı yazılar görülür. Sivil toplum kuruluşları, radyo ve televizyon kanalları özel Ramazan programları yaparlar.

Ramazan’da oruç açma vaktinin ayrı bin neşesi, hazzı vardır. Bütün aile bireyleri hep birlikte sofraya oturur oruç açma vaktinin gelmesini beklerler. Ezan sesinin duyulmasıyla birlikte oruçlarını dua ile açarlar. Yemek yedikten sonra dua ederek Allah`a şükrederler. Sonra akşam namazını kılar ve teravih namazı için hazırlıklara başlarlar. Tek kelimeyle bu ayda hayat bir başka olur; camiler tıklım tıklım, akşam saatleri sokaklar cıvıl cıvıldır.

Bir bakıma Ramazan ayı, gerçekten hem ibadet hem de bir etkinlik ayı olarak dolu dolu yaşanır. Bu ay, namaz ve orucun yanında aynı zamanda bir yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ayda yoksullar, düşkünler daha çok hatırlanır. Geleneğimizde dostlar, yakınlar, komşular, yoksullar iftara davet edilir. Maddi durumu iyi olmayanlar için iftar sofraları düzenlenir. İşte bu şekilde ancak toplum katmanları arasında sorumluluk bilinci, yakınlaşma ve kaynaşma hâsıl olur; huzur, barış, güven ve mutluluk havası teneffüs edilir.

Allah’ım! Bizi Ramazan’da Kur’an’la birleştirip kaynaştır, bizi Kur’an’la yaşat ve Kur’an’la haşreyle. Kur’an gölgesinde yaşamayı ve Kur’an hükmüyle amel etmeyi bizlere nasip eyle. Âmin.

Mehmet Şenlik / İnzar Dergisi – Temmuz 2014 (118. Sayı)
 


 
11-07-2014 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.