Peygamberin On Dirhemi

Sadullah Aydın
Peygamberlerin istisnasız hepsinin yaşantılarını mercek altına aldığımız zaman göreceğiz ki kendi toplumlarının en yoksulları gibi yaşamış, çoğu zaman aç dolaşmış, ucuz elbiseler giyinmişlerdir. Büyük dünyevi makamlar elde eden, ülkeler yöneten, devasa ordulara hükmeden peygamberlerin durumu da aynıdır. Yani peygamberler yokluktan, imkânsızlıktan bunları yapmıyorlardı. Dünyaya değer vermedikleri, lüks ve israftan hoşlanmadıkları için bunu yapıyorlardı.
Peygamberlerin istisnasız hepsinin yaşantılarını mercek altına aldığımız zaman göreceğiz ki kendi toplumlarının en yoksulları gibi yaşamış, çoğu zaman aç dolaşmış, ucuz elbiseler giyinmişlerdir. Büyük dünyevi makamlar elde eden, ülkeler yöneten, devasa ordulara hükmeden peygamberlerin durumu da aynıdır. Yani peygamberler yokluktan, imkânsızlıktan bunları yapmıyorlardı. Dünyaya değer vermedikleri, lüks ve israftan hoşlanmadıkları için bunu yapıyorlardı.
 
Onlar infak ehliydiler. Yoksul ve mazlumları, çaresiz ve kimsesizleri her zaman kendilerine tercih ediyorlardı. Hazreti Yusuf, Hazreti Süleyman, Hazreti Davut gibi imparatorluklara hükmeden peygamberlerin yaşantısına baktığımız zaman o yüce zatların ellerinin altındaki sınırsız imkânlara rağmen yoksullar gibi yaşadıklarını görüyoruz.
 
Peygamberlerin sultanı konumundaki Resul-i Ekrem hayatı boyunca sade ve mütevazı bir yaşam sürdürdü. Mekke dönemindeki hayatında da devlet başkanı olduğu Medine dönemindeki hayatında da yoksul ve mütevazı yaşantısı değişmedi.
 
Peygamberin on dirheme gömlek alma olayı bu mütevazı, yoksul yaşantıya çok güzel bir örnektir. Peygamber Aleyhisselam bir gün sevgili damadı Ali`ye on dirhem vererek onu Medine çarşısına gönderdi. Ondan kendisine bir gömlek almasını istedi.
 
On dirhemi alan Hazreti Ali, Medine çarşısının yolunu tuttu. Resulullah`ın verdiği parayla normal bir gömlek aldı. On dirhem çok para değildi ve Ali`nin aldığı gömlek de orta halli her insanın giyebileceği bir elbiseydi.
 
Ali gömleği alıp gelince Resulullah sordu:
 
--- Ya Ali, bu elbiseyi kaça aldın?
 
--- On dirheme ya Resulallah…
 
Peygamber gömleği Ali`ye geri vererek:
 
--- Bu benim için çok pahalı, on dirhemlik gömlek giymek istemiyorum. Gidip bana dört dirhemlik gömlek al lütfen! Dedi.
 
Görüyor musun sevgili okuyucu! On dirhem bugünün parasıyla kırk elli lira eder. En yoksulumuzun bile alabileceği kırk elli liralık gömlek istemiyor Resulullah. Ali`ye git bana on beş-yirmi liralık gömlek al diyor. Bizim bugün ancak bitpazarlarında bulabileceğimiz ucuzluktaki gömlekleri giymek istiyor Allah`ın sevgilisi… Ki Hazreti Ali`nin yaşantıda ne kadar yoksulca davrandığını, halkın en yoksulu gibi yaşadığını hepimiz biliyoruz. Tevazu ve tutumlulukta şöhret olmuş Ali`nin fiyatını normal karşıladığı bir gömleği bile giymiyor Peygamber. Hem de devlet başkanı makamında olduğu bir zamanda…
 
Ali, Medine pazarına geri döndü. On dirhemlik gömleği geri verdi. Dört dirheme çok ucuz bir gömlek alıp geldi. Ali gömleği Resulullah`a verirken o esnada orada bulunan yoksul bir sahabe Peygamberden gömleği istedi:
 
--- Ya Resulallah! Dedi. Giyeceğim hiçbir şey yok. Bana bu gömleği verir misin? 
 
Peygamber hiç tereddüt etmeden, ihtiyacı olmasına rağmen yeni aldığı gömleği yoksul sahabesine verdi. Sonra Ali`nin kendisine verdiği altı dirhemden dört dirhemi Ali`ye geri vererek kendisine bir gömlek daha almasını istedi. Ali, tekrar çarşının yolunu tuttu. Resulullah`a dört dirhemlik gömlek alıp geri döndü. 
 
Resulullah ve sevgili damadı alışverişlerini yapıp evlerine dönerlerken bir kenarda oturup ağlayan küçük bir kız gördüler. Rahmet Peygamberi küçük kızın yanında diz çökerek şefkatle saçlarını okşadı.
 
--- Niçin ağlıyorsun yavrum? Diye sordu.
 
Küçük kız ağlamasını sürdürerek:
 
--- Ben bir evde hizmetçiyim, dedi. Un almam için sahibim bana iki dirhem verdi ama ben parayı kaybettim. Ne yapacağımı bilmiyorum?
 
Resulullah şefkatle gülümseyerek cebinde kalan iki dirhemi çıkararak küçük kızın avucuna koydu.
 
--- Al bu kaybettiğin iki dirhem. Şimdi gidip un alabilirsin.
 
Ama küçük kız ağlamasını sürdürüyordu. Resulullah:
 
--- Neden ağlamayı sürdürüyorsun yavrum? Sana kaybettiğin parayı verdim, diye ağlamasının sebebini sordu.
 
--- Kaybettiğim paramı ararken eve çok geç kaldım. Geç kaldığım için sahiplerimin bana kızmasından korkuyorum, diye karşılık verdi küçük kız.
 
Şefkat Peygamberi küçük kızın elinden tuttu.
 
--- Korkma! Dedi. Haydi, beraber gidelim. Benimle olursan ev sahiplerin sana kızmaz.
 
Peygamberimiz küçük kızla birlikte onun hizmetçilik yaptığı eve gitti. Peygamberimiz kapıyı çalıp
 
--- Kimse yok mu? Diye selendi.
 
Kapıyı açan olmadı. İkinci defa seslendi. Yine kapıyı kimse açmadı. Üçüncü seslenişte kapı açıldı. Evin erkeği ve hanımı büyük bir hürmetle Resulullah`ı karşıladılar. Rahmet Peygamberi onlara neden kapıyı açmadıklarını sordu.
 
Heyecan içindeki ev sahipleri:
 
--- Ya Resulallah! Dediler. Sizin sesinizi daha çok duymak için kapının önünde bekleyip açmadık.
 
Sonra:
 
--- Buraya kadar niye zahmet ettiniz? Diye sordular. Ziyaretinizin sebebi ne?
 
Peygamber elinden tuttuğu küçük kızı onlara göstererek durumu anlattı.
 
Ev sahipleri heyecan ve coşku içinde:
 
--- Anamız babamız sana feda olsun ya Resullullah! Dediler. Madem buraya kadar zahmet edip geldiniz. Evimize şeref verdiniz. Sizin ziyaretinize vesile olan küçük cariyemizi azat ediyoruz. O artık özgürdür!
 
Peygamber Aleyhisselam mutlu bir yüzle Ali`ye dönerek şu hikmetli sözleri sarf etti:
 
--- Gördün mü ya Ali, bu on dirhem ne kadar bereketliymiş? Onunla hem yoksul, muhtaç bir Müslüman gömlek sahibi oldu, hem küçük bir cariye azat edildi ve hem ben de bir gömleğe sahip oldum.
 
Sadullah Aydın | İnzar Dergisi | Temmuz 2017 | 154. Sayı
 
13-07-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.