Peygamberin Havarisi Zübeyr B. Avvam

Mehmet Sait Çimen
Hendek Savaşının zor günleriydi. Soğuk, açlık ve kuşatma tahammül sınırlarını zorluyordu. Müşriklerin kuşatması kadar Yahudilerin ihaneti de Müslümanları sıkıyor, rahatsız ediyordu. Her an beklenmedik bir yerden saldırı gelebileceği için teyakkuzda olmak gerekiyordu.
Hendek Savaşının zor günleriydi.

Soğuk, açlık ve kuşatma tahammül sınırlarını zorluyordu.

Müşriklerin kuşatması kadar Yahudilerin ihaneti de Müslümanları sıkıyor, rahatsız ediyordu. Her an beklenmedik bir yerden saldırı gelebileceği için teyakkuzda olmak gerekiyordu.

Rasulullah aleyhissalatu vesselam buyurdu:

 "Beni Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?”

Zübeyr b. Avvam, hemen yerinden kalktı ve "Ben gider, öğrenip gelirim" dedi.

Gitti, onları gözetledi, tutum ve davranışlarını öğrenip geldi.

Kuşatma ve sıkıntı devam ediyor, Müslümanlar sabrediyordu.

Rasulullah aleyhissalatu vesselam tekrar bir kişinin Beni Kureyza’yı gözetleyip haber getirmesini istedi. 

Zübeyr b. Avvam, yine kalktı, Beni Kureyza yurduna gitti, gerekli istihbarat çalışmasını yaptı ve dönüp Allah Rasulüne raporunu verdi.

“Ya Resulallah!” dedi. “Onları, kalelerini tamir ederken ve savaş eğitimi yaparken gördüm. Ayrıca, hayvanlarının bakımını yapıyor, onları hazırlıyorlardı.”

Rasulullah aleyhissalatu vesselam, Zübeyr’in bu fedakârlığından ve çalışmasından son derece memnun oldu ve şöyle buyurdu:

“Her Peygamberin bir havarisi vardır. Benim de havarim Zübeyr’dir."

Evet, Aziz Peygamber’in havarisiydi Zübeyr b. Avvam radıyallahu anh.

Cennetle müjdelenen sahabelerden olan Zübeyr, aynı zamanda Efendimiz aleyhissalatu vesselamın halası Safiyye’nin oğluydu.

İlk Müslümanlardan olan Hz. Zübeyr’in 17-18 yaşlarında iken Müslüman olduğu rivayet edilir.

Uzun boylu, cesur ve korkusuz biriydi.

Yermük Savaşına destek için Hz. Ömer tarafından gönderilen ve “Her biri bin kişiye bedeldir” denilen dört kişiden biriydi.

Hz. Zübeyr’in babası Avvam, mü’minlerin annesi Hz. Hatice’nin kardeşiydi.

Avvam, cahiliyenin Ficar Savaşlarında öldüğü için Zübeyr b. Avvam, annesi Hz. Safiyye ve amcası Nevfel’in gözetiminde büyüdü.

Her zaman müşfik davranan Nevfel’in tutumu Zübeyr’in Müslüman olmasıyla değişti.

İlk Müslümanların tümü gibi Hz. Zübeyr de işkence ve eziyetlerden nasibini aldı.

Amcası Nevfel, yetimliğine bakmaz, onu bir hasıra bağlayıp asar, ateş yakarak dumanıyla işkence ederdi.

Hz. Zübeyr, imanında direndi ve kararlılığını herkese kabul ettirdi.

Efendimiz izin vermediği için müşriklere yönelik bir eyleme girişmiyor ve sabrediyordu.

Söz konusu Peygamber olunca işin rengi değişti ve Zübeyr b. Avvam Allah için ilk defa kılıç çeken kişi olarak tarihe geçti.

Mekke’de müşriklerin zalimlikte sınır tanımadan Allah’ın temiz kullarına işkence ettikleri dönemde bir ara Peygamberimizin öldürüldüğü şayiası yayıldı.

Zübeyr b. Avvam radıyallahu anh, kılıcını sıyırarak zalimlerle vuruşmak niyetiyle yola çıktı. Yolda Efendimiz aleyhissalatu vesselam ile karşılaştı. Memnuniyet ve şaşkınlık duygularıyla doldu. “Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah!” dedi. “Senin katledildiğini duydum; müşriklere hadlerini bildirmeye gidiyordum!”

Aziz Peygamber sevgiyle baktı cesur gence. Hem ona hem de kılıcına dua etti.

Müşriklerin eziyet ve baskıları artınca Allah Rasulünün tavsiyesi doğrultusunda Habeşistan’a hicret edenler arasında Zübeyr b. Avvam da vardı. Habeşistan’daki hicret günlerinde de Müslümanların işleriyle ilgilendi, cesaret ve ataklığıyla her işe koştu.

Sonra Medine hicreti ve Rasulullah tarafından ensardan Ka’b b. Malik ile kardeş kılınması…

Medine’ye hicretten sonra peygamber aleyhissalatu vesselam ile beraber bütün gazvelere katıldı. Bedir Savaşında Müslümanların toplam üç atı vardı ve o atlardan biri Zübeyr b. Avvam’a aitti. Bedir gününde Hz. Zübeyr, atıyla o kadar faydalı işler yaptı ki, Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam Müslümanların at beslemesini ve savaşlara atla katılmalarını tavsiye etti ve bunu teşvik için atlara da ganimetten hisse verileceğini duyurdu.

Hz. Zübeyr uzun boyu, vakur ve heybetli duruşuyla savaşlarda düşmanın kalbine korku salardı. Savaşlarda düşmanı şaşırtan ilginç renklerde sarıklar sarar ve kendini hissettirirdi. Peygamber aleyhissalatu vesselam bir defasında Zübeyr b. Avvam’ın sarıklarının melekler tarafından örnek alındığını ve yardım meleklerinin onunki gibi sarıklar sardığını beyan buyurmuştu.

Uhud ve Huneyn’in zor ve sıkıntılı anlarında sebat etti, düşmanı şaşırttı ve Peygamber aleyhissalatu vesselamın yanından ayrılmadı. Kendini Aziz Peygambere siper ettiği için bedeninde çok sayıda yara vardı. Oğlu Urve, babasının omzundaki bir savaş yarasının derinliğini anlatırken, “Parmağım içine girebiliyordu!” demiştir.

İnsanlar, Zübeyr b. Avvam’ın cesaret ve kahramanlığına defalarca şahitlik etmişlerdir.

Hendek savaşının dikkat çekici anlarından biriydi.

Müşriklerin namlı savaşçılarından Amr b. Abdived, hendeği aşıp Müslümanlara meydan okudu.

Karşısına Allah’ın Arslanı Hz. Ali radıyallahu anh çıktı.

Amr hamlesini yaptı. Bir kılıç darbesiyle Hz. Ali`nin kalkanını parçaladı. Hz. Ali kalkanını parçalayıp alnını sıyıran kılıç darbesinden kurtulup Amr`ın boyun köküne Zülfikârla şiddetli bir darbe indirdi. Amr`ın başı bir tarafa, gövdesi bir tarafa düştü. Müşrikler çığlıklar koparınca Hz. Ali "Allahü Ekber" diyerek tekbir getirdi. Rasulullah aleyhissalatu vesselam ve Müslümanlar da tekbir getirdi.

Tam o sırada müşrik süvarilerinden Hüreyre bin Ebî Vehb, Hz. Ali’ye saldırmaya yeltendi. Fakat karşılık verilince kaçmaya çalıştı. Bu kez Hz. Zübeyr onu takib etti, kılıçla vurup atının eğerini kesti. Hz. Zübeyr, yerinde durmadı ve Nevfel bin Abdullah`ın peşine düştü. Şiddetli bir kılıç darbesi ile onu yukarıdan aşağıya doğru ikiye böldü. Herkes şaşkınlık içindeydi.

Ashab, "Senin kılıcın gibi kılıç görmedik" deyince Hz. Zübeyr şöyle cevap verdi:  "Onu yapan kılıç değildir, bilektir!"

Hz. Zübeyr radıyallahu anh, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın emir eri gibiydi.

Birçok önemli işte Allah Rasulü onu ve Hz. Ali’yi görevlendirmişti.

Bunlardan biri mektup olayıydı.

Peygamber efendimizin Mekke’yi fethetmek için hazırlık yaptığını, müşriklere haber vermek için yazılan bir mektup, bir kadın vasıtasıyla gizlice Mekke’ye gönderildi.

Sare adındaki bu kadın, bu mektubu saçının örgüleri arasına yerleştirip yola çıkmıştı.

Allah Teâlâ, Peygamberini bu konuda bilgilendirince, önlem alma ihtiyacı çıktı ortaya.

Peygamber aleyhissalatu vesselam da Hz. Ali, Hz. Zübeyr ve Hz. Mikdad’ı mektupu bulup getirmekle görevlendirdi.

Medine’nin dışında bir mevkide kadını yakalayıp mektubu ondan istediler. Kadın önce inkâr etti; ama sonra mektubu çıkarıp vermek zorunda kaldı.

Hendek Savaşının zor günlerinde Müslümanlara ihanet edip müşriklerle anlaşan Kureyza Yahudilerinin cezalandırılmasında da görevlendirilen iki kişi Hz. Ali ve Hz. Zübeyr’di.

Hayber Savaşında Hz. Ali’nin Merhab adındaki savaşçıyı saf dışı bırakmasından sonra Hz. Zübeyr de Yasir adındaki Yahudi savaşçının karşısına çıkmış ve Allah’ın izniyle onu cehenneme yollamıştı.

Mekke’nin fethi sırasında Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam, kendi bayrağını taşıma şerefini Zübeyr b. Avvam radıyallahu anh’a vermişti.

Hz. Zübeyir savaş meydanlarındaki kahramanlığı kadar takva sahibi, fedakâr ve cömert olmasıyla da tanınırdı. Zengin bir tüccar olmasına rağmen ihtiyaç duyulduğunda cihad meydanlarından uzak kalmamış, kahramanlığı ve korkusuzluğu ile İslam askerlerinin moralini yükseltmişti. Savaşın zor ve sıkıntılı zamanlarında çözüm yollarını araştıran, farklı taktiklerle düşmanı şaşırtan bir savaş zekâsına da sahipti.

Mısır’ın fethi sırasında bir kale kuşatılmış; ama ele geçirilemiyordu. Hz. Zübeyr, bir taraftan mancınıklarla kaleyi döverken öte taraftan da ipten merdivenler yaptırıp İslam askerinin kaleye girmesini sağlamıştı.

Cemel Savaşında Hz. Ali ile karşı karşıya geldi.

Rivayetlere göre Hz. Ali niçin karşı çıktığını sordu ve Peygamber aleyhissalatu vesselamın bir hadisini hatırlattı.

“Hatırlar mısın, bir gün Rasulullah ile birlikte gidiyorduk. Sana rastladık. Allah Rasulü sana, ‘Sen bir gün Ali’yle haksız yere savaşacaksın.’ demişti.”

Hz. Zübeyr, hatırladı ve pişmanlık gösterdi. Savaştan çekilmeye karar verdi:

“Evet, hatırladım. Bunu daha önce hatırlamış olsaydım, yerimden kımıldamazdım. Yemin ederim ki, ben seninle savaşmam!”

Savaştan çekildikten sonra namaz kılarken biri tarafından şehid edildi.

Hz. Ali radıyallahu anh, Zübeyr b. Avvam’ın şehadetine üzüldü ve cenaze namazını kıldırdı.

Zübeyir b. Avvam radıyallahu anh, birçok fakir mücahidi donatır, ihtiyaçlarını karşılardı. Borç isteyenlere borç verir ve yoksulların geçimini üstlenirdi. Zenginliği hiçbir zaman yaşam tarzına yansımadı. Son derece sade yaşar, basit yer, mütevazı giyinirdi.

Rasulullah aleyhissalatu vesselam ”Talha ile Zübeyr cennette komşularımdır” diye buyurarak onu müjdelemiş ve İslami kaynaklar da onu Aşere-i Mübeşşere’den (cennetle müjdelenen on kişi) saymıştır.

Allah onu rahmetiyle kuşatsın.
 
Mehmet Said Çimen / İnzar Dergisi – Ekim 2016 (145. Sayı)
 
27-10-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.