Müslüman Kişi Arkadaş Seçerken...

Mehmet Şenlik

Arkadaş; kendisine yakınlık ve dostluk duyulan kimsedir. Bir işte, bir ortamda beraber olma, huyları ve düşünceleri birbirlerine yakın olan kimselerin kurduğu dostluktur arkadaşlık.
Arkadaş; kendisine yakınlık ve dostluk duyulan kimsedir. Bir işte, bir ortamda beraber olma, huyları ve düşünceleri birbirlerine yakın olan kimselerin kurduğu dostluktur arkadaşlık.

Kişi arkadaş seçmeden önce arkadaş olacak kişiyi iyi tanımalı. Bu konuda bizim için en güzel örnek, Resulüllah (sav) ve ashabı kiramın uygulamasıdır. Refah bin Rebi şöyle bir olay anlatıyor: "Resulüllah (sav.) ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Resulüllah her üç kişiye bir deve vermişti. İki kişi deveye biniyor, üçüncüsü de deveyi çöllerde sürüyordu. Dağları inmekte iken Resulüllah yanıma geldi. Ben o sırada yürüyordum. Bana: "Rebah, yürüyorsun ha" dedi. "Ben evet deveden henüz indim. Şimdi sıra arkadaşlarımda" dedim. Daha sonra Resulüllah (sav), arkadaşlarımın yanına geldi. Onlar hemen deveyi çöktürerek indiler. Yanlarına vardığımda bana: "Şu deveye bin ve geri dönünceye kadar da inme, biz seni takip ederiz," dediler." "Niçin", diye sordum. "Çünkü Resulüllah senin için; "Doğrusu salih bir arkadaşınız var. Ona iyi davranın," buyurdu" diye cevap verdiler." (Hayatussahabe, III, 1086)

İşte böyle salih arkadaşlar edinmek her insan için çok önemli bir meseledir. Zira hadisi şerif, "Mümin, müminin aynasıdır" demektedir. Bir düşünür de: "Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu ben söyleyeyim" demekle bunun önemine işaret etmiştir.

Arkadaşlar, sevilen insanlar arasından seçilir. İnsan sevdiğinin kusurunu görmez eksikliklerini fark etmez. Dolayısıyla Onun düşüncesini, ahlâkını, huyunu ve kültürünü kontrolsüz olarak benimser ve alır. Şu halde, arkadaş seçerken dikkatli olmak gerekir. Rastgele bir arkadaş seçimi insanı felâketlere sürükleyebilir. Akıllı ve basiretli kimse, Allah`tan korkan güzel ahlâklı insanlarla arkadaş olmaya çalışır. Kötü arkadaş, başkalarının bizim için besledikleri iyi duyguları yok eder. Kötülüklerine bizi de bulaştırır. Akılsız dost, akıllı düşmandan çok daha büyük zararlar verir.

İnsanları ifsada götüren sebeplerin çoğaldığı ve kötü insanların organizeli çalıştığı bir toplumda müslüman ailelerin çocukları hakkında daha dikkatli olmaları gerekir. Anne ve babalar, arkadaş seçiminde çocuklarına yardımcı olmalı, onlara yol göstermelidirler. Çocukların kimlerle dost ve arkadaş olduklarını devamlı kontrol ve takip etmelidirler. Kötü arkadaşın insanı sürükleyeceği kötülükler hakkında uyarmalı, Gerekirse iyi kişilerle arkadaş olmalarını bizzat kendileri sağlamalıdır. Unutmayalım ki iyi arkadaş; bizi insanlara sevdiren, ihtiyaç duyduğumuzda ve yalnız kaldığımızda yanımızda olan, düştüğümüzde elimizden tutan kişidir.

Said bin Cübeyr`den şöyle rivayet edilmiştir: "Ensar`a mensup birisi Resulüllah`ın huzuruna geldi. Adam mahzundu. Resulüllah: "Seni üzgün görüyorum, neden?" Adam: "Ya Resulellah, beni bir şey düşündürüyor. "Nedir o şey? "Biz her gün sabah akşam sizin huzurunuza geliyoruz. Yüzünüze bakıyor meclisinizde bulunuyoruz. Yarın siz resullerle birlikte olacaksınız. Yücelere varacaksınız. Ama biz, size nasıl vasıl olabiliriz ki?" Resulüllah (s.a.s.), cevap vermeden bir süre sustu. Ve derken Cibril`i Emin Nisa Suresi`nin 69. ayetini getirdi:

"Kim Allah`a ve Resulüne itaat ederse işte onlar, Allah`ın nimet verdiği, peygamberler, Sıddıklar, şehitler ve Salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaştır."

Kur`an`ın müminlere bu müjdesi, ne engin bir mutluluktur. Dünyada biri birini Allah için sevmiş, birbirine destek verip yardım ederek kardeşlik kurmuş müminler, ahirette, kerim olan Allah`ın huzurunda şerefli bir arkadaşlık içindedirler. Mümin, bu saadeti, bu mutluluğu Allah`a ve Resulüne itaatle elde edecektir. Mümin, Allah ve Resulüne itaat edenlerle arkadaşlık kurarak ve onlarla birlikte hareket etmek suretiyle İslam toplumunu oluşturarak bu mertebeye ulaşacaktır.

Enes bin Malik`ten rivayet edilen bir hadisi şerifte şöyle denilmektedir: "Allah`ın resulü sallallahu aleyhi veselleme, bir topluluk tarafından sevilip de onlara ulaşamayan kimse hakkında soru sordular. Efendimiz (s.a.v.) ise: "Kişi sevdiği ile beraberdir" buyurdu. Vallahi Ogün Müslümanlar bu hadise sevindikleri kadar hiçbir şeye sevinmediler.

İslam toplumu, müminlerin oluşturduğu ve esası iman üzerine kurulu bir kardeşlik ve arkadaşlık toplumudur. Bu arkadaşlıkta esas olan bağ, akide bağıdır, Allah`a ve resulüne itaat bağıdır. Bu cemiyette arkadaşlık ve dostluklar, dünya menfaati için değil, ahirette peygamberlerle, Sıddıklarla, şehitlerle ve Salihlerle beraber olmak ve Allah`ın ahiretteki nimetine nail olmak için kurulur. Bu ulvi gaye için kurulan arkadaşlıkları Allah`u Teâlâ "görülmeyen askerleriyle" desteklemektedir:

"Eğer siz ona (Resulüllaha) yardım etmezseniz, iyi bilin ki Allah ona yardım etmişti. Hani yalnız iki kişiden biri olduğu halde kâfirler tarafından (Mekke`den) çıkarılmıştı. İkisi de mağarada iken arkadaşına: "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" diyordu. Allah ona yardım etti, kalbini yatıştırdı huzur ve güvenini indirdi. O`nu sizin görmediğiniz askerlerle destekledi. İnanmayanların sözünü alçalttı. Yüce olan yalnız Allah`ın sözüdür. Allah, daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir" (Tevbe, 40)

Bu ayeti celile, İslam tarihinde meşhur bir olaya, Resulüllah (s.a.s.)`ın Mekke`den Medine`ye hicretine işaret etmektedir. Hatırlanacağı üzere. Ebu Bekri Sıddık ile birlikte Medine`ye hicret eden Resulüllah (s.a.s.)`ı müşrikler yolda yakalamak için çok sıkıştırmışlar, her ikisi de bir mağaraya saklanmışlardı. Hz. Ebu Bekri`n bu arkadaşlığına ve desteğine Allahu Teâlâ da görünmez ordularla destek olmuştur. Allah sabredenlerle beraberdir.

Allah (c.c), kendisi rızası için, kendi kelimesinin yücelmesi için bir araya gelen, cemaatleşen, güzel arkadaşlık ve dostluk kuranları sahipsiz ve yardımsız bırakmaz. Zira biz inanıyoruz ki; "mümin mümin kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah (c.c) da onun yardımındadır. (Müslim)

Buna karşılık isabetle seçilemeyen arkadaş ve dostlar insanı hem dünyada hem ahirette felakete sürükler. Felaket gelip çatınca da hemen uzaklaşır giderler. Onları çevrelerindeki insanlara bağlayan şey menfaat ve çıkardır. Menfaat ve çıkarlarının bittiği yerde dostlukları da beraberlikleri de yok olur gider. Hâlbuki hakiki dost ve dürüst arkadaş kişinin, kara gününde, felaket anında yanında bulduğu kimsedir. Kötü günde arkadaşını terk eden ancak kalleştir.

Dünyada kötülük üzerinde dostluk ve arkadaşlık kuranlar, ahirette birbirlerine düşman kesilecekler. Kur`an-ı Kerim, onların bu halini şöyle haber veriyor:

"Orada putları ile çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk. Bizi saptıranlar ancak suçlulardır. Şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur. Keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak, derler" (Şuara, 102)

Şu halde, bizi hak yoldan ayırarak ahirette pişmanlığa sürükleyecek kötü arkadaşlardan özellikle uzak durmalıyız. Dost ve arkadaşlarımızı mutlaka doğru yoldan ayrılmayan samimi Müslümanlardan seçmeliyiz. Bu dünyada takva zerinde kurulan dostluk, arkadaşlık ahirette de devam eder. Ama diğer dostluklar orada düşmanlığa dönüşür.

Dost ve arkadaşlarını Allah`a kavuşmayı reddeden, hava ve şehvet düşkünü kişilerden seçenlerin dostluklarına şeytan destek olmakta, onları yalnız bırakmamakta ve işledikleri her kötülüğü onlara güzel ve şirin göstermektedir. Bunlar, Allah`ı anmaktan, ahlaktan ve faziletten uzaklaştıkça şeytan ile dostlukları artar. Şeytan devamlı onlara fısıldayarak yaptıkları fenalığı hoş göstermekte, gittikleri yolun doğruluğunu onlara telkin etmektedir.

Ancak akıbette onlar için nedamet ve hüsrandan başka bir şey yoktur: "Nihayet bize gelince der ki: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın sen" (Zuhruf, 38)

İşte kötü arkadaş seçenler gerçeği o zaman anlayacaklar. Ama iş işten geçmiş, şeytan ve kötü arkadaş görevlerini yapmışlar, haktan onu uzaklaştırmış ve Allah`ın azabına hazırlamışlardır. Rabbim kardeşlerimizi, gençlerimizi şeytanın fitnelerinden ve kötü arkadaşın şerrinden uzak eylesin. ÂMİN

Mehmet Şenlik / İnzar Dergisi – Kasım 2014 (122. Sayı)
 


 
06-11-2014 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.