Müessesenin Binası ve Bünyesi

Abdulhakim Sonkaya

Müessese, bir takım amaçların ve maslahatın gerçekleşmesi için belirli esaslar üzerinde kurulan ve devamlılık arz eden şahs-ı manevi olan bir yapıdır. Müessese ile esas, aynı türevdendir. Buna göre her müessesin bir esası vardır. Esas da “temel ve ana yapı” manasındadır.
Müessese, bir takım amaçların ve maslahatın gerçekleşmesi için belirli esaslar üzerinde kurulan ve devamlılık arz eden şahs-ı manevi olan bir yapıdır. Müessese ile esas, aynı türevdendir. Buna göre her müessesin bir esası vardır. Esas da “temel ve ana yapı” manasındadır.

Esas olarak müessese, “bina ve bünye” olmak üzere iki boyuta sahiptir. Bina, onun dış ve fiziki yapısını ifade ederken bünye ise onun iç ve manevi yapısını ifade ediyor.

Kur’an-ı Kerimde müessese sadece Tevbe suresinde ve “Dırar mescidi” hakkında geçer.

Bir de Müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve Müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resul’üne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescit yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir. (Tevbe:107)

O mescit içinde kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde esası takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever. (Tevbe:108)

O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine tesis etmiş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına tesis edip de onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlı? Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez. (Tevbe:109)

Bu ayet-i kerimelerde bir müessesenin sahip olması gereken tüm şartlar, bağlı olması gereken usul ve esaslar tüm ayrıntısıyla ifade buyrulmuştur. Bundan hareketle bir müessesenin sahip olması gereken ilkeler, kurulma şartları, iç ve dış nizamı her şey bu ayetlerde beyan edilmiştir. Buna göre bir müessesenin kuruluş süreci, mahiyeti, usul ve esası, hedefi… vs. şöyledir;

Dırar ve Zarar Müessesesi

Bir müessese “Dırar” yani “zarar” vermek amacıyla kurulmamalıdır. Zarar, menfaatin zıddıdır. Menfaat; bireye, topluma, beşeriyete faydalı ve hayırlı olmaktır. Zarar; aşağıda olan, düşük, uçurum, kötü hal ve kıtlık gibi manalara gelir. Demek ki müessese insanları aziz etmek, onlara fayda sağlamak, onları uçurumun kenarından uzaklaştırmak, emin bir alana çekmek için kurulur. Eğer müessese insanlara zarar vermek, onları zelil etmek ve onursuz kılmak için kurulur, onları tehlikeyle karşı karşıya bırakırsa o müessese dırardır, zarardır. Mutlaka yıkılması gerekir.

İnsanları Nankör Yetiştiren Müessese

Müessese, küfrü yaymak için kurulmamalıdır. Küfür, sadece imanın zıddı manasında değildir. Küfür, aynı zamanda nankörlük anlamıyla şükrün de zıddıdır. Buna göre bireyleri nankör kılan, onları egoist yapan, onları bencil ve maddeci kılan her müessese bir küfür müessesedir. Kalpsizdir. Sahtekârdır, hilecidir. İster bu, bir eğitim kurumu olsun ister ekonomik ve sosyal bir kurum olsun fark etmez. Örneğin faize dayalı kurumlar insanı nasıl bencil ve nankör kılıyor. Acımasız yapıyor. Kimse faizci ve tefeci kurumların kalbinin olduğunu söyleyebilir mi? Demek ki kalbi olmayan, insanı acımasız ve bencil yetiştiren her kurum nankörlük manasında bir küfür kurumudur. Bunu sadece imanın zıddı manasındaki “küfür” mefhumuyla sınırlandırmamak gerekir. Adam zahirde Müslüman olduğu halde eğer egoistse bencilse bu manada nankördür dolaysısıyla kâfirdir.

Meydan Okuyan Müessese

Bir kurumun amacı barış ve birlik olmalıdır. Esenlik olmalıdır. Müslümanlar barış ve esenlik ehlidir. Selamet ehlidir. Bireyin ve toplumun korku ve gerginlik içinde olmasını istemezler. Buna göre bir kurum Müslümanlara hizmeti esas almalıdır. Her insan selamete dolayısıyla İslam’a ve Müslümanlara muhtaçtır. Her kim kurduğu müesseselerle Müslümanlar arasında tefrika yapar, onları dışlar ve ayrıştırırsa onun kurumu Dırardır. Zarardır.

Bir müessese Allah’a ve Resulüne savaş açmak amacıyla kurulmamalıdır. Faiz, “Allah’a ve Resulüne savaş açmak” olarak vasıflandırılmıştır. Buna göre her faiz müessesi zarardır, dırardır.

Harp, selametin ve barışın zıddıdır. Kim hayatta esenlik içinde olmak istiyorsa Allah’a açıkça meydan okumayacak. Bu şekilde açıkça ve cüretkâr bir şekilde Allah’ın emirlerine aykırı iş yapan her kurum esenliği, barışı ve huzuru tehdit etmektedir.

Bir müessese Müslümanlar arasında fesat yaymak, onlar hakkında tarassut yapmak için kurulmamalıdır. Her müessese Müslümanlara yani İslam ehline hizmet etmek ve onları dış tehdit ve tehlikelere karşı korumak amacıyla kurulmalıdır.

Bir müessese tarassut yapmak, Müslümanlar içinde toplum mühendisliği yapmak, onları parçalamak amacıyla kurulmamalıdır. Aksine müessese güzel ve hayırlı esaslar üzerinde toplumu inşa etmeli onu hayra ve berekete yönlendirmelidir. Onun üretim gücünü artırmalıdır.

Müessesenin Esası Takva Olmalıdır

Bir müessesenin esası takva üzere olmalıdır. Takva, koruma güdüsü ve refleksidir. Buna göre her kurum insanı, bireyi ve toplumu her türlü zararlı ve çirkin şeylerden koruma amacıyla kurulmalıdır. Bazı insanlarda “kendini koruma güdüsü” yoktur. Kendi kendini tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle kurumun en önemli amaç ve görevlerinden birisi de takvadır, koruma güdüsü ve refleksidir. Bu bilincin verilmesidir. Toplumun ve bireyin tehlikenin farkında olmasını sağlamaktır.

Bir Müessese Uçta Kurulmamalıdır

Bir müessese tehlike sınırında, uçta kurulmamalıdır. Ayette geçen “uçurumun kenarında olmak” hem maddi hem de manevi dengeyi ifade etmektedir. Uç fikir ve düşüncede olan her kurum hem kendisi hem de sahipleri için tehlike arz etmektedir. Uçurum, vasat ve orta olmanın zıddıdır. Uç, uçurumdur. Bu nedenle ümmetin kurumları mutedil ve orta yerde olmalıdır. Herkesin ulaşabileceği ve istifade edebileceği orta malı olmalıdır. Herkesin zihnini derlemeli, duyularını tatmin etmelidir. Yoksa uçtaki kurumlar sadece uçtakilerin olur. Uçtakiler de toplumun gerçeklerinden kopuk olur.

Bir müessese sadece uçtakilerin, elitlerin ihtiyacına göre de inşa edilmemelidir. Eğer öyle olursa o müessese ayrıştırıcı ve parçalayıcı olur.

Müessesenin Kalbi ve Kişiliği

Esas, bir şeyin ucu ve ana unsurudur. Bu nedenle insanın kalbine de “esas” adı verilmiştir. Demek ki esası olmayan şeyin kalbi yoktur. Buna göre bir kurumun en önemli özelliği onun bir kalbe sahip olmasıdır. Onun sürekli atan ve canlılık arz eden bir vasfının, buna bağlı olarak bir nevi duygularının olması gerekir.

Müessese bir esas yani bir kalp üzere kurulur. Böyle olduğu zaman bir canlılığa ve ortak bir duyguya sahip olur.

Her müessesenin manevi-tüzel bir kişiliği vardır. Bu kişiliğin de bir kalbe bağlı olması gerekir. Bir kurumun kalbi de onun temiz ve halis duyguları kutsal hedef ve amaçlarıdır.

Müessesenin Binası ve Bünyesi

Bir müessesenin bünyesi ihlas ve takva olmalıdır. Bünyesini ve binasını kötülüğe ve zarara karşı savunacak bir mahiyette olmalıdır. Hadiste de buyrulduğu üzere sağlam bünye sağlam bir kalbe bağlıdır. Bir binanın, bir kurumun kalbi ve duyguları sağlamsa bünyesi sağlamdır, demektir. Bünyesi sağlam olan bina her zaman hayır hizmetini sürdürür.

Bir kurumun sağlam ve ihtişamlı binalarının olması onun faydalı ve hayırlı olduğunu göstermez. Bunun yanında o kurumun bünyesinin de sağlam ve esaslı duygular ve şiarlar üzerinde bina edilmiş olması gerekir. Bir kurumun bünyesi sağlamsa, bünyesi takva ve ihlas ise binası sağlamdır. Aksi takdirde o bina sağlam görünse dahi içten içe çürür ve en sonunda göçer.

Abdulhakim Sonkaya / İnzar Dergisi – Ağustos 2015 (131. Sayı)
 


 
15-08-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.