Modernizm, Batı ve Hz. Muhammed (s.a.v)

Mehmet Göktaş
Meseleyi İslam ve Batı, İslam ve Hıristiyanlık başlığı altında ele alabilirdik. Fakat biz bilerek bu başlığı atıyoruz. Elbette İslam ve Hıristiyanlık daha geniş bir bakış açısıdır. Ama biz konuyu daha bir somutlaştırmak istiyoruz.
Meseleyi İslam ve Batı, İslam ve Hıristiyanlık başlığı altında ele alabilirdik. Fakat biz bilerek bu başlığı atıyoruz. Elbette İslam ve Hıristiyanlık daha geniş bir bakış açısıdır. Ama biz konuyu daha bir somutlaştırmak istiyoruz.

Bugün İslam adına Allah`ın Rasulünün daha somut bir şekilde öne çıktığını, batının onu daha net bir şekilde muhatap aldığını görüyoruz. Hz. Muhammed (s.a.v) bugün batının hedef tahtasındadır. Yüzyıllardır hep onunla uğraşıp durur. Özellikle son yıllarda ona karşı çok ciddi bir savaş vermektedir. Sadece Danimarka`nın karikatürlü hakaretinden bu yana olup bitenleri hatırlasanız yeterlidir.

Karikatürle verdikleri savaşın dışında yazılı basınlarında Rasulullah (s.a.v) Efendimizin şahsına ve özellikle aile hayatına, müminlerin annelerine yapılan hücumları sıraladığınızda söz konusu savaşın boyutlarını görürsünüz.

Fakat unutulmamalıdır ki aynı şekilde Batı da Hz. Muhammed Aleyhisselam`ın hedefinde olmuştur hep.

İslam`ın Arap yarımadasındaki hedeflerini tamamladıktan hemen sonra Peygamber Aleyhisselam yönünü batıya çevirmiş, hedefine Roma`yı almıştır. Bu dünyadan ayrılırken, son nefeslerini verirken Üsame bin Zeyd komutasında Müslümanların bir ordu hazırlamasını ve Batıya yürümesini istemiştir ve öyle de olmuştur.

Onun vefatından kısa bir süre sonra ashabı, ümmeti bir anda batıyı her taraftan kuşatıvermiştir.

O günden bu güne O`nun ümmetinin batıya yürüyüşü sürmektedir.

Aslında bu yürüyüşü ona Rabbi emretmişti, son inen büyük sûrelerde bunu açıkça görebilirsiniz.

Bugün batının geldiği son noktada, insanlığa dayattığı modernizm rezaletinin karşısına İslam`dan başka dikilecek bir yiğit de çıkmayacaktır.

Modernizm derken elbette insanlık için geliştirilen bir takım teknik kolaylıkları bunun dışında tutuyor, rezilce bir hayat tarzını kastediyoruz.

Yine bizler de kendimize muhatap olarak Hıristiyanlığı değil Batıyı alıyoruz ve hayat tarzı olarak Batının ulaştığı son noktayı, modernizmi hedefimize alıyoruz.

Zaten Hıristiyanlık çoktandır kesinlikle İslam`ın rakibi değildir. Hatta bu anlamda ne Yahudilik ne Budizm, hiç bir din İslam`ın rakibi değildir.

Bugün İslam`ın tek rakibi terbiyesizlik, hayâsızlık, nikâhsızlık, evsizlik, yuvasızlıktır.

Ve bütün bunları bünyesinde barındıran ve çatı durumunda olan modernizmdir.

Evet, bir yanda Batı ve onun bugünkü hayat tarzı olan modernizm, onların karşısında Hz. Muhammed Aleyhisselam. Bir tarafta onun getirdiği, onun pratize ettiği hayat tarzı, öte yanda her yeri kasıp kavuran modernizm.

Bugün batılı hayat tarzına cevap verebilecek bir tek güç Muhammedî hayat tarzıdır. Çünkü söz konusu bu hayat tarzı kitap sayfalarında kalan, ayakları yere basmayan bir teori değil, “Şekilde görüldüğü üzere” diye hemen somutlaşabilen bir gerçektir.

Fakat buna önce Müslümanların bizzat kendileri inanmalıdır, Muhammedî sünneti hayatına yansıtmalıdır. Günümüz dünyasında bunun hiç de zor olmadığını göstermelidir.

Müslümanlar bu noktada azimlerini gösterdikleri an rezilce hayat sürenlerin cepheleri çözülecektir, zaten aradıkları mutluluğu bulamamışlardır. Modernizmden çıkış yolları arayanların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Şimdi bize düşen, onlara nereye kaçacaklarını göstermektir.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Nisan 2017 (151. Sayı)

 
05-04-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.