Kutlu Hicretin Yol Arkadaşı; Hz. Ebubekir - 3

Mehmet Sait Çimen
Efendimiz aleyhissalatu vesselam, her gün sabah veya akşam vakitlerinde uğradığı dostu Ebubekir`in evine öğle sıcağında, başını sararak gitti. Hz. Ebubekir, önemli bir konu olduğunu anladı. Peygamber aleyhissalatu vesselam, “Yüce Allah, Mekke`den Medine`ye hicret etmeye izin verdi” diye buyurdu.
Kutlu Hicretin Yol Arkadaşı Hz. Ebubekir (3)

Mekke`de hava ağırlaşmış, gözlerinden kin taşan zalimlerin öfkesi kabarmaktaydı.

Taştan, ağaçtan putlara değil Allah`a kulluk etmek isteyenler için yaşanmaz bir yer haline gelmişti Mekke.

Bir bir ayrılmışlardı yaşadıkları beldeden. Kimi açıkça, kimi gizlice…

Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam bekliyordu. Rasulullah`tan hicret için izin alamayan Hz. Ebubekir radıyallahu anh da bekliyordu.

Bir öğle vakti bekleyiş sona erdi.

Efendimiz aleyhissalatu vesselam, her gün sabah veya akşam vakitlerinde uğradığı dostu Ebubekir`in evine öğle sıcağında, başını sararak gitti. Hz. Ebubekir, önemli bir konu olduğunu anladı. Peygamber aleyhissalatu vesselam, “Yüce Allah, Mekke`den Medine`ye hicret etmeye izin verdi” diye buyurdu.

Hicrete beraber çıkacaklardı.

Hz. Ebubekir`in yüzünde Peygamberin yol arkadaşı olmanın sevinci gözyaşlarıyla parladı.

Müminlerin annesi Hz. Aişe o günü anlatırken şöyle diyecekti: “O güne kadar, bir insanın sevincinden böylesine ağladığını görmemiştim!”

KUTLU HİCRET, KUTLU YOLCULAR

Yol hazırlığı başladı.

Takibat ve tarassudat tehdidi altında uzun ve sıkıntılı bir yolculuk olacaktı.

Henüz müşrik olan; ama güvenilir ve işini iyi bilen Abdullah b. Ureykıt`ı kılavuz olarak tuttular.

Kılavuz Abdullah, üç gün sonra iki deveyle Sevr mağarasının önüne gelecekti.

Bu arada müşrikler de planlar yapmış ve Aziz Peygamber`i öldürmeye karar vermişlerdi. Allah Rasulü, Rabbinin bildirmesiyle bunu öğrenince Hz. Ali radıyallahu anhı buldu, gece evinde, yatağında yatması ve yanında bulunan emanetleri sahiplerine teslim etmesi konusunda talimat verdi.

Müşrikler evi kuşattı.

Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam, Allah`ın yardımıyla müşriklerin arasından yürüyerek geçti.

Yüce Allah, Peygamberini korumak için o anda kalp gözleri körelmiş o zavallıların maddi gözlerini de görmez kıldı.

“Hani bir zamanlar o küfredenler, seni tutup bağlamaları, ya seni öldürmeleri yahut seni (yurdundan zorla) çıkarmaları için sana tuzak kuruyordu. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da onun karşılığını yapıyordu. Allah, tuzak kuranlara mukabele edenlerin en hayırlısıdır.” (Enfal/30)

Efendimiz aleyhissalatu vesselam, doğruca yol arkadaşı Hz. Ebubekir radıyallahu anhın evine gitti. Sefer için küçük bir dağarcıkla azık hazırlandı.

Kutlu yolcular, “Kutlu yolculuk” için hazırdı.

Tarihin en önemli olaylarından biri yaşanmak üzereydi ve Ebubekir-i Sıddik bundan dolayı çok heyecanlıydı.

Evin arka kapısından çıkıp yaklaşık 5 km. mesafedeki Sevr Dağına doğru yola çıktılar.

Peygamber aleyhissalatu vesselam sakin; ama Hz. Ebubekir gergindi. Sağını solunu sık sık yokluyor, takip atında olup olmadıklarını anlamaya çalışıyordu.

Yaklaşık bir saat içerisinde Sevr Dağından adını alan Sevr Mağarasına ulaştılar.

SEVR MAĞARASI

Gece karanlığında Sevr Mağarasının ıssızlığı daha bir belirgindi.

Hz. Ebubekir, önce içeriye girip etrafı kolaçan etti.

Rivayetlere göre mağaradaki delikleri, izarının parçaları ile tıkadı. Ardından Allah Rasulü aleyhissalatu vesselamı içeriye davet etti.

Hicretin ilk konaklarından biriydi Sevr Mağarası.

Tevhid dininin son Peygamberi ve en iyi dostu yolculuğun bu konağında dinlenmeye çekildiler.

Zaman akıyor, ilahi takdir işlemeye devam ediyordu.

Allah`ın emriyle hareket eden bir örümcek gelip kutlu yolcuların girdiği Sevr Mağarasının ağzına ağını ördü.

Karanlıkta süzülerek gelen bir çift güvercin ise örümcek ağının önüne gelip yuva kurdu.

Allah, sayısını ve isimlerini bilemeyeceğimiz kadar çok olan askerlerinden birkaç tanesini göndermişti.

Sevr Mağarası artık yolcular için daha güvenilir bir yerdi.

ÜZÜLME, ALLAH BİZİMLE BERABERDİR!

Mekke gergin bir güne uyandı.

Şirkin elebaşları Allah Rasulü aleyhissalatu vesselamı göremeyince öfkeden kudurdular.

Peygamber`in yatağında yatan Hz. Ali radıyallahu anhı hırpaladılar; ama daha fazla ileri gitmeye de cesaret edemediler.

Hz. Ebubekir`in evine koştular; ama onu da bulamadılar.

Elleri boştu ve öfkeliydiler; ama pes etmeye de niyetleri yoktu. Hemen tellal aracılığıyla halka ilan ettiler: “Muhammed`i veya Ebubekir`i bulup getirene veya öldürene yüz deve ödül!”

Fırsatçılara, gözünü kan bürümüş katil ve eşkıya sürülerine gün doğmuştu.

“Yüz deve ödül” birçok kişinin iştahını kabartmıştı.

Kimi tek başına, kimileri de gruplar halinde “Kutlu yolcular”ı aramaya çıktılar.

Gruplardan biri, Müdlicoğullarından iz sürmede mahir bir kişiyi yanlarına alarak takibe çıktı. Bu grubun içinde müşriklerin önde gelenleri de vardı.

İz sürücü işinde mahirdi ve beraberindekileri Sevr Mağarasının önüne kadar getirdi.

Takip ede ede gelip Sevr dağının eteklerine dayandılar. İz sürücü, “Onlar, şu mağaradan ileri geçmemişlerdir! İz burada kesiliyor!” dedi.

Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiler.

Efendimiz sakin, Hz. Ebubekir ise tedirgindi. Müşrikler çok yakına kadar gelmişti. Konuşmaları mağaradan rahatlıkla duyuluyordu.

Peygamber aleyhissalatu vesselam için canını vermekten çekinmeyen Hz, Ebubekir, müşriklere yakalanmaktan ve Peygamber`e bir zarar gelmesinden korkuyordu.

Allah Rasulü, Hz. Ebubekir`i teskin etti ve “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” diye buyurdu.

Rabbimiz, Yüce Kitabında o an yaşananları şöyle anlatmıştır:

“Eğer ona (Muhammed`e) yardım etmezseniz o takdirde (bilin ki), muhakkak o inkâr edenler, (Ebubekir`le beraber) iki kişiden biri olarak onu (Mekke`den) çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti. O zaman o ikisi mağaradaydılar da hani arkadaşına: `Üzülme, şüphesiz ki, Allah bizimle beraberdir!` diyordu. Artık Allah, ona sekînetini (kalplerine sükûnet ve huzur veren rahmetini) indirmiş, sizin görmediğiniz ordularla da ona (Rasulüne) kuvvet vermiş ve inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. En yüce olan, ancak Allah`ın sözüdür. Çünkü Allah, Azîz`dir, Hakîm`dir.” (Tevbe/40)

TAKİP

Sevr Mağarasının önüne kadar gelen müşriklerden bazıları, “Şu mağarayı da arayalım” dediler.

Örümcek ağı ve yuva yapmış olan güvercinler çekti dikkatlerini. Mağaraya girmekten vazgeçtiler.

İz sürücünün ısrar etmesi müşrik elebaşılarından Ümeyye b. Halef`i öfkelendirdi. Mağaranın önünde bekleyenlere seslendi: “Hâlâ mağaranın orada ne dolaşıp duruyorsunuz? Orada örümceğin ağ bağladığını görmüyor musunuz? Vallahi ben, bu ağın Muhammed doğmadan önce gerilmiş olduğu kanaatindeyim!”

Müşrikler, mağaranın önünden çekilip yolcuları başka yerde aramaya başladılar.

Kutlu yolcular, üç gün üç gece Sevr Mağarasında gizlendiler.

Bu süre zarfında, Hz. Ebubekir`in oğlu Abdullah, gündüzleri dolaşıyor, müşriklerin ne konuştuklarını öğrenip gece Sevr Mağarasına gelip bilgi veriyordu. Abdullah tedbirliydi. Gün ağarmadan önce Mekke`ye dönüyor, böylece kimseye bir şey hissettirmemeye gayret ediyordu.

Hz. Ebubekir`in kölesi olan ve hayvanlarına çobanlık yapan Âmir b. Fuheyre de o civarda koyunlarını dolaştırıyor, Abdullah`ın ayak izlerinin kaybolmasını sağlıyor, Peygamber ve Hz. Ebubekir`e süt götürüyordu.

Üç günün sonunda ortalığın nispeten sakinleştiği kanaati hasıl olunca iyi bir kılavuz olan Abdullah b. Ureykıt, yanında develerle Kutlu yolcuları almak için Sevr dağına çıktı.

Hz. Ebubekir`in kızı Esma da yol azığı olarak yiyecek ve su getirdi. Dağarcığı ve su tulumunu hazırladı; ancak ağızlarını bağlamak için bir şey bulamadı. Belindeki kuşağı iki parçaya ayırıp bir parçasıyla yemek dağarcığının, diğer parçasıyla su tulumunun ağzını bağladı. Bu hareket Allah Rasulünün çok hoşuna gitti ve “Esma`ya cennette iki kuşak vardır” diye buyurdu. O günden sonra Hz. Esma, Müslümanlar arasında “Zatu`n-Nitakeyn” (iki kuşak sahibi) olarak bilindi.

Pazartesi sabahı “Kutlu Yolcular”, yanlarında hizmet etsin diye bulunan Amir b. Füheyre ve Abdullah b. Ureykıt kılavuzluğunda yola çıktılar.

Aziz Peygamber aleyhissalatu vesselam, kırık bir kalp ve mahzun gözlerle baktı Kutlu Mekke şehrine. O ilahi vahyin muhatabıydı; ama kalbi taştan değildi. Mekke “Beytullah”ın şehriydi; ama onunla birlikte Abdullah oğlu Muhammed için doğduğu, büyüdüğü şehirdi

Aziz Peygamber`in dudaklarından şu sözler döküldü:

“Vallahi, sen Allah`ın yarattığı yerlerin en hayırlısı, Allah katında en sevgili olanısın! Bana senden daha sevgili, daha güzel yurt yoktur! Çıkarılmaya zorlanmamış olsaydım, senden asla ayrılmaz, senden başka yerde yurt tutmazdım”

Medine yolunun kontrol edilme ihtimalinden dolayı tam ters istikamete yöneldiler. Önce, güney yönünde Kızıldeniz`e yakın Tihame`ye gittiler. Sonra denizden uzakta, çöl içinden sahile paralel yol gittiler. Salı öğle vaktine kadar dinlenmeden yol kat ettiler.

İlahi yardım, Sevr Mağarasında olduğu gibi devam ediyordu.

Hz. Ebubekir, çöl ortasında Ebu Mabed`in çadırında sütten kesilmiş keçinin süt verdiğine şahitlik etti. Allah Rasulüyle beraber hicret ediyor olmanın haz ve heyecanıyla yola devam etti.

Mekke`den epey uzaklaşmışlardı; ama ödül avcısı iz sürücüler yine peşlerindeydi.

Peygamber aleyhissalatu vesselam ve Hz. Ebubekir radıyallahu anhın denize paralel olarak Medine istikametinde gittiğini duyanlar yine yola düşmüştü

Süraka b. Malik, en iyi iz sürücülerden biriydi. Aldığı bilgileri iyi değerlendirmiş ve “Kutlu yolcular”ın peşine düşmüştü. Kısa sürede izlerini buldu ve dörtnala sürdüğü atıyla onlara yaklaşmaya başladı.

Hz. Ebubekir yine telaşlandı. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın önüne geçti ve Süraka`yı karşılamaya hazırlandı. Ama kaygılıydı.

Peygamber aleyhissalatu vesselam, Sevr Mağarasında olduğu gibi onu teskin etti ve “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” dedi.

Yüz deve ödül vaadinin etkisiyle hızla gelen Süraka, atının ayakları bir anda dizlerine kadar kuma batınca neye uğradığını anlamadı. Atını kumdan kurtardı, tekrar bindi ve Peygamber`e doğru gitmek istedi; ama atının ayakları bir kez daha kuma saplandı.

Çaba harcıyor; ama bir adım bile ilerleyemiyordu.
Nihayet insani bir çabanın insanüstü bir güç karşısında bir şey yapamayacağını anladı ve teslim oldu.

Yalvardı ve Peygamberden yardım istedi.
Bulunduğu durumdan kurtulunca Peygamber aleyhissalatu vesselamın yanına geldi, kendini tanıttı ve bir emanname istedi. Aziz Peygamber de Hz. Ebubekir`e bir emanname yazdırdı ve Süraka`ya gelenleri caydırmasını istedi. Süraka kendisinden isteneni en iyi şekilde yaptı ve gelenleri başka yönlere yönlendirdi.

MEDİNE`YE DOĞRU

Süraka olayından sonra Medine yolunda pek bir sorun kalmadı.

Yolda Şam kervanıyla beraber Medine`den Mekke`ye giden Zübeyir b. Avvam ile karşılaştılar. Zübeyr radıyallahu anh “Kutlu Yolcular”a birer Şam maşlahı giydirdi. Peygamber aleyhissalatu vesselam ve Hz. Ebubekir, Hz. Zübeyr`den aldıkları bilgiler üzerine biraz daha hızlanarak yola devam ettiler.

3 günü Sevr Mağarasında olmak üzere toplam 11 gün süren Hicret yolculuğu “Kutlu yolcular” Kuba`ya varınca sona erdi.

Tarihin dönüm noktalarından biri olan ve Hz. Ömer döneminde takvimin başı olarak kabul edilen bu önemli olayda Allah Rasulü ile beraber bulunuyor olmanın büyük şerefine nail olmuştu Hz. Ebubekir.

Miraç mucizesi karşısındaki tutumuyla “Sıddık” olarak adlandırılan Hz. Ebubekir radıyallahu anh, Hicret yolculuğu ile de mucizelere şahitlik etmiş, ilahi lütuf ve sekinelerle kalbi yatıştırılmıştı.

Mekke`de olduğu gibi, Hicret yurdu olan Medine`de de sevgili dostundan, Peygamber aleyhissalatu vesselamdan uzak durmamıştı.

Mehmet Said Çimen / İnzar Dergisi – Mart 2017 (150. Sayı)


 
23-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.