Kurban (UDHİYYE) Fıkhından…

Abdulkuddus Yalçın
Kurban bir ibadettir ve her ibadette bir hikmet ve fayda vardır ki bu, taabbudî olarak boyun eğmekten sonra gelir. Kurbanın hikmetlerinden biri de Hz. İbrahim`in, oğlu İsmail`i kurban etmekle mükellef kılındığında yerine getirmek istediği kurbanın mânâsını ihya edip onu canlı olarak gündemde tutmaktır. Ayrıca kurban kesmekte fakir ve yoksulları doyurup sevindirmek sözkonusudur. Bu da fakirlerle zenginler arasındaki kardeşlik bağlarını daha da güçlendirir, birlik ve beraberlik tohumları ekerek kalplerine sevgi yerleştirir. (Büyük Şafii fıkhı)


"..o halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!" (Kevser: 2) 

"Kesinlikle o(kestiğiniz hayvan)nların etleri ve kanları Allah`a ulaşmayacaktır. Ancak O`na sizin takvanız erecektir." (Hacc: 37) 

İbn-u Ömer radiyallahu anhuma şöyle demiştir: "O (kurban) sünnettir ve maruftur." (Buhari)

Yani zilhicce`nin onuncu günü kuşluk vaktinden teşrik günlerinin sonuncu gününe kadar devam eden süre içerisinde kesilen hayvan olan "Kurban, sünnettir." yani İslam`ın meşru kıldığı bir yoldur. "maruftur" yani insanlara yapılan bir iyiliktir ve Allah`a (azze ve celle) bir yakınlık vesilesidir. (Mustafa el- Buğa) 

Kurban bir ibadettir ve her ibadette bir hikmet ve fayda vardır ki bu, taabbudî olarak boyun eğmekten sonra gelir. Kurbanın hikmetlerinden biri de Hz. İbrahim`in, oğlu İsmail`i kurban etmekle mükellef kılındığında yerine getirmek istediği kurbanın mânâsını ihya edip onu canlı olarak gündemde tutmaktır. Ayrıca kurban kesmekte fakir ve yoksulları doyurup sevindirmek sözkonusudur. Bu da fakirlerle zenginler arasındaki kardeşlik bağlarını daha da güçlendirir, birlik ve beraberlik tohumları ekerek kalplerine sevgi yerleştirir. (Büyük Şafii fıkhı) 

Kurban; Sözlükte yaklaşmak anlamına gelir. Kurban, Allah`a yaklaşmayı Allah yolunda malların feda edilebileceğini, Allah`a teslimiyeti ve şükrü ifade eder. 

İslam istılahında ise: Muayyen bir vakitte, muayyen bir hayvanı ibâdet maksadıyla usûlüne uygun olarak kesmektir. 

Kurban hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. 

Kurban kesmenin meşrûiyeti Kitap, Sünnet ve icmâ-ı ümmet ile sabittir. Allah Teâlâ Kur`ân-ı Kerîm`de; "Rabbin için namaz kıl ve (kurban) kes" (Kevser: 2) buyurmuştur. "Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de boynuzlu ve beyaz renkli iki koçu besmele ve tekbir getirdikten sonra ayağını boyunlarına koyarak kendi eliyle kurban etti". (Buharî, Müslim) Ayrıca Hz. Peygamber`in (sallallahu aleyhi ve sellem) "İmkânı olup da kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın" (İbn-u Mâce, Ahmed b. Hanbel) şeklindeki ifadeleri konunun önemini ortaya koymaktadır. 

Üstad Bediüzzaman rahimehullah: "Allah Teâlâ Kurban olarak kesilen bir koyuna, âhirette cismanî bir vücud-u bâki vererek Sırat üstünde, sahibine burak gibi bir bineklik mertebesini vermekle mükâfatlandırıyor." (Sözler) demiştir. 

Kurban bayramında kesilen kurban herkes için müekked (sevabı çok olan) bir sünnetü`l kifayedir. Ev halkından birisi verirse hepsi için yeterli olur. Yani bütün aile fertleri için sünnet hâsıl olur. Bacuri`nin de dediği gibi Rameli`nin sözünden sevabının da hepsine olduğu anlaşılıyor. (Hediyyet-ül Habib, Şafii fıkhı) 

Şafii mezhebinde iki sebepten dolayı kurban kesmek vacib olur. 

1. Kurban edilmeye elverişli olan bir hayvana işaret edilerek `Bu be¬nim kurbanımdır` veya `Bu koyunu gelecek zamanda kurban edeceğim` denilirse kurban kesilmesi vacib olur. 

2. Allah`a yaklaşmak amacıyla `Allah için kurban kesmek boynuma borç olsun` diyerek adak adayan kimseye, kurban kesmek vacib olur. (Büyük Şafii fıkhı) 

İmam ebu Hanife kurbanın vacib olduğunu söylemiştir. Hanefilere göre vacib farz ve müekked sünnet arasındadır. Hanefilerin dışında olanlar "müekked sünnettir" demişler. O da imam Şafii`nin -rahimehullh- ve diğerlerinin mezhebidir. Ancak Şafiiler mazeretsiz terkini kerih görmüşler ve yermişlerdir. İmam Nevevi "Ravda" adlı eserinde: "Kurban kesmek müekked bir sünnettir ve apaçık bir şiardır. Ona gücü yeten kişinin bu sünneti muhafaza etmesi gerekir." Demiştir. 

Kurban Allah`a yaklaşmak maksadıyla ve yalnız O`nun rızasını kazanmak için kesilir. Allah`tan başkası adına hayvan kesmek haramdır ve bu yola tevessül edenleri Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) "Allah`tan başkası nâmına hayvan kesene Allah lânet etsin " (Müslim, Nesâî, Ahmed b. Hanbel) şeklindeki ifâdeleriyle uyarmıştır. 

Kurban İçin Niyyet: 

Sünnet olan kurban için niyet getirmek şarttır. “Sünnet olan kurbanı kesmeye niyet ettim” denilir. Bu niyeti kalp ile söylemek ve (kalpte geçirilen lafızlara) dikkat etmek gerekir. Çünkü “Sünnet” lafzı söylenmeden sadece “kurban kesmeye niyet ettim” denilirse kurban sünnet olmaktan çıkar “nezr” yani adak olur ve kesilmesi vacip hale gelir. O halde avamdan bir kimsenin bir hayvanı alırken “bu kurbandır” demesi nezr olur ve kesmesi ona vacip olur. Bu sözün nezr olduğunu bilmese de durum değişmez. Nezirden kurtulmanın çaresi “bayramda bunu keseceğim” demektir. Hayvan keserken kişinin besmele getirdikten sonra “Ya Rabbi! Bu kurbanımdır, kabul eyle” demesi ise duadır. Teberrüken söylenir. Bu durumda “nezr” olmaz. Baştan beri nezredilerek belirlenmiş olan kurban için niyete gerek yoktur. 

Kurban sahibi için Zilhicce`nin onuncu gününde (bayram günü) tıraş olmak veya tırnaklarını kesmek isterse kurbanını kesmeyinceye kadar bunu yapmaması ve kurbanını bizzat kendisinin kesmesi sünnettir. Vekil tutması da caizdir; fakat kurbanını vekile teslim ederken kendisi niyet getirecektir. Ayrıca niyeti de vekil olsun veya olmasın bir Müslüman`a devretmesi caizdir. (Hediyyet-ül Habib, Şafii fıkhı) 

Kurban Kesmekle Mükellef Olanlar: 

Aşağıda zikredeceğimiz şartların kendisinde bulunduğu kişinin kur¬ban kesmesi sünnettir: 

1. Müslüman olmak. Kâfir, kurban kesmekle mükellef değildir. 

2. Âkil ve baliğ olmak. Çünkü akıllı ve baliğ olmayan kişi mükellef değildir. 

3. Kurban kesmeye muktedir olmak. 

Muktedir olmak, kişinin bayram ve bayramı takip eden teşrik gün¬lerinde yemek, elbise, mesken bakımından kendisinin ve bakmakla yü¬kümlü olduğu kimselerin nafakasından hariç, bir kurban kıymetine sahip olması demektir. (Büyük Şafii fıkhı) 

Hanefilere Göre Kurbanın Vacib Olmasının Şartları: 

Kurban kesecek kimsenin: Müslüman, hür ve yolculuk halinde bulunmayıp mukîm olması, nisab miktarı mala sahip olması gerekir (Serahsî, el-Fetâva`l-Hindiyye). Akıllı ve bülûğa ermiş olma şartı konusunda ihtilâf vardır. İmam Azam ve İmam Ebû Yûsuf`a göre kurban kesmekle mükellef olmak için akıllı ve bülûğa ermiş olmak şartı yoktur. Zengin olan çocuk veya delinin malından velîsi kurban keser. İmam Muhammed`e göre ise akıl ve bülûğa ermek şarttır. Fetva bu görüşe göredir (el-Fetâva`l-Hindiyye). 

Kâfire kurban kesme vacib olmamakla birlikte kurban kesme günlerinde Müslüman olana veya bülûğa ermiş olana kurban vacibtir ve kurban kesmesi gerekir (Kâsânı, el-Fetâva`l-Hindiyye). 

Seferî olanlar kurban kesmekten muaftır. Bundan dolayı seferîliği gerektirecek yoldan gelen hacılara kurban vücûbiyeti yoktur. Ancak mukîm olup misafir olmayan Mekkeliler için bu vücûbiyet düşmez. Kurban kesme günlerinde yolculuğa çıkan kişi, vakit çıkmadan mukîm olursa kurbanla mükelleftir. Kurban kesme günlerinin ilk günlerinde evde olduğu halde kurban kesmeyen ve son gün sefere çıkan kişiden vücûbiyet düşer (Kâsânî, el-Fetâva`l Hindiyye). 

Kurban kesmede nisab, sadaka-i fitırla mükellef olmaktır. Bu durumdaki Müslümana kurban kesmek vaciptir (Kâsânî). 

Nisabı eksilten borç, kurban kesme günlerinde kurbanlığın kaybolması kurbanın vücûbiyetini düşürmez. Kişi vaktin başlangıcında fakir, sonunda zenginleşirse kurban kesmesi gerekir. Kurban kesmekle mükellef olan, aldığı kurbanlığı kaybeder ve mal varlığı nisabın altına düşerse kurban kesme günlerinde fakir olduğundan yeni bir kurban almaya gerek yoktur. Zengin olduğu halde yerine yenisini alıp keser ve diğerini de bulursa bunu kesmesi gerekmez (Kâsânı). (İslam Fıkıh Ansiklopedisi) 

Kurbanlık hayvanlar 

Kurban için bir yaşını doldurmuş koyun, iki yaşını doldurmuş keçi, beş yaşını doldurmuş deve ve iki yaşını doldurmuş inek kâfidir. Her bir deve, aynı şekilde her bir sığır, kurbanda ortak olan yedi kişi için yeterlidir. Bir koyun ise sadece bir kişi için yeterlidir ve sığır ya da deveye ortak olmaktan daha iyidir. Koyun, keçi, sığır ve deve dışındaki (ehlî veya vahşî) hayvanlar kurbanlık olamaz. Sığırdan maksat; öküz, inek ve mandadır. 

Hanefilere göre çiftleşen hayvanlardan doğan yavrunun annesi ehlî ise erkeği vahşî`de olsa bu yavrudan kurban etmek câizdir. Çünkü hayvanlarda yavru anneye tâbidir. (Serahsî, Kâsânî, el-Fetâva`l-Hindiyye). 

Ön dişleri düşmüş olan koyun bir yaşını doldurmamış olsa bile kurban edilebilir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Ön dişleri düşmüş olan koyun, ne güzel kurbandır!" (İmam Ahmed) 

Sözü edilen hayvanlarda şu dört kusurdan biri bulunursa kurban için elverişli değildir: 

1–Kör olup körlüğü belirgin olan 

3–Hastalığı belli olacak kadar hasta olan 

2–Topallığı belli olacak kadar topal olan 

4–Zayıflıktan kemiğindeki iliği erimiş olup aşırı derecede zayıf olan hayvan. 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 

"Şu dört hayvanı kurban etmek caiz değildir; körlüğü sırasında kör hayvanı, hastalığı esnasında hasta hayvanı, topallaması devam ettiği sürece topal hayvanı ve iliği kalmayacak kadar zayıf düşmüş hayvanı" (Ebu Dâvud, Tirmizi) Zayıflık ve et eksikliğine benzer ayıplar da bu dört ayıba kıyas edilmiştir. 

Az olan körlük, topallama ve hastalığın kurbana zararı yoktur. Gebe hayvan da kurbanlık olamaz. Zira gebelik onu zayıf düşürür. 

İğdiş edilmiş erkek ile boynuzsuz ya da –boynuzla beraber eti gitmemiş olması şartıyla– kırık boynuzlu hayvan kurbanlık olur. Aynı şekilde kuyruksuz veya memesiz yaratılmış olan da kurbanlık olur. Ancak kuyruğu veya kulağı kesilmiş ya da kulaksız yaratılmış olan hayvan kurbanlık olamaz. Etini eksiltmemesi şartıyla hayvanın kulağını yarmanın veya delmenin zararı yoktur. (Büyük şafii fıkhı, Hediyet-ül habib) 

Hanefi mezhebine göre kurbanlık hayvanda ortak olanlar, kurban niyetiyle ortaklığa girmiş olmaları gerekir. Et yeme maksadıyla ortaklık kurulursa veya birisi et yeme maksadıyla ortaklıkta bulunursa hiç birisinin kurbanı yerine gelmiş olmaz. Sığır veya deveyi kurban etmek üzere ortaklık kuranlardan her birinin vacip olan kurban niyyetleri şart değildir. Ortaklardan bazısı vacip olan kurban, bazıları nafile, bazıları keffâret kurbanı, ceza kurbanı, Hacc-ı temettü veya Hacc-ı kıran kurbanı, akîka kurbanı gibi değişik niyetlerle oraklıkta bulunabilirler. Kurban kesildikten sonra et, tartı ile eşit şekilde paylaşılmalıdır (Kâsânî, Damad, Mecmau`l-Enhur). 

Yaradılıştan boynuzsuz, burma, yemini yiyebilen delirmiş hayvan, çok zayıflamamış olan uyuz hayvan, yaradılıştan kulakları küçük olan hayvan, dişlerinin azısı düşmüş veya dişleri olmadığı halde yemini yiyebilen ve otlayabilen hayvanlardan kurban etmek câizdir. 

Memesi kesilmiş, yavrusunu emziremeyen, memesi kurumuş veya memelerinden birisi sütten kesilmiş olan koyun-keçi ile ikisi sütten kesilmiş sığır-deve, dört ayağından biri kesilmiş olan hayvan, burnu kesilmiş, pislik yiyen hayvanlar etindeki pislik temizleninceye kadar tutulmamış ise kurban olmazlar. 

Bu konuda ulemadan bazıları şöyle bir genel kaide koymuşlardır: "Hayvandan tam olarak, güzelce istifadeye mani olan her kusur kurbana manidir." Kusur bu durumda değilse kurbana mani değildir. Kurbana mani olan bu kusurlar zengin içindir. Zengin, kurban edeceği hayvanı bu kusurlardan biri bulunduğu halde satın alırsa veya satın aldıktan sonra bu kusurlardan birisi meydana gelirse bu hayvanlar kurban edilemez. Fakir için ise her hâlükârda kesmek câizdir (Serahsî, Kâsânî, el-Fetâva`l-Hindiyye, Damad). 

Kurban Kesmenin Vakti: 

Şafii mezhebine göre Kurban kesmenin vakti, bayram namazından sonradır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bu günümüzde bizim ilk yapa¬cağımız şey, namaz kılmak, ondan sonra (evlerimize) dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize uygun davranmış olur. Kim namazdan önce boğazlarsa bu, yalnız ailesine takdim ettiği bir et sayılır, onun kurban ibadetiyle hiçbir ilgisi yoktur." (Buharî, Müslim) 

Bayram günü güneş doğar ve iki rekât namaz kılınıp iki hafif hutbe okunacak kadar zaman geçerse kurban kesme zamanı başlar ve teşrik günlerinin sonuncu günü güneş batıncaya kadar devam eder. (Teşrik günleri kurban bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günleridir.) 

Böylece Şafii mezhebinde kurban kesme günleri dörttür; bayram günü ve üç teşrik günü: "Teşrik günlerinin tamamında kurban kesilebilir." (İbn-u Hibban) 

Hanefi mezhebinde ise üç gündür. Zilhiccenin 13. Günü yani teşrik günlerinin üçüncü günü kurban kesilmez. Bayram gününün ikinci fecrinden Zilhiccenin on ikinci günü güneş batıncaya kadar geçen zaman içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak geceleri kesmek mekruhtur. Bayram namazı kılınan yerlerde, imam bayram namazında iken veya teşehhüd miktarı oturmadan önce kurban kesilmesi caiz değildir, Selâm verdikten sonra ise kurban kesilebilir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde ikinci fecrin doğumundan sonra kurban kesilebilir (Serahsî, Kâsânî, el-Fetâva`l Hindiyye, Damad). 

Kurban nasıl kesilir? 

Kurban kesmek için bıçak önceden bilenip hazırlanır ve hayvanın göremeyeceği bir yere konulur. Sonra hayvan ayakları ve yüzü kıbleye gelecek şekilde sol tarafına yatırılır. Hayvanın sağ arka ayağı serbest kalmak şartıyla diğer ayakları bağlanır. Bundan sonra tekbir ve tehlîl getirilir. Arkasından "Bismillâhi Allâhü ekber" denilerek, hayvanın boynuna bıçak vurulur. Nefes ve yemek boruları ile şahdamarı denilen iki ana damarı kesilir. Hayvan soğumaya bırakılır, kanının akması beklenir ve sonra derisi yüzülür. Hayvanı elinden gelirse, kurban sahibinin kendisinin kesmesi menduptur. Kendisi kesemezse, bir müslümana kestirir (Mevkûfât). 

Kurban eti 

Kurban veren kişinin nezrettiği (adadığı) kurbanın etinden yemesi caiz değildir. Ev halkına hiçbir şey bırakmamak üzere hepsini dağıtması vaciptir. Nezretmekle belirlediği kurbanlığı vaktinde kesmez ve o kurbanlık telef olursa kurban sahibi ondan sorumlu olur. Aynen o cinsten iyi bir kurbanlık satın alıp kesmesi vaciptir. Ve bu onun için kaza olur. Ama vaktinden önce telef olursa yanına bırakılmış emanet mal gibi bir şey gerekmez. Kusurlu veya ufak bir hayvan nezrederek “bu kurbandır” veya “bu kurbanımdır” derse o hayvan kurban sayılmadığı halde, bayramda onu kesmesi gerekir. Ve aynı zamanda kurbanlığa yarayacak başka bir hayvanı kesmesi de ona vacip olur. 

Kurban sahibinin, nezretmediği sünnet olan kurbanın etinden yemesi caizdir. Üçte birini yiyip üçte ikisini dağıtabilir. Sünnet olan üçte birinden fazla yememesidir. Kurbanın (eti, kılı, derisi vs.) hiçbir şeyinin satılması veya kurban kesen kişiye kesme ücreti olarak verilmesi caiz değildir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kim kurbanının derisini satarsa, onun kurbanı yoktur." (Beyhakî) Fakat bunların, kesene sadaka olarak verilmesi caizdir. 

Bazı fakir ve miskinlere kurban etinden bir miktarını çiğ olarak vermek vaciptir. Bacuri`nin de dediği gibi tek bir kişiye vermek de yeterlidir. En faziletli olan ise teberrük niyetiyle ciğerinden birkaç lokma yemek dışında, etinin tamamını fakirlere sadaka, zenginlere de hediye niyetiyle dağıtmaktır. 

Bu nedenle zengin kendisine gelen kurban etini satamaz. Fakire verilen kurban eti ise onu mülk edinmesi için verilir. Fakir isterse onu yer, isterse satar, isterse de başkasına hediye edebilir. Bu hükümlerde asıl olan şu ayettir: 

“Biz o kurbanlık develeri de size Allah`ın (dininin) işaretlerinden yaptık. Onlarda sizin için hayır vardır. O halde onlar ayakları üzerinde durup kurban edilirken onların üzerine Allah`ın adını anın. Artık (kesilip) yanları yere düşünce de onlardan yiyin. Kanaatkâr olana da, isteyene de yedirin. İşte böyle onları size müsahhar kıldık. Umulur ki şükredersiniz.” (Hac/36) 

Ölü kimse daha önce vasiyet etmemişse kurbanı verilmez. Aynı şekilde izin vermemiş olan sağ kimsenin de kurbanı verilmez. 

Kurbanla İlgili Âdab ve Sünnetler: 

- بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ diyerek besmele çekmek 

- Resulullah aleyhisselatu vesselam`a salâvat getirmek 

- Keserken kurbanın yönünü kıbleye doğru tutmak 

- Besmeleden önce veya sonra üç tekbir getirmek 

- Kabul olması için dua etmek. Mesela «اَللَّهُمَّ هَذَا مِنْكَ وَاِلَيْكَ فَتَقَبَّلْ» “Allah`ım, bu sendendir ve Senin içindir, kabul eyle” demek gibi… 

- Dua ile besmeleyi birbirinden ayırmak, (Hanefilere göre) 

- Zilhicce ayının ilk on gününde kurban kesmeye niyet eden kişinin bu ay başladığında kurbanını kesinceye kadar kıllarını, tırnaklarını kes¬memesi, saçını, sakalını düzeltmemesi mendub`dur. 

- Kişinin, kurbanını bizzat kesmesi sünnet`tir. 

- Müslümanların devlet başkanının veya idarecisinin beyt`ul-mal`dan tüm Müslümanlar için kurban kesmesi sünnet`tir. 

- Kurbanın, namazgâhta (halkın Bayram namazı kıldığı yerde) ke¬silmesi sünnet`tir. 

- Kurban kesme günlerinden önce kurbanlığı bağlamak, 

- Hayvana kurbanlık nişanı takmak, işaretlendirmek, 

- Kesilecek yere güzellikle, eziyet vermeden götürmek, 

- Yemek borusu, nefes borusu ve iki şahdamarını kesmek ve keserken acele davranmak, 

- Boğazlamayı enseden değil boğazdan yapmak, 

- Hayvan kesilirken orada hazır bulunmak, 

- Kurban olacak hayvanın imkan ölçüsünde en semizi, en büyüğü olması, 

- Kurban kesme günlerinin ilk günü gündüzleyin kesmek, 

- Kurban bıçağının çok keskin olması, 

- Hayvanı kesildikten sonra soğumaya ve canın iyice çekilmeye bırakılması, soğumadan ve can çekilmeden önce yüzmek mekruhtur. 

- Kurban sahibinin kurban etinden yemesi, Çünkü bu Allah`ın bir ziyafetidir. Etinden başkalarına vermek. 

Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen her şeyi işiten her şeyi bilensin. Âmin!..
  

Abdulkuddus Yalçın | İnzar Dergisi | Eylül 2017 | 156. Sayı
18-09-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.