Kur’an Hizmetkârı Zeyd Bin Sabit

Mehmet Sait Çimen
Peygamber aleyhissalatu vesselam, Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Zeyd daha 11-12 yaşlarındaydı. Küçük yaşına rağmen hicret ile Medine’de büyük bir değişimin yaşanacağını, birçok değer ve yargının sarsılacağını anladı ve ona göre konum aldı. Artık cahiliyenin devri geçiyor, hak güneşi doğuyordu.
Zeyd b. Sâbit Medine’nin Hazrec kabilesinden ve Peygamber aleyhissalatu vesselamın dayıoğulları sayılan Neccaroğullarındandır.

Peygamber aleyhissalatu vesselam, Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Zeyd daha 11-12 yaşlarındaydı. Küçük yaşına rağmen hicret ile Medine’de büyük bir değişimin yaşanacağını, birçok değer ve yargının sarsılacağını anladı ve ona göre konum aldı. Artık cahiliyenin devri geçiyor, hak güneşi doğuyordu.

Zeyd’in kendisi de cahili bir dünyanın mağdurlarından biriydi.

Medine’nin iki büyük aşireti arasında vuku bulan Buas Harbinde babasını kaybetmişti Zeyd b. Sabit.

Buas Harbleri, Evs ve Hazrec kabileleri arasında vuku bulan ve yaklaşık olarak 120 yıl süren savaşlardır. Neredeyse beş altı nesil boyunca aralıklarla devam eden bu savaşlarda çok sayıda kişi hayatını kaybediyor, kadınlar dul, çocuklar yetim kalıyordu.

Zeyd b. Sabit’in babasının öldüğü savaş, hicretten 5 yıl önce meydana gelmiş ve Evs kabilesinin zaferiyle sonuçlanmıştı.

Hazrec kabilesinin mensupları o üzgün halleriyle Mekke’ye geldiklerinde İslam daveti ile karşılaşmışlar, Akabe’de Rasulullah aleyhissalatu vesselam ile buluşmuşlar, İslam’ı kabul edip biat etmişlerdi. Böylece onlar için gönül ferahlığı, Mekke Müslümanları içinse bir hicret yurdu bulmanın sevinci oluşmuştu.

İslam, iki kabilenin fertlerini İslam kardeşliğinde buluşturdu ve onları cahiliye kirlerinden arındırdı.

Kur’an-ı Kerim’de Al-i İmran 103. Ayette şöyle buyuruyor Rabbimiz:

“Allah`ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah`ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O`nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar”

Merhum Mevdudi, Tefhim’de bu ayeti şöyle açıklıyor:

“Bu, Arapların İslâm`dan sonra içinden çıktıkları dehşet verici duruma işaret etmektedir. İslâm`dan önce Arap kabileleri düşman kamplara bölünmüştü ve bu kamplar incir çekirdeğini doldurmaz nedenler için savaş yapıyorlardı. İnsan hayatı kutsiyetini kaybetmişti ve insanlar vicdansızca öldürülüyordu. Eğer İslâm lütfedip onları kurtarmasıydı, düşmanlık ateşi tüm Arabistan`ı yakabilirdi. Bu lütuf, bu ayetlerin nazil olduğu dönemde Medine`de elle tutulur bir şekilde gözlenebiliyordu. Yıllardan beri birbirine düşman olan, kanlı savaşlar yapan ve birbirlerine vahşi saldırılarda bulunan Evs ve Hazrec kabileleri İslâm`ı kabul ettikten sonra birbirleriyle kardeş olmuşlardı. Sadece bununla da kalmamış, tarihte hiç eşine rastlanmayacak bir şekilde Mekke`den gelen muhacirlerin rahat etmesi için emsalsiz fedakârlıklar yapmışlardı.”


İslam ile kalpler yumuşadı ve insanlar kan ve kabile için değil yalnız Allah için savaşa çıkmaya başladılar.

Bedir ve Uhud savaşları ve yaşanan fedakârlıklar buna en güzel örnektir.

 Zeyd b. Sabit de birçok yaşıtı gibi Bedir ve Uhud savaşlarına katılmak istemiş; ama yaşı küçük diye geri çevrilmişti. Hendek savaşında İslam ordusu içinde yerini almış ve hendek kazmada, toprağı başka yere taşımada çalışmıştı.

Rasulullah’ın yanına gidip geldiğinde hemen keskin zekâsı ile kendini belli etmişti.
Çok az insanda rastlanan bir zekâya sahipti Zeyd b. Sabit ve bu Müslümanların dikkatini çekmişti.

Peygamber aleyhissalatu vesselam ondaki çabuk öğrenebilme kabiliyetini fark edince ondan İbranice ve Süryanice öğrenmesini istedi. Çünkü Allah Rasulüne başka yerlerden farklı dillerde mektuplar geliyor ve Müslümanların içinden kimse o dilleri bilmediğinden tercüme için başkalarına başvuruyorlardı. Başkalarının doğru tercüme edip etmediği bir yana mektupların içeriğinden haberdar olmaları hoş olmayan bir durumdu.

Zeyd b. Sabit, Rasulullah aleyhissalatu vesselamın isteği üzerine çalışmaya başladı ve Allah’ın yardımıyla çok kısa bir sürede bu dilleri okuyup yazabilecek kadar öğrendi. Böylece artık gelen mektupları kendisi okudu ve Rasulullah’ın isteği doğrultusunda cevaplar yazdı. Zeyd, Efendimiz aleyhissalatu vesselama yakın olduğundan dolayı inen Kur’an ayetleri için de kâtiplik yapmaya başladı.

Zeyd b. Sabit’in ünvanı artık “Vahiy kâtibi” idi.

Rasulullah aleyhissalatu vesselam inen ayetleri ona yazdırırken, bir taraftan da Zeyd, kısa sürede o ayetleri ezberliyordu.

Kur’an ezberleme konusundaki bu hırsı ve çabası Efendimizin takdirine vesile oluyordu.

Zeyd b. Sabit’in Kur’an dışındaki ilimlerde de öne çıktığı ve sahabenin bu özelliğiyle ona değer verdiği bilinmektedir. Birçok konuda gerek sahabeden gerekse de Tabiinden talebelere ders vermiş, onların yetişmesine katkı sağlamıştır.

Vefatına kadar Aziz Peygamber aleyhissalatu vesselamın yakınında kaldı Zeyd b. Sabit.

Halifeler döneminde ilmi çalışmalara devam etti. Onlara yardımcı oldu.

Hz. Ebubekir, kararlı bir tutumla riddet (dinden çıkma) hareketlerine ve yalancı peygamberlere karşı mücadele ettiğinde büyük ve kanlı savaşlar yaşandı.

Yemame Savaşı bunların en zorlu olanlarından biriydi. Bu savaşta Müslümanları en fazla üzen şey ise 70 kadar Kur’an hafızının şehid olmasıydı. Müslümanlar kaygılandı ve Kur’an konusunda bir şeyler yapmaya karar verdiler.

Halife Ebubekir radıyallahu anh, Zeyd b. Sabit’i çağırıp ona tarihin en önemli görevlerinden birini verdi. Zeyd’in bilgisine, zekasına, hıfzına şahit olduğu için Kur’an’ın toplanıp bir araya getirilmesi için bir çalışma yapmasını istedi. Buna göre Zeyd b. Sabit başkanlığında bu işte ehil olan bir komisyon oluşturulacak ve hafızlardakiler ve yazılı metinlerde bulunanlar karşılaştırılarak Kur’an bir araya getirilecekti.

Zor, zahmetli; ama bir o kadar da yüce bir görevdi bu.

Zeyd, bu ağır yükü şöyle tarif edecekti:

 “Allah’a yemin ederim ki, beni bir dağı yerinden taşımakla yükümlü kılsaydılar, bu bana, emretmiş oldukları Kur’an’ı toplama işinden daha kolay gelirdi.”

Görevi Allah’ın yardımıyla başardı Zeyd ve birkaç Mushaf oluşturuldu.

Mushafların birden fazla olması ve farklı okuma şekillerinden dolayı problemler başlayınca Hz Osman radıyallahu anhın hilafeti döneminde Zeyd b. Sabit’e yine görev verildi.

Yine bir komisyon oluşturuldu ve Zeyd bu görevini de en güzel bir şekilde yerine getirdi.

Rabbimiz Kur’an’ın korunduğunu ve korunacağını şu ayeti kerime ile beyan etmişti:

“Kur`an`ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (Hicr/9)

Kur’an, Allah tarafından korunuyordu; ama Rabbimiz onun bir araya getirilmesi şerefini Zeyd b. Sabit’e nasip etmişti.

Halife Hz Osman, Zeyd’e öyle değer veriyordu ki, birçok defa Medine’den ayrılınca yerine onu vekil bırakıyordu.

54 yaşında vefat etti Zeyd b. Sabit.

Allah kısa ömrünü bereketlendirmiş ve ümmete faydalı olması için ona imkânlar lütfetmişti.

Allah onu rahmetiyle kuşatsın.

Mehmet Said Çimen / İnzar Dergisi – Temmuz 2016 (142. Sayı)
 
11-07-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.