Karanlık adam

Sadullah Aydın

Sinekkaydı tıraş olmuş, uzun favorili, üzerindeki markalı kravat ve katlıkla yarı döner koltukta oturup etrafını kısık bakışlarla süzen önemli, bir o kadar da karanlık adam, önünde saygıyla oturmuş topluluğa aşağılayarak baktı...
Sinekkaydı tıraş olmuş, uzun favorili, üzerindeki markalı kravat ve katlıkla yarı döner koltukta oturup etrafını kısık bakışlarla süzen önemli, bir o kadar da karanlık adam, önünde saygıyla oturmuş topluluğa aşağılayarak baktı. İşe yaramaz insanlar der gibi bir tavrı vardı. Her biri önemli bir görevde olan bu kadın ve erkekler kendilerinden isteneni bir türlü başaramıyorlardı. İçlerinde belediye başkanları, parti yöneticileri, bürokratlar, sermayedarlar ve medya patronları vardı. Halkın karşısına çıkarken her biri yarı bir tanrı pozuna bürünen bu zavallılar Karanlık Adamın önünde suçlu birer çocuk gibi süklüm püklümdüler.

Daha önce karşısındakilere öfkelendiği her halinden belli olan Karanlık Adam, homurtulu bir sesle konuştu.

― Size bu kadar para döküyoruz, önemli mevkilere getiriyoruz, önünüzü açıyoruz, istihbarat örgütlerimiz ve yerli bağlantılarımız yardımıyla ülkelerin kaderini size teslim ediyoruz. Niçin? Menfaatimizi korumak için… Çıkarlarımıza aykırı gördüğümüz yapı ve camiaları etkisiz hale getirmek ve yapılabilirsek imha etmek için. Ama siz ne yapıyorsunuz? Dinci camialarla mücadelede her zaman başarısız oluyorsunuz! İslamcılarla olan mücadelemizin önemini anlayamıyorsunuz…

Karanlık Adam öfkeyle elini masaya vurdu.

― Beyler! Diye bağırdı. Bizim mücadelemiz bütün İslamcılarla. Bütün Müslümanlarla… Mücadelemiz İslam’ın kendisiyle… Uygarlığımıza, dünya egemenliğimize, emperyal hedeflerimize tek rakip İslam… İslam’ı mutlaka etkisiz hale getirmeliyiz. Biliyorsunuz uygarlığımız ne yazık ki hasta. Hasta ve yorgun… Taze kana ihtiyacımız var. Sömürebileceğimiz, zenginliklerinden yaralanabileceğimiz yeni ülkelere ve milletlere ihtiyacımız var. Uygarlığımız tüketmekten başka bir işe yaramayan nesiller üretti. Kaynaklarımız kurudu. Sömürebileceğimiz yeni ülke ve milletler bulamazsak bugünkü gücümüzü koruyamayız. Ayrıca hala zenginliklerinden faydalandığımız, özellikle petrol ve enerji kaynakları bize hayat bahşeden Ortadoğu ülkelerindeki gücümüzü muhafaza etmeliyiz. Lakin Humeyni’nin devriminden sonra Müslümanlar uyandı. Dinlerine sarılmaya başladılar. Ve ne yazık ki İslam bizim için en büyük tehdit haline geldi. Ne yapıp edip İslam’ı ve Müslümanları durdurmalıyız.

Karanlık Adam derin bir iç çekti.

― Ama nasıl? Diye mırıldandı. Nasıl?

Kızgınlıkla döner koltuktan ayağa kalktı. Karşısında oturmuş olanlara pis pis baktı.

― Ama nasıl? Ilımlı İslam, dinler arası diyalog, medeniyetler buluşması gibi parlak sloganlarla İslam’ı kontrol altına alma, Hıristiyanlaştırma, etkisiz ve zararsız bir din haline getirme projesine milyonları harcadık. Kontrolümüz altındaki en yetenekli vaiz ve politikacılarımızı, medya patronlarını seferber ettik. Koca bir hiç! Şiddet İslam’ı projemiz de çökmeye mahkûm. Tekfirci, mezhepçi, bağnaz gruplara yapmadığımız yatırım kalmadı. Şii ve Sünni din büyüğü rolündeki adamlarımıza başkentlerimizde onlarca televizyon kanalı kurdurttuk. Tekfir fetvalarının yayılması için ne lazımsa yaptık. Kendi halklarımıza İslam’ı terörist bir din gösterme uğruna tüm değerlerimizi ayaklar altına aldık. Yine de beyhude… Bu dinin yayılmasını, güçlenmesini önleyemiyoruz. Uygarlığımızın çocukları bile grup grup bu dine koşuyor. Bu din ülkelerimizde her geçen gün daha çok ilgi ve taraftar buluyor.

Karanlık Adam konuşmaktan bıkmış gibi ellerini silkti. Homurdana homurdana gidip yerine oturdu. Dut yemiş bülbül gibi sessizce onu dinleyen adamlarına döndü. Birden parlayarak:

― Sizi işe yaramaz adamlar! Dedi. Her yerde aynısınız. Size verdiğimiz bunca emeğe, bunca paraya yazık. Yirmi yıldır bu ülkedeki dincilerle baş edemediniz. Bu bölgeyi, bu ülkeyi Hizbullah’tan ve diğer İslami yapılardan temizleyemezsek tüm projelerimiz berhava olur. Kürdistan’la ilgili asırlık hayallerimizi kendimizle mezara götürmüş olacağız. Ahmaklar, siz işin ciddiyetinin hala farkında değilsiniz. Bu hareket Türkiye’de, özellikle de Kürdistan’da büyürse Ortadoğu’daki tüm çıkarlarımız tehlikeye girer. Emellerimize, sömürü politikalarımıza hizmet edecek laik, Batıcı, İsrail’le müttefik bir Kürdistan kuramazsak Ortadoğu’daki tüm İslamcı yapılarla olan mücadelemiz yenilgiyle sonuçlanacak.

Karanlık adamın önünde üzgün bir tavırla oturmuş ve ülkenin önemli kentlerinden birinde büyük bir makamı olan biri, azarlara dayanamayarak itiraz etti.

― Sizin için çalışan insanlara bu kadar sert davranmamalısınız efendim. Herkes elinden geleni yapıyor. Daha önceki arkadaşlar da biz de ne gerekiyorsa yapıyoruz. Halkımızın gözünde küçük düşme pahasına sizlere en iyi hizmeti vermeye, görevimize layık olmaya çalışıyoruz. Doksanlı yıllarda elimizde imkânlar daha fazlaydı. Ülkenin en önemli organları bildiğiniz gibi bizim denetimimizdeydi. Hoşgörü akımının medya gücünü de arkamıza alarak bu hareketi halkın gözünden düşürmek için gece gündüz çalıştık. Kültürel bir hareket olmasına rağmen onu silahlı mücadeleye zorladık. İmha için tüm imkânlarımızı kullandık. Bize bağlı yargı mensubu arkadaşlarımızın yardımıyla hayali suçlar üreterek on binlercesini zindanlara attık. Korkunç bir karalama kampanyası başlatarak tüm halkı onların ne kadar vahşi, gaddar, cani varlıklar olduklarına inandırmaya çalıştık. Onları kan içen birer vampir gibi göstermek için medyamıza adeta takla attırdık. Kaçırıp dağ başlarında, ücra köylerde, zindan köşelerinde öldürdüğümüz adamlarını bile onların boyunlarına koyduk. Öldürdüğümüz adamlarının akrabalarını katillerin kendi örgütleri olduğuna inandırmaya çalıştık. Masa başında hazırladığımız hayali domuz bağları, mezar evleri senaryolarıyla onlar hakkında belki de tarihin en etkili algı operasyonlarını yönettik.

Karanlık Adam sapsarı kesilmiş bir yüzle sus işareti yaptı. Sonra:

― Bir de utanmadan kendinizi övüyorsunuz! Diye haykırdı. Yok, şunu yaptık, yok bunu yaptık. Madem öyle bu baş belaları niye hala bize sorun olmaya devam ediyorlar? Üstüne üstlük sizin doksanlı yıllarda yaptığınız tüm pislikler birer birer ortaya çıkıyor. Tarih 2015 ama bunlar bölgede hala en büyük sorun. Kürt halkını İslam’dan ve gerici ahlaktan kurtarmadığımız sürece bunlar güçlenmek için zemin bulmaya devam edecekler.

Karanlık Adam birden bire hışımla 40 yaşlarında, kahverengi gözlü, kendisi gibi katlık giyinmiş, gür saçlı, politikacı olduğu her halinden beli bir adama döndü.

― Yurtsever arkadaşlarımız ne âlemdeler? diye konuştu küçümser bir tavırla. Dünyayı ayağınıza döktük, yine de bir halt edemediniz. Hani o meşhur kalkışmada onları bitirecektiniz. Tüm hazırlıklarınız tamamdı. Bırakın bitirmeyi, sözde kurtarılmış bölgenizde bile onlarla baş edemediniz.

Politikacı yılgın ve ümitsiz bir sesle konuştu.

― Bu halkın genlerinde gericilik o kadar yerleşmiş ki, ne yapsak da söküp atamıyoruz. Çeşitli bahanelerle onların namus duygularını etkisiz hale getirmeye,“Namus toplumsal kâbustur” afişleriyle utanma duygularını yok etmeye çalışıyoruz. Her fırsatta, sanat adı altında onların kutsallarını, mesela çarşaf ve örtülerini aşağılıyoruz. Eşcinselliği Kürt gençlerin arasında yaygınlaştırmak için paneller, etkinlikler düzenliyoruz. Kürtlerin tarihi değer, kültür ve medeniyeti adı altında eski putperestlik çağından kalma düşünceleri yaygınlaştırıyoruz. Sanat etkinlikleri, müzik ve sinema günleri bahanesiyle islam’a ait ne varsa aşağılayıp horluyoruz. Uyuşturucu ticareti ve hırsızlık çeteleri bizim kontrolümüz altında. Gençlerin yozlaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Çıplaklığı doğal hale getirmek için siyasi hayatımızı bile riske atıyoruz. Daha ne yapalım efendim?

Karanlık Adam öfkelendikçe öfkeleniyordu.

― Şunu bunu bilmem! diye bağırdı. Bu cemaatı bu bölgede istemiyoruz. Sadece bunları değil, adları ne olursa olsun bölgede faaliyet gösteren tüm dini yapıları bir şekilde ya kontrol altına almalı, kendinize bağlayıp zararsız hale getirmeli ya da sindirip yok etmelisiniz.

Sadullah Aydın / İnzar Dergisi – Nisan 2015 (127. Sayı)
 


 
21-04-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.