İslami Hareket içindeki amellerin değeri

Mehmet Göktaş
Allah Teâlâ müminlerin, muhsinlerin yaptıkları hiçbir ameli karşılıksız bırakmayacaktır, bu ilahi bir kuraldır. Tabir caizse her şeyden önce Rabbimizin değişmeyen bir asgari ücreti vardır; Bire on…
Allah Teâlâ müminlerin, muhsinlerin yaptıkları hiçbir ameli karşılıksız bırakmayacaktır, bu ilahi bir kuraldır.

Tabir caizse her şeyden önce Rabbimizin değişmeyen bir asgari ücreti vardır; Bire on…

“Kim bize bir iyilikle gelirse ona yaptığının on misli vardır. Kim de bize bir kötülükle gelirse ancak yaptığı kötülüğün karşılığı vardır ve onlar zulme uğramazlar.”(6/160)

Yani kim bir iyilik yapmışsa, sanki on defa yapmış gibi, karşılık görür. Kim de bir kötülük yapmışsa, sadece bir defa yapmış gibi muamele görür.

Bununla beraber amellerin değerleri zamana, mekâna ve belirli şartlara göre değişmekte, özellikle artış göstermektedir.

Bu arada şunu da belirtmiş olalım; iman etmeyenler bir takım güzel ameller yapmış olsalar da karşılıklarını göremeyecekler, amelleri boşa gidecektir.

Evet, amellerimiz karşılığı her zaman aynı olmamaktadır. Mesela, herkesin namaz kıldığı bir ortamda sizin kıldığınız namaz, sadece namaz olarak kalacaktır.

Fakat hiç kimsenin namaz kılmadığı bir ortamda, namaz kılanlara iyi gözle bakılmadığı, yadırgandığı bir ortamda, bir okulda, bir sınıfta sizin kılacağınız namaz sadece namaz olarak kalmayacaktır.

Böylesi bir ortamda bütün amellerimizin karşılığı kat kat artacaktır. Örtünmek, Müslümanca bir hayat sürmek de böyledir.

Mekke’nin fethinden önce yapılan savaşlara iştirak eden ve söz konusu dönemde sadaka veren kişiyle Mekke’nin fethinden sonra savaşlara katılan ve sadaka verenlerin eşit olmadığını Rabbimiz ferman buyurmaktadır.

“Size ne oluyor ki Allah yolunda harcamıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin bütün mirası Allah’ındır. İçinizde fetihten önce (Allah yolunda) harcayan ve savaşan kimseler diğerleriyle bir olmaz. Onlar derece itibariyle (fetihten) sonra harcayan ve savaşanlardan daha büyüktür…”(57/10)

Mekke’nin sıkıntılı döneminde yapılan nice amellerin, verilen azıcık sadakaların daha sonraki bolluk ve genişlik dönemlerinde verilenlerle kıyaslanamayacak derecede olduğunu belirten nice hadis-i şerifler vardır.

Sıradan Müslüman bir ferdin kendi dünyasında yaptığı salih amellerin değeri ile İslami bir Hareket, İslami bir çalışma içerisinde yaptığı amellerin değeri de bir birinden çok farklıdır.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu yedi başak bitiren, her başakta yüz tane bulunan bir tek tohumun durumu gibidir. Allah kime dilerse bunu katlayıverir. Allah ihsanı bol olan, hakkıyla bilendir.” (2/261)

Bunu biraz açalım. Rast gele bir fakire verilen sadaka ile, Allah yolunda cihad etmekte olan bir kişiye veya bir organize harekete verilen yardım aynı olabilir mi?

Veya bir yetime yapılan yardımı ele alalım. Bilindiği üzere İslam yetimler üzerinde çok durmuştur, onları görüp gözetmeyi ümmete emanet etmiştir.

Nasıl olursa olsun, bir yetimin başını okşamak, bir yetime destek olmak, maddi yardımda bulunmak büyük bir sevaptır.

Fakat babası Allah yolunda şehid olmuş bir çocuğa destek olmanın ne anlama geldiğini biliyor muyuz?

Bu aynı zamanda Müslümanları cihada teşvik etmektir. Çünkü insanları cihaddan alıkoyan, hakkı haykırmaktan alıkoyan şeylerin başında, geride bırakacağı çocuklarının gözünün önüne gelmesidir.

“Viran olası hanede evladü’ıyal var…” sözü bunu en güzel bir şekilde ifade etmektedir. Yani bir insan cihada gidip şehid olmayı veya mücadele esnasında hapse girmeyi düşündüğünde hemen gözünün önüne ailesi ve çocukları gelmektedir.

Fakat geride kalan Müslümanların şehid ailelerine ve çocuklarına çok iyi baktıklarına, onlara kefil olduklarına şahid olduğu zaman hiç çekinmeden kendisini mücadeleye verebilir.

Aksi takdirde, Allah yolunda şehid olanların veya hapse girenlerin aile ve çocukların sefalet içerisinde süründüklerine şahidlik ederlerse, geride kalan Müslümanların bu konuda duyarsız olduklarını görürse insan ister istemez mücadele alanından geri duracaktır, en azından tereddüt yaşayacaktır.

Yani demek istiyoruz ki, İslam adına mücadele verenlerin geride bıraktıklarına yapılacak yardımla, sıradan bir yetime yapılacak yardım bir birinden çok daha farklıdır.

Müslümanların bu tür yardımlarını en güzel bir şekilde değerlendirecek olan da İslami bir harekettir, İslami bir cemaat çalışmasıdır.

Sadece fiili mücadele ve infak değil, bütün güzel ameller cemaat ve hareket çalışmaları içerisinde en yüksek değerini bulur.

Sıradan bir Müslüman bireyin Allah için yapacakları ziyaretler elbette karşılıksız kalmayacaktır. Fakat bir disiplin içerisinde İslami camianın ailelerine yapılacak ziyaretler sadece birer sevap olarak kalmayacak, aynı zamanda bir harekete enerji verecek, o hareketi motive edecektir.

Bir Müslüman’ın ilmini bir hareket içerisinde disiplinli bir şekilde verimli alanlarda kullanmasıyla, rast gele bir fert olarak harcaması bir birinden çok farklıdır.

Şu mübarek Ramazan ayında yapacağımız güzel amellerin karşılığı diğer zamanlarda yaptıklarımızdan çok daha değerli olacaktır.

Üstelik bir de bu çalışmalarımız aynı zamanda bir çalışma, bir hareket, bir camia içerisinde değerlendirirsek, artık kazanacağımız sevapları iyi düşünelim.

Rabbim hakkıyla değerlendirmeyi nasip eylesin.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Temmuz 2015 (130. Sayı)
 


 
14-07-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.