İş Eğitimse Bu Kuran’la Olmalıdır

İbrahim Dağılma
Dünyada belki de üzerinde en çok konuşulacak ve uğraşılacak konu eğitimdir. Eğitim, varlık âlemi için eşref makama Yüce Allah (c.c) tarafından layık görülen beşere insanî bir konum kazandırmanın adıdır.
Dünyada belki de üzerinde en çok konuşulacak ve uğraşılacak konu eğitimdir.

Eğitim, varlık âlemi için eşref makama Yüce Allah (c.c) tarafından layık görülen beşere insanî bir konum kazandırmanın adıdır.

Eğitim, ‘Okudun ama adam olamadın!’ sözündeki âdem/adam olabilmektir yani insan yetiştirme sanatıdır. Bu konuda şu Çin atasözü hem konunun zorluğunu hem de gerekliliğini ortaya koymak babından güzel bir özetidir:

“Bir yıllık refah istiyorsan buğday yetiştir, on yıllık refah istiyorsan ağaç yetiştir, yüz yıllık refah istiyorsan insan yetiştir.”

Eğitim, insanın yaşamsal fonksiyonlarını idame etmesi için geçerli olan bedeni aşıp onun bireysel ve toplumsal imar ve inşadaki rolünü ortaya çıkaracak olan ruhî fonksiyonlarını tedavüle sürme ve tedavülde tutma güzelliğidir.

Eğitim terimi, en genel anlamda gençlerin ya da çocukların yetiştirilmesi, zihni ve ahlaki eğitimi; aklî meleke ve niteliklerin özellikle de medrese, yurt, okul, kreş benzeri kurumlarda sistematik bir öğretim yardımıyla geliştirilmesini ifade eder.

Yüce Allah’ın ‘Rab’ sıfat-ı celilinde, ‘Âlim’ isminde insanın terbiye edilmesi ve eğitilmesindeki icrası ve tecellisi konunun hem ehemmiyeti hem de kaynağı açısından en önemli husus olarak önümüzde duruyor:

“Sana Kitabı indiren O`dur. O`ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah`tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.” (AL-İ İMRAN SURESİ / 7)

Kur’an’ın ilk ayetinin ‘İkra/Oku!’yla başlaması, bir sûresinin isminin ‘Kalem’ olması ve ilimle ilgili onlarca ayetin bulunması eğitim konusuna hangi açıdan bakmamız gerektiğini salık vermektedir.

Müslüman sadece bir konuda eğitim almaz/almamalı, eğitim tamamlayıcı ve bütünleyici bir boyuttur. Eğitim ‘ahlaki, edebi, toplumsal, bireysel, kültürel ve dini’ çerçeveyi kuşatmalıdır ki insan, ‘güzel amel işleyenlerin belirlenmesi’nde bir başlangıç ve bitiş çizgisi olan hayat ve ölüm serüveni mutlu sonla tamamlansın.

 “Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü`minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekâtı verenler, Allah`a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.” (NİSA SURESİ / 162)

Kur’an-ı Kerim’de ilimde derinleşip de eğitimin toplumsal işlevini ortaya koyan kıssa anlatımlar çoktur:

‘Nuh(as), İbrahim(as), Musa(as), Yusuf(as), Bahçe sahipleri, Uhdud ashabı, Lokman(as)…’ kıssaları bunlardan bir kaçıdır. Biz de burada eğitimin gerekliliği, eğitimde yöntem konusuna çok somut ve parlak bir numune olan Lokman(as)’ın oğluna nasihatlerini Kur’an diliyle yansıtalım:

“Andolsun, Lukman’a "Allah’a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkâr ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid’dir (hamd yalnızca O’na aittir)”. (Lokman Suresi, 12)

• Hz. Lokman Allah’a şirk koşmaktan kaçınmayı öğütlemiştir:

"Hani Lukman oğluna -öğüt vererek- demişti ki;
-Ey oğlum, Allah’a şirk koşma.
Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür." (Lokman Suresi, 13)

• Hz. Lokman, oğluna yaptığı işi önemsemesini, küçük görmemesi gerektiğini ve her işini
 Allah’ın görüp bildiği inancı doğrultusunda yapmasını öğütlemiştir:

"Ey oğlum, (yaptığın iş) gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir (açığa çıkarır). Şüphesiz Allah, latif olandır, (herşeyden) haberdardır." (Lokman Suresi, 16)

• Hz. Lokman Allah’ın emirlerini yerine getirmeyi, sabrı ve bunlarda kararlı olmayı öğütlemiştir:

“Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl,
Ma’rufu emret,
Münkerden sakındır
Ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret.
Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.” (Lokman Suresi, 17)

• Hz. Lokman her tavırda büyüklenmekten kaçınmayı öğütlemiştir:

“İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme)
Ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme.
Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.
Yürüyüşünde orta bir yol tut,
Sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt.
Çünkü seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir.” (Lokman Suresi, 18-19)

Ve bunun gibi çeşitli rivayetlerde geçtiği üzere Hz. Lokman, oğluna ve oğlunun şahsında ‘hikmet, irfan, edep ve eğitim’ kürsüsünde oturan her bir ana-baba, evladına ve eğitimcilerin öğrencilerine nice öğütler vermiştir. Lokman(as)’ın oğlu gibi her konuda iyi eğitim almış olmak ve hikmet çeşmesi olan ayet ve hadislerden nasiplenmek Kur’an ahlakını tebliğ etmede en etkili yollardan biridir.

Kur’an`da bildirilen eğitim anlayışının çerçevesi son derece geniştir.

Burada en önemli nokta iman sahibi bir kimsenin kişiliğini; hal, tavır ve davranışlarını; konuşma üslubu ve hitap biçimini tüm detayları Kuran’da bildirilen üstün ahlaka yakışır bir hale getirmeye çabalaması ve bu amaçla eksiklerini tamamlaması, hatalı yönlerini düzeltmesidir. Çünkü bu özellikler davetçinin tebliğ görevini yerine getirmede ona yardımcı olacaktır.

Mü’min girdiği ortamlarda Kur’an ahlakını yaşıyor olmaktan kaynaklanan üstün ve faziletli özellikleriyle hemen dikkat çekecek, ilgiyi üzerinde toplayacak ve herkesin özenerek bakıp örnek alacağı ve saygı duyacağı bir insan modeli oluşturacaktır. Bu, başta Peygamber Efendimiz (sav) olmak üzere tüm peygamberlerin, elçilerin, sahabelerin ve İslam âlimlerinin ortak özelliğidir:

• Bilgi ve eğitim, olayların geniş bakış açısıyla değerlendirilmesine ve çözümler üretilmesine olanak sağlar.

• Rabbimiz`in bizlere bir rehber, hidayet ve rahmet olarak indirdiği Yüce Kur’an’daki ayetleri, Resulullah aleyhis-selamın pâk siyerini ve hadis-i şeriflerini bilen ve her şeyden öte kalbi bir arınmışlıkla takvayı elde eden ve Allah’a karşı samimi olan bir Müslüman, karşılaştığı olayları Kur’an ve sünnetin gösterdiği doğrular çerçevesinde hikmetli bir şekilde değerlendirebilir.

• Bireysel ve toplumsal yaşama dair pek çok konuda ayet ve hadislerin ışığında sağlıklı değerlendirmeler yapabilir.

• İnsan karakterlerini daha iyi tahlil eder ve sorunlara ivedilikle çözümler getirebilir.

• Allah’ın canlılardaki yaratma sanatına dair ayrıntılı bilgiye sahip bir mümin, ayet ve hadislerde belirtilen örnek kıssaları daha iyi kavrayabilir ve buradan hareketle ‘yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendini, ailesini ve hatta tüm toplumu’nu kurtarabilir.

İbrahim Dağılma / İnzar  Dergisi – Eylül 2015 (132. Sayı)
 
18-09-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.