İş Çok, Sorumluluk Büyüktür

Başyazı

Müslümanlar olarak önemli görevlerimiz ve büyük sorumluluklarımız vardır. Kendi şahsımıza karşı, aile ve akrabalarımıza karşı, komşularımıza karşı, akraba ve tanıdıklarımıza karşı, içinde bulunduğumuz topluma karşı ve nihayet insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımız vardır.
Bismillahirrahmanirrahim

Siz ey iman edenler! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerle, toplu halde karşılaştığınızda, onlara arkanızı dönüp kaçmayın. (Enfal 15)

Ey peygamber! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerle ve münafıklarla, yılmadan savaş ve onlara karşı kararlı, çetin ol. Pişman olup tevbe etmezlerse, varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir duraktır orası. (Tevbe 73)

Bizler Müslümanız. Allah’a (cc) ve ahirete iman etmişiz. Bu dünya hayatının bir imtihandan ibaret olduğunu, İslam dininin hayat nizamı olarak tek geçerli din olduğunu, ferdi, ailevi ve sosyal hayatımızda tatbik etmekle mükellef olduğumuzu biliyor, inanıyor ve bunun mücadelesini veriyoruz. Onun için İslam’ı öğrenmek, yaşamak ve tebliğ etmekle görevli olduğumuzun bilincindeyiz ve yıllardır şehadet, gazilik, zindan ve muhaceretler başta olmak üzere çeşitli bedeller ödeyerek kardeşlerimizle beraber gereğini yapmaya çalıştık ve çalışıyoruz.

Müslümanlar olarak önemli görevlerimiz ve büyük sorumluluklarımız vardır. Kendi şahsımıza karşı, aile ve akrabalarımıza karşı, komşularımıza karşı, akraba ve tanıdıklarımıza karşı, içinde bulunduğumuz topluma karşı ve nihayet insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımız vardır. Bu inanç, bu bilinç ve bu şuurla hareket ediyoruz, böyle hareket etmeye de devam edeceğiz inşaallah. Onun için meşru her yol ve vasıtaya başvuruyor, sahip olduğumuz imkânları seferber ediyor ve azami gayret gösteriyoruz. Çünkü bizim davamız ilahi davadır, iman davasıdır, ahiret davasıdır, insanın kurtuluş davasıdır. Bizim davamız dünyevi arzu ve menfaatler üzerine kurulu değildir. Bir insanın hidayetine vesile olmayı, dünya ve içindekilerine sahip olmaktan çok daha büyük bir kazanç olarak görüyoruz.

İslam düşmanları boş durmuyor. Ümmet coğrafyasının her tarafında olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada da Müslüman toplumu ifsat etmeye çalışıyorlar. İnsanları hidayet yolundan alıkoymaya ve onları İslam’dan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Toplumu İslami inanç, ahlak ve yaşamdan koparmaya çalışıyorlar. İnsan fıtratının kabul etmediği gayri İslami ve gayri ahlaki her türlü kötülüğü toplumda yaymaya ve meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Müslüman toplumu değiştirmek ve dönüştürmek istiyorlar. Müslüman olan bu toplum içine inkârcılığı, ahlaksızlığı, fitneyi, fesadı ve din düşmanlığını yerleştirdiler ve yerleştirmeye devam ediyorlar.

Toplumun mevcut halini dikkate aldığımızda, sorumluluklarımızın ne kadar büyük olduğunu daha iyi müşahede ediyoruz. Bize çok iş düşmektedir. Fedakârlığın her türlüsünü ortaya koymaya ihtiyaç vardır. Toplumun İslam’ı öğrenmeye dolaysıyla tebliğe ihtiyacı vardır. İslam’ı hayatında tatbik edebilmek için yardıma ve desteğe ihtiyacı vardır. İslam düşmanlarının zararlarından ve şeytanların şerlerinden kurtulması için yardıma ve desteğe ihtiyacı vardır. Onun için toplumun yozlaşmasına, İslam’dan ve İslami yaşantıdan uzaklaşmasına engel olmak için tüm güç ve imkânlarımızı seferber ederek çalışmalıyız.

Siyasi alandaki gelişmeler ve farklılaşmalar ile sosyal alandaki çalkantılar bizi ümitsizliğe ve gevşekliğe sevk etmemelidir. Aksine daha fazla gayrete getirmelidir. Daha çok çalışmamız ve daha çok mesai harcamamız gerektiğini hatırlatmalıdır.

Bu yolda elbette ki bazen engellerle, bazen zorluk ve sıkıntılarla, bazen bela ve musibetlerle, bazen başarısızlık ve mağlubiyet gibi görünen neticelerle karşılaştık. Bu durumlarla gelecekte de karşılaşacağız. Bugüne kadar bize yönelik tahrikler ve provokasyonlar yapıldı, oyun ve tuzaklar tertiplendi. Bundan sonra da yapılacaktır. Bu tür tahrik, provokasyon, oyun ve tuzaklara karşı uyanık olacağız ve bunları bozmaya çalışarak yolumuza devam edeceğiz inşaallah.

Biz işimize odaklanacak, işimize yoğunlaşacak ve üzerimize düşeni hakkıyla yapmaya çalışacağız. Bize düşenin çalışma olduğunu, neticenin ise Allah’a (cc) ait olduğunu unutmayacağız. Yaptığımız çalışmalardan zahiren bir netice almadığımızı görsek bile bu çalışmaların Allah’ın (cc) yanında boşa gitmediğine inanıyoruz. Bununla birlikte –Rabbimizin dilemesi halinde– dünyada da hayırlı neticeler elde edeceğimizi unutmayacağız.

Biz; İslam’ı öğrenmeye, yaşamaya, tebliğ etmeye ve kuvvet olmaya çalışarak üzerimize düşeni yapacağız. Yaşantımızı bu esas üzerine bina edeceğiz. Aile bireylerimizden başlamak üzere, komşu, akraba, tanıdık ve elimizin ulaşabileceği her kim varsa onlara elimizi uzatacağız. Onlara İslam’ı anlatacağız. İslam’ı hakkıyla öğrenmeleri ve yaşamaları için gayret sarf edeceğiz. Onları gayri İslami ve gayri ahlaki şeylere karşı uyaracağız ve bunlardan korumaya çalışacağız. Yanlarında ve yakınlarında bulunacağız, onlara sahip çıkacağız. Sorun ve sıkıntılarına derman olmaya çalışacağız. Bu konuda ısrarcı olacağız. Müspet netice alıncaya kadar bıkmadan buna devam edeceğiz. Ta ki insanlarımıza hidayet ve kurtuluş yolunu gösterelim, onların kurtuluşuna vesile olalım ve onları kötülerden ve kötülüklerden koruyabilelim. Böylece hep birlikte içinde bulunduğumuz bu gemiyi Allah’ın izniyle sahil–i selamete ulaştırabilelim.

Bu yolda karşılaşacaklarımıza sabredeceğiz ve daha çok kenetleneceğiz. Asla ümitsizliğe kapılmayacak, gevşemeyeceğiz. Kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Toplumun ıslahı, insanların İslami inanç ve yaşamla buluşması için tüm gayretlerimizi ortaya koyacağız. Bizi anlamayanlar çıksa da, bize karşı koysa da, uzattığımız eli tutmamakta diretse de biz yine sabır, kararlılık ve ümitle üzerine gidecek, peşini bırakmayacak ve ıslahına çalışacağız. Onun için iş çok, sorumluluk büyüktür.

Rabbim hak üzerinde gayretimizi fazlalaştırsın, hayırlı çalışmalarımıza bereket katsın.

Allah’a emanet olun.

Başyazı / İnzar Dergisi – Temmuz 2015 (130. Sayı)
 


 
08-07-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.