İran, Suriyeli Mültecileri Ülkeye Almak Zorunda

İnzar / Çeviri Makaleler
Türkiye’nin tatil kenti Bodrum’da cesedi kıyıya vuran üç yaşındaki Suriyeli Kürt çocuğu Alan Kurdi’nin* fotoğrafı, gelecek nesiller boyunca insanlığın gündeminde olacak. Alan, kardeşi Galip ve anneleri Rêhan, sorumlu olan tarafları saymakla bitmeyecek olan Suriye’deki küresel trajedinin en son kurbanlarından. Özgürlüğe kaçarken başarısızlığa uğrayan ailenin ölmüş bedenleri, defnedilmek için doğum yerleri olan Kobanê’ye götürüldü.
Türkiye’nin tatil kenti Bodrum’da cesedi kıyıya vuran üç yaşındaki Suriyeli Kürt çocuğu Alan Kurdi’nin* fotoğrafı, gelecek nesiller boyunca insanlığın gündeminde olacak. Alan, kardeşi Galip ve anneleri Rêhan, sorumlu olan tarafları saymakla bitmeyecek olan Suriye’deki küresel trajedinin en son kurbanlarından. Özgürlüğe kaçarken başarısızlığa uğrayan ailenin ölmüş bedenleri, defnedilmek için doğum yerleri olan Kobanê’ye götürüldü.

Bir rapora göre Suriye’deki iç savaş toplam nüfusu 22 milyon olan Suriyeli 4 milyon insanın (ülke içinde yurtlarından olanları saymazsak) ülke dışına göç etmesine neden olmuştur. Bölge dışındaki ulus devletler, mültecilerin ancak %2’sine yer verebileceklerini belirtiyorlar.

Eğer benim gibi ekrana mıhlanarak Macaristan sınırından Almanya’ya gitmeye çalışan bir kısım Suriyeliyi izliyorsanız, Suriyelilerin yaşadığı korkunç durumu tecrübe ediyorsunuzdur.

Krize yönelik tepkiler

Avrupa, II. Dünya savaşından sonraki en büyük mülteci sorunuyla karşı karşıya olduğunu ileri sürüyor. Soru şu; Suriye’ye çok yakın olan ülkeler bu krize yönelik ne yapıyorlar?

Dört milyondan fazla Suriyeliden neredeyse yarıya yakını Türkiye’de bulunuyor. Türkiye dışında Ürdün’deki Zaatari Kampında da on binlerce Suriyeli mülteci var. Yine Arap ve İslam dünyasının diğer yörelerinde, bilhassa Lübnan gibi ülkelere de yayılan binlerce Suriyeli mülteci var.

İslam ülkeleri içerisinde Suriye ile oldukça ilgili olan ama şimdiye kadar tek bir Suriyeli mülteci kabul etmeyen bir İran İslam Cumhuriyeti var. Nüfusu sadece 300.000 olan İzlanda onlarca Suriyeliyi kabul etti ama İran’a tek bir mülteci bile kabul edilmedi. Neden?

İran’ın Suriye iç savaşında geniş kapsamlı ve direkt bir nüfuzu var. İran rejimi, Suriye halkına karşı ne türden savaş suçu işlediğine bakmaksızın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı kararlı biçimde destekledi.

Tabii ki Suriye’deki faciadan dolaylı veya dolaysız olarak sorumlu olan birçok ülke var. Türkiye’den tutun Suudi Arabistan’a ve Körfez’deki müttefiklerine, Amerika’dan tutun diğer Avrupalı ve bölgesel müttefiklerine kadar birçok ülkenin sorumluluğu var ve kimse bundan muaf da değil.

Ama bu malum gerçeklerden öte belirli bazı ülkeleri de takındıkları tavırdan dolayı sorumlu görmek gerekiyor. Eğer İran Suriye rejiminin uyguladığı ve büyük bir insani felaket olan vahşete bu derece dolaysız biçimde destek oluyorsa, neden kendi payına düşen Suriyeli mültecileri barındırmıyor?

Siyasal hayalcilik gerçeği

İran, sınırlarında iltica etmek isteyen halklara karşı,-elinde güllerle, bilhassa misafirperver davranmış bir ülke değil. Afgan mültecileri, hem yönetici sınıf tarafından hem de İran toplumunun belirli bazı kesimlerince ırkçılığa maruz kaldılar.

İranlılar Avrupa’ya veya ABD’ye seyahat eder etmez İslamofobi veya ırkçılık işareti sayarak eleştiri yapmaktadırlar ama kendi davranışlarına karşı nadiren eleştirel olabilmektedirler.

İran’ın kanlı Esad rejimini koruması ancak Suriye’deki rolüyle ilgili herhangi bir sorumluluk üslenmemesi daha ciddi bir ikileme neden olmaktadır.

Arap ve İslam dünyasından gelen Suriyeliler ve diğer mülteciler sadece sosyal gerçekler, ekonomik zorluklar veya politik uzlaşmazlık gibi nedenlerle açıklanan siyasi hayallerle, bilhassa Avrupa ve Almanya’ya gitmektedirler. Bazen sağ görüşlülerin nevrotik haline bürünen Avrupa’ya göç etmektedirler, çünkü en yakınlarında bulunan Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’a baktıklarında kaçmakta oldukları kanlı sefaletten birinci derecede sorumlu oldukları ülkeleri görüyorlar.

Bugün Arap ve İslam dünyası, bilhassa başta büyük umutlar bağlanan Arap Baharı’nın kötü şekilde sonuçlanmasından sonra gittikçe kötüleşen ve takatten düşüren bir ahlaki kriz yaşamaktadır. IŞİD’in yaptıkları nedeniyle, ümit bağlanmış ideallerden bugün umut kesildi.

İran’ın yönetimindeki rejimin Esad rejiminin suçuna ortaklık etmesi ve sonuçlarını kabullenmede sorumluluk almaktan kaçınması insan hayatının pek bir anlam ifade etmediği ve tiranlığın sürdürülmesinin her şey anlamına geldiğini sembolize eden korkunç bir politik kültüre işaret etmektedir.

*Birçok kaynakta olduğu gibi, yukarıdaki makalede de adı yanlışlıkla ‘Aylan’ olarak yazılan çocuğun gerçek adı ‘Alan’ olmalıdır.

Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edildi.


Hamid Dabashi
 
29-10-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.