Irak/Suriye Denklemi… Bildiklerinizi Unutun!

Ali Özgür
Amerika’nın başını çektiği “Bombardıman Koalisyonu”, “IŞİD’le Mücadele” adı altında yeni bir serüvene kapı araladığında, “IŞİD’le Mücadelenin” bir süreç işi olduğu öne sürülerek bunun 15-20 yılı kapsayacağı açıklandığında, adeta herkes “Mesele IŞİD değil, sen hala anlamadın mı?” dercesine birbirinin suratına soğuk ifadelerle bakıvermişti.
Amerika’nın başını çektiği “Bombardıman Koalisyonu”, “IŞİD’le Mücadele” adı altında yeni bir serüvene kapı araladığında, “IŞİD’le Mücadelenin” bir süreç işi olduğu öne sürülerek bunun 15-20 yılı kapsayacağı açıklandığında, adeta herkes “Mesele IŞİD değil, sen hala anlamadın mı?” dercesine birbirinin suratına soğuk ifadelerle bakıvermişti.

15-20 yıl şeklinde ifade edilen süreç, elbette IŞİD’le karşılaştırıldığında geleceğe dair tüm teorileri hayli orantısız bir sonuçla karşı karşıya bırakıyordu. Peşinden de yerel ve bölgesel aktörlerin yüzünde, aldıkları pozisyona göre kimisinde sevinç, kimisinde hüzün, kimisinde de endişe beliriyordu.

Meselenin IŞİD olmadığı, uzun erimli bir bölgesel işlem içerdiği gerçeğinden hareketle bölgesel dizayna dayalı IŞİD ötesi bir süreç olduğu anlaşılıyordu. Elindeki yıkıcı askeri güç, heybesindeki devasa entrikacılık birçok kesimde geleceğe dönük başka seçeneklere ihtimal bile vermiyordu.

Derken Rusların yıkıcı askeri gücü bir anda tahminleri alt üst edercesine Suriye semalarında beliriveriyordu. Rusların özellikle Suriye üzerinde diplomatik etkinliği biliniyordu, hatta zaman zaman dile getirilen lojistik desteği de. Ama açıkçası Rusların bu denli oyuna müdahil olabileceğini çoğu kimse öngörmüyordu.

Rusların doğrudan müdahalesi, Amerika’nın en zor durumda bulunduğu ana denk gelmesi açısından önemliydi. Ahlâken tükenmiş, siyaseten bocalayan, operasyonel açıdan ikircikli davranan, partnerleri arasında itibar ve ittifak erozyonuna uğrayan bir Amerikan gerçekliği orta yerde duruyordu. Tüm stratejisini üzerine bina ettiği “IŞİD’le Mücadele” konusunda bile her kesimde şüpheler had safhaya çıkmış, bir bunalım tablosu oluşmuştu.

Amerikan açısından yaşanan bu bunalım tablosu, Ruslara müdahale kapısı açan en büyük fırsata dönüşüyordu. Üstelik Ruslar, sadece Suriye ile ilgilenmiyorlardı. Suriye rejimine etkin hava desteği, Irak’a benzer müdahale için işbirliği teklifi, hatta Lübnan’a hava sahasını koruma/savunma teklifleri gibi bir dizi “cazip tekliflerle” Ortadoğu’ya adım atıyordu.

Rusların farklılık gözetmeden rejim karşıtı tüm muhalif hedeflere bomba yağdırmaya başlaması, Suriye üzerinden politika yürüten tüm yerel/bölgesel aktörleri zor duruma düşürdü. Hepsinin mevcut politikalarını yürütülemez duruma getirdi. Rus müdahalesine kadar Suriye topraklarını adeta bomba sağanağına tutan Amerika bile çaresiz kaldı. Rus uçaklarının Amerikan uçaklarını Suriye hava sahasında taciz etmeye başlaması, Amerika’yı geri adım atmaya sevk etti. Bunun akabinde bir araya gelen taraflar, hava sahasında sıkıntı yaşanmaması için anlaşmaya vardıklarını duyurdular, ancak “anlaşmanın” içeriği her nedense gizli tutuldu. “Gizli tutulan” anlaşmadan sonra Suriye topraklarında Amerikan bombardımanları deyim yerindeyse bıçak gibi kesildi, ardından da Amerika, rotayı Irak’a çevirdi. Amerikalılar resmen Suriye’yi Ruslara terk edip Irak’a dönmek zorunda kalmışlardı.

Bu durum, Ruslar için başarının ilk adımı anlamına geldiği gibi, Amerika için de Ruslara boyun eğmenin ilk adımı olmuştu.

Evet… Amerika yine Irak’a ağırlık vermeye başlayacaktı ve yine en büyük gerekçesi IŞİD olacaktı. Hatta güven tazelemek adına “IŞİD’le mücadele” için somut bir plan dahi belirlemişti; Buna göre Peşmergeler, Irak ordusu ve Şii milisler eş zamanlı olarak kara saldırısına yönelecek, Amerika ise hava gücüyle destek yağdıracaktı. Böylece IŞİD, birden fazla cephede çatışmaya sürüklenecek ve güçten düşürülüp imha edilecekti!
Ancak Ruslar, Irak yönetimine sunduğu “İşbirliği” teklifinde hayli ciddiydi. Adeta şu mesajı veriyorlardı Irak hükümetine; “Bakın Amerika hep ikili oynuyor ve hepinizi oyalıyor, çatışmaları olabildiğince uzatmaya çalışıyor. Benimle işbirliği yaparsanız tüm imkânlarımı seferber eder, dostluk/müttefiklik ilişkisinin tüm gereklerini yerine getiririm!”

Rusların Irak’la işbirliği teklifleri açık uçluydu ve İran’la iş tutan Bağdat yönetimi için daha cazip, daha inandırıcı bulunuyordu. Bu durum, Suriye’den Irak’a dönen Amerika için ise derin bir endişe oluşturuyordu.

Geçen hafta göreve gelen Amerika’nın yeni Savunma Bakanı Jozeph Dunford, ayağının tozuyla Irak’ın yolunu tuttu. Ziyaretinin bel kemiğini ise “IŞİD’le mücadeleden” hareketle Irak hükümetinin yakın durduğu Ruslarla işbirliği teklifini bertaraf etmek oluşturuyordu. Görüşmeler, manevralar derken Dunford, Irak Başbakanı’nın Ruslarla işbirliği yapmayacağı konusunda söz verdiğini duyurdu. Ancak aradan kısa zaman geçtikten sonra Irak meclisinde alınan “Ruslarla işbirliği” kararı, herhalde Amerika’yı şoke etmeye yetmiştir.

Irak hükümetinin Rus teklifini kabul etmesi, Amerika ile işbirliği yapmaktan vazgeçip Rus bombardıman uçaklarını, tıpkı Suriye gibi Irak’a davet etmesi demekti. Rus uçaklarından dolayı Suriye alanını terk eden Amerika, bu kez Irak semalarında Rus uçaklarıyla karşılaşacak demekti. Hatta Amerika için daha da kötüsü, şimdilik KDP dışında Irak’ta beraber hareket edeceği herhangi bir müttefiğinin kalmayışıydı.

Bundan sonra ne olacak? Amerika, Suriye’den büyük oranda feragat ettiği gibi son on beş yılını siyasi/ekonomik/askeri yatırım yaparak geçirdiği Irak’tan da mı feragat edecek?

Elbette Amerika ne Suriye’den ne de Irak’tan vazgeçmeyecek. Buralardan vazgeçmesi, dış politikasının omurgasını oluşturan Ortadoğu politikasından vazgeçmesi demek olacaktır ki, Amerika asla bunu yapmaz, ortalığı Ruslara terk etmez.

Rus müdahalesi elbette süregelen Ortadoğu politikalarında büyük kırılmalara yol açtı, daha da açacak. Şunu artık ezberledik; her yeni kırılma, beraberinde yeni planlar, yeni ittifaklar, yeni mücadele tekniklerini getirmektedir. İran, Irak, Suriye ve hatta Lübnan hattında yönetimler Ruslarla hareket edecek. Bu hat zaten İran’ın etkisindeydi, sadece Irak’ta yönetim ABD ile İran arasında vaziyeti kurtarma şeklinde bir yol tutturmuştu. Ruslarla işbirliği, Irak yönetimini Amerika’dan Rus safına belirgin bir şekilde itecektir.

Söz konusu hatta mevcut yönetimleri Rus etki alanına kaptıran Amerika için yegâne yol, savaştığı/terörist ilan ettiği gruplar da dâhil, sahadaki tüm muhalif gruplarla yeni bir koordinasyon içerisine girmesi olacaktır.

Yaşanacak durum büyük oranda SSCB’nin Afganistan işgalini ve Amerika’nın işgale karşı yürüttüğü politikayı akıllara getirmektedir. Bundan sonra Amerika, herhalde tüm politikasını Rusları sahada başarısızlığa itme üzerine kuracaktır. Ruslar şu anda Amerika’nın terörist görmediği gruplar da dâhil tüm muhaliflere bomba yağdırmakta, muhalifler ise hava bombardımanına karşı büyük oranda çaresiz ve orantılı askeri desteğe muhtaç durumdadırlar.

Afganistan işgalini, SSCB’nin yıkıcı hava bombardımanını ve Amerika’nın SSCB’yi başarısızlığa mahkûm etmek için yürüttüğü askeri politikayı hatırlayın. SSCB’nin yıkıcı askeri gücüne ve hava bombardımanına karşı çaresiz kalan dönemin Afgan direniş grupları, belli bir süre sonra uçaklara karşı Amerika’nın gönderdiği güdümlü füzeler, özellikle de Stinger füzeleri ile Afganistan’ı adeta Rus cehennemine çevirmişlerdi.

Şu anda Suriye sahasında Rus bombardımanına maruz kalan muhalifler büyük oranda çaresiz durumdalar. Kimi muhalif sözcüler, ellerindeki imkânlarla Rus uçaklarının üstesinden gelmelerinin mümkün olmadığını belirterek açıkça Rus uçaklarına karşı etkili olacak silahlara ihtiyaç duyduklarını söylemektedirler. Hatta silah tedarik merkezlerine bu ihtiyaçlarını iletmekte, etkili silahların temini için siyasi kanallar üzerinden girişimler yürütmektedirler.

Manzara buyken sizce Amerika, cephe hatlarını bu denli elinden alan Ruslara karşı ne tür politikalar devreye sokar? Irak yönetimiyle “işbirliği” yapamayacak, Suriye rejimi ile de yapamayacak. O halde Amerika’nın işbirliği yapacağı kimler kalıyor? Aklıma ilk gelen, IŞİD de dâhil, Amerika’nın sahadaki muhalif grupları, Rusların gücünü kıracak şekilde yeniden modern silahlarla donatmasıdır.

Elbette küresel güçlerin fiili mücadeleleri sadece “saha” ile sınırlı kalmamaktadır. Sahada kapışırlarken birbirlerinin “arka bahçelerini” karıştırmaları da kadim bir gelenektir. Bu durumda “arka bahçesi” en çok sorunlu olan Rusya’dır.

Yakın veya orta vadede Rus topraklarında karıştırılmaya müsait alanlarda/cumhuriyetlerde hareketlilikler baş gösterirse şaşmayın.

Kısacası Irak’ta, Suriye’de, buna bağlı olarak Ortadoğu’nun genelinde şu ana kadar bildiklerinizi, ezberlerinizi unutun. Kartlar yeniden karılacak, yeni ittifaklar, yeni cepheleşmeler, yeni düşmanlıklar yeniden tanımlanacak ve yürürlüğe konulacaktır.
Bunun sonucunda hangi güç üstünlük sağlasa da, cephe durumuna düşen topraklar yine yanacak, yine insanlar ölecek, yine göçler yaşanacak, yine mazlumların feryatları yükselmeye devam edecektir.

Amerikalı Kovboy’un huzur getirmediği/getirmek istemediği topraklara Rus ayısı da getirmez, getirmeyecek.

Ali Özgür / İNZAR Dergisi – Kasım 2015 (134. Sayı)
 
25-11-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.