İngiltere`nin İhvan Yanılgısı

İnzar / Çeviri Makaleler
İngiltere Başbakanı David Cameron Nisan 2014`te kendisinin görevlendirdiği bir komisyonun Müslüman Kardeşlerle ilgili olarak hazırlattığı bir incelemenin özetlenmiş sonucunu parlamentoya sundu. Bu incelemeyi hazırlayan komitenin başında İngiltere`nin Suudi Arabistan eski büyükelçisi Sir John Jenkins, birkaç diplomat, güvenlik ve istihbarat yetkilileri vardı.
İngiltere Başbakanı David Cameron Nisan 2014`te kendisinin görevlendirdiği bir komisyonun Müslüman Kardeşlerle ilgili olarak hazırlattığı bir incelemenin özetlenmiş sonucunu parlamentoya sundu. Bu incelemeyi hazırlayan komitenin başında İngiltere`nin Suudi Arabistan eski büyükelçisi Sir John Jenkins, birkaç diplomat, güvenlik ve istihbarat yetkilileri vardı.

Komitenin bu incelemeyi birkaç aydır bitirdiğine inanılıyor. Ancak İngiliz hükümetinin içinden ve İngiltere ile müttefik olan Arap hükümetlerinden yükselen baskılar raporun yayımının sürekli ertelenmesine ve ancak geçen Salı günü yayımlanabilmesine neden oldu.

Başından beri raporla ilgili gelişmeleri haberleştiren İngiliz gazetesi The Guardian, yayımlanan raporun sonucunun rapordan beklentileri karşılamadığını ve daha zorlu bir sonuçla karşılaşıldığını yazdı. Raporun üzerinde çalıştığı konu ve ortaya çıkardığı sonuç göz önünde tutulduğunda bu raporun arka planında bulunan önemli hususların dile getirilmesi elzem görünmektedir.

Öncelikle şunu dile getirmek gerekiyor ki Müslüman Kardeşler hakkında kanıtlanmış bilgi sunan önemli medya raporları var ve bu raporlar Cameron`u Müslüman Kardeşler hakkında rapor hazırlatmaya iten ve İngiliz yetkililerden rol çalmaya çalışan iki Körfez ülkesi; BAE ve Suudi Arabistan`ın, incelemelerinden daha az önemsiz değil. Bir başka tabirle, böylesi esrarengiz bir politik egzersizin aslında İngilizlerin teyidine ihtiyacı yoktu.

Bir iki Arap ülkesinin Müslüman Kardeşlere yönelik olarak sürdürdükleri savaştan farklı olarak aslında hiçbir Batı ülkesi Müslüman Kardeşleri terörizmle veya terörizme yardım etmekle suçlamadı. Bu, gizli saklı olmayan açık bir İslami eğilime sahip bir grup ve on yıllardır İslam dünyasında aktif olan bir hareket. İhvan, İslam dünyasındaki diğer tüm siyasi gruplar gibi düşüncelerinde ve siyasi öngörülerinde sürekli gelişim içerisinde olan bir harekettir.

O halde İngiltere veya bir başka Batı ülkesi neden geniş kapsamlı bir komisyon kurup böylesi bir çalışma yapmaya yönelerek aylarca süren bir incelemeyle İhvan hakkında bir araştırma yapma gereği hissediyor ki? Mesela; İngiltere neden bir komisyon kurarak kökenleri Hint alt kıtasından gelen Britanyalı Müslümanların çoğunluğunu oluşturan Pakistan`daki Cemaat-i İslami`yi araştırmıyor?

Ya da Britanyalı Hintlilerde takipçileri olan, ırkçı ve şiddet yanlısı olmakla bilinen Hindu Bahartia Janata Partisi hakkında neden rapor hazırlamıyor? Ve madem İngiltere hükümeti dünyadaki siyasi hareketleri incelemeye tabi tuttuysa neden bir komite oluşturarak Britanya ve Avrupa`daki Nazilerin entelektüel ve politik arka planlarını araştırmıyor?

Gerçek şu ki İhvan Hareketi hakkında Orta Doğu Çalışmaları ve İslam`ın modern tarihi alanlarında uzmanlaşmış akademisyenlerce yayımlanmış sayısız çalışma var. Bu çalışmalarda Müslüman Kardeşlerin Mısır içinde veya dışındaki çeşitli düşünüşleri, tarihi, siyasi görüşleri ve çelişkileri birçok açıdan çalışılmıştır. Yine İslami bir siyasal güç olan Müslüman Kardeşlerin, Mısır ve bir dizi Arap ülkesinde ana akım Britanyalı diplomatların ve istihbarat çevrelerinin ilgi duydukları yapıların odak noktası olduğu da biliniyor.

Özetlemek gerekirse, İngiliz hükümetinin böyle bir çalışmaya ihtiyacı yoktu. Bu araştırmayı yapmaya iten ana etken Cameron hükümetine şantaj yapan yabancı ekonomiler ve İhvan’ın İngiltere`de yasaklanmasını isteyen Arap Körfezindeki ülkelerin baskılarıdır. İhvanın yasaklanması emrini veremeyeceğini gören Cameron baskılardan kaçmak için böyle bir araştırmanın yapılması emrini vererek bir nevi Arap müttefiklerinden gelen baskıları da hafifleterek onları da rahatlattı.

Çelişkili Sonuçlar

Yaklaşım başından beri saklandığı için ortaya çıkan sonucun aşırı derecede çelişkili olması da sürpriz değil. Sonuç bölümünü komisyona sunan Cameron bu projenin amacının Müslüman Kardeşleri daha iyi anlamak olduğunu ileri sürdü. Ama Cameron`un kamuoyuna açıkladığı ve İngiltere`nin de dayandığı politikadan da açıkça anlaşıldığı gibi, rapor, önemli Batı ülkelerinin Müslümanların dünyasıyla kurduğu ilişkide açığa çıkan devasa bulaşıcı yanlış anlama dışında başka bir şey sunmamaktadır.

Anlaşılan, bu raporu hazırlayanlar sonuç bölümünde tarafsız ve güvenilir olduklarını gösterme amacıyla sosyal bilimler dilini kullanmaya gayret etmişler. Ama Orta Doğu çalışmaları yapan herhangi bir çaylağın bile anlayacağı şekilde raporun Seyid Kutub`un meşruiyeti ve İhvan veya şiddet uygulayan gruplar hakkındaki okumaları tamamen hatalıdır.

Seyyid Kutub ile ilgili tartışmalara bakmaksızın şunu söylemek gerekir ki Müslüman Kardeşler daha 1970’li yıllarda Kutub`un radikal yorumları ve düşünüşüyle ve Sünni entelektüel mirasın ana akımıyla çatışan çıkarımlarıyla ilgili cevabını formüle etme aşamasındaydı.

İhvan, bu iddiaları reddeden ilk grup idi. Ancak açıktır ki ne Cameron ne de şanlı komitesi Hasan el Hudeybi`nin Yargıçlar Değil Vaizler adlı kitabını, bu kitap hakkında İngiliz üniversitelerinde yazılan sayısız çalışmayı veya kitabın hangi bağlamda yazıldığını bilmiyorlar.

Bizi hayrette bırakan başka bir husus da raporu hazırlayanların İhvan hareketine bağlı olmanın aşırıcılık yanlısı olarak görülebileceği belirlemesidir. Gerçek şu ki 1990’lı yıllarda Cezayir`de demokrasiye geçiş aşamasının başarısızlıkla neticelenmesinden sonra Müslüman Hareketler grubunu terk ederek Cezayir`de silahlı mücadele yürüten gruplara katılan İhvan mensupları vardı.

Eğer el Kaide veya IŞİD "aşırılık" yanlısı gruplar olmanın göstergesiyse, bu iki gruptan herhangi birinin Müslüman Kardeşlerle bağlantılı olan, İslam dünyasında veya dışarıdan bu gruplara katılan az sayıda örneği de olabilir. Ancak bu iddia sakıngan bir dil ile ileri sürülmediğinde oldukça saçma gözükmektedir.  

Raporu hazırlayanların mantığına dayanarak IŞİD veya diğer gruplara katılan çok sayıda Avrupa ülkesi vatandaşından dolayı Avrupa tarzı yaşamın muhtemel bir aşırılık yanlılığının göstergesi olduğunu söylemek de mümkün olmaz mı? Ama odada bulunan fili tarif ederken mantık hatası yapan rapor hazırlayıcılarının "aşırılık yanlılığı ihtimali" tabirlerini kullanan raporda Anglo-Amerikalıların Irak`a yönelik olarak başlattıkları savaş, Arap ve İslam ülkelerindeki despot yönetimler ve bu raporu hazırlaması için Britanya hükümetine baskı yapan rejimlerden bahsedilmemiş olması da büyük bir utançtır.

Cihatçı Selefilik ve onun rahminde doğan tüm şiddet yanlısı örgütlenmeler Cezayir`deki darbecilerin, Mısır`ın Hüsnü Mübarek rejiminin, Suriye`nin Beşar Esed rejiminin, Irak`ın Nuri el Maliki rejiminin ve demokrasiye karşı darbe yaparak halkın taleplerine cuntayla yanıt veren Mısır`ın ve İngiltere`nin yakın ilişkiler geliştirdiği ülkelerin neden olup ürettiği yapılardır.

İngiltere Başbakanı Cameron tarafından kamuoyuna açıklanan rapor beklendiği gibi Müslüman Kardeşlerin Hamas dışında silahlı hiçbir yapısının bulunmadığını teyit etmektedir. Ancak raporu hazırlayanların bu konuda dahi hususları bağlamından kopardıkları görülüyor.

Filistin`de, Filistin halkının silahlı olan işgale ve diğer türlü işgallere karşı kendisini içinde bulduğu milli bir direniş hareketi var. Bu mücadele yaklaşık olarak yüzyıldır devam ediyor. Hamas, silahlı mücadeleyi yöntem olarak seçen ilk hareket değildi ve bugün de silahlı mücadele yürüten yegâne Filistinli grup değil. Uzun soluklu varoluş mücadelelerinde Filistinli tüm eğilimler, ulusalcılar, vatanseverler, Marksistler ve Hamas gibi İslamcılar da silahlı yapılardı.

Kollarından biri yabancı işgaline ve yasadışı yerleşim yerleri projeleri kuran bir işgalciye karşı sürdürdüğü mücadelesinde silaha başvuruyor diye Müslüman Kardeşler hareketi hakkında şüphe uyandırmak, Hindistan`ı işgal eden İngilizlere karşı Hindistan Kongre Partisini veya Güney Afrika`daki Apartheid rejimine karşı mücadele eden Afrika Ulusal Kongresi hakkında şüphe uyandırmaya benzer.

Hamas örneğinde odaklanılması gereken husus hareketin arka planında var olan ulusal kurtuluşçu boyutudur, İhvan arka planı değil. Raporu hazırlayanlar kendilerine şöyle sormalılar: Acaba onca Müslüman Kardeşler kolu içerisinde sadece Filistin İhvanını silahlı mücadeleyi yöntem olarak seçmeye zorlayan sebepler nelerdi?

İngiliz Başbakanı Müslüman Kardeşleri yasaklamayacaklarını ilan ettiğinde iyi yaptı. Onu bu yola sokan Arapları böyle bir karar aldığına ikna etmek için ne yaptığı pek belli değil. Ancak İngiltere hükümetinin Müslüman Kardeşler üzerindeki kontrolü sıkılaştıracağını ve Britanya içinde ve dışında faaliyetlerini gözleyeceklerini ifade etmesi en azından söylediklerinin pek anlaşılmaz olduğunu açıklar niteliktedir.

Britanya hükümeti nasıl olur da demokratik ve özgürlükçü yöntemlerle geçişin öncülüğünü yapan ve çok geniş bir coğrafyada nüfuzu bulunan, Arap ve İslam dünyasında milyonlarca Müslüman tarafından sempatiyle bakılan bir İslami grup üzerinde sıkı tedbirler uygulayacağını vaat edebilir? Britanya hükümeti Müslümanların hayatlarını ve düşünüş üsluplarını belirleyen bir yediemin mi oldu?

Basheer Nafi

Süleyman Kaylı  tarafından İnzar Dergisi için tercüme edildi.
 
31-01-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.