İffet ve namus bazen dinden önceliklidir

Mehmet Göktaş
İşin fıkhî boyutuna girmek istemiyorum ve zaten fıkıh da yukarıdaki ayet-i celilelerin çerçevesi dâhilinde işin detaylarını ortaya koymaktadır. Tarihin bütün dönemlerinde Müslüman toplumların namus ve iffet hassasiyetleri bütün canlılığıyla sürmüştür, Hatta dinlerinin zayıfladığı dönemlerde dahi.
Dergimizin bu sayısında mevsim itibariyle bu konuyu dile getirmeyi daha uygun görüyorum.
 
Siz şu ayet-i celileler üzerinde hiç dikkatlice düşündünüz mü? 
 
"Zina eden erkek, zina eden kadından veya bir müşrik kadından başkasını nikâhlamaz. Zina eden kadın, onu da zina eden bir erkekten veya müşrik bir erkekten başkası nikâhlamaz. Müminlere ise bu haram kılındı." (Nûr 3)
 
İşin fıkhî boyutuna girmek istemiyorum ve zaten fıkıh da yukarıdaki ayet-i celilelerin çerçevesi dâhilinde işin detaylarını ortaya koymaktadır. 
 
Tarihin bütün dönemlerinde Müslüman toplumların namus ve iffet hassasiyetleri bütün canlılığıyla sürmüştür, Hatta dinlerinin zayıfladığı dönemlerde dahi. Müslüman bir erkek zinakâr bir kadınla evlenemez ve evlenmemiştir de. Hatta zinakârlığa tövbe etmiş olsa bile böyle bir kadınla Müslüman bir erkeğin evlendiği kolay kolay görülmemiştir. Çünkü namus ve iffet lekelendiği zaman toplum gözünde artık eski haline dönmesi imkânsızdır. 
 
Bunun aksine, Müslüman insanımız, daha önceleri kâfir iken, müşrik iken veya bugünkü sapık ideolojilerden birisinin mensubu iken Müslüman olmuş bir bayanla evlenmekte hiçbir sakınca görmez. Evet, Müslüman bir erkek iffetsiz ve hayâsız bir kadınla evlenemez ve evlenmemiştir, velev ki o kadın Müslüman bile olsa. Fakat Müslüman bir erkek Hıristiyan bir kadınla evlenebilir, Yahudi bir kadınla evlenebilir, yeter ki bu kadınlar namuslu ve iffetli olsun, nikâh dışı dost edinmemiş, metres hayatı yaşamamış olsun. (Bkz. 5/ 5) 
 
Gerçi Müslüman bir kadının zinakâr bir erkeğe aynı tavrı gösterdiği söylenemez, fakat bu, yani zinakâr erkeğe kadına gösterilen tavrın gösterilmemesi İslam`dan kaynaklanan bir tolerans olmayıp ataerkil yapılardan miras kalan bir sapıklıktır. İslam`ın bu konudaki tavrı çok nettir. "Kötü kadınlar kötü erkekler içindir, kötü erkekler kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler içindir, iyi erkekler iyi kadınlar içindir..." (Nûr 26) 
 
Dinde ruhsat var, iffet ve namusta ruhsat yoktur. 
 
Bir Müslüman, dinini yaşarken ruhsat ve azimet diye iki çizgi arasındadır. Azimet, dini hayata geçirmede en ideal çizgiyken, ruhsat bir Müslümana tanınan en son tolerans çizgisidir. 
 
Şeriatın geçerli saydığı zaruretlerden dolayı Müslüman bazen bu çizgiye kadar gerileyebilir. Fakat namus ve iffetin ruhsat çizgisi yoktur 
 
Yine bilindiği üzere, ikrah-ı mülci, yani bir insanın hayatının veya uzuvlarından birisinin yok olma tehlikesi karşısında kalbi iman ile dolu olmak şartıyla diliyle küfür telaffuz edebilir. Fakat böyle bir durumda iffetinden ve namusundan taviz veremez, kalbini temiz tutmak şartıyla zinaya müsaade diye bir şey yoktur. 
 
Şeytan ve onun dostlarının hedefi, insanımızın iffetidir, namusudur. 
 
Bugün yeryüzünün büyük bir bölümünde hükümranlığını sürdüren İblis ve onun dostlarının en temel ilkesinin fuhşiyatı emrediyor olmaları ehl-i Kur`an`ın malumudur. 
 
Hiç kimse bugün Müslümanların karşı karşıya olduğu problemi sadece başörtüsüne indirgeyemez. Hedef, kadınımızın hayâsıdır, hedef insanımızın iffeti ve namusudur. Çünkü İblis ve onun dostları, Müslümanın iffetinden, namusundan ve hayâsından rahatsızlık duyduğu gibi daha hiç bir şeyden rahatsızlık duymaz. Küfür rejimlerinin hayâ düşmanlığının, sadece başörtülerin çıkarılmasıyla son bulacağını zannedenler büyük bir yanılgı içerisindedirler. 
 
Peki, Müslümanların bu konudaki duyarlılıkları yeterli midir? Dinin en büyük şiarlarından olan, en büyük sütunlarından olan ve yukarıda da görüldüğü üzere yerine göre Din` den bile öncelikli olan namus ve iffet hususunda Müslümanlar kendilerinden Allah Azze ve Celle`nin beklediği tavrı sergiliyorlar mı? Bir Müslüman iffet ve namusu için kıpırdamayacak da başka ne için kıpırdayacak söyler misiniz? Namus ve iffet mevzilerinde direnmeyip o mevzii terk edenler başka hangi mevzilerde tutunabilecekler söyler misin? Namusları adına, iffetleri adına duyarlılıkları tükenen bir toplumun kendisi de bitmiştir, tükenmiştir ve Allah Teâla ile olan, vahiy ile olan bütün ilişkileri kesilmiştir.
 
Mehmet Göktaş | İnzar Dergisi | Temmuz 2017 | 154. Sayı
 
14-07-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.