Hikmet Kâseleri - 8

Abdulhakim Sonkaya

Kur’an-ı Kerim’in kendi içinde zikrettiği bazı isimleri şunlardır...
ESMA-İ KUR’AN

Kur’an-ı Kerim’in kendi içinde zikrettiği bazı isimleri şunlardır:

KUR’AN

Allah’ın kitabının en malum ismi Kur’an’dır. “Bu, kerim bir Kur’an’dır”(Vakıa:77) buyrulur. Kur’an akrandan türemiştir. Yani Kur’an insanın akranıdır. Onun yaşıtı ve ikizidir. Eşidir. Buna göre Kur’an olmadan insan yetim ve yalnızdır. Garip ve ünsiyetizdir. Çünkü yaşı ne olursa olsun tek başına olan kimseye yetim denir. Örneğin kadın evleninceye, erkek eşini buluncaya dek yetimdir. Bu nedenle Allah (cc) “seni yetim buldu da barındırmadı mı?” buyurur. Burada Peygamberi yetimlikten kurtaran onun akranı olan Kur’an’dır. Peygamber (sav) vahiy gelmeden kırk yaşındayken de yetimdi. Çünkü akranını bulamıyordu. Bunun gibi her insan Kur’an olmadan yetimdir. Yaşı başı ne olursa olsun yetimdir. Yetimlikten kurtulması için mutlaka akranını bulması gerekir.

“Kur’an yanınızda olanın onaylayıcısıdır.”
(Bakara:41) Buyrulur. Buna göre Kur’an insanın maiyetidir. İnsan onunla maiyet sahibi olur. Aksi takdirde insan yalnız ve yetimdir.

Kur’an’ın bir anlamı da derleyip toplamaktır. İnsan Kur’an olmadan kendini derleyip toplayamaz. “Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir”(Kıyame:17) buyrulur. Bu şekilde insan Kur’an ile kendini toplar ve derler. Seyrini ve konumunu görür.

KİTAP

Kur’an’ın bir ismi de kitaptır. “İşte o kitap, bunda şüphe yok, muttakiler için hidayettir.”(Bakara:2) buyrulur. Kitap, yazılı olan ilke ve yasa demektir. Kölenin azat olması için efendisiyle yaptığı sözleşmeye de “kitap” adı verilir. Bunun gibi Allah(cc) kitabını bize göndererek biz kullarına özgürlüğün ve aşkın yolunu göstermiştir. İnsan, Allah’ın kitabına tabi oldukça özgürleşir, aşkı ve hazzı yakalar.

 Hayvanın hayâlarına bağlanan ve edepli, sadık ve de asil olmasını sağlayan demir parçasına da “kitap” denilmiştir. Bunun gibi kutsal kitabımız bize aşkı, edebi, hayâyı ve sadakati öğretiyor. Soysuzluktan ve sapkınlıktan bizi koruyor.

Kitabın bir manası da askeri tugaydır. Toplu insan ve teçhizattır. Bunun gibi kim kitaba bağlanır, onu içine alır kendisi de onun içinde olursa kitap ona güç ve iktidar bahşeder.

KELAM VE KELİME

Kur’an’ın diğer iki ismi kelam ve kelimedir. Kesin, yalın ve çok manalı ifadeye kelime dendiği gibi en karmaşık, en mükemmel sisteme ise kelam denir. “En yüce kelime Allah’ın kelimesidir” (Tevbe:40) “…taki Allah’ın kelamını işitinceye dek…”(Tevbe:6) buyrulur. Kelam müzekker, Kelime ise müennestir. Kelime; yalın, sade, tekil ve bütüncül olandır. Çok yorulmak istemeyen sadece bir tek kelime bilip saadete ve mutluluğa erişmek isteyen kimse, Allah’ın bir tek kelimesiyle kolaylıkla ve kesin olarak bunu elde edebilir. Allah’ın, müennes kelimesi aşkı ifade eder. Kelamı ise ilim ve hikmettir. Hükümdür. Bunların ince ve latif sırlarıdır. İnsan Kur’an ile kelimesini-kelamını bulur ve bilir. Kur’an olmadan insan kelimesiz ve kelamsızdır. Ne konuşacağını bilmez. Bu nedenle Allah (cc), “onlar dilsizdir” buyurur.

Kelam, kelemden türemedir. Kelem de yara demektir. Demek ki Kur’an’dan başka her kelime, her kelam kelemdir. İnsanın gönlünü yaralar. “Onlar sizleri keskin dilleriyle haşlarlar”(Ahzab:19) buyrulur. Çünkü onların kelamı ve kelimesi kelemdir.

Kur’an’ın anlamını bilmese dahi onu okuyan kimsenin dili terbiye olur. Kimseyi haşlamadan ve yaralamadan konuşur.  Manasını bilenin de dili açılır.

NAR VE NUR

Kur’an’ın diğer iki ismi Nar ve Nurdur “O, kalplerin içine işleyecek, Allah`ın tutuşturulmuş bir ateşidir”(Hümeze:6-7) ve “size apaçık bir nur indirdik” (Nisa:174) ayetleri bunu ifade ediyor.

Nar ve nur aynı köktendir. Nar, ateş Nur ise ışıktır. Kur’an hem Nar hem de Nur’dur. Çünkü okuyana nur olarak ilimdir, hikmettir. Ama aynı zamanda nar olarak ateş olarak haz ve duygudur. Aşktır. Sıcak ve serin duygulardır.

Kur’an okuyan kimse manasını bilmediğinde narından etkilenir. Aşk ve iştiyak sahibi olur. Hayatında haz ve lezzet alır. İçindeki soğuk ürpertiden kurtulmuş olur. Manasını bilmese dahi iman ve muhabbetle Kur’an’ı okuyan her insan bu haz ve lezzete ulaşır. Kur’an okumayan kimsenin içi soğuktur. Tatminsizdir ve ürpertici bir ruh hali içindedir.

İlginçtir, ateş-nar müennes-dişil, Nur ise eril-müzekkerdir. Buna göre ateşte nur zayıftır. Nurda ise hararet yoktur. Onun için Nar ile Nur birbiriyle dengelenmelidir. Ateş olmazsa hayat buz keser. Nur olmazsa âlem karanlığa gömülür. Kur’an okuyan erkek ve kadın onun nuruyla birbirlerinin cemalini görür. Onun narıyla da birbirlerine âşık olur.

HİDAYET

Kur’an’ın bir ismi de hidayettir. “bu rahmet ve hidayettir”(Lokman:3) buyrulur. Hidayet sükûnet ve huzurdur. Hediyedir. Sonsuz hazineleriyle Kur’an her okuyana, her tilavet edene bir hediye verir. Ona huzur ve mutluluk bahşeder.

RAHMET

Kur’an’ın bir ismi de rahmettir. “bu rahmet ve hidayettir” (Lokman:3) buyrulur. Rahmet ve Rahim aynı köktendir. Kur’an olmadan insan merhametsiz ve rahimsizdir. Bir şeyin hamili ve hamisi değildir. İçi katılaşmış ve büzülmüş durumdadır. Hayırsız ve semeresizdir.

FURKAN

Kur’an’ın bir ismi de Furkan’dır. “kuluna, Furkan’ı indirdi.”(Furkan:1) buyrulur. Kur’an ile Furkan mana itibariyle birbirinin zıddıdır. Fıtratın en acayip yönlerinden birisi de insanın aynı anda ve şiddetle hem aşkı hem de özgürlüğü talep etmesidir. Aşk ve özgürlük insan için vazgeçilmez iki taleptir. Oysa aşk ve özgürlük birbirlerinin zıddıdır. Çünkü aşkta caziplik yani çekim gücü, özgürlükte ise bu çekim alanından kendini kurtarma gayreti vardır. Böylece ilginç bir şekilde insan aşka ulaştığında özgürlüğü; özgürlüğe ulaşınca da bu sefer aşkı talep eder. Bu nedenle Allah’ın(cc) Kitabının bir ismi Kur’an, bir ismi de Furkan’dır. Kur’an; birleştiren, cem eden anlamındadır(Kıyame:17) Furkan ise ayıran, fark koyandır.

Kur’an aşk, Furkan özgürlüktür. Kadın ve erkek birbirinden farklı iken aynı zamanda bir oldukları için birbirlerini çeker. Kur’an’ı-Furkan’ı okumayan kimse hem aşkını hem de özgürlüğünü yitirmiştir.

ŞİFA

Kur’an’ın bir ismi de şifadır. Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi(Yunus:57) şifa ilaçtır. Hasta kimsenin şifa bulması, hastalığından kurtularak sıhhat ve afiyet bulmasıdır. Kur’an en doğru ve sahih olanı verdiği için insan onunla sıhhat ve afiyet bulur. Şifa bulur.

Bunun yanında şifa, bir şeyin ucu ve kenarı demektir. İnsan Kur’an olmadan hep kenarda ve uçta yer yol alır. Her an düşme korkusu yaşar. Uçta olmanın öfkesini, kenarda olmanın stresini içinde taşır. “…siz, bir ateş çukurunun tam kenarında-şifasında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. …”(Ali İmran:103) buyrulur. İşte bunun gibi Kur’an’dan mahrum kimse hep kenarda kalır. Ortayı bulamaz. Takdir ve itibar sorunu yaşar.

MEV’İZA-VAAZ

 Kur’an’ın bir ismi de mev’izadır. Ey insanlar! Size Rabbinizden bir mev’iza-öğüt geldi(Yunus:57) buyrulur. Duruma göre Olumlu veya olumsuz akıbeti haber veren nasihat ve öğüte vaaz denir. İnsan Kur’an ile akıbetini görür. Buna göre rahat eder. Geleceğin korkusundan, geçmişin hüznünden emin olur.

Mev’iza müennestir. Kur’an vaaz değil vaizedir. Çünkü vaaz rahmet ve şefkatle verilmelidir. Bu da vaize vasfına daha uygundur. Kur’an bir anne gibi vaizedir. Tıpkı bir anne gibi nasihatini rahmetle, şefkatle ve muhabbetle söyler. Kadın Kur’an’la vaizedir.

ZİKİR

Kur’an’ın bir ismi de zikirdir. “bu indirdiğimiz mübarek bir zikirdir”(Enbiya:50) ve “Hiç şüphe yok ki, zikri biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız”(Hicr:9) buyrulur. Ayette özellikle Kur’an’ın zikir ismi yer alıyor. Zikir de hem anmak hem de hatırlamak manasındadır. Onur ve şeref demektir.

Kur’an zikirdir. Zikir de şeref ve güç manasındadır. Bu nedenle erkek müzekkerdir. Erkek Kur’an ile erilliğini kazanır. Zikir sahibi olur. Güç ve cazibe sahibi olur. Kadın da Kur’an’a dâhil olduğunda zikrini bulur. Aşkını yakalar. Adeta Kur’an’la evlenmiş olur. Kur’an onun zikri olur.
 
KERİM

Kur’an’ın bir simi de Kerim’dir. “Bu kerim bir kurandır”(Vakıa:77) buyrulur. Kerim aynı zamanda Allah’ın güzel isimlerindendir. Cömertlik, kerem ve ikram manasındadır. Kerim kınamanın zıddıdır. Kur’an kerimdir. Kendisine başvurana her türlü ikramda bulunur. Bir de onu kınanmaktan kurtarır. İnsanı kınayıp duran kınayıcı nefis, ancak Kur’an’la mutmain bir nefis olur.

ÂLİ

Kur’an’ın bir ismi de âlidir. “Bu ana kitapta Âli ve hekimdir(Zuhruf:4)” buyrulur. Bu da yücelik ve üstünlük manasındadır. Kur’an her zaman yücedir. Üstündür ve üsttedir. Aşk alttakine değil âli olana yönelir. Bu nedenle herkes Kur’an’a âşıktır. Ona hayrandır. Kim Kur’an’ı okursa ona âşık olur. Onunla da halkın içinde de maşuk-sevilen olur. 

AZİZ

Kur’an’ın bir ismi de Aziz’dir. “Bu aziz bir kitaptır”(Fussilet:15) buyrulur. Aziz aynı zamanda Allah’ın güzel ismidir. Zilletin zıddıdır. Aziz aynı zamanda sürmeli göz demektir. Kur’an sürmeli gözdür. Her ayetinin, her hükmünün etrafı sürmelidir, hem sınırları belli hem de güzeldir. Bu sınırlar özgürlüğü kısıtlamaz bilakis güzelliği ortaya çıkarır. Onların hakikatini gören onlara hayran kalır.

Azizin taziye ile de bağlantısı vardır. Kur’an insana aziz bir şekilde sabretmesini sağlar. Kur’an insanı sürmeli göz yapar. Hem aziz kılar hem de güzelleştirir. Onu aynı anda aşkın ve özgürlüğün objesi yapar. 

HEKİM

Kur’an’ın bir ismi de Hekim’dir. “Yasin-Hekim Kur’an’a andolsun…” (Yasin:1-2) buyrulur. Hekim aynı zamanda Allah’ın güzel ismidir. Hekim her şeyi yerli yerinde ve sırayla yapan demektir. Hikmet, tertibe ve mertebeye göre iş yapmak, icraatta bulunmaktır. Kur’an, Yasin’i yani insanı bulunduğu mertebeye göre insan yapar. Ona hak ettiği rütbeyi verir. Layık olduğu mertebeye ulaştırır. Ona güzel bir ömür verir. Onu güzel bir sünnet sahibi yapar. Yol yordam öğretir. Bulunduğu yerde en güzel tadı ve kokuyu verir. Herkese damak zevkine göre ikramda bulunur.

HİKMET

Kur’an’ın bir ismi de hikmettir. “bu baliğ bir hikmettir” (Kamer:5) buyrulur.  Hikmet, bilginin özü ve tertibi demektir. Hikmet her şeyin zaman ve mekân açısından olması gereken yerde bulunmasıdır. Hikmet müennes formundadır. Kur’an’a başvuran erkek kendisine layık eşi yerli yerinde bulur. Kur’an’la hemhal olan kadın hikmetin kendisi olur. Hekimini bekler. Böylece Kur’an erkeğe hikmet, kadına hekimdir. Kur’an aynı tertipte eşleri birbirleriyle buluşturur ve mertebe sahibi yaparak onları birbirlerine kavuşturur.

MÜHEYMİN

Kur’an’ın bir ismi de Müheymin’dir. “üzerinde müheymindir…”(Maide:48) buyrulur. Muheymin aynı zamanda Allah’ın güzel isimlerinden biridir ve onaylayan, şahit olan manasındadır. Kur’an onay makamıdır. Mühürdür. Hatemdir. Daha önce veya daha sonra Kur’an’ın onayından geçmeyen, Kur’an’ın altına mühür vurmadığı hiçbir fikir, düşünce, bilgi geçerlilik kazanamaz. Hükümsüzdür, batıldır.

Müheyminin bir manası da müeymin olarak âmin diyendir. Buna göre Kur’an okuyan kimse manasını bilmese de her okuması bir dua, bir salat, bir zikir bir münacaattır. Müheymin olarak Kur’an insanın bütün dualarına, salatına ve isteklerine âmin der. Âmin de “bütün talepler güvence altındadır” demektir.

HABLULLAH

“Hep birlikte Allah`ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın…” (Ali İmran:103) Hablullah, Allah’ın ipi diye ifade ediliyor ama aslında “Allah’ın halatı” manasındadır. Öyle ya insana güven gelsin diye Hak Teâlâ insan için sarkıttığı kurtarma aracına “ip” değil “halat” ismini vermiştir ki insan gönül rahatlığıyla buna tutunsun. İşte bunun gibi Kur’an Allah’ın halatıdır. Sağlamdır, kopmaz.

Halat ancak derinlerde olan kimseye sarkıtılır. Kim Allah’ın halatına sarılırsa dipten, kuyudan, çukurdan kurtulmuş olur. İnsan her zaman kendisinin dipte olduğunu fark etmeyebilir. Kur’an okuyan kimse farkında veya değil önce düzlüğe çıkar, sonra yukarıya doğru yükselir. Güzelliği ve bütünlüğü müşahede eder.

MÜBAREK

Kur’an’ın bir ismi mübarektir. “Bu indirmiş olduğumuz mübarek bir kitaptır”(Sad:29) buyrulur. Bereket, ziyade ve nema demektir. Fakat bir manası da diz çökmektir. Bunun gibi hürmetle ve imanla Kur’an’a diz çökerek yaklaşan kimse Kur’an’ın da kendisine öyle yaklaştığını kendisine tenezzül ettiğini görecektir.

TENZİL

Kur’an’ın bir simi tenzildir. “Bu âlemlerin rabbinden indirmedir”(Şuara:192) buyrulur. Tenzil, indirme ve misafir ağırlama manasındadır. Tenezzül etmektir. Bu nedenle eve, konuta menzil adı verilmiştir. Aynı zamanda tenezzül, yüksekten aşağıya birinin seviyesine inmektir. Kur’an insana tenezzül etmiştir. Hem ona menzil olmuş hem de onu menzil bilmiştir. Eğer insan Kur’an’ın bu tenezzülüne layık olursa o da Kur’an’la birlikte yüce makama erer. Menzilden menzile geçer. Her menzil ona en yüce ikram olur. Orada en güzel şekilde ağırlanır.

Abdulhakim Sonkaya / İnzar Dergisi – Ekim 2016 (145. Sayı)
 


 
22-10-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.