Hikmet Kaseleri - 21

Abdulhakim Sonkaya
Selam vermek Selam vermek de hafızayı güçlendirir. O çok merhametli Allah`ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman "selam" deyip geçerler. (Furkan:63) Peygamber (sav) hadiste “aranızda selamı açığa vurun ve yaygınlaştırın”(Müslim) buyurur. Çünkü selam güzel insanların güzel duygularını hayır dualarını celbeder...
ZİKİR VE HAFIZAYI GÜÇLENDİRME TEKNİKLERİ

Zikir; hatırlama, anma, nam sahibi olma gibi manalara gelir. Zikir; unutmanın, vefasızlığın ve gaflete düşmenin zıddıdır.

Zikir, Kur`an`ın bir ismidir. “Hiç şüphe yok ki, zikri biz indirdik, elbette onu yine biz muhafaza edeceğiz”(Hicr:9). Zikir, nisyanın zıddıdır. Demek ki Kur`an insanın muhafazası ve hafızasıdır. Kur`an olmadan insanın hafızası sıfırdır. İnsanın zikri ve anısı, hatırası yoktur.

ZİKİR, İNSANIN HAFIZASIDIR

İnsan unutkandır. Zikir de unutmanın zıddıdır. Bu nedenle Allah (CC) “Unuttuğun anda Rabbini zikret”(Kehf:24) buyurur. Demek ki insan rabbini zikredince hafızası güçlenir. Rabbi zikretmek varlıkta onun sırlarını görerek tefekkür ederek zihni güçlendirmektir. Bu nedenle zikir ile tefekkür arasında bir bağ vardır.

ZİKİRLE HAFIZAYI GÜÇLENDİRMEK

Gürültü ve görüntü kirliliğinin, stresin, trafiğin, çarpık kentleşmenin, elektronik cihazların yol açtığı sorunlar hafızayı da olumsuz etkiliyor. Esasen unutkan olan insan bu ve benzeri sebeplerle daha da unutkan oluyor. Hafızası yıpranıyor. Onun nisyanlığına bir de gaflet ekleniyor. İşte zikir bu manada hafızayı güçlendiren yol ve araçlar bütünüdür.

Hafızayı zayıflatan, unutkanlığa ve gaflete yol açan sorunlara karşı şunların yapılması gerekir,

Güzel şeyler konuşmak

İnsanın ağzı ve çenesi hareket etmediğinde hafıza zayıflıyor. Oysa zikir güzel şeyleri dile getirmek hayırlı şeyleri anmaktır. Dengesiz bir şekilde ve aşırı suskunluk hafızayı köreltir. Dostlarla muhabbet hafızayı güçlendirir.

Zikirle hoş olup ayıkmak

Alkol hafızayı öldürüyor. Bazı kimseler sözde zihinleri dinlensin ve daha dingin olsun diye içki içip sarhoş olmak istiyor. Ama en tatmin edici en dinlendirici şey zikirdir. Onlar, iman etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah`ın zikri ile yatışır. (Ra`d:28)

Çünkü Saki Hak Teâlâ`dır(Cin:16) ve bütün bunları Kur`an`da sunmuştur. Bunun dışında bütün içkiler sahtedir ve hafızayı köreltir. Zihni bunaltır. Kur`an bir zikirdir. İşte o zikir dinlendiği vakit dinlenilmiş olunur. Dinlendirirken düşündürür. Düşündürürken coşturur. Coştururken huzur ve mutluluk verir. Bütün bunlar da zihne ve hafızaya güç verir.

Zikirle Tefekkür

Kâinat, Hak Teâlâ`nın sırrıdır. Onun yaratması tefekkür edildikçe zihin ve hafıza güçlenir. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah`ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler. (Âli İmran:191). İşte bu tefekkürün zikre dönüşmesidir. Tefekkür insan zihninde zikirle kodlanmış olur. Kâinatta eşya ve varlık karşısında tefekkür etmeyen eşyadaki ilahi sır ve kodları keşfetmeyen kimse sırf içerde tesbih ettiğinde bu fikirsiz bir tesbihtir. Bunda sevap vardır ama fikir yoktur. Açılım yoktur. İcat ve üretim yoktur. Bu manada fen bilimleri de bir tesbihtir. Çünkü bunların ilkeleri kuralları hep tefekkür sonucunda ortaya çıkmıştır. Buna göre zikrederek tefekkür etmek insanın hafızasını sağlamlaştırır. Zekâsını fen ve sanat kabiliyetlerini ortaya çıkarır.

Nefes egzersizleri

Sigarayı bırakıp bunun yerine sağlıklı ve düzenli nefes alıp vermek gerekir. Akciğer; nefesin, nefes almanın vasıtasıdır. Stresin beyin hücrelerini etkilemesini engellemek için düzenli olarak nefes egzersizi yapmak gerekir. İnsan sıkıldığında doğru nefes almaya dikkat edecek. Hak Teâlâ “ant olsun sabaha soluklandığında” (Tekvir:18) buyurur. Akciğer nefeslendikçe seher olur. Gün ağarır. Soluklandıkça insan nefis olur, yüzü açar. İnsanın nefesi ne kadar uzun soluklu olursa o kadar nefis şeyler ortaya koyar.

Nefes, nefis şeyler ortaya koyabilmenin, sonuca gidebilmenin şartıdır. Allah (CC) “Nefes tüketenler bunun için nefes tüketsinler” (Mutaffifin:26) buyurur. Demek ki tüketilecek nefesin bir amacı hedefi olmalıdır. Nefis şeyler ortaya koyma ve elde etme amacına yönelik olmalıdır.

Yürüyüş yapmak hafızayı güçlendirir

Yürüyüş sadece beyni değil kalbi de koruyor. Ama yürüyüşün bir tefekkür ve zikir halinde olması gerekir.

Böbürlenerek yürümemek gerekir(İsra:37).

Bir nur üzere yürümek gerekir(Hadid:28) yoksa körü körüne bir yürüyüş ne kadar hafızayı güçlendirebilir.

Hayâ ile yürümek gerekir.(Kasas:25) aksi takdirde yolda yürürken hayâsız davranışlar hafızaya zarar verir. Zira bu kötü ve düşük hatıralara yol açar. Bu da zihne ve hafızaya baskı yaparak unutkanlığa yol açar.

Ufka bakarak yürümek

Şimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa dosdoğru yolda yürüyen mi? (Mülk:22) buyrulur. Demek ki yürüyüşün yüzüstü kapanarak sadece önüne odaklanarak olmaması gerekir. Ufka odaklanarak yürümek gerekir. Ufuk umuttur, delildir, hedeftir. Allah (cc): “Onlara ayetlerimizi ufuklarda ve nefislerinde-içlerinde göstereceğiz ki, onlar açısından bunun hak olduğu ortaya çıksın. Her durumda Rabbinin her şeye şahit olması yetmiyor mu?” (Fussilet-53) buyurur. Bu nedenle yolunu ve seyrini bilerek yürümek gerekir ki ibret alınsın. Zevk alınsın zihin dinlensin.

Maksat yürümek ve maksatlı Yürüyüş

Allah (CC), “Yürüyüşünde iktisatlı ol, sesini alçalt…”(Lokman:19) buyurur. Lokman (as) oğluna yürüyüşünde iktisatlı olmasını, sesini alçaltmasını istemiştir. Bu pratik ile teori, yani söz ile amel arasındaki dengeyi ifade eder.

İktisat; hareketini, işini bir maksada binaen yapmak, istikrarlı bir şekilde hareket etmektir. Buna göre iktisatlı yürüyüşün maksat boyutu onun bir amaca matuf olmasını, bunun gerçekleşmesi için de siyasi, sosyal ve ekonomik dengeyi göz önünde bulundurarak hareket etmeyi ifade eder. Demek ki maksatsız yürüyüş zihni köreltir hafızayı zayıflatır.

Seyir halinde yürüyüş

Seyir halinde yol almak da hafızayı güçlendirir. Müslüman, seyir halindedir. O, dünyada seyrederek, bilinçli bir şekilde gezerek, Allah`ın ayetlerini seyreder. Bu nedenle Allah (cc): “Yeryüzünde niye gezmiyor, seyretmiyorlar ki (efelem yesiru), akıllanmalarına sebep olacak kalpleri, işitmelerini sağlayacak kulakları olsun. Unutulmamalıdır, gözler kör olmaz; ama sinelerdeki kalpler körelir” (Hacc:46) buyurur. Ayette basiretle, ibretle yapılan yolculuk “Seyr” olarak isimlendirilmiştir. O halde mü`min, daima seyir halindedir. Hayatında durağanlığa ve atalete yer yoktur. Onun seyri kendi siretiyle (doğumuyla) başlar Peygamberinin siyretiyle (doğumuyla) mana ve kıymet kazanır. Yine nebinin siyeriyle (sünnet) sonsuza uzanır. Her seyir bir siyret (doğum), her siyret bir seyirdir. Yolculuktur.

Vesveseli yürüyüş

Yürüyüşün gürültülü ve çok sesli bir ortamda olmaması gerekir. “…vesveseyle, laf taşıyarak yürüyen o kimse”(Kalem:11) buyrulur. Dışarıdan gelen rahatsız edici sese gürültü, içten gelen rahatsız edici sese ise vesvese denir. Demek ki yürüyüşün içten veya dıştan her türlü gürültüden ve fısıldaşmadan uzak olması gerekir. Yoksa zihin dinlenemez hafıza dinginlik kazanmaz. Bilakis bu tür şeyler zihni yorar bu da hafızaya unutma ve baskılama şeklinde yansır.

Selam vermek

Selam vermek de hafızayı güçlendirir. O çok merhametli Allah`ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman "selam" deyip geçerler. (Furkan:63) Peygamber (sav) hadiste “aranızda selamı açığa vurun ve yaygınlaştırın”(Müslim) buyurur. Çünkü selam güzel insanların güzel duygularını hayır dualarını celbeder. Kötü ve cahil kimselerin olumsuz hallerinden kötü enerjilerinden muhafaza eder. Bu da hafızayı güçlendirir.

Düzenli uyku

Her gün düzenli bir şekilde yatıp kalkmaya özen göstermek gerekir. “Uykunuzu bir dinlenme yaptık. Geceyi bir örtü yaptık” (Nebe:9 -10 -11) buyrulur.

Üç yüz küsur yıl yattıktan sonra kalkan Kehf gençlerinin ilk sözü: “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka ilah tanımayız.” Şeklinde olmuştur. Oysa uyandıklarında yeryüzü çok değişmişti ve zahiri göz bunu anlayacak durumda değildi. Bedenin gözü için her şey çok faklıydı ama bu süre içinde kalpleri uyanık, basiretleri açık olduğundan Kehf Gençleri, uyanır uyanmaz, inançlarını en etkili biçimde ifade edebilmişlerdir. Çünkü hafızaları sağlamdı.

İnsan, uykudan uyandığında nasıl bir hal içindedir, kendisine bakıp düşünmelidir. Zihni berrak, kalbi huzurlu ve mutmain midir, yoksa tam tersi zihni bulanık, kalbi huzursuz mudur? Bu, kalbin uyanık olup olmadığının işareti ve de sağlamasıdır.

İnsanların uykudan kalkarken ki hali birbirinden çok farklıdır. Gözlem ve mukayeseyle bu durumun fark edilmesi mümkündür. Basiret ehlinin rüyası ile diğerlerinin rüyası bile aynı değildir. Söz gelimi basiret ehli ile diğerleri rüyada kocaman bir yılan görse buna karşı tepkileri aynı olmaz. Basiret ehli kimse uykuda bile Allah`ı(cc) hatırlayarak O`na sığınır. Buna karşı gafil kimsenin hatırına böyle bir şey gelmez. Bu kimse korkunç rüya karşısında ya hemen uyanır ya da rüya içinde dahi kaçmaya başlar. Yani her kalbin tepkisi farklıdır. Demek ki, nurdan mahrum olmak, uykuda bile insana ıstırap ve korku veriyor.

Aşk ve muhabbet hafızayı güçlendirir

Zekâyı ve hafızayı keskin hale getiren şeyler olduğu gibi bunları körelten hususlar da vardır. İnsanın içinde şevk ve arzunun olmaması, özlem duygusunun kaybolması, tutkunun sönmesi zekâyı ve hafızayı köreltir. Bu nedenle insanın içinde muhakkak surette bir hararetin ve buna bağlı bir enerjinin olması gerekir. Yani zekâ, insanın içinde daima bir hararetin ve buna bağlı bir enerjinin olmasını ifade eder. Bu da aşk ve muhabbet olarak zikirle ifadesini bulur. Zira insan, ancak bu şekilde harekete geçme enerjisine, tutku ve sezgiye sahip olur.

Güzel insanlarla bir arada olmak

Güzel insanlarla hayır meclislerinde bulunmak hafızayı güçlendiriyor. Çünkü insan olumsuz ve kötü hatıraları unutmak ister. Bunları içine atarken istemsiz bir şekilde unutkanlık meydana gelir. Bu nedenle insanın güzel hatıralara sahip olması kulağının güzel şeyler duyması gerekir ki unutmaya maruz kalmasın.

Huzurlu ev ortamı

Huzurlu, mübarek, düzenli ve istikrarlı ev hayatı da hafızayı güçlendirir. Çünkü bu durum zihni onarır. Bu nedenle “Oturun da evlerinizde okunan Allah`ın ayetlerini ve hikmeti anın, zikredin. Şüphe yok ki Allah lütuf sahibidir ve her şeyden haberdardır.” (Ahzab:34) buyrulur. Demek güzel bir ev ortamı ve o evde Kur`an`ın ve onun hikmetinin okunması hafızayı güçlendirir. Normalde kadın nisa olarak nisyandır, unutkandır” (Bakara:282) Ama buna rağmen ayeti kerime Peygamberin(sav) zevcelerine “Allah`ın ayetlerini ve hikmeti anın, zikredin.” Buyurarak onların da Kur`an sayesinde zikredebilme hatırlama ve hatırlatma gücünü haber veriyor. Eğer bu kadınlar için böyleyse erkek için hayli hayli öyledir. Demek ki düzenli aile yapısı huzurlu ev hafızayı onaran ve güçlendiren en önemli araçlardan biridir.

Düzenli beslenme de hafızayı güçlendirir.

Güzel ve lezzetli beslenme hafızayı güçlendirir. Nasıl ki sahifelerdeki(kaplardaki) yemek temiz ve besinli olduğunda insana güç ve enerji veriyor, hastalıklara ve mikroplara karşı onun bağışıklık sistemini güçlendiriyorsa aynı şekilde sahifelerdeki temiz ve doğru haber de insana ruh verir, mutluluk verir. Onu besleyerek zararlı bilgilere, vesveselere ve şüphelere karşı onun bağışıklık sistemini güçlendirir.

Besin değeri düşük tadı olmayan yemek sadece mideye yüktür. Bunun gibi sayfalardaki haber ve bilgi yalan-yanlış, batıl ve boş ise illettir. Derttir. Zihni daraltır, hafızasını köreltir.

Güzel müzik nağmeleri

Hz. Musa (a.s.) Tih çölünde kavmine sakilik yaptı. “Hani kavmi Musa`dan kendilerine saki olmasını istemişlerdi de biz de ona vur asanla taşa dedik ondan on iki pınar fışkırdı.” (A`raf:160) O pınarın her biri ayrı bir ses çıkardı. Her birisi ayrı bir nota oldu. Çünkü nota yağmur damlalarının, suyun yere düşerken çıkardığı seslerdir. Musa`nın sakiliği musiki oldu. Herkes bir notaya sahip oldu. Musikinin o latif ve eşsiz nağmesiyle zikir ve tesbih yaptı.

Zikir ve tesbihten, ilahi ahkâmın nağmelerinden, semanın suyundan mahrum olan kimse sıskadır. Aşk ve muhabbetin seslerinden, o sudan mahrum kimse sıskadır. Zayıf ve çelimsizdir. İki türlü sıskadır. Hem susamıştır, açtır hem de musikinin nağmelerine muhtaçtır. Bu nedenle ona sıska denilmiştir. Yani o hem maddi hem de manevi olarak zayıf ve çelimsiz kimsedir.

Abdulhakim Sonkaya | İnzar Dergisi – Kasım 2017 (158. Sayı)
 


 
22-11-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.