Hikmet Kaseleri - 20

Abdulhakim Sonkaya
Abdestte elin dirseklere-mirfak kadar yıkanması farzdır. Su; hayattır, temizliktir. Dirseklere kadar sürekli yıkanan el, hayat doludur, adalet sahibidir. O el, ölçüyü bildiği için terbiyeyi omuz hareketiyle değil, dirsek hareketiyle verir. Böylece camı kırmaz, gücünü kötüye kullanmaz. Sulanmayan el, hayırsız bir eldir. Abdestle sulanmadığından ve bu nedenle kuru olduğundan bu elin hareketi dirsekten değil, omuzdandır.
ABDEST-TAHARET

Kirlenmişlik duygusundan necasetten kurtulma duygusudur. Namaz kılabilmek için mutahhar olmak gerekir. Çünkü kirlilik hal ve duygusu izzeti, güveni muhabbeti bozar. Bu nedenle namaz için abdest almak gerekir.

NİYET Mİ KARAR VERMEK Mİ?

Niyet, kastetmek, azmetmektir. Niyet ile karar arasındaki fark nedir? İslam`a göre amellerde karar almak karar vermek yoktur. Niyet vardır. “karar verdim abdest almaya” demeyiz “niyet ettim” deriz. Bu ikisinin arasında ne gibi bir fark vardır? Çünkü kararda bir yargı vardır. Niyet ise o kastı içinde beslemektir.

Hayatta her şey istikrarlıdır. Kararındadır. İnsana düşen kastını ortaya koymaktır. Bu da ona yeterlidir.

YED-İ BEYZA-TEMİZ EL

Eller, insanın kesb, amel organıdır. Onların yıkanması insanın kendi kesb ve amelini temizlemesidir.

İki el insanın sahip olduğu imkânları ve malik olduğu şeyleri ifade eder. İnsan, sahip olduğu şeylerin zilyedi elde tutanıdır. Abdest bu manada ellerin temiz olmasını hedefliyor. “temiz eller” muamelede, iktisatta, idarede adaleti ve dürüstlüğü ifade eder. Allah (cc), Musa`ya (as) “Elini cebine koy, doğal bir şekilde bembeyaz olarak çıkacak” (Neml:12) buyurdu. Abdest, eli “yed-i beyza” beyaz el yapar. Beyaz, temizliğin, şeffaflığın, dürüstlüğün nişanıdır. İşte abdest sadece bir ibadet değil aynı zamanda bu manada bir nişandır, arınma ameliyesidir.

DİRSEKLERİ SULAMAK

Abdestte elin dirseklere-mirfak kadar yıkanması farzdır. Su; hayattır, temizliktir. Dirseklere kadar sürekli yıkanan el, hayat doludur, adalet sahibidir. O el, ölçüyü bildiği için terbiyeyi omuz hareketiyle değil, dirsek hareketiyle verir. Böylece camı kırmaz, gücünü kötüye kullanmaz. Sulanmayan el, hayırsız bir eldir. Abdestle sulanmadığından ve bu nedenle kuru olduğundan bu elin hareketi dirsekten değil, omuzdandır. Ölçü ve insaf nedir bilmez, kalkabildiği kadar kalkar ve gaddarca iner. Böylesi elin sahibi kimseye refakat edemez. Eli, refik (merhametli) olmayan kimse refakati, eşlik etmeyi bilmez ancak tefrika eder. Ayrımcılık ve ayrıcalık peşinde koşar.

Dirsekler hep hareket eder. Mekanik aletlerde dirseklerin rahatça hareket etmesi için yağlanmaları gerekir. Bu şekilde abdest dirsekler için bir nevi sulama ve yumuşatma aracıdır.

BİR ELİN NESİ İKİ ELİN TEMİZLİĞİ VAR

Eller yıkanırken iki elin birbiriyle sürtünmesi gerekir. Bu da dünya hayatında bütün amellerin tek elde birleştiğini ifade eder. Tek elle yapılan temizlik zor ve eksiktir. İki el birlikte temizliğin sesini ortaya koyar. Tek kalan el hırsız bir eldir. O el sirkatin elidir.

YÜZÜ YIKAMAK

Abdestte yüzün yıkanması farzdır. “nereye yönelirseniz orada Allah`ın yüzü vardır” "Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah`a ortak koşanlardan değilim". (En`am:79 ). Yüz, bir vecihtir. Yüz insanın istikbalidir. Hak Teâlâ namaz için kendisine yönelen yüzlerin parlak olmasını ister. Nuru yansıtmasını ister. Tozunun ve kirinin izale edilmiş olmasını ister.

SEFER TOZUNDAN KURTULMAK

“Yüzler var ki, o gün parıl parıl, güler, sevinir.” (Mutaffifin: 38 -39). Yüzlerin parıl parıl olması parlayabilmesi için pırıl pırıl olması gerekir. Pırıl pırıl olması için de yıkanması gerekir.

Ayette geçen “müsfir” hem sefer hem de sefir ile bağlantılıdır. İnsan sefer halinde olduğu için yüzü tozlanır. Çünkü sefer yolda olur. Yol da tozludur. Bu nedenle belli aralıklarla o yüzün yıkanması gerekir ki hem seferin tozu ve etkisi üzerinde görülmesin hem de parlaklığıyla etrafına umudun ve güzelliğin ve sevincin nişanı olsun. Buna göre bu hayat yolunda abdest almayan kimsenin veçhi daima tozlu ve yorgun olur. Güzellikleri yansıtmaz olur. Bu nedenle Peygamber (sav) “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağrılacaktır. Yüzünün nurunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” (Buhârî/Vudû-3) buyurur.

YÜZ KİMİN SEFİRİDİR

“Yüzler var ki, o gün parıl parıl, güler, sevinir.” (Mutaffifin: 38 -39). Ayette geçen “müsfir” hem sefer hem de sefir ile bağlantılıdır. Demek k insan yüzünü Hakkın sefiri yapacak. O yüzden bu yüzde güzelliklerin tecelli etmesine hazır olacak.

TEMİZ VECİH HER CİHETTE PARLAR

“Nereye yönelirseniz orada Allah`ın veçhi vardır” insanın yüzü onun yönü ve istikbalidir. Yüzünü bariz ve temiz kılan kimse her tarafta hakkın nurunu temsil eder. Her cihette ona ve onun olur. Her cihet o yüz parıl parıldar. Her cihette o yüz pırıl pırıldır.

VEÇHİMİ TEVCİH ETTİM

"Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah`a ortak koşanlardan değilim".(En`am:79 ). Burada yüzün tevcih edilmesi o yüzün yöneldiği yere yön vermesi yöneldiği cihetten de nur ve güzellik almasını ifade eder.

ABDESTSİZ KİMSE YÜZSÜZDÜR

Yüzsüz insan yönsüz ve kişiliksizdir. Ne utanmayı ne arı yansıtır. Bu nedenle yüzün bariz ve parlak olması gerekir. Bu da en çok abdestle olur. Buna göre abdestten mahrum kimse yüzsüzdür. Hem yüzü belli değildir hem de tozlu olduğu için edebi utangaçlığı ve hayâsı yüzünde okunmuyordur. Yüzüne bulaşmış olan toz hayâsızlığına perde olur. Bu nedenle “Yüzler de var ki, o gün tozlanmış, Onları karanlık bürümüş. İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.” (Abese:40, 41, 42) buyrulur.

YÜZÜMÜ YÜZ YAPTIM

"Ben yüzsüzlüğümü gidererek yüzümü gökleri ve yeri yoktan var edene yüz yaptım ve artık ben asla Allah`a ortak koşanlardan değilim." (En`am:79 ) ayette geçen “inni veccehtü” aynı zamanda yüzsüzlüğümü gidererek yüzümü yüz yaptım manasındadır. Yüzümü hakiki bir vecih gerçek bir yüz yaptım demektir. Görünürde herkesin veçhi yani yüzü vardır. Ama o yüz yüzsüz de olabilir. İşte abdest bu manada “inni veccehtü” sırrıyla insanı yüzsüzlükten kurtarır.

İSA VECİH

Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, …dünyada da ahirette de vecihtir.” (Âli İmran:45) ayetine göre Hz. İsa vecihtir. Vecih, itibarlı, güzel, nurlu, parlak ve temiz bir yüze sahip olmaktır. İsa vecihtir. Özel bir yüzdür. Ümmet-i İslam da abdestle yüzünü yıkayarak vecih olmuş oluyor. Veçhi ciheti belli olmuş oluyor. Umudun ve sevginin kaynağı oluyor. Temizliğin ve itibarın nişanı oluyor. Hz. İsa`ya tabi olduğunu söyleyen Batı ne kadar yüzsüzdür. Her türlü hayâsızlığı yapıp insanlara bunu normal bir şeymiş hatta medeni bir şeymiş gibi göstermek yüzsüzlük değil de nedir? Ama onlar abdestten mahrum oldukları için yüzsüzlüklerini giderecek yüzlerini ortay çıkaracak bir çare bulamıyorlar. Yüzleri bazen ortaya çıkıyor ama bu da skandallar şeklinde oluyor. Hayâsızlık şeklinde oluyor.

BAŞI MESHETMEK

Abdestin farzlarından birisi de başı meshetmektir.

İSA MESİH

Allah (cc) Hz. İsa (as)` ı “Mesih” diye vasıflandırmıştır. Hz. İsa`ya bu sıfatın verilmesinin birçok hikmetli izahı vardır ve de hepsi doğrudur.

Mesh; el sürmek suretiyle toz almak, okşamak, zeminin üzerindeki pürüzleri gidermek gibi manalara gelir.

İsa Mesih`e Mesih denmesinin belli başlı sebepleri şunlardır;

İsa Mesih, saçına zeytinyağını sürerek saçlarını parlatırdı.

İsa Mesih, yetimleri ve sevgiye muhtaç olanları okşardı.

İsa Mesih, gözü silinmiş kimseyi mesh ederek Allah`ın izniyle ona ışık verirdi.

İsa Mesih, hastalara elini sürer Allah`ın izniyle onlara şifa olurdu.

İsa Mesih`in bedeni ve ruhi yapısı her türlü pürüzden arıydı.

İsa Mesih`in ellerinde ve ayaklarında hiçbir pürüz yoktu. Bu nedenle dokunduğu yerde çizik vs. oluşmazdı.

İsa Mesih pürüzlü, kirli el ve ayakların dokunuşundan korunmuştu.

Bütün bu sıfatlar Rasulullah (sav) ve onun ümmeti için de söz konusudur. Abdestte başı mesh etmek suretiyle her Müslüman “Mesih” oluyor. İsa (as) saçına zeytinyağını mesh ederdi. Bunun sonucunda her zaman parlak bir saça sahipti. Böylece Mesih, dünyanın tozunun başına değmediği, dünyanın tozunun saçına dolayısıyla başına bulaşmasına izin vermeyeceği mesajını veriyordu. Zeytinyağı, Hak Teâlâ`nın nurunun yakıtı olarak teşbih edilmiştir(Nur:35). Demek ki insan, Hakkın nuru olan Kur`an`ı başına mesh ederek parlak bir zihne, pürüzsüz bir el ve yüze sahip olur. İsa Mesih somut olarak aslında Kur`an`ın nurunu müjdelemiştir.

SEYAHAT-I MESİH

Mesih aynı zamanda seyahatten gelir. İsa Mesih`in yeryüzünde çok dolaştığı gittiği her yer de mübarek kılındığı için de ona mesih denilmiştir. Müslüman hayatta kendini seyahat halinde görür. Her hali her hareketi her işi aslında bir tür seyahattir. “O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular- Seyahat edenler, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah`ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde! (Tevbe:112) bu şekilde seyahat eden aynı şekilde teyemmüm alarak elleri ve yüzü mesh eden her Müslüman “Mesih” oluyor.

AYAKLARI YIKAMAK

Abdestte ayakları yıkamak farzdır. Ayette ayaklar “ercül” diye geçiyor ki bu da rical ile aynı köktendir. Rical adamlar demektir. Çünkü adam ayağı üstünde durabilen güçlü, güven veren kimsedir. Bu manada abdest insana adamlık vasfı kazandırır. Bastığı yere temiz basar, bastığı yeri kirletmez. Bu şekilde ayakları üzerinde durulmuş olur. Herkes ayakları üzerinde duruyor görünür ama amaç bastığı yeri düzeltmek değilse bilakis düzetmek ise o ayak kademesizdir. Mertebesizdir.

ADAM MÜZEKKER AYAK MÜENNES

Adam manasındaki recül doğal olarak eril bir lafız iken ayak manasındaki ricl ise dişil bir lafızdır. Abdest de ayakların yıkanması adamın kendi dişisine tenezzülünü ve hizmetini ifade eder. Buna göre adamlık ayakta olmak fakat aynı zamanda inip tenezzül etmektir. Bu şekilde insanda aynı anda hem güç hem de nezaket birleşmiş olur.

Kadın dahi ayaklarını yıkarken aslında adama karşı inceliğini ve letafetini ortaya çıkarmış oluyor.

Abdulhakim Sonkaya | İnzar Dergisi – Ekim 2017 (157. Sayı)



 
14-10-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.