Hikmet Kaseleri - 18

Abdulhakim Sonkaya
Yelken, deniz, dalga, akıntı ve rüzgar gibi sürekli bir değişim içinde olan dış kuvvetlerle mücadele etmektir. Bu durum dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir. Akıntı, rüzgar gibi kuvvetler gözle görülemez, hissedilirler ve bunların etkilerini kestirebilmek için deniz üzerinde zaman geçirmek gerekir.
Spor Dalları

Bu bölümde spor yaparak kâseleri takdim edeceğiz

Kuvvet sporları-Atletizm

Atletizm diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile var olmuştur. Bu anatomik yapı sayesinde Atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir.

Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır.

İnsan, müsabaka etmeyi sever. Aslında insanın müsabakası kendi kendisiyledir. Sürekli kendini aşmaya, sınırlarını keşfetmeye gayret eder. Ama bunu kendisi gibi olanlara karşı yarışarak somutlaştırmaya çalışır. Kur`an-ı kerim “müsabaka edenler…” “mağfirete koşun” buyurur. İşte bu müsabakadır. Atletizmin kökeni de insanın kendi güç sınırlarını ve adımlarını geliştirme arzusunun bir sonucudur. İnsan kendi benzerini yarışta geçince pek sevinir. Aslında o kendi kendini aşmanın sevincidir.

İnsandan daha hızlı koşan canlılar vardır. Ama her zaman insan muradına ve hedefine önce ulaşır. Peygamber (sav) “müminin niyeti amelinden daha hızlıdır” buyurur. Zira amel maddi şartlara ve imkânlara bağlıdır. Oysa niyet, edildiği anda hedefine varır. Bu nedenle niyet amelden daha hızlı, daha etkilidir. Buna göre insan maddi şeylerdeki gücünü manevi gücü olan niyetiyle birleştirirse başarı toptan gelir.

Okçuluk

Ok ve yay; insanın silahı, arkadaşı, sırdaşı ve güvencesi olmuş, her uygarlık ok ve yayı biraz daha geliştirmiş, günümüze kadar getirmişlerdir. Okçuluk; insan, yay ve oktan oluşur, amaç uzaktaki hedefi vurmaktır. Okçuluk günümüzde son derece modern malzemelerle ve kurallar çerçevesinde yapılan olimpik bir spor dalıdır.

Atıcılıkta uzak mesafeye ulaşmak başarıdır. Bu, insanın kendi sınırlarını genişletmesini ifade eder. İnsan her attığını daha uzağa ulaştırmaya gayret eder ve ne kadar uzağa fırlatırsa o kadar memnun olur. İnsan sadece maddi şeyleri değil fikirlerini de olabildikçe en uzak noktaya ve en isabetli şekilde fırlatmalıdır.

Ayette “atarken sen atmadın, Allah attı” buyrulur. İnsan o yayla yayıla yayıla aslında kendini fırlatıyor. Demek ki insan ruhuyla ve zatıyla hedefe nişan alınca mutlaka isabet eder. Aksi takdirde hedefe isabet etmez, attığı da ona musibet olur.

Atışta başarı atışın isabet oranıyla ölçülür. Peygamber (sav) atıcılık konusunda şöyle buyurmuştur” atıcılık eğlence değildir.” Çünkü o her zaman isabet ederdi. Peygamber (sav) hem maddi olarak hem de hüküm olarak ne buyurmuşsa isabet etmiştir.

Dağcılık

İnsanların tümü zirve tutkunudur. Her insan bulunduğu işte, meslekte, görevde zirveye çıkmak ister. Dağcılık zirveye çıkma tutkusunun ve güdüsünün somut halidir. Dağcılar bin bir zahmetle zirveye çıkmak için uğraşırlar. Allah (cc) “sen uzunlamasına dağlara ulaşamazsın”(İsra:37) buyurur. İnsanın boyu dağlara ulaşmaz ama kendi tutkusu ulaşır. Bu nedenle Allah (cc) insana sağlam bir kulp(Bakara:256) güçlü bir halat (Âli İmran:103) vermiştir. Bunlar aşağıdan yukarıya tırmanmak için gerekli olan en önemli araçlardır. İnsan somut olarak bunlarla zirvelere ulaşabiliyorsa manevi olarak da ulaşabilir.

Maddi olarak dağcılık sporu insanlarımız arasında yaygın değildir. Ama bu tutkunun olması gerekir. Allah`ın ipi ve kulpuyla zirveye çıkmak mümkündür. Engin tepelere çıkmak için alet kullanılmaz. Ancak çok sarp ve ulu zirvelere çıkmak için bu gereklidir. Hak Teâlâ`nın Âli ismi insanda ulu yerlere çıkma şeklinde somut olarak tecellisini bulur.

At yarışı

Atın bir ismi ‘hayl` bir ismi de ‘feres`tir. Atlara “hayl” denilmesi bunların hayalleri gerçekleştirmesi ya da rakibin hayallerini sınırlandırması sebebiyledir. Kimin hayali güçlüyse, hayli güçlüdür.

Rivayet odur ki Peygamber (sav) dişi ata “feres” demeyi tercih ederdi. Çünkü feres olan atın üzerindeki kişi faristir. Hem yiğittir hem de feraset sahibidir.

Feraset yiğitlik, yiğitlik ferasettir. İslam`ın hizmeti için ikisi de gereklidir. Feraseti olmayan faris, hayalcidir.

At yarışları taktiğe dayalıdır ama başarı son ayakta yorgun düşen atlar arasından fırsatı yakalayabilmeye de bağlıdır. Önemli yarışlarda taktikler daha da değer kazanır.

Yarışı önde götüren at aynı zamanda hızı ayarlayan attır. Bu atların üzerindeki jokeyler, atlarının gerekenden daha hızlı koşmadıklarından ya da çok geride kalarak kazanma şanslarını kaybetmediklerinden emin olmak zorundadırlar.

Koşuya iyi bir çıkışta başlamak, özellikle virajlı kısa yarışlarda çok önemlidir. Süratle ilerlemek, jokeye iç kısımdaki engelleri aşma ve rakiplerine engel olmadan yarışı bitirme şansı kazandırır.

Bir atın yarış sırasında kırbaçlanmasının hızı arttırıp arttırmayacağı çok tartışılan bir konudur. Ancak, yarışın son aşamasında kırbacı ata “göstermek”; herhangi bir temas olmadan yalnızca ileri geri hareketlerle kamçının varlığını ata hatırlatmak bile yorulan atın hızlanmasını sağlayabilir.

Yüzme

Yüzme sporu, birçok kaynağa göre, vücudun neredeyse tüm kaslarını çalıştırması nedeniyle, en yararlı sporlardan biri olarak kabul edilmektedir. Suya karşı uygulanan kuvvet ve direnç, bu kasların çalışmasındaki temel sebeptir.

Peygamber (sav): “Çocuklarınıza yüzmeyi ve ok atmayı öğretin” buyurur. Yüzmeye “sebh” denir ve tesbih ile aynı köktendir. Allah (cc): “Hepsi kendi feleğinde yüzmektedir (sebh)” buyurur. Tesbih etmenin ve yüzmenin birbiriyle alakası “hayatın kökeninin su olmasından ve hiçbir şey yok iken Rahmanın Arşının su üzerinde olmasından” kaynaklanıyor olabilir. Demek ki hayatın üstünde kalabilmek, yüzebilmek için (sebh) tesbih etmek gerekir. Her şey Allah`ı tesbih ederek sebh eder yani yüzer.

Hayattaki meşgale yüzmeye benzetilmiştir. “Gün boyu sana uzun soluklu bir yüzme (uğraş) vardır” ayeti bunu ifade buyurur.

Kâinattaki her şeyin bir feleği vardır ve feleğinde dönmek-yüzmek suretiyle her şey Allah`ı (cc) tesbih eder. Hareket ve güven yüzme sırasında dengede durmayı sağlar. Peygamber efendimiz “Allah`ım tembellikten sana sığınırım” buyurur. Demek ki inançlı ve güvenli her hareket bir nevi tesbihtir. Bu nedenle Yüzme sporu, salt bahsedilen sistemler anlamında değil, sosyal yaşam ve psikolojik faktörler olarak da, bir takım pozitif etkilere sahiptir. Örneğin, yüzme sporu ile uğraşan sporcular (yüzücüler), özgüven olarak yüksek seviyededirler. Yüzme sporu, kişinin kendine güvenini artırmaktadır. Adaptasyon ve dikkat dağınıklığını engellemesi de bu sporun bir başka kazanımıdır.

Buz pateni

İnsan buz üzerinde kaygan zeminde kayarak ayakta kalma ve hareket etme kabiliyetini görmek ister bu da ona haz verir. “…bağın kaygan bir pist haline gelir.”(Kehf:40).

Güreş-Musaraa

Güreş, rakibine üstünlük sağlayarak tuş etmek veya puan almak suretiyle kazanılan bir oyundur. Takım oyunu değil iki rakip arasında bir oyundur.

İnsan hayatta rakiplerini yenmeyi, tuş etmeyi sever. Çünkü insan açık bir hasımdır. Evet, güçlü olmak iş görür. Ama bunun yanında muhabbetle dize getirme usulünü de ihmal etmemek gerekir. Güçle dize gelmeyen nice insan muhabbetle dize gelmiştir. Rakipleri tuş etmek bir galibiyettir. Fakat insanın kodlarına ve tuşlarına basmadan hakiki manada onları kazanmak zordur. Bu nedenle sadece beden tuşuna dayanan güreşle değil kalp ve ruh tuşlarına da basmak gerekir. Yoksa sırf bedeni tuş etmek diğer tuşların farklı yön ve amaçla çalışmalarına sebep olabilir. Bu da galibiyeti heba eder.

Dalgıç-Gavvas

Dalmak istediğinizde ister nefes almanızı sağlayan aparatlarla; ister bu aparatlar olmadan bu sporu yapabilirsiniz. Kullanacağınız yöntem tamamen suyun altında ne kadar süre nefes almadan durabildiğinize bağlıdır.

Su kütlelerinin içine dalmak bir zevk ve hobidir. Somut olarak denize dalıp inci çıkarmak farklı âlemler keşfetmek güzeldir. Ama dalgıçlığın sadece su denizinde değil ilim ve bilim denizinde de olması gerekir. Araştırma, keşfetme, bulma ruhuna sahip olmak erdemliliktir. Müslümanlar içinde dalgıçlık-gavvaslar sadece ilimde-tarikatta değil, varlığın her alanında bilimsel amaçlarla da olmalıdır. Netice itibariyle ikisi de aynı yere hizmet eder. Biri manayı diğeri maddeyi keşfeder.

Yelken

Yelken rüzgâr enerjisini kullanarak oluşturduğu kuvvet ile bağlı bulunduğu teknenin hareket etmesini sağlayan özel dizayn edilmiş araçtır. Yelken düz değildir. Her yelkene, özel bir derinlik verilerek yelken üç boyutlu hale getirilir. Yelkeni yıpratan şey, rüzgar, güneş ve denizin tuzlu suyudur.

Yelken, deniz, dalga, akıntı ve rüzgar gibi sürekli bir değişim içinde olan dış kuvvetlerle mücadele etmektir. Bu durum dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir. Akıntı, rüzgar gibi kuvvetler gözle görülemez, hissedilirler ve bunların etkilerini kestirebilmek için deniz üzerinde zaman geçirmek gerekir. Bu faktörler sadece yaşayarak öğrenilir. Zaten yelken sporunu zevkli yapan da birçok değişkenin birleşerek bu sporu oluşturmasıdır.

Bu sporun asıl amacı; önceden belirlenmiş bir rotada, sporcuların tekne ve rüzgârı birlikte kullanma yeteneklerini ölçmektir.

Yelkende önemli olan rüzgara ve akıntıya göre gücünü, hareketini ve rotasını belirleyebilmektir. Böyle olduğunda hedefe ve amaca en hızlı ve güvenli şekilde ulaşılabilir. İslam dünyası yelken sporunda çok zayıftır.

Küresel Oyunlar

Futbol-Ayak Topu

Futbol bir küre oyunudur. Malum futbolun oyun aleti olan top küre şeklindedir. Dünya da küre şeklindedir. Küre, yuvarlatılmaya en uygun şekli ifade eder. Dünya hayatı hakkında bazı insanlara bir şey sorulduğunda “yuvarlanıp gidiyoruz” şeklinde cevap verirler. Yapı olarak küre şeklinde olan dünyada bu cevap çok manidardır. Belli ki dünya hayatı insanlar içinde bir yuvarlanma duygusu oluşturuyor. Ama bunun doğru ve daha isabetli cevabı “yuvarlayıp gidiyoruz” şeklinde olmalıdır. Çünkü insan bu dünyaya bir misyonla gelmiştir. Yuvarlanmaya değil bilakis yuvarlamaya gelmiştir. Ama dünya bu, insan dikkat etmese onu yuvarlamaz kendisi onda yuvarlanıp gider. Yapı itibariyle dünya ikisine de uygundur. Bazıları dünyada yuvarlanırken bazıları da dünyayı top gibi yuvarlar ayaklarında oynatır.

Futbol oyunu bu manada dünyada yuvarlanmanın değil dünyayı yuvarlamanın nişanı olmalıdır. Herkes özellikle gençler futbol seyrettiklerinde dünyayı yuvarlama kabiliyetlerini ve kapasitelerini geliştirme hissine kapılırlarsa işte bu iyidir. Aksi takdirde kendileri o topla birlikte dünya hayatında yuvarlanıp giderler.

Allah, dünyayı küre şeklinde yaratmış ki onu kolayca yuvarlayalım. Futbolda maçı topu en iyi yuvarlayan kazanıyor. Topu iyi yuvarlamayan maçı kazanamaz. Topu iyi yuvarlayana da çuvalla para verirler. Bunun gibi kim küresel dünyaya karşı özgür olursa, özgüven sahibi olursa, dünya küresine nüfuz edebilirse o çok iyi bir oyuncudur ve bu maçı kazanmıştır.

Dünyada en çok ilgi duyulan, en çok zevk veren oyun futboldur. Demek ki dünyanın topu en çok ayağa düşünce ilgi uyandırıyor zevkle seyrediliyor.

Voleybol-Havada Top oyunu

Voleybolda kimse kürenin kendi alanına düşmesini istemez. Burada bütün çaba topun rakip alanda yere düşmesini sağlamaktır. Kim küreyi kendi alanında düşürürse rakibe puan kazandırır. Bu nedenle rakipten gelen topu yere düşürmemek ve üç hamleyle rakip alana göndermek gerekir. Oysa gerçek hayatta insanlar ısrarla dünyanın topunun kendi alanlarında olmasını isterler. Voleybol, dünyanın topunu defetme oyunu olduğu için en az ilgi duyulan oyundur. Seyir zevki azdır. Çünkü insanlar dünyanın topunun kendilerinde olmasını isterler. Oyun bile olsa sürekli topun rakibe atılmasını sevmezler.

Basketbol-Sele-Sepet Topu

Bu oyunda topu elde tutmak ve kaptırmamak esastır. Bu nedenle bu oyunun seyir ve oyun zevki fazladır. Dünyanın topunu ele almak gerekir. Ama bu onu sepete atmak için olmalıdır. Sele genelde olgun meyvenin taşınması içindir. Demek ki dünyanın topunu sepete atmak güzeldir. Bu ürün almayı temsil eder. Müslüman, sepet topu oyununu iyi bilmelidir. Ürün alıp topu başkalarının sepetine koyduğunda bu ona puandır, başarıdır.

Basketbolda beraberlik durumu yoktur. Bir tarafın mutlaka galip gelmesi gerekir. Basketbolda kim diğerinin sepetine daha çok dünya topu atarsa maçı o kazanır. Oysa normalde insanlar dünyanın topunu başkalarının değil kendi sepetlerine doldurmayı severler. Bu manada basketbol-sepet topu oyunu başkasının sepetine dünya topunu koymanın ödülüdür.

Hentbol-El Topu

Hentbol-el topu en az ilgi duyulan küresel oyundur. Çünkü tamamen el oyunudur. Topun elde tutulup kaptırılmamasını esas alır. Elbette elin dünyanın topuna değmesi gerekir. Dünyayı tamamen ayağa düşürmemek lazımdır. Ancak bunun tamamen rakibe kaptırmamak üzere ayarlanması itici ve sıkıcı bir durumdur. Müslüman elini dünyanın topuna bulaştırmalıdır. Zaten bunun için abdest almıyor muyuz? Abdestte eller bu nedenle yıkanmıyor mu? Zira eller dünyaya değmelidir.

Abdulhakim Sonkaya | İnzar Dergisi – Ağustos 2017 (155. Sayı)


 
21-08-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.