Hikmet Kaseleri - 17

Abdulhakim Sonkaya
“İmam” kelimesi birçok anlama gelir. Ön, cihet anlamındaki “emam” kelimesiyle aynı köktendir. Yani imam olmanın bir şartı önde yürüyüp yol açmak, öncü olmaktır. Fakat imamın “imam” olması için imam(kitap) sahibi olması gerekir. Çünkü imamın bir anlamı da kitaptır. (Yasin:12)
EFRAD-I CAMİ, RİCAL-I CAMİ

Caminin efradı ve ricali vardır. İnşallah Hikmet kâselerinden bir kâseye de bu konuyu dolduracağız.

İMAM

İmam öcü değil öncü olacak

“İmam” kelimesi birçok anlama gelir. Ön, cihet anlamındaki “emam” kelimesiyle aynı köktendir. Yani imam olmanın bir şartı önde yürüyüp yol açmak, öncü olmaktır. Fakat imamın “imam” olması için imam(kitap) sahibi olması gerekir. Çünkü imamın bir anlamı da kitaptır. (Yasin:12)

Demek ki imam olmak için önde yer almak gerekir. İmam, sözüyle ameliyle ahlakıyla hal ve tavırlarıyla örnek olacak öncü olacaktır. İnsanları kaçırarak ürküterek öcü olmayacaktır.

İmam sırf önde yer almayacak, önder olacak

Bazıları sırf önde olmaya çalışır ama önderlik etme kabiliyeti iradesi yoktur. İşte bunun gibi imam vazifesini önde olmaktan ibaret görmeyecek aynı zamanda önderlik de yapacaktır. İşte o zaman tam manasıyla imam olmuş olur.

Kitap imam, imam kitap

Lafız olarak imam kitap manasına da gelir. Buna göre kitap bir imam, imam da bir kitaptır. “Musa`nın kitabı imamdır…”(Hud:17) ayeti bunu buyuruyor. Kitapsız imam içi boş olduğu gibi imamsız kitap da somut olarak kendini gösteremez. İmamın ruhu ve kudreti kitaptan olmalıdır. O kitap ki her malumat onun içindedir. Geleceğin hesapları, geçmişin istatistikleri ondadır.

Allah (cc): “…ve külle şey`in ahsaynehu fi imamin mübiyn-Biz her şeyi, o apaçık kitapta belirtmişiz”(Yasin:12) buyurur. Ayette geçen “ihsa” kelimesi “istatistik” manasına da gelir. Demek ki imam, alanına ve konumuna uygun olarak muhasebe ve muhakeme gücüne sahip olmalıdır. İhsa, her bilginin yerli yerinde olmasıdır. İmam, imamdır. Yani imam kitap, kitap da imamdır. Herkes İmamdan aldığı izin ve ruhsat nispetinde imamdır.

İmamın iması

İmam imadan türemiştir. İma işaret ve maksattır. İmam bazı şeyleri imayla bazı şeyleri doğrudan söylemelidir. Buna göre insanlara hitap etmelidir. İmam, hem ima ile hem de sarih bir şekilde anlatması gerekeni anlatır.

İmam teyemmüm ile de alakalıdır. Bu da imamın gerektiğinde çözümler ve alternatifler üretmesi gerektiğini ifade eder. Zira teyemmüm aynı maksada mebni olarak abdestin alternatifidir. “…eğer su bulamazsanız Tayyip(temiz) bir toprakla teyemmüm yapın”(Maide:6) buyrulur. Bu alternatiftir.

İmam önde duracak ama mesafeyi açmayacak

İmam aynı zamanda yakın olan demektir. Demek ki imam öndeyken kendini yakın görecek, mesafeyi açmayacaktır. Bazen önde olmak mesafenin açılmasına sebep olabilir. İşte buna dikkat etmek gerekir.

İmam aynı zamanda yol manasınadır. “Biz Eyke halkından da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir imam üzerindedir. (Hicr:79). Ayette geçen imam, yol manasındadır. Öyle ya imam madem öndedir, madem maksadını, imasını bilmektedir. O zaman yolunu da bilecektir. Arkasındakileri çıkmaz bir yola, sarp bir yola sürüklemeyecektir.

HATİP-HUTBE

Hatip, hutbe okuyan kimsedir. Sadece hutbe okuyan kimseye “hatip denilmez. Belirli bir amacı ve hedefi olan kimseye de “hatip” adı verilir. İbrahim (as) beşer suretinde evine gelen meleklere “sizin hitabınız nedir ey elçiler” demişti. Onlar da “biz suçlu olan o kavmi cezalandırmak için gönderildik” demişlerdi.(Zariyat:31-33).

Ayette geçen “hitap” kelimesi amaç ve hedef manasındadır. Demek ki hatip, amacı ve hedefi olan kimsedir. Yoksa hatip, sadece etkili söz söyleyen kimse değildir. Belirli bir amacı olan kimsedir. Eğer hatibin hedefi yoksa onun sözünün tesiri yoktur. Hatip tencerede su kaynatan değil, yemek pişirendir.

Hatip, hitap edendir. Ama muhatap olmak değer vermektir. Muhatabı olmayan hatip adeta kendi kendine çalıp oynamış oluyor.

Evlenmek amacıyla yapılan nişan işlemine de “hitabet” adı verilir. Nişanlanmış olan kıza da “hatibe” adı verilir. Demek ki hitap, istediğini elde etmek, niyet ve amacını somut olarak neticelendirmektir. Hitap ve muhataplık eğer hedefi nişan alıp ona isabet etmiyorsa sözde kalır. Her insanın hayatta nişan sahibi olması ve bu nişana isabet etmesi gerekir ki bunun sonucunda hayır ve bereket, onur ve izzet meydana gelsin. İşte camide hutbe bunun içindir. Hutbe cumanın nişanıdır. Cuma ile nişanlanmaktır. Bunun sonucunda insan muradıyla cem` olur. Cami olur. Demek ki hatip söz ve usulüyle nişan alarak güzel hedef ve amacına isabet eder.

VAİZ-VAAZ

Vaaz bir şeyin ibretini anlatmaktır. Öğüt vermektir. “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! (Nahl:125) buyrulur. Vaiz önce kendisi olaylardaki ibreti görecek ki bunu aktarabilsin. Vaiz söylediğini kabaca değil öğüterek verir. Öğüt vermek büyük sert bir şeyi öğüterek vermektir. İşte böyle öğüt veren vaiz öğütendir. Ufaltarak yuvarlatarak öğüterek hakikati takdim eder ki insanlar bunu sindirerek ve anlayarak alsın.

“Allah size ne güzel öğüt veriyor. Allah işitendir görendir.”(Nisa:58). En güzel öğüt veren Allah`tır. Vaizlik peygamberlerin mesleğidir. “Bize “vaizlik etsen de etmesen de bizim için fark etmez” dediler(Şuara:136).

Kendilerine yapılan vaazlara uysalardı kendileri için daha hayırlı olurdu.”(Nisa:66)bu ayet de vaazın aslında sorumluluk getirdiğini ifade buyuruyor.

MÜEZZİN-EZAN

Müezzin tellal değil delil olmalıdır

Müezzin izine-kulağa hitap eder. Ama müezzin bir tellal değil dellaldır. Herhangi bir şeyi, olayı veya bir şeyin satılacağını halka duyurmak için çarşıda, pazarda yüksek sesle bağıran kimseye tellal denir. Oysa müezzin asıl alarak dellaldır. Güzel ameli hayrı delalet edip gösterendir. Sesiyle yol gösterendir. Müezzin tellal değil delil olmalıdır. Yahudilerin mabedine “biat” adı verilir. Ama onlarda biat daha çok alışveriş manasındadır. Oysa biat aynı zamanda aht etmektir. Evet, cami çevresinde alışveriş de olacak mubayaa olacak ama aynı zamanda ahit yenileme de olacak. Evet, cami her şeyin merkezinde olacak ama hiçbir şey ona baskın olamayacak. “Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar”(Cuma:11) burada camiye “biat” alışveriş aracı muamelesi yapılmıştır.

Mana itibariyle Ezan bir emirdir. Hem duyuru hem de uyarıdır. Hem bildirim hem de müsaade etmektir. “bu onlara Allah`tan ve resulünden bir ezandır”(Tevbe:3) buyrulur. Burada ezan tüm bu manalara gelmektedir. Demek ki müezzin bu bilinçle ezanı okuyacak. Ezanın aynı anda hem bildirim hem uyarı hem ilam hem izin olduğunu bilecektir. Müezzin ezanı bütün yönleriyle okuyacak herkes de ezanı kendi hal ve konumuna göre alacaktır.

Hac müezzini

Ezanın bir anlamı da ilandır. “Hac için insanlara ezan ver”(Hac:27) buyrulur. Burada ezan ilandır. Hac, İslam`ın şartıdır. Ama aynı zamanda hac amaç ve maksattır. Buna göre müezzin aslında insanlara amaçlarını hedeflerini haber veriyor. Onları uyararak asıl hedeflerinin ne olduğunu duyuruyor. “Hac müezzini” olmak insanlara hem hac vecibesini hem de hedeflerini haber vermektir. Bu nedenle müezzin aynı zamanda kendini insanlara amaçlarını ve hedeflerini gösteren onları uyaran uyandıran “hac müezzini” olarak görmelidir.

Ezanlar ve çocuklar

Ezan, çocuğun kulağını çekmektir. Bunun gibi ezan gaflette olanlara bir kulak çekme, bir uyarıdır. Uyandırmadır. Kimse kulağının çekilmesini istemez. O halde kulağının çekilmesini istemeyen kimse olgun davranacak. Çocukça davranmayacak.

İnkârcı-münafıklar, Peygamber (sav) için “O, bir kulaktır.” (Tevbe:61) dediler. Bununla Peygamberin(sav) herkese kulak verdiğini, mesajının da sadece kulağa hitap ettiğini söylemek istemişlerdir. Buna cevap olarak Allah (cc): “O, hayır kulağıdır. Allah`a inanır, müminlere güvenir.” (Tevbe:61) buyurdu. Peygamber (sav) Müminlere güvendiği için onları mezun eder. Onlara izin verir.

Ezana kulak veren mezun olur

İslam, izni ve mezuniyeti esas alır. Bu nedenle özellikle kulağa hitap eder. Mesela kulağa (izne) hitap ettiği için Namaz çağrısına “ezan” denilir. İslam, insanları talim ve terbiyesinden geçirerek mezun eder. Onlara kendisini temsil etme izni verir. Mezuniyet, liyakat ve ehliyete; izin ise güvene dayanır. Hakkıyla ezan okuyan müezzin mezun eder. Hakkıyla dinleyen de mezun olur.

Müezzinin sesindeki rutubet

Müezzin, içinde rutubet bulunan bitki ve ağaç dalıdır. Bunun gibi müezzinin sesinde bir rutubet olmalıdır ki nidası insanların içini serinletsin. Allah (cc) “namaza nida edildiğinde”(Cuma,9) buyurur. Nida ıslak ses demektir. Salat ise ateştir. Hararettir. Etin ateşe yaslanmasıdır. Nida da ıslaklıktır. İşte bu şekilde su ve ateş aşk ve serinlik birleşmiş olur. Müezzin yakıcı ve serinletici bir sese sahip olacak. Böyle bir nağmeyle seslenecek.

Ezan bitkinin yarı yarıya kurumuş ve rutubetli olmuş halidir. Bunun gibi ezan insana hem kuruluk hem de rutubettir. Çünkü kuru olan taraf daha iyi tutuşur ıslak kısım da ateşi serin ve selametli kılar. İnsan için ikisi de lazımdır. Bu aynı zamanda ezandaki uyarı boyutudur.

Ezanın bir anlamı da devenin iştahını açan bir bitkidir. Bunun gibi ezanda bir iştiha bir şehvet boyutu da olmalıdır.

ZİYNET

Çocuklar caminin ziynetidir

Ziynet hem süs hem de sevinç anlamına gelmektedir ve çirkinliğin zıddıdır. Allah (cc) “Ey Âdemoğulları her mescidin yanında ziynetlerinizi de beraberinizde alın”(Araf: 31) buyurur. Burada ziynet, bildiğimiz süslerdir. Ama aynı zamanda ziynet, çocuklardır. Çünkü Allah (cc) başka bir ayette “Çocuklarınız dünya hayatının ziynetidir, süsüdür”(Kehf: 46) buyurmuştur. Bu ayet ziynetin aynı zamanda çocuklar olduğunu haber veriyor. Buna göre ziynet olan çocuklar caminin asli sahiplerinden ve müdavimlerindendir. İnsanlar cami ve mescitlerin duvarlarını süslüyor ama mescitlerin içinin süsleri çocuklardır.

Ziynetsiz camiler yastadır

Ziynet günü bayram günü demektir. (Taha: 59) Buna göre camilerde ziynetin olması adeta bir bayramdır. Ziynetin yani çocukların olmadığı camiler adeta yastadır.

Özetle çocuklar caminin asli unsurlarıdır. Onlar olmadan caminin ziyneti yoktur. Caminin süsü ve sevinci söz konusu değildir. Çocuklar olmadan camiler yastadır.

MEMUM

Namazda İmama tabi olana memum denir. Kendisine tabi kimseler olmayan imam değildir. Bu nedenle imam kendisine uyan cemaatinin değerini bilecek ve onlarla bir ümmet olacaktır. İmam cemaatinin gadrine uğradığında da tek başına ümmet olabilmek için çalışacaktır. Cemaat de böyle olacaktır.

Abdulhakim Sonkaya | İnzar Dergisi – Temmuz 2017 (154. Sayı)
 


 
21-07-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.