Hikmet Kaseleri - 12

Abdulhakim Sonkaya

Allah (cc) bitiştirilmesini, kavuşturulmasını buyurduğu şeyin ayrıştırılmasını; ulaştırılmasını emrettiği şeyin heba edilmesini büyük günah olarak buyurmuştur. “…Ve onlar ki, Allah`ın bitiştirilmesini-visal emrettiği şeyi bitiştirirler.” (Rad:21) buyrulur. Allah’ın bitiştirilmesini emrettiği şey akrabalık bağlarıdır. Yakınlık kurmaktır. Bu usul ve esas üzere birleştirmek ve kavuşturmaktır.
ALLAH NEYİN BİTİŞTİRİLMESİNİ EMREDER?

Allah (cc) bitiştirilmesini, kavuşturulmasını buyurduğu şeyin ayrıştırılmasını;  ulaştırılmasını emrettiği şeyin heba edilmesini büyük günah olarak buyurmuştur. “…Ve onlar ki, Allah`ın bitiştirilmesini-visal emrettiği şeyi bitiştirirler.” (Rad:21) buyrulur. Allah’ın bitiştirilmesini emrettiği şey akrabalık bağlarıdır. Yakınlık kurmaktır. Bu usul ve esas üzere birleştirmek ve kavuşturmaktır.

“…Allah`ın birleştirilmesini-visalını emrettiği bağlantıları koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler var ya, işte lanet olsun onlara! Ve yurdun kötüsü de onlaradır."
(Rad:25). Evet, bozguncular marjinaller, ırkçılar, muhalif karakter sahipleri, azınlık oldukları halde azanlar bu visali bu vuslatı istemezler bağı koparmaya çalışırlar.

Allah, akrabaların birleşmesini istiyor.

Kardeşlerin bir olmasını, sevenlerin birleşmesini, vuslata ermesini istiyor.

Sılada olanların kavuşmasını istiyor.

Sevenlerin vuslatını istiyor.

SILA VE GURBET

Aynı kökten olan sıla da gurbet demektir. Yaban eller demektir. Yakınlık ülfet Yabancılık garipliktir. İnsan akrabalarıyla ülfet ve ünsiyet kazanır. Uzakta olduğunda kendini garip ve tuhaf görür.

Yakınlık duygusu insanın ihtiyaç duyduğu en güçlü ve en önemli duygulardandır. İletişim ve ulaşım hep bunun için geliştirilmiştir. Kurban bunun için vardır. İnsan kurban takdim eder ki garip kalmasın, uzak durmasın. Eğer insan yakın olma ve yakın durma amacıyla iletişim ve ulaşım araçlarını kullanmazsa boş bir düzlemde dolanıp durur. Ne menzili ne de durağı bellidir.

AKRABASI OLMAYAN KİMSE KAPSAM ALANI DIŞINDADIR

Arapçada, ulaşıma iletişime de vuslattan türemiş isimler verilmiştir. Öyle ya iletişim de ulaşım da Hakk’a yakın olma amacıyla olmalıdır. Akraba olma duygusuyla olmalıdır. Eğer insanın akrabaları yoksa ulaşacağı bir yer yoktur. Eğer akrabaları yoksa iletişime geçeceği bir nokta yoktur. O her zaman kapsam alanı dışındadır.

KURBAN VE HÜKÜMDAR

Hükümdar meclisinde hükümdarla sohbet eden, onunla hasbihal YAPAN kimseye “kurban” denir. Demek ki insan yanında konuşacak ona yakınlık edecek yani ona kurban olacak kimse yoksa o hükümdar da melik de sultan da olsa gariptir.

EKİNİN AKRABASI

Burada akraba olgunlaşmak demektir. Ekinin akraba olması demek olgunlaşmaya yaklaşması demektir. Bunun gibi insan yanında kendisine akraba olacak kimseler olduğunda olgunlaşır.

SILA VE HİCRAN

Hicran, bir yerden veya bir kimseden ayrılmaktır ve sılanın zıddıdır. Hicran ayrılık, hicret Allah için yurdunu akrabalarını bırakıp gitmektir. Akrabalık bağı o kadar değerlidir ki ancak Allah’a hicret için esnetilebilir. Bu nedenle hicret en zor ve en değerli ibadetlerdendir. Bu da akrabanın önemini ortaya koyan somut bir olaydır.

Bir insan akrabalarının yanında olduğu halde onlardan kopuksa bu hem onu muhacir yapmaz hem de onu uzaklaştırır. Böyle bir kimse hicrette değil hicrandadır.

TAKRİBEN

Takriben, “aşağı yukarı, yaklaşık olarak” manasında bir zarftır. Hem yaklaşmayı hem de yuvarlatmayı ifade eder. Demek ki akrabalarıyla iyi olan kimse takriben iyidir. Takriben ideale ve kemale doğru bir seyir halindedir. Buna karşılık akraba duygusu ve hassasiyeti olmayan kimse bundan uzaktır ve hem de sürekli uzaklaşmaktadır.

AKRABALAR AKREP Mİ?

Bazıları akrabaları akrep gibi görür. Onlara yaklaştıkça zarar edeceğini düşünür. Öyle bir şey yoktur. Akrabalıktan maraz doğmaz, uzaklıktan maraz doğar. Bu nedenle Allah (cc), “onlar onu uzak görürler. Biz ise onu yakın görüyoruz.” (Mearic:6-7) buyurmuştur. Ayrıca Peygamber(sav) “haremin içinde dahi olsa akrebin öldürülmesini emretmiştir.” Çünkü akrep akrabalığa terstir.

VASIL VE FASIL

Vasıl sıladandır ve Fasıl ile zıt manaya sahiptir. Fasıl,  ayırmaktır. Çocuğun sütten kesilmesidir. Çocuk süt emdikçe kendisini annesine muhtaç görür. Bu bir vefa değil ihtiyaçtır. Bunun gibi insan akrabalarına hem ihtiyaç hem de vefa yönüyle bağlı görecektir. - Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir…” (Lokman:14) buyrulur. Allah (cc) anneye iyilikle ilgili ayette sütü verme olayını hatırlatıyor. Yani bu fasıl firaka sebep olmamalı buyuruyor.

SILA VE FİRAK

Vuslat, firakın zıddıdır. İnsan ayrıştıkça fark edileceğini zanneder. Oysa insan ne kadar kendini uzaklaştırırsa kayıplara karışır. Garipleşir. Yalnızlaşır bu da ona hasret ve ıstırap olarak yansır. Bu nedenle insan firak acısını yaşamak istemiyorsa her daim akrabalarıyla bağlantı halinde olacaktır.

FARK MI FİRAK MI?

Makam, zenginlik ve şöhret gibi Saiklerle Ayrışma ve farklı olma duygusu insanı farklı kılmaz. Firaka mahkûm eder. Bu vasıfta nice kimse kendisini farklı görüp kedini ayrıştırıyor ama hakikatte bu ona bir fark değil firaktır.

AKRABA VE KIRBA

Akraba ve kırba aynı köktendir. Kırba su kabı ve maşrapadır. Demek ki insan akrabalarından haktan uzak durdukça hep susuzluk çeker. Kırbası olur ama susuzluğu gitmez. Bazıları durumları iyi olunca başka meşreplerle başka maşrapalarla mutlu olacağını düşünür ama aslında böyle değildir. İnsan akrabaları olmadan boş maşrapa garip meşreptir.

Akrabaya alternatif bir meşrep ve maşrapa yoktur.

AKRABA VE BUUD

Akraba, uzaklığın zıddıdır. Uzaklık buud olarak ifade edilir. “Badehu” anlamındaki “sonra” zarfı buradan gelmiştir. Çünkü insan yakınlık duygusunu kaybedince hep sonralık illetine mahkûm olur. sonra sonra der durur ve asla bu sonralık visale, neticeye varmaz. Hep boyutları takip eder ama bir şey yakalayamaz. Oysa akrabalık, yakınlık her anı bir kavuşma ve buluşma anı olarak kıymetli kılar. Akrabalığın bütün boyutları yakınlığa ve güzelliğe çıkar.

AKRABADAN UZAKLAŞAN KİMSE CÜNÜP OLUR

Cünüp kelimesi, ecnebi ve cenap ile aynı köktendir. Ecnebi, yabancı; cenap ise civar, memleket demektir. Cünüplükte yıkanmanın farz kılınmasının hikmeti, insanın şehevi bir durumla kendi civarından, kurbiyet-yakınlık makamından uzaklaşması ve kendi kendisine yabancılaşması ihtimaline dayanır. Gerçekten cünüplük hali bir yabancılaşma ve uzaklaşma vaziyetini ortaya çıkarabilir. Bu bir soğuma halidir. Kendine ve sevdiğine karşı ecnebileşmektir. Hak Teâlâ, insanın soğumasını cünüplük olarak hükme bağlamıştır. Bu durumda insanın akraba-yakın olmak için arınıp temizlenmesi ve tekrar yakınlık duygusunu kazanması gerekir.

Cenap, saha ve alan demektir. “Cenab-ı Hakk” tabiri Hakk’ın feleğinde ve dairesinde ona yakın olmayı ifade eder. Cünüp olan kimse uzaklaşma ve yabancılaşma duygusuna kapıldığı için namaza yaklaşamaz. Tekrar namaza yaklaşabilmesi için temizlenerek Hakk’ın cenabına yaklaşması ve O’na yakın olması gerekir.

Hakk’ın cenabından uzaklaşan kimse, hem cünüp hem de ecnebidir. İnsan; değerlerinden, taharetten, arınmışlıktan uzaklaştıkça cünüp olur, kirlenir. Kendi kendisine ve içinde bulunduğu topluma yabancılaşır, ondan uzaklaşmaya başlar.

Hâsılı akraba makamından akraba civarından uzaklaşan kimse cünüp olur.

MUKARRABUN

Akraba en yakın olmaktır. Bu nedenle Hak Teâlâ kendisi için en çok müsabaka edenlere “Mukarrabun” makamını verir. Önde olanlar var ya onlar öncüdürler. İşte o yaklaştırılanlar, (Vakıa:10-11) buyrulur. Ayrıca Hadiste de “sıla-i rahim arşta asılıdır.” buyrulur.

Abdulhakim Sonkaya / İnzar Dergisi – Şubat 2017 (149. Sayı)
 
09-02-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.