Hicret Ve Boykot

Sadullah Aydın
Yurtlarını, yakınlarını, sevdiklerini bırakmak zorunda kalan Müslümanlar gizlice Mekke`yi terk ettiler. Muhacir Müslümanların arasında Osman bin Afvan, Musab bin Ümeyr, Ebu Seleme ve eşi Ümmü Seleme, Cafer bin Ebu Talib, Ammar gibi tanınan simalar da vardı. Müslümanların Habeşistan`a hicret ettiklerini duyan müşrikler onları geri getirmek için Amr bin As başkanlığında bir heyeti hediyelerle Necaşi`ye gönderdiler. Ama adil bir insan olan Necaşi, Müslümanları geri vermeyi reddederek Mekke heyetini hediyeleriyle birlikte geri gönderdi.
İslam davasına gönül vermiş Müslümanlar bu uğurda her türlü baskı, boykot ve hicreti göze almalıdırlar. Peygamberin, Ehl-i Beyt`in ve seçkin ashabın yolu buydu. Hazreti Peygamber nübüvvetin ilk günlerinden hayata gözlerini yumduğu ana kadar bu bedelleri göze aldı ve ödedi de.

Özellikle ilk Müslümanlar, Peygamberle birlikte hicret ve boykot dâhil her türlü acıyı yaşadılar. Peygamber ve dostlarını anlamaya katkı olması arzusuyla bu yazımda Mekke döneminde yaşanan hicret ve boykot olayını kısaca anlatmaya çalıştım. İşte o yıllar, baskı ve işkencenin dayanılmaz boyuta ulaştığı yıllar…

Mekke döneminde müşriklerin baskı ve işkenceleri öyle bir hal aldı ki bazı Müslümanlar Mekke`den ayrılmak zorunda kaldılar. Nübüvvetin beşinci yılında Mekke zorbalarının işkencelerinden kurtulmak isteyen bir grup Müslüman Peygamberimizin izin ve tavsiyeleri doğrultusunda Habeşistan`a hicret etti. Peygamberimiz muhacir Müslümanları Habeşistan`a uğurlarken onlara şöyle dedi:

-Habeşistan`da adı Necaşi olan adil bir hükümdar var. O kimseye zulmetmez. Orada güven içinde yaşayacağınızı umut ediyorum.

Yurtlarını, yakınlarını, sevdiklerini bırakmak zorunda kalan Müslümanlar gizlice Mekke`yi terk ettiler. Muhacir Müslümanların arasında Osman bin Afvan, Musab bin Ümeyr, Ebu Seleme ve eşi Ümmü Seleme, Cafer bin Ebu Talib, Ammar gibi tanınan simalar da vardı. Müslümanların Habeşistan`a hicret ettiklerini duyan müşrikler onları geri getirmek için Amr bin As başkanlığında bir heyeti hediyelerle Necaşi`ye gönderdiler. Ama adil bir insan olan Necaşi, Müslümanları geri vermeyi reddederek Mekke heyetini hediyeleriyle birlikte geri gönderdi.

İslam`ın sesinin Mekke dışına taşması, Müslümanların Mekke`nin dışında yer edinmeleri Mekkelileri büyük bir paniğe sevk etti. Bu din böyle giderse kurulu düzenleri için büyük bir tehlike olacaktı. Ne yapıp edip onu Mekke sınırları içinde boğmalıydılar. Bu düşüncelerle hareket eden Mekkeliler Peygambere, Müslümanlara ve onların destekçisi olan Haşimoğullarına karşı boykot kararı aldılar. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek boykot kararı…

Boykot kararı sadece Müslümanları kapsamıyordu. Onları himaye eden, destek çıkan herkes bu kapsamdaydı. Mekkeliler bu yeni dini bastırma konusunda kararlıydılar. Ne pahasına olursa olsun makam ve iktidarlarını kaybetmek istemiyorlardı. Bu nedenle Ebu Leheb hariç tüm Haşimoğullarını da boykot kapsamına aldılar.

Bir akşam toplanan Mekke yönetiminin büyükleri şöyle bir karar aldılar: Muhammed kendilerine teslim edilinceye kadar tüm Haşimoğulları ve diğer Müslüman olan kişilerle her türlü irtibat kesilecek. Hepsi Mekke dışına sürülecek, tüm ikmal yolları kesilecek. Onlarla her türlü alışveriş yasaklanacak. Yiyecek ve içecek temin etmeleri engellenecek, onlara yardım edenler şiddetli bir şekilde cezalandırılacak…

Ölümden beter bu insanlık dışı karar sonucunda Müslümanlar ve onları destekleyen Haşimoğulları Mekke dışına sürüldüler. Şi`b-i Ebi Talib denilen yerde, kurak çölün ortasında, kavurucu güneşin altında, zar zor buldukları birkaç kıldan ve bezden çadırın altında, aç ve susuz yaşamaya başladılar Müslümanlar ve destekçileri… Bir toplama kampından, bir esir kampından farksızdı kaldıkları yer. Ya pes edip Peygamberi vahşi düşmana teslim edecek, Allah`ın yüce dininden vazgeçecek ya da aç ve susuz, çölün ortasında ölüp gideceklerdi.

Korkunç günlerdi boykot günleri. Sütleri kuruyan analar, açlıktan ağlayan bebekler, kuru deri parçalarını suda ısıtıp yemeye çalışan perişan, aç insanlar. Açlık ve susuzluktan ötürü ölümle pençeleşen kadın ve çocuklar… Allah`ım! Ne acı günlerdi o günler.

Üç yıl sürdü bu kahredici günler. Her bir günü bir asra bedel tam üç uzun yıl. Zaman geçmek bilmiyordu. İnsanlar bir deri bir kemik kalmışlardı. Bulaşıcı hastalıklar, bünyeleri zayıf çocuk ve yaşlıları bir bir alıp götürüyor, çadırlardan kadın feryat ve ağıtları eksik olmuyordu. Mekkeliler bolluk içinde keyif çatarken hemen yanı başlarında akrabaları açlık ve hastalıklarla boğuşuyordu.

Mekkeli zalimler Peygamberimizin ve onun sevgili amcası Ebu Talib`in pes etmesini bekliyorlardı. Ama ne Peygamber davasından vazgeçiyordu ne de Ebu Talib onu koruma konusunda geri adım atıyordu. Tüm olumsuz şartlara rağmen Peygamber, İslam davasını insanlara götürmeye çalışıyor, yüce Allah`ın adını yüceltmek için çırpınıyordu.

Üç yıl süren bu boykot ve tecrit işkencesi bir grup vicdanlı gencin anlaşmayı bozma girişimi sonucunda sona erdi. Bu esnada Peygamberimizin bir mucizesi daha gerçekleşti. Gençlerin anlaşmayı bozmak istediği bir sırada Peygamberimiz, Kâbe`de saklanan anlaşma metninin kurtçuklar tarafından yenildiği haberini verdi.

Bizzat Ebu Talib`i Mekkelilere gönderen peygamber, onları bu durumdan haberdar etti. Mekkeli zorbalar önce bu habere inanmak istemediler. Ebu Talib, onlara şöyle dedi:

-Muhammed şimdiye kadar hiçbir konuda asla yalan söylememiştir. Ben yeğenimin söylediği her şeye inanıyorum. Ona güvenim tamdır. Çünkü o Muhammed`ül Emin`dir. Gidin anlaşma metnine bakın. Eğer Muhammed`in dediği doğru değilse onu size teslim etmeğe hazırım.

Mekkeliler, Kâbe`de sakladıkları ve üzerinde boykot antlaşması olan deri parçasını alıp getirdiler. Gerçekten anlaşmanın yazılı olduğu bölge kurtçuklar tarafından yenilmişti.

Vicdanlı gençlerin girişimi ve bu mucize boykot olayını sona erdirdi. Ama Peygamber için acı ve çile dolu günler hiç bitmeyecekti. Rabbine kavuşuncaya kadar davası için acı ve çile çekmeye devam edecekti yüce önder!

Sadullah Aydın | İnzar Dergisi | Ocak 2018 | 160. Sayı

 


 
16-01-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.