Her çocuk kabiliyetlidir, bize düşen...

Mehmet Göktaş
İnsanımızın en çok yanıldığı konulardan birisi de çocukların bir kısmının kabiliyetli olduğu, önemli bir kısmının ise kabiliyetsiz veya düşük kabiliyette olduğunu zannetmesidir. Onları böyle bir inanca götüren etkenlerin başında eğitim sistemleri, okullara giriş puanlamaları ve daha sonra da derslerdeki başarı durumları gösterilmektedir.
İnsanımızın en çok yanıldığı konulardan birisi de çocukların bir kısmının kabiliyetli olduğu, önemli bir kısmının ise kabiliyetsiz veya düşük kabiliyette olduğunu zannetmesidir. Onları böyle bir inanca götüren etkenlerin başında eğitim sistemleri, okullara giriş puanlamaları ve daha sonra da derslerdeki başarı durumları gösterilmektedir.

Öyle ya her çocuk öyle her istediği okula giremez, kazara girse bile başarılı olamaz, sürdüremez. Daha da önemlisi insanların ve öncelikle çocukların IQ`leri ölçülmüyor mu? Ve bu bir kabiliyet testi değil mi? O halde her insanın, her çocuğun kabiliyeti farklı değil midir?

Bir de insanları bu inanç ve kanaate götüren şeylerin başında ‘üstün zekâ` diye bir gerçek vardır ve hatta böylesi çocuklar için ayrı okullar ve ayrı programlar vardır düşüncesi.

Bugün bu görüşün karşısına çıkmak ve aksini iddia etmek zor olsa da biz bunu söylüyoruz. Yani Allah Teâla her insana, her çocuğa ayrı kabiliyetler vermiştir. Bizi yanıltan şeylerin başında rağbet ettiğimiz meslekler ve branşlar gelmektedir. Hâlbuki bu mesleklerin ve branşların sıralamaları zamana ve mekâna göre değişmektedir. Düne kadar tıp fakültesini kazanmak ve doktor olmak bu ülke insanı için ulaşılması gereken hedeflerin ilk sırasındayken, yani en üstün zekâlı olmayı gerektirirken bugün nice fakülteler ve branşlar daha öne geçmiş durumdadır.

Gelelim asıl söylemek istediğimize. Bize göre çocukların gerçek kabiliyeti asla okullarla, fakültelerle ve bir takım derslerle ölçülmemelidir. Okul hayatında fazla başarılı olamayan nice insanlar vardır ki gerçek hayatta çok büyük başarılar elde etmektedirler. Ülkelerin siyasi, ticari ve üretim alanlarında büyük başarı gösteren, o ülkeyi adeta avuçları arasına alan nice insanlar vardır ki okul hayatlarında hiç de öyle başarılı kişiler değildir.

Biz bu noktada eğitimi kötülemek, gençleri okullarından soğutup uzaklaştırma düşüncesinde değiliz. Aksine çocuklarımızın mutlaka başka başka kabiliyetlerinin olduğunu, bu kabiliyetlerini bulup ortaya çıkarmamız gerektiğini söylemek istiyoruz.

Anladığım kadarıyla bugün insanların, özellikle çocukların IQleri ölçülürken genellikle matematik zekâsına ağırlık verilmektedir. Hâlbuki dünya matematikten ibaret değildir. Birileri matematik zekâsıyla ilerleyip çok önemli yerlere gelebilirler, her biri kendi dalında bir tıp, bir fizik, bir kimya profesörü olabilir. Fakat zekâları o seviyede olmayan niceleri de çıkıp bu insanları çalıştıran onlara maaş veren patron, fabrikatör ve hastane sahibi olabilirler.

Daha da önemlisi, çocukların zekâları sadece bu meslek dallarıyla ölçülüp değerlendirilemez. Mesela altı yedi yaşlarındaki çocukları karşımıza alıp onları şöyle bir sınavdan geçirelim; cebimizden bir elli lira çıkaralım ve diyelim ki

-Sana şimdi şu elli lirayı mı vereyim, yoksa sen yirmi beş yaşına gelinceye kadar bekleyip yüz bin lira mı vereyim, hangisini istersin dediğimizde alacağımız cevap o çocuğun aklını ölçmede gerçek bir ölçü olacaktır.

Gelin bunu yirmi beş yıl değil de daha fazla uzatalım, hatta ölüp dirildikten sonraya kadar götürelim. Peygamber Aleyhisselam akıllı insanın kim olduğunu tarif ederken; kendisine dünya ve ahiret sunulduğunda ahirettekini tercih edendir buyuruyor.

Biz yine dünyamıza dönelim, çocuklarımızın kabiliyeti meselesine dönelim.

Evet, her çocuğun mutlaka bir kabiliyeti, hem de önemli bir kabiliyeti vardır. Bunu tespit edip ortaya çıkarmalıyız. Onları bir yerlere, kendimizin beğendiği dallara zorlamamalıyız. Aslında anne babalar çoğu zaman kendi egolarını tatmin etmek istiyorlar. Okulların önlerinde dört gözle çocuklarının sınavlarına odaklanan, ellerinde Yasin cüzlerini okuyarak bekleyenler önemli bir okulu kazanan çocuğun annesi babası olmakla övünmeyi beklemektedirler. Bu şekilde at yarıştırır gibi çocuk yarıştırmaktan vazgeçmelidirler.

Onun yerine çocuklarını iyi tanımanın yollarını aramalı, onların yeteneklerini iyi öğrenmeli ve bu şekilde onlara yardımcı olmalıdırlar.

Gençlere de şunu tavsiye ediyoruz. İyi bil ki Allah sana mutlaka ve mutlaka bir kabiliyet vermiştir. Bunu sen herkesten daha iyi tesbit edebilirsin, bunu bul ve o istikamette kendini geliştir. Bu hususta yakın dostlarından da faydalan, kendini onlardan sor ve tavsiyelerine kulak ver. Ama sakın karamsar olma, sakın sınavlar, IQ testleri senin moralini bozmasın.

Mehmet Göktaş | İnzar Dergisi | Eylül 2017 | 156. Sayı
 


 
09-09-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.