Fetih bize ne uzak, Fetih bize ne yakın

Mehmet Göktaş
Bizler fetih nedir, fetih ruhu nasıl bir şeydir bilmiyoruz, tarihte kaldı her şey. Bilgi olarak kitaplardan okuyoruz sadece. Belki Kur’an tilaveti esnasında Fetih suresiyle, Nasr suresiyle gündemimize geliyor.
Bizler fetih nedir, fetih ruhu nasıl bir şeydir bilmiyoruz, tarihte kaldı her şey. Bilgi olarak kitaplardan okuyoruz sadece.

Belki Kur’an tilaveti esnasında Fetih suresiyle, Nasr suresiyle gündemimize geliyor.

Bazen yirmi dokuz mayıslarda yapılan etkinliklerle bir nebze de olsa fetih ruhundan bir şeyler yakalamaya çalışıyoruz.

Bir de 31 Aralıkta Mekke’nin Fethi dolayısıyla etkinlikler düzenleriz. Aslında bu etkinliklerimiz bile Noel belasına bir alternatiftir. Çünkü Mekke kameri olarak Ramazan ayında fethedilmiştir.

Gerçeği konuşacak olursak bizler fetih ruhuna çok çok yabancıyız. Çünkü bizler, en azından yüz yıla yakın bir zamandır yaşadığımız coğrafyanın haritasının değiştiğini görmeyen çocuklarız.

Ümmet olarak kaç yüzyıldan beri fetihleri unutmuş durumdayız. Söyler misiniz, en son fethettiğimiz yer neresidir, ne zamandır?

Zaten değişse bile sınırlar, bu değişikliğin fetih istikametinde değil, bölünme istikametinde, Ümmetin toprağının bir parçasını daha kaybetme istikametinde olduğunu ve olacağını söylemek kehanet olmaz.

Müslümanlar olarak hep bu korkuyla yaşıyoruz. Bölünmemiz, parçalanmamız devam ediyor gibi.

Ümmetin tamamı ve özellikle bu coğrafyanın insanı bunu yüreğinde hissetmekte, bir bölünme, parçalanma sendromu yaşamaktadır.

Ortadoğu coğrafyasını göstererek “Sizce on beş yirmi sene sonra şu haritada ne gibi değişiklikler olabilir?” diye insanımıza sorsanız, bir tek kişinin büyümekten, genişlemekten söz ettiğini duyamazsınız. En iyimseri, belki hiçbir değişikliğin olmayacağını söyleyebilir. Fakat büyük bir çoğunluk, bu haritanın yirmi sene sonra biraz daha parçalanmış, bölünmüş, küçülmüş olacağını söyleyecektir.

Çünkü bölünmeler önce yüreklerde, ruhlarda yaşanır ve daha sonra haritalara yansır. Eğer yürekler küçülmüşse, ufuklar küçülmüşse, ruhlar daralmışsa, insandaki merhamet ve muhabbet kanatları gövdeye yapışıp kapanmışsa, büzülmüşse, bunun er veya geç haritalara yansıması da kaçınılmazdır.

Bilmem ki, ömrümüzün bundan sonraki günlerinde fetihlere şahitlik edebilir miyiz?

Bu kadar acı gerçek ve yüreğimizi yakan tespitlerden sonra ben size fetih müjdeleri vermek istiyorum. Fetih yıllarının öyle çok uzaklarda olmadığını iddia ediyorum.

Çünkü ben fetih gibi, fetihten hiç de geri kalmayacak güzellikler hissettiğimi belirtmek isterim.

Elhamdülillah ben şimdilerde okyanus genişliğinde yüreklere sahip olan müminler görüyorum.

Müminlere karşı gözlerinin içi ışıl ışıl parıldayan, kucakladığında, sarıldığında bütün dertlerinizi alıp götüren sıcak mı sıcak müminler görüyorum.

Küçük hesapların adamı olmayı bırakıp ufukları geniş mi geniş müminler görüyorum.

Evleri küçük olsa da, kalpleri büyük mü büyük, kapıları sonuna kadar dayalı mümin yuvalar görüyorum.

Sadece ve sadece Allah için birbirlerini seven, birbirlerini sevmedikçe iman etmiş sayılmayacaklarının şuurunda olan müminler görüyorum.

Özellikle kendi grubunun ve cemaatinin dışındaki Müslümanları sevebilen, onların iyiliklerine ve başarılarına sevinen, kötülüklerinden dolayı üzülen Müslümanları görüyorum.

Kalıbı, cüssesi küçük olsa da, uzunluğuna göz ilişmeyen merhamet kanatlarına sahip, o sıcacık merhamet kanatlarının altına bütün mazlumları almak için çırpınan müminler görüyorum.

İnancını, görüşünü, dinini hiç sormadan bütün mazlumları o sıcacık merhamet kanadının altına almak için can atan müminleri görüyorum.

Daha da somutlaştıracak olursak, dünyanın dört bir yanına koşturan, oradaki kardeşlerine ulaşan, onların imdadına yetişen müminleri görüyorum.

Afrika’nın her noktasına ulaşan, onlara su kuyuları açıp veren, sağlık hizmetleri sunan Müslümanları görüyorum.

Dünyanın tamamına yakın bütün ülkelerde kurban eti dağıtan, sadakalarını ve zekâtlarını oralara götüren Müslümanları görüyorum.

Bir felaket anında herkesten önce onların imdadına yetişen Müslümanları görüyorum.
İşte bu fetihtir, hatta fetihten çok daha ötesidir.

Varsın şimdilik coğrafyanın çizgilerinde bir değişiklik görünmesin, varsın haritalar yine küçük küçük, parça parça kala dursun. Allah’ın izniyle bu bir fetihtir ve bizler fatihleriz.

Ve fetihler hiç de uzak değildir, öyle yüz yıllarca beklemeyeceğiz.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Ocak 2017 (148. Sayı)
 
07-01-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.