Ey Nefsim! -11-

Mehmet Beşir Varol
Ey Nefsim! Allahu Teâlâ`ya layıkıyla hamd, Efendimiz Muhammed`e, Onun al, ashab ve etbaına salat ve selam olsun. Ey Nefsim! Daha hesap günü gelmeden ve hatalarını düzeltme fırsatın var iken muhasebeni yapman için bazı ayet ve hadislerle sana bazı mesuliyet ve mükellefiyetlerini hatırlatmaya çalıştığım önceki yazımıza devam etmek istiyorum.
Ey Nefsim!

Allahu Teâlâ`ya layıkıyla hamd, Efendimiz Muhammed`e, Onun al, ashab ve etbaına salat ve selam olsun.

Ey Nefsim!

Daha hesap günü gelmeden ve hatalarını düzeltme fırsatın var iken muhasebeni yapman için bazı ayet ve hadislerle sana bazı mesuliyet ve mükellefiyetlerini hatırlatmaya çalıştığım önceki yazımıza devam etmek istiyorum.

Ey Nefsim!

Allahu Teâlâ mealen Kur’an`da müminlere şöyle emrediyor;

"İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın! Allah`tan korkun! Şüphesiz ki Allah, azabı çok şiddetli olandır." (Maide 2)

Ey Nefsim!

Seni yaratan, yer ver gökte olan her şeyi hizmetine koyan, dünya ve ahirette tek kurtuluş ve mutluluk reçetesi olan İslam dinine iman etmeyi sana kısmet eden ve daha saymakla bitmeyen nimetlerle seni nimetlendiren Allahu Teâlâ`nın bu ayetteki emrine ne kadar uyuyorsun ve hayatında uyguluyorsun; sadece onun rızası için günde kaç Müslüman’ın derdiyle ilgilenip onlara yardımcı oluyorsun ya da yirmi dört saatinden ne kadar zamanı bu ilahi emre ayırıyorsun. Muhasebeni yap!
Ey Nefsim!

Şimdiye kadar ihlaslı ve samimi bir şekilde kaç İslami cemaat ve hareketlerle diyalog kurmuşsun? Hayırlı çalışmalarında İslam ve Müslümanların maslahatı için imkânın dâhilinde yardım etme teklifinde bulunmuşsun? Kendi şahsi maslahat ve menfaatinden ne kadar ümmetin umumi maslahatı için feragat ve fedakârlık ediyorsun? Muhasebenin yap!

Direkt olarak İslam ve Müslümanlara zarar veren ve güçlerini zayıflatan davranışlardan kaçtığını bilmiyorum. Ancak dolaylı ve bilinçsiz bir şekilde bu duruma düşmemek için ne kadar dikkat ediyorsun? İslam ve Müslümanların düşmanlarına bilmeden alet olmamak ve hilelerine düşmemek için ne kadar titiz davrandığına dair muhasebeni yap!

Ey Nefsim!

Kâinatın Rabbi, dünya ve ahiretin sahibi seni şu önemli bilgiden haberdar ediyor:

"Asra yemin olsun ki, insanlar gerçekten hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır." (Asr Sûresi)

Sen bu sûrenin beyan ettiği hüsrana ve sunduğu kurtuluş reçetesine ne kadar önem veriyorsun? İman ettiğin ve hayatında uygulamaya çalıştığın hakk dini insanlara tebliğ ve tavsiye etmeye yirmi dört saat ömür sermayenden ne kadar zaman ayırıyorsun? Diğer insanların hidayetine, günah ve yanlış yollardan döndürülmelerine ne kadar çalışıyorsun? Hak yola gelenlere sünnetullah gereği başlarına gelebileceğini bildiğin halde musibetlere karşı sebat etmeleri ve bir daha yanlış yollara düşmemeleri için ne kadar uğraşıp onlara sabrı ve dayanmayı tavsiye ediyorsun? Onlara ne kadar sabrın fayda ve tatlı neticelerini anlatıyorsun? Muhasebeni iyice yap!

Ey Nefsim!

Allahu Teâlâ hakkı ve sabrı tavsiye etmeyi hüsrandan kurtulmak için şart koştuğu halde bakıyorum bu şartı yerine getirmekte çok gevşek davranıyorsun. Yoksa şartı yerine getirmeden maşruta sahip olmayı mı düşünüyorsun? Abdestsiz kılınan namaz hiç sahih olabilir mi? kendini kandırman sana hiçbir fayda sağlayabilir mi? hakikat ortadadır. O da şudur: Allahu Teâlâ insanın hüsrandan kuruluşunu iman ve salih amelden sonra hakkı ve sabrı tavsiye etmeye bağlamıştır.

Ayrıca insanlara gerçek ve en büyük yardım, onlara hakkı/İslam inancını yaşama tarzını ve yolunda başa gelen kaçınılmaz zorluklara karşı son nefese kadar direnmeyi hikmet ve en güzel ifadeyle tavsiye etmektir/anlatmaktır. Zira bundan daha faydalı bir yardım olsaydı Allahu Teâlâ onu hüsrandan kurtulmaya sebeple şart sayardı.

Bu hakikat bize gösteriyor ki yardımlaşmamızda ağırlık buna verilmelidir. Diğer yardımlaşmalar bu ana yardımlaşmaya destek ve yol açıcı mahiyette olmalıdır. Aksi takdirde kuru maddi yardımlar dünyada insanların azıtmalarına ve ahirette de cehenneme girmelerine sebep olmaktadır. Ki bu da hakikatte onlara iyilik değil, kötülüktür.

İşte bu hakikatten dolayı enbiyalar ve onların gerçek varisleri olan âlim davetçiler hep insanlara yardım etmede hak ve sabır tavsiyesini öne almışlardır.

Ey Nefsim!

İman ve salih amel hüsrandan kurtulmak için yeterli değildir. Zira Allahu Teâlâ yeterli saysaydı böyle kısa bir surede hak ve sabrı tavsiye etmeyi de eklemezdi. Binaenaleyh kendini kandırma! İman ve salih amel ile yetinme! Hayatından ibaret olan vaktinin büyük bir bölümünü de İslami tebliğe, davete, emri marufa ve nehyi münkere ve sabrın faydalarını anlatmaya da ayır. Hem de hikmet ve en edebi bir dille bu ilahi vazifeyi yerine getirmeye çalış. Zira nassa karşı içtihat olmaz ve sarih/açık beyanın zıddını ummak ahmaklık olduğu gibi hüsranın alametidir de aynı zamanda…

Ey Nefsim!

Başka bir ayette Allah u Teâlâ şöyle buyuruyor. “Kâfirler birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz de birbirinize yardım etmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.” (Enfal 73)

Ey Nefsim!

Şu anda İslam âlemini ve hatta bütün dünyayı istila eden fitneler, fesatlar, dalâletler, zulümler ve küfür akideleri; kâfirlerin bütün türleri ile İslam ve Müslümanlara karşı tek vücut şekilde birbirlerine yardım ettikleri halde Müslümanların birbirlerine karşı ilgisizliğini ve birbirlerine yardım eli uzatmamanın hatta birbirlerine karşı hasmane davrandıklarının acı bir meyvesi ve neticesi olduğunda hiç şüphe var mıdır ve bu ayetin tam tasdiki değil midir?

Durum bu kadar ayan beyan olduğu halde sen hala da bu hususta tembel davranıyorsan İslami hayırlı ve meşru hizmetlerde Müslüman kardeşlerinin yardımına koşmazsan, yürüttükleri çalışmalarına ilgisiz kalırsan dolaylı da olsa fitne ve fesadın daha fazla etkin olmasına sebep olmaz mısın ve bu durumda kıyamet gününde hangi yüzle Allah u teâlâ`dan mağfiret dilersin ve Resul-i Ekremden şefaat beklersin? Zira sebep de fail gibidir. Bu duruma düşmemek için alel acele tembelliğini atmalı ve eksiklerini tamamlamalısın.

Ey Nefsim!

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyuruyor: “Müminler kendi aralarında bir bina yapısı hükmündedirler. Birbirlerini destekleyip güçlendiriyorlar.” Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bu hadîsi buyururken parmaklarını birbirine geçirdi.” (Buhari Müslim Riyazu’s-salihin hadis no: 222)

Ey Nefsim!

Gerçek müminlerin durumu böyle iken hele düşün sen diğer mümin kardeşlerine ne kadar destek oluyorsun? Onların ne kadar hayırlı etkinlik ve çalışmalarına katılıp yardımcı oluyorsun? Onlara maddi-manevi güç verip ümmetin birlik binasını çatlaklardan ve yıkılmaktan korumaya gayret ediyor veya mevcut çatlakları tamir etmeye çalışıyorsun? İyice bilmelisin ki boş sözle gerçek mümin olunmaz. Allahu Teâlâ insandan amel ve yaşantı istiyor. Zira ezeli kelamında/Kur`an’ında şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! (ey ben müminim diyenler), niçin yapmadığınız şeyi söylüyorsunuz? Yapmadığınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük günahtır.” (saf 2,3)

Ey Nefsim!

Başka bir hadis-i şerifte rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“müminler, birbirlerini sevmede birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir uzvu/organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim 66/6586 )

Ey Nefsim!

Kendini kontrol et! Diğer müminleri kendinden bir parça gibi hissediyor musun? Onların acılarıyla acı çekiyor ve uykusuz kalıyor musun? Onların derdiyle kendi derdin gibi ilgileniyor musun? Kendi derdini tedavi etmeye, çare bulmaya ve gidermeye çalışıp çırpındığın gibi mümin kardeşlerinin derdi için de çırpınıyor musun? Allah u Teâlâ katında gerçek bir mümin olabilmen için hadis-i şerifin açık ifadelerini ve net ölçüsünü görüyorsun. Gerçek müminliğin ölçüsü ortadadır. Sahte müminliğin Allah katında hiçbir değeri olmadığını da biliyorsun. Zira Allah u Teâlâ sadece hak ve hakikate değer veriyor. Cemil ancak cemalı seviyor. Madem hakikat budur Ey Nefsim! O zaman gerçek mümin olmaya çalış. Allah u Teâlâ`nın rızasına, cennetine ve cemalini görmeye eğer gerçekten müşteri isen ahiret pazarına sahte malla çıkmamaya çalış.

Ey Nefsim! Şu hadis-i şerife de bak ve kendini ona göre muhasebeye çek! Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez/ona yardım etmekle korur. Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını gidermek gayretinde ise Allah da onun ihtiyacını gidermek gayretindedir. Kim bir Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa Allah da o kişiyi kıyamet gününün sıkıntılarının bir sıkıntısından kurtarır. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.” (Buhari ve Müslim / Riyazüs Salihin hadis no: 233)

Ey Nefsim!

Bu hadisi iyice oku ve kendini ona göre hesaba çek ve bak onu ne kadar kendinde uyguluyorsun? Başta kendini yokla. Hadiste belirtildiği gibi sana göre de kardeşliğin esası İslam mıdır yoksa şu anda emperyalizmin içimize pompaladığı iblisi ırkçılık ve cahili milliyetçilik midir? Veya başka dünyevi menfaatler midir? Unutma ki daima Allah u Teâlâ ve peygamberi biz müminler için İslam ve iman kardeşliğini istemekte ve emretmektedirler. İblisi ve şeytani ırkçılığı ve cahilli milliyetçiliği de sarih ve çok açık nasslarla yasaklamışlar. Aman dikkat! İblisi telkinle emperyalizmin pompaladığı ve estirdiği bu gibi zehirli gazlar seni etkisi altında bırakmasın.

Ey Nefsim!

Kendi hareket ve davranışlarını gözden geçir ve bak! Bilerek veya bilmeyerek zararın ve eziyetin çevrendeki insanlara dokunuyor mu? Başta kendi zulmüne mani olmalısın. Sonra da başkaları tarafından yapılan zulme ne kadar engel olabildiğine bakmalısın. Şu ana kadar kaç kişinin imdadına koşmuşsun. Sen kaç Müslümanı zalimlerden korumuşsun? Kaç Müslümanın ihtiyaçlarını gidermeye çalışmışsın? Kaç Müslümanın sıkıntısını gider misin? Sen kaç Müslümanın ayıbını örtmüşsün? Hiç unutma ki imanda ve İslam`da ne kadar samimi olduğunu ve ahirette ilahi azaptan kurtulma ve Allah’ın rızasına nail olma ihtimalin bu ölçülerle ölçülür.

Yoksa Allah muhafaza sen bu ilahi ve nebevi talimatların kitap ve sünnette boşuna yer aldığını ve onlara uymayanlara ilahi bir müeyyide olmadığını zannedersen çok yanılırsın.

Ey Nefsim!

Bu ilahi ve nebevi talimatlar, sana hep kendi ihtiyaçlarını düşünerek ‘Müslüman kardeşlerim niye bana yardım etmiyor?’ diyerek ömrünü Müslümanlardan şikâyet etmekle ve kalbini onların nefretiyle doldurmakla geçirmeni emretmiyor. Bilakis sana Müslüman kardeşlerinin ihtiyacını hep düşünmeyi ve imkânın nispetinde onların yardımına koşmayı ve bu husustaki eksikliklerini görüp kendinden nefret etmeyi emrediyorlar. Sen, onlar niye sana yardım etmediğinin hesabının sorulmasını onlara ve Allah`a bırak. Onlar kendilerini hesaba çeksinler. Onlar kendilerini hesaba çekmezse Allah çeker. Sen, Müslüman kardeşlerine yardım etmediğine dair kendini hesaba çek. Senin vazifen budur. Zira sen kendini hesaba çekmezsin ve hatalarını düzeltmezsen Allah seni hesaba çeker. Ancak niye onları hesaba çekmiyorsun diye Allah u Teâlâ seni hesaba çekmez. Öyle ise bu ayet ve hadislerin aynasında hep kendine bakmalı ve eksikliklerini onlarla tespit etmelisin. Kendini unutup başkalarında uygulamaya çalışma!

Ey Nefsim!

Müslüman kardeşlerine yardım ettiğinde Allah için yap! Yoksa onlardan daha fazla yardım alabilmek için onlara yardım edersen “Daha çok almak niyetiyle iyilikte bulunma!” (Müdessir 6) ayetinin hükmünü çiğnemiş olursun. Bu, mümine yakışmaz. Zira müminlerin ahlakı isar ve fedakârlık üzerine kuruludur.

Binaenaleyh imkânın nispetinde Müslüman kardeşlerine yardım edersin ve iyilikte bulunursun. Onlar sana hiç yardım etmezlerse de yardımını onlardan kesmeyeceksin. Zira Allah için yapılan amellerin mükâfatı Allah`tan beklenir. Ayrıca Hazreti Ali radıyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`den mealen şöyle bir hadis rivayet etmiştir: “senden yardımını kesene yardım et/yardımını ondan kesme, sana menfilik edene sen ona iyilikte bulun ve aleyhinde de olsa hakkı/doğruyu söyle!” (Camiussağir İmam Suyuti hadis no: 5004)

Ey Nefsim!

Allah’u Teâlâ sana ve bütün okuyucularıma kendi emrinin istikametini nasip etsin ve daha hesap günü gelmeden kendisi kendini hesaba çekenlerden, hatalarını düzeltenlerden ve eksikliklerini tamamlayan salih kullarından eylesin. Amin.. ve selamün alel murselin vel hamdü lillahi rabbil alemin dualarınıza çok muhtaç kardeşiniz.

Mehmet Beşir Varol / İnzar Dergisi – Eylül 2015 (132. Sayı)


 
07-09-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.