Ey Arafat yolcuları!

Mehmet Göktaş
Ey Allah`ın (cc) Ka`be`sine doğru yollara koyulanlar! Kendi evlerinden çıkarak Rahman`a misafir olmaya niyetlenenler! Ey, Hz. İbrahim`in, Hz. İsmail`in ve Hz. Hacer`in aziz hatıralarını yeniden yaşamaya hazırlananlar!
Ey Allah`ın (cc) Ka`be`sine doğru yollara koyulanlar!  Kendi evlerinden çıkarak Rahman`a misafir olmaya niyetlenenler!

Ey, Hz. İbrahim`in, Hz. İsmail`in ve Hz. Hacer`in aziz hatıralarını yeniden yaşamaya hazırlananlar!

Ey, Allah Teala`dan insanlığa en son vahyin indiği, Kur`an`ın nazil olduğu,  yirmi üç yıl boyunca Cebrail Aleyhisselam`ın indiği kutsal mekânlara doğru yol alanlar!

Ey, Yeryüzünün Efendisinin ve onun aziz arkadaşlarının hayat sürdükleri iklimlere uçanlar! Ey İslam`ın doğduğu, sahnelendiği, yaşanarak hayata geçirildiği topraklara doğru giden kardeşler!

Mademki Allah Teala size böylesine büyük bir lütufta bulundu, öyleyse geliniz herkese nasip olmayan O`nun bu lütfunu ve ihsanını çok iyi değerlendiriniz!

Yola çıkmadan önce mutlaka şu konularda bilgi edinmelisiniz:

Birincisi; Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın hayatını mutlaka orta hacimli bir kitaptan okumalısınız.

İkincisi; Daha önce okumuş olsanız bile Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın hayatını hafızanızda tazelemelisiniz.

Ey Arafat yolcuları! Yola çıkmadan önce yapacağınız ilk şey, kalbinizdeki niyetin ne olduğunu samimi olarak ortaya koymaktır.

Niçin gidiyorsunuz? Siz kendinizi herkesten iyi bilirsiniz. Evet, niçin gidiyorsunuz?

Eğer sizin kalbinizde Allah`ı razı etmekten, O’nun emrini yerine getirmiş olmaktan başka bir niyetiniz varsa, başka düşünceleriniz ve hesaplarınız varsa hemen düzeltiverin.

Günahlardan ve kötülüklerden arınarak Allah`a daha yakın olmaktan başka niyetler seziyorsanız içinizde, onları derhal silip atıverin kalbinizden!

Çıktığınız bu yola gerçekten samimiyetle ve ihlasla çıkınız!

Ey Arafat yolcuları!

Haramın ve helâlin birbirine karıştığı, birbirinden fazla ayırt edilmez olduğu bir zamanda ve zeminde yaşadığınızı unutmayınız!

Faiz denilen pisliğin bulaştırılmadığı hiçbir kazancın kalmadığı bir zamanda ve bir memlekette olduğunuzu unutmayınız!

İnşaallah sizler helâl yollardan kazandıklarınızla yola çıkmışsınızdır.

Unutmayınız ki, Peygamberî ölçüye göre, bir insanın üzerindeki on dirhemlik elbisenin bir dirhemi haram ise, o bir dirhemlik bölüm kesilip atılmadığı müddetçe ibadeti kabul olmaz.

Hele Allah`ın o mukaddes beldeleri böyle pisliklere hiç mi hiç gelmez!

Yanınıza aldığınız, sizi tertemiz beldelere götürecek olan paranızı son olarak bir daha gözden geçiriniz.

Nereden ve nasıl kazandığınızı, kimlerden aldığınızı kuruşu kuruşuna hatırlamaya çalışınız!

İçinize sinmeyen, kalbinizin kabullenmediği, tereddüt ettiğiniz bir miktar varsa, şimdiden çıkarın atın onu, götürmeyin oralara.

Siz Allah`ın evine doğru ilerlerken, geride madden ve manen mağdur ettiğiniz hiç kimse kalmasın!  Allah korusun, arkanızdan size beddua eden birileri bulunmasın!

Ey Arafat yolcuları!

Havaalanında veya uçakta ihrama gireceksiniz, elbiselerinizi çıkaracaksınız.

İşte elbiselerinizden soyunduğunuz gibi, kalplerinizdeki her türlü kötülüklerden, kafanızdaki her türlü yanlış ve çarpık düşüncelerden pisliklerden ve basitliklerden soyunmalısınız!

Yoksa siz ihrama girmeyi ne zannediyordunuz?

Düşünün bir kere, normal zamanlarda size helal olan eşinize yaklaşmanız, koku sürünmeniz, bir yeşil dal ve yaprak koparmanız, vücudunuzdan bir kıl koparmanız bile ihramla size haram kılınıyorsa, İslam`la taban tabana zıt fikir ve düşüncelerin durumunu artık siz hesap edin!

Ey Arafat yolcuları!

Ey, Allah Teala`nın çağrısına "Lebbeyk Allahümme lebbeyk!" diyerek icabet edenler!

Biliyor musunuz, ihrama girdikten sonra Kâ’be`yi görünceye kadar durmadan bu kutlu sözü tekrarlayıp duracaksınız.

Farkında mısınız? "Buyur ey Allah`ım buyur!" diyorsunuz, bu sözün anlamı budur.

Şimdi bu sözü bilerek mi söylüyorsunuz, bilmeyerek mi?

Gerçekten Allah Teala`nın bütün emirlerine ve yasaklarına; "Buyur ey Rabbim, Senin her türlü emrin benim başımın ve gözümün üstünedir."

"Sözü tutulacak, emri tutulacak biri varsa o da Sensin, Senin hiçbir ortağın yoktur. Şüphesiz ki hamd Sanadır, nimet Senindir!" diyebiliyor musunuz?

Gerçekten sözü ve hükmü tutulacak tek makam olarak Allah`ı kabul ediyor musunuz?

Hacc ibadeti esnasında dilinizden düşürmeyeceğiniz bir kutlu söz de "Allahuekber, yani Allah en büyüktür" sözü olacaktır.

Dilinizden düşürmeyeceğiniz bu söz, kalbinizdeki yerini bulsun, Allah gerçekten sizin yanınızda en büyük olsun.

Gözünüzde, gönlünüzde, kalbinizde Allah Teala`dan büyük kimse kalmasın.

Hep O`nun azameti bürüsün sizi. O`ndan başka her şey sizin gözünüzde toz tanecikleri gibi küçülsün de küçülsün.

Allah`ın emirleri, Allah`ın yasakları ve Allah`ın hükümleri sizin yanınızda "ekber" olsun, "en büyük" olsun.

Allah`ın korkusu sizin yanınızda ekber olsun, en büyük olsun. O`ndan başkalarının korkuları bir hiç olsun.

O`nun sevgisine ve muhabbetine bürünesiniz. O`ndan başkasının muhabbeti bir hiç kalsın sizin yanınızda.

Ey Allah`ın evinin ziyaretçileri!

Orada olduğunuz müddetçe Rahman`ın misafirleri olduğunuzu hiç bir zaman unutmayın, bu bilinç ve bu duygu sizden hiç uzaklaşmasın!

Sizinle birlikte Cebrail Aleyhisselam`ın bulunduğunu, Hz. Peygamber Aleyhisselam`ın ve arkadaşlarının oturup kalktığını tahayyül edin!

Bin dört yüz yıl önceki Mekke`nin ve Medine`nin havasına bürünün!

Dünya ile memleketinizle olan ilişkinizi Allah için birazcık dondurun!

Ey Arafat yolçuları!

Mekke`de kaldığınız günlerde vaktinizin çok büyük bir kısmını kesinlikle Kâ`be-i Muazzama`da geçirmeye bakınız!

Eften püften sebeplerle, basit şeyler için Kâ’be’den ayrılmayın.

Girmeden önce bütün ihtiyaçlarınızı giderin, girdiğinizde artık kolay kolay çıkmayın oradan.

Özellikle kaldığınız otel veya ev, eğer Kâ’be’den biraz uzaksa, sadece yatmak için gidin oraya.

Yemek ve benzer ihtiyaçlar için sakın vaktinizi otelde veya yollarda geçirmeyin!

Mescid-i Haram’dan ayrılmamanın yollarına bakın!

Gücünüz yettiği kadar tavaf ediniz, çünkü orada yapılacak en faziletli amel tavaftır. Tavaftan yorgun düştüğünüzde oturun Kur`an okuyun veya namaz kılın!

Dinlenirken de gözlerinizi Kâ’be`den hiç ayırmayın!

Gözünüz Kâ’be’de olsun, diliniz Allah’ı zikretsin!

Kâ’be’ye bakarak dua edin

Kendiniz için, evlatlarınız için, yakınlarınız için ciddi ve samimi dualar edin.

Sonra bütün Müslümanlar için, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar için dualar edin!

Eğer Medine`de iseniz vaktinizin en büyük bölümünü Mescid-i Nebevi`de geçirmeye bakınız.

Farz namazları kesinlikle ve kesinlikle Mescid-i Nebevi`de ve cemaatle kılmaya bakınız.

Unutmayınız ki, Medine`de bunun için bulunuyorsunuz!

Keşke Medine`ye gelmeden önce Rasûlullah Aleyhisselam`ın hayatını bir defacık olsun okumuş olsaydınız!

Lüzumsuz ve basit ihtiyaçlar için, özellikle yemek için ikide bir evinize, otelinize gitmeyiniz.

Ve özellikle çarşı pazar dolaşarak kendinize yazık etmeyiniz!

Unutmayınız ki, Hacca gelen bir Müslümanın uğrayabileceği en büyük ziyan, vaktini çarşı pazarda geçirmesidir.

Ey Allah`ın Evinin ziyaretçileri!

Yeryüzünün dört bir yanından gelen farklı mezheplere mensup Müslüman kardeşlerinizle karşılaşacaksınız, başka örf ve adetlerdeki kardeşlerinizi göreceksiniz,

Sakının cahillik etmeyin, taassupta bulunmayın, onları hemen eleştirmeyin.

Belki de sizin yaptıklarınız yanlıştır, bid`attır, doğru olan belki onların yaptıklarıdır.

Müslümanlar arasında görüp şahit olduğunuz ufak tefek bu farklılıklar sizi araştırmaya sevk etsin, İslam`ı kaynaklarından öğrenmenize ve böylece ilminizin artmasına vesile olsun.

Ey Arafat Yolcuları!

Sizler gibi dünyanın dört bir yanından gelen herkes orada Rahman olan Allah`ın misafirleridir ve sizin kardeşlerinizdir.

Onların hep iyi yönlerini görmeye çalışın!

İyice dikkat ettiğinizde onların sizde olmayan iyiliklerini ve güzelliklerini göreceksiniz.

Memleketinize döndüğünüzde anlatacağınız kardeşlerinize dair güzellikler arayın, bulun ve biriktirin.

Sakının Allah`ın evinin ziyaretçilerinin ayıplarını araştırmaya kalkışmayın. Onların yanlışlarını ve eksiklerini görmekten zevk alıyorsanız o zaman imanınızı iyice gözden geçirin.

Memleketinize döndüğünüzde onlar hakkında cahilce lakırdılara dalmak ve gıybetlerini yapmak için pusuya yatarak günah avcılığı yapmayın!

 Herkes günahlarını affettirip analarından doğduğu gün gibi hacdan dönerken, sizler sevaplarını silip süpüren, vebal yüklenerek dönen zavallılar olmayın!

Ey Kâbe Yolcuları!

Iman etmedikçe cennete giremeyeceğinizi, Müslümanları sevmedikçe de iman etmiş olamayacağınızı, renkleri ve dilleri sizden ayrı olan bu insanlarla iç içe olduğunuzda çok daha iyi anlamalısınız!

Yeryüzünün dört bir yanından gelen bu kardeşlerinizi sadece geriden geriye severek değil, onlarla iç içe girerek, sağlam ve unutulmaz ilişkiler kurarak sürdürün!

İşte bu noktada Arapça bilmemenin ne büyük bir eksiklik olduğunun acısını yürekten tadın da, ülkenize döner dönmez öğrenmeye başlayın.

Siz yapamıyorsanız yavrularınız için ne kadar elzem olduğunun farkına varın!

Ey Arafat yolcuları!

Kısacası, geliniz haccımızı güzelleştirelim, haccımıza seviye kazandıralım, haccımızı yücelmemize vesile kılalım.

Gitmeden önceki durumumuzla, döndükten sonraki durumumuz arasında, elle tutulur, gözle görülür değişiklikler olsun.

Bambaşka birisi olarak dönelim Arafat`tan, bambaşka birisi olarak dönelim Hacdan.

Haccımızı, ümmetin kurtuluşunun hamurunun yoğrulduğu bir yer ve zaman yapalım!

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Ağustos 2016 (143. Sayı)
 
12-08-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.