Eş Seçiminde Gözünüze Değil, Kulağınıza Güvenin

Mehmet Göktaş
Ticari bir konuyu görüşmek için arkadaşının bürosundaydı. Daha önce de birkaç defa gelmişti aynı yere. Sadece bir defaya mahsus ticaret yapacaklardı. Satacakları şeyin müşterisi hazırdı, şimdiden bütün siparişleri almıştı bile. Fakat kendisinin sermayesi olmadığı için durumu iyi olan bu arkadaşının yanına gelmişti. Onu çoktan beri tanıyordu fakat ilk defa ticari bir iş yapacaklardı.
Ticari bir konuyu görüşmek için arkadaşının bürosundaydı. Daha önce de birkaç defa gelmişti aynı yere. Sadece bir defaya mahsus ticaret yapacaklardı. Satacakları şeyin müşterisi hazırdı, şimdiden bütün siparişleri almıştı bile. Fakat kendisinin sermayesi olmadığı için durumu iyi olan bu arkadaşının yanına gelmişti. Onu çoktan beri tanıyordu fakat ilk defa ticari bir iş yapacaklardı.

Ne zaman konuyu ele almaya başlasalar büro sahibinin telefonu çalıyor, uzun uzun konuşuyor ve konudan uzaklaşılıyordu. Gelen telefonlar evinden, daha doğrusu eşindendi. Anlaşılan o ki araları iyi değildi. Onların bu durumunu öğrenmiş olmamak için telefon geldiğinde salona çıkıyordu.

Bir defaya mahsus olmak üzere bu ticareti yapma kararı aldılar, yaptılar ve başarılı da oldular. Bu bir iki hafta içerisinde arkadaşının telefon gerginliği sürüp gitti. İster istemez onun eşiyle olan gerginliğine şahit oldu, gizlenecek bir durum değildi. Üstelik büroya gelip giden küçük çocuğu da annesinin sert sözlerini aktarmıştı babasına. Artık gizlenecek bir şeyin kalmadığını anlayan büro sahibi derin bir nefes aldı:

— Kadere bak kardeşim. Tanışarak, görüşerek, bir birimizi severek evleniyoruz, geldiğimiz noktaya bak. Nerdeyse boşanacağız. Hâlbuki sizler bir birinizi hiç görmeden, konuşmadan görücü usülüyle körü körüne evlilik yapıyorsunuz, çok çok mutlusunuz. Nasıl oluyor anlamadım?

Daha önce bu konuları hiç konuşmadığı bu ticaret arkadaşı geriye yaslandı, biraz sustuktan sonra tane tane konuşmaya başladı.

— Biliyor musun? Benimle bir defaya mahsus şu ticareti yapmak için beni kaç kişiye sormuşsun. Güvenilir biri miyim diye, kaç kişiye gitmişsin, kaç kişiye telefon açmışsın, ondan sonra evet demişsin öyle değil mi?

Biraz utanarak “evet” dedi.

— Sakın ha seni bundan dolayı ayıpladığımı zannetme, doğru olanı yaptın, çünkü benimle ilk defa böyle bir ticaret yapıyorsun, ben olsam aynısını yapardım, dedi ve arkadaşını rahatlattı ve sonra devam etti:

— Peki, bir defaya mahsus ticaret için böyle yaptınız da, kendisiyle ebedi bir yuva kuracak olduğun bu bayanı kimden sordun? Bir defacık olsun onu yakından tanıyanlara sordun mu? Allah aşkına söyler misin? Çocuklarına anne olacak, annene babana gelin olacak, soyunu devam ettirecek olan bir bayanı kaç kişiden sordun da evlendin? Sen hiç sokakta bulduğu birisiyle yüklü bir ortaklık yapana rastladın mı? Sırf yakışıklı olduğu için, güzel bir görünüme sahip olduğu için birisiyle iş ortağı olur musun?

— Ama ben onunla bizzat görüşerek, konuşarak evlendim diyorum ya?

— İşte burada gözüne inanmayacaksın. Her konuda gözüne inanacaksın ama eş seçiminde asla inanmayacaksın, yeterli görmeyeceksin, asıl kulağına itimat edeceksin. Sen zannediyorsun ki ben bizzat gördüm, konuştum, tanıştım, daha ne yapacaktım? Sen onun sadece fizikini gördün, boyunu posunu gördün. O sana en güzel elbiseleriyle göründü, senin karşına çıkarken kaç defa aynanın karşısından ayrılmadı. Kelimelerinin en güzellerini seçti, tavırlarının en sevimlisini hazırladı ve karşına öyle çıkıverdi. Sen onu yataktan ilk kalktığı haliyle, taranmadan, boyanmadan gördün mü? Sen onun mutfaktaki pasaklılığını gördün mü? Annesiyle kavgasına şahit oldun mu? Bu kadar inat birisi olduğunu biliyor muydun? Zannedersem bunların hiç birini öğrenmeden onunla evlendin. Hâlbuki senin asıl yapacağın şey o bayanı yıllar yılı tanıyanlardan sorup öğrenmek olacaktı.  Onu yirmi yıldan bu yana tanıyanlar, onun öğleye kadar yatağından kalkmadığını bilenler vardı, para harcamaktan başka bir hünerinin olmadığını bilenler vardı, onlara soracaktın veya sorduracaktın. Sen şimdi zannediyorsun ki bizler hiç tanışmadan körü körüne evlendik öyle mi? Annem ve ablam günlerce soruşturdu, komşularından, okul arkadaşlarından sormadığı kimse kalmadı, görüşme işini en sona bıraktık. Bir daha tekrar ediyorum; Her konuda gözüne inanacaksın, en güzel şahit gözdür. Fakat evlenirken, eş seçerken kulağına inanacaksın, güveneceksin…

Bu küçük hikâyeyi gençlere anlatıyorum. Hani evlilik konusunu çok işliyorum ya, bunların bilinmesini istiyorum.

Bir şey daha tavsiye ediyorum; tercih hakkınızı iyi kullanın, tercih hakkınızı aptalca elinizin tersiyle itelemeyin. Evleneceğiniz eşinizi çokça bayanın içinden seçerek alın, tercih hakkınızı iyi kullanın. Yani ilk gördüğünüz, ilk karşılaştığınız bayana çakılıp kalmayın. Aynı şeyi kızlarımıza da söylüyorum. Bunu başarabilmenin tek yolu, kendinize sahip olmak ve gönlünüzden geçeni dışa vurmamaktır, müstakbel eş adaylarınızdan birisi olan kişiyle mesafeli durmaktır. Zaten İslam Şeriatı da bunu emretmiyor mu?

Tamam, insanın gönlü meyledebilir. Fakat dünya o bir kişiden ibaret değildir, sabretmeli, diğer bütün ihtimalleri değerlendirmeden bu konuyu açmamalı, yani tercih hakkını kullanmalıdır.

Ticari bir örnekle biraz daha anlaşılır hale geleceğine inanıyorum.

Çocuğunuzun elinden tutup ona elbise almaya gidiyorsunuz. Yolda giderken ona şöyle öğüt veriyorsunuz:

— Bak yavrum, sana elbise almaya gidiyoruz, bunun için şu kadar para ayırdım, yani kesin olarak alacağız, bundan hiç şüphen olmasın. Fakat şimdi beni iyi dinle. Bu çarşıdaki bütün mağazaları tek tek dolaşacağız, hepsindeki elbiseleri gördükten sonra karar verip en sonunda alacağız tamam mı? Eğer sen hemen ilk girdiğimiz mağazadaki elbiseye sarılır ve mutlaka bunu alacağız diye tutturursan işte o zaman yanlış yaparız. Hem senin böyle yaptığını gören, almadan çıkmayacağını anlayan mağaza sahibi pahalı fiyat söyler. Daha da kötüsü, diğer mağazalarda çok daha güzel elbiseler vardır, fakat artık onları alamayız. Senin yapacağın şey, hepsini gezelim, görelim, sen hiç sesini çıkartma, sadece aklında tut yeter. En sonunda karar verelim…

Şimdi geçlere sesleniyorum. Evlilik şu alış verişten daha mı basit ki hemen ilk karşılaştığımızla evlenmek için çocukça hareket ediyoruz?

Unutmayalım ki, akıllıca bir eş seçimi yapamaz isek, baştan hatalı davranırsak, istediğimiz kadar çırpınsak bile sonunda düzeltemeyiz.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Ekim 2015 (133. Sayı)
 
11-10-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.